Geri Dön

İZOLE PELVİK ORGAN PROLAPSUSU VEYA DESENSUSU TANISI ALAN HASTALARDA FARKLI CERRAHİ GİRİŞİMLER SONRASI REZİDÜ İDRAR MİKTARININ VE ÜRİNER İNKONTİNANS GELİŞME SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI

A comparison of post-micturition residue values after various surgical procedures and A study of urinary incontinence prevalence in patients with previously diagnosed pelvic organ prolapse or descensus

  1. Tez No: 629826
  2. Yazar: HANDE SEZER
  3. Danışmanlar: UZMAN SIDIKA SİBEL GÜLOVA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Pelvik organ prolapsusu, postmiksiyonel rezidü, üriner inkontinans, pelvic organ prolapse, post-micturition residue, post-void residue, urinary incontinence
  7. Yıl: 2020
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Bu çalışmanın birincil amacı POP-Q sınıflaması kullanılarak evrelendirilmiş pelvik organ prolapsusu veya desensusu olan hastalarda farklı cerrahi girişimler sonrasında postmiksiyonel rezidüde değişiklik olup olmadığının ve postoperatif olarak hastalarda üriner inkontinans gelişimi sıklığının araştırılmasıdır. YÖNTEM: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne başvurup 15 Ocak 2019 -15 Ocak 2020 tarihleri arasında kliniğimizde izole pelvik organ prolapsusu veya desensusu tanısı ile opere olmuş, 18 yaşından büyük, üriner inkontinans öyküsü olmayan 40 hasta dahil edilmiştir. Hastalar preoperatif dönemde muayene edilip izole pelvik organ prolapsusu veya desensusu tanısı aldıktan sonra boy, kilo, parite, sistemik hastalık, sigara kullanımı, geçirilmiş batın operasyonu, menopoz durumu ve hormon replasman tedavisi sorgulanmış, ardından POP-Q evrelemesi, stres test, Q tip test, postmiksiyonel rezidü (PMR) ölçümü yapılarak değerlendirilmiş; enfeksiyöz yakınmaları olan hastalardan tam idrar tahlili ile idrar kültürü tetkikleri istenmiş ve postoperatif 3. ayda aynı muayeneler tekrarlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır ve p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen pelvik organ prolapsusu ve desensusu endikasyonu ile opere edilmiş olan hastaların PMR ortalamaları preoperatif 54,50 ml iken operasyon sonrasında 36,02 ml olarak saptandı. Hastaların PMR bulgularının 100 ml'den az olma oranı operasyon öncesi %85,0 iken, operasyon sonrası bu oran % 92,5 olarak bulundu. Buna karşın aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı gözlendi (p=0,241). Hastaların apikal prolapsus ve sistosel evrelerinin, yaş, parite, vajinal doğum sayısı ve vücut kitle indeksi (BMI) ile ilişkili olup olmadığına bakıldı. Apikal prolapsus ve sistosel evrelerinin parite, vajinal doğum sayısı ve BMI ile ilişkili olmadığı saptandı. Ancak hastalardan apikal prolapsusu evre 4 olanların yaş düzeylerinin evre 2 ve evre 3 olan hastalara göre yüksek olması istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p=0,005). Sistosel evresinin ise yaş ile arasında bir ilişki saptanmadı. Hastaların apikal prolapsus ve sistosel evresi ile PMR değerleri karşılaştırıldığında; PMR grup bulgularının apikal prolapsus ve sistosel evre düzeyleri ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı anlaşıldı (apikal prolapsus için p=0,707; sistosel için p=0,359). Apikal prolapsusu evre 3 olan hastaların operasyon öncesinde PMR değerleri, evre 2 ve 4'e göre daha düşük saptanmasına karşın aralarındaki farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı (p=0,080). Sistosel evresi 3 olan hastalarda PMR değeri daha yüksek olmasına karşın, evre 2 ve 4'te yer alan hastalar ile arasındaki farklılık istatistiksel açıdan yeterli değildi (p=0,383). Hastaların PMR bulguları ile idrar yolu enfeksiyonu (İYE) bulguları karşılaştırıldığında; hem preoperatif hem de postoperatif dönemde PMR değerinin 100 ml üstü olması ile İYE görülmesi arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır (preoperatif bulgular için p=0,577; postoperatif bulgular için p=0,146 ). Postoperatif üriner inkontinans varlığına ise hastaların 3 (%7,5)'ünde rastlanıldı. Görülen inkontinans tipi stress tip üriner inkontinanstı. Postoperatif inkontinans gelişmesinin preoperatif apikal prolapsus ve sistosel evresi ile ilişkisi var mı diye bakıldığında; üriner inkontinans gözlenme sıklığının apikal prolapsusu evre 3 (p=0,000) ve sistoseli evre 3 (p=0,000) olan hastalarda daha yüksek olması istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p<0,05). SONUÇ: Operasyon öncesi ve sonrası dönemde prolapsus evresi anlamlı şekilde azalırken, PMR değerleri prolapsus evresi ile ilişkili bulunmamıştır. Yine PMR değerinin 100 ml üstünde olması ile İYE görülmesi arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Ancak apikal prolapsus evresi 4 olan hastaların evre 2 ve 3 olan hastalara göre yaş ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Hastalarda postoperatif üriner inkontinans gelişimine bakıldığında ise apikal prolapsus ve sistosel evresi 3 olup opere olan hastalarda üriner inkontinans izlenme sıklığı anlamlı olarak daha yüksektir.