Geri Dön

Hematolojik malign hastalıklarda tedaviye bağlı gelişen gonad işlev bozuklukları

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 48510
  2. Yazar: ÖNER ÖZDEMİR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FEYZA DARENDELİLER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Gonadlar, Kan hastalıkları, Neoplazmlar, Radyoterapi, İlaç tedavisi, Puberty, Gonads, Hematologic diseases, Neoplasms, Radiotherapy, Drug therapy
  7. Yıl: 1996
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Neoplazi günümüzde her 600 çocuktan birinde gelişmektedir. Neoplastik hastalıkların genel olarak %60'da uzun süreli sağkalım mümkündür. Hematolojik malign hastalıklarda uygulanan tedaviler ile yaşam sürvisi uzadıkça, tedaviye bağlı yan etkilerin görülme sıklığı da artmaktadır. Endokrin sistem komplikasyonlan bunlar içinde önemli yer tutar. Hipofîzer sistem etkilenerek sekonder hipogonadizm ya da direkt olarak gonadlar etkilenerek primer hipogonadizm meydana gelebilir. Bunun sonucunda pubertenin başlamaması, pubertede duraklama, amenore, infertilite gibi çeşitli bozukluklar ortaya çıkabilir. Yurdumuzda malign hastalıkların RT ve KT'si sonucu oluşan gonad işlev bozuklukları ile ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yoktur. Bu çalışma ile malign hastalığı olanlarda geç yan etki olarak özellikle gonad işlevlerim incelemeyi amaçladık. 1980-1994 yıllan arasında İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji-Onkoloji Bilimdalı tarafından izlenen KT ve/veya RT almış halen remisyondaki vakalar çalışma grubunu oluşturmuştur. Bunlardan puberte başlama yaşı göz önünde tutularak 8 yaş ve üzeri kızlar, ve 9 yaş ve üzeri erkeklerden oluşan 51 çocuk gonad işlevlerinin araştırılması için çağrılmıştır. Fizik muayene(antropometrik ölçümler de alınarak), bazal ve uyarılmış hormon(LH,FSH,T,E2) düzeyleri, gonad işlevlerini etkileyebilmesi nedeniyle PRL ve tiroid hormonları değerlendirilmiştir. Hormonal işlev bozukluğunun yansımalarını değerlendirmek amacıyle pelvik ultrason ve spermiogram incelemeye katılmıştır. Boy uzunluğu lösemili ve solid tümörlü hastalarımızda normal olarak saptandı. ALL'li vakalarımızda literatüre göre obeziteye daha az oranda rastlanmıştır. Gövde uzunluğu özellikle spinal RT alan vakalarımızda etkilenmişti. Hiperprolaktinemi sadece iki vakamızda saptanmış olup, biri primer hipotiroidi gelişmiş olan NHL'li, diğeri EST'li vakamızdır. Ayrıca subklinik ve kompanse tiroid bozukluklarına hastalarımızda rastlanmasına rağmen, bunların hiç biri gonad işlev bozukluğuna yol açacak düzeyde değildi. ÂML'li bir hastamızda bazal hormonal değerlendirme ile, gonadotoksisiteye rastlanmamış ve normal sağlıklı bir bebek dünyaya getirmiştir. ALL li erkeklerde germ hücre hasarı %72 oranında, Leydig hücre hasarı %iî9$ipranında saptanmıştır. Lenfomalı erkeklerde ise germ hücre hasarı %93 oranında, Leydig hücre hasarı %87 oranında tesbit edilmiştir. Akut lösemili kızlarda germ hücre hasarı %86 oranında, teka-granulosa hücre hasarı da %86 oranında bulunmuştur. Solid tümörlü kız vakalarımızda ise germ hücre hasarına %88 oranında, teka-granulosa hücre hasarına da %75 oranında rastlanmıştır. Tüm erkek hastaların yaşa göre testis volümleri değerlendirildiğinde, %39'nun testis boyutları küçüktü. Fakat sekonder cins karakterlerinin gelişimi, pubertesi geciken iki erkek hastamız dışında normal görünmekteydi. Literatüre uygun olarak gonad işlev bozukluğunun klinik yansımaları lenfomalı erkek ve solid tümörlü kız hastalarda yüksek oranda tespit edildi. KSRT ve ART alan tüm kız vakalarımızda genital organ hipoplazisi saptandı. İDRT alan erkek vakalarımızın hepsinde kompanse Leydig ve germinal hücre yetmezliği saptandı. Sonuç olarak, çalışmamızda literatüre uygun olarak kemoterapi ve özellikle infradiafragmatik radyoterapiye bağlı yüksek oranda gonad işlev bozukluğuna ve klinik yansımalarına rastlanmıştır. Tedavi sonrası gonad işlev bozukluğu açısından hastalarımızın düzenli şekilde takip ve incelemeye alınması zorunluluğu açıkça gözükmektedir.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Multiple miyelom tanılı konsolidasyon tedavisi veya otolog nakil sonrası lenalidomid idamesi alan hastalarda tedavi ilişkili toksisite ve sağkalımın değerlendirilmesi

    Evaluation of treatment-related toxicity and survival outcomes in patients with multiple myeloma receiving lenalidomide maintenance after consoli̇dati̇on therapy or autologous transplantati̇on

    CANSU KORKMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ NEVİN ALAYVAZ ASLAN

  2. Postsplenektomi hastalarda tromboz ve trombositoz gelişimi

    Development of thrombosis and thrombocytosis in postsplenectomy patients

    HİLAL EBRU İŞİKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELTEM AYLI

  3. Hematopoetik kök hücre nakli yapılan hastalarda gelişen intestinal komplikasyonlar ile bağırsakta blastocystis spp. varlığı ilişkisinin araştırılması

    Investigation of the relationship between intestinal complications developing in patients who underwent hematopoietic stem cell transplantation and the presence of blastocystis spp. in the intestine

    BÜŞRA DEDECAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    ParazitolojiAnkara Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLAY AKARSU

  4. Yeni tanı multipl miyelom hastalarında serum ikaros proteini seviyesinin belirlenmesi ve prognostik önemi

    Determination of serum ikaros protein levels in newly diagnosed multiple myeloma patients and prognostic significance

    NURİYE YILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    HematolojiKocaeli Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ELİF BİRTAŞ ATEŞOĞLU