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE: The primary objective of this study is to ascertain any changes in post-micturition residue (PMR) after various surgical procedures and postoperative urinary incontinence occurrence in patients with pelvic organ prolapsus or descensus staged using the POP-Q classification. MATERIAL AND METHODS: The study is inclusive to 40 patients who are over 18 years old, have no history of urinary incontinence, and have been operated with the primary diagnosis of isolated pelvic organ prolapse or descensus between the dates January 15, 2019- January 15, 2020 after applying to the Health Sciences University Şişli Hamidiye Etfal Education and Research Hospital Obstetrics and Gynaecology Clinic for examination. The patients were diagnosed preoperatively with isolated pelvic organ prolapse or descensus; and thereafter questioned about their height, weight, parity, systemic disease, smoking habits, previous abdominal surgery, menopause status and hormone replacement therapy usage; after which they were subjected to POP-Q staging, urine stress test, Q-tip test, post-micturition residue measurement procedures for a comprehensive evaluation. Further work-up with urine analysis and urine cultures were ordered for patients presenting with infectious complaints. All these tests were reiterated at the postoperative third month follow-up visit. Statistical analysis of the aforementioned data was performed with SPSS 23.0 package program and p<0.05 was accepted as the statistical significance cut-off value. RESULTS: Mean preoperative post micturition residue (PMR) values of cases with pelvic organ prolapse and descensus included in this study was discovered to be 54.50 ml. Post operatively mean PMR was found to be 36.02 ml in the same population. While the rate of preoperative 'PMR Under 100 ml' was 85%, postoperatively this rate was observed as 92.5%; although this difference was not statistically significant (p=0.241). When the apical prolapse and cystocele stages of the patients are compared according to their PMR values, no statistically significant difference was observed between apical prolapse or cystocele stage levels according to their PMR values (for apical prolapse p=0.707, for cystocele p=0.359). For different apical prolapse stage levels, although preoperative PMR values for Stage 3 apical prolapse were lower compared to Stage 2 and 4; no statistically significant difference was observed between these groups (p=0.080). For different cystocele stage levels, although PMR levels were higher for Stage 3 cystocele; the difference with Stage 2 and 4 groups were again statistically insignificant (p=0.383). When PMR values were compared with urinary tract infection findings, there was no statistically significant difference between occurrence of urinary tract infection and PMR values>100 ml both in the preoperative and postoperative period (preoperative period p=0.577; postoperative p=0.146). Postoperative urinary incontinence developed in 3 (7.5%) patients in the postoperative period. CONCLUSION: Although prolapse stage decreases significantly from the preoperative period to the postoperative period; post-micturition residue (PMR) values were found to be not statistically significantly related to the prolapse stage. Additionally, no statistically significant difference was observed between the occurrence of urinary tract infections and PMR values >100 ml.

Benzer Tezler

  1. 1,3-difenil-4,5-bis(hidroksiimino)-imidazolidin ve Ni(II), Cu(II), Pd(II), UO2(VI) komplekslerinin sentezi

    Başlık çevirisi yok

    VEFA AHSEN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    Kimya MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZER BEKAROĞLU

  2. Effect of chymotrypsin on M1 type pyruvate kinase from rabbit muscle and L-type from sheep liver

    Başlık çevirisi yok

    NİLAY BAŞARAN

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1987

    BiyokimyaOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MERAL YÜCEL

  3. Bazı buğday türlerinde poliploidi düzeyine bağımlı IAA ve ABA miktarlarının kantitatif belirlenmesi üzerine bir araştırma

    Başlık çevirisi yok

    SEVGİ HEPAKSOY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    BotanikEge Üniversitesi

    Botanik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AVNİ GÜVEN

  4. İdrar kültürlerinden izole edilen coag (-) staphylococcus (s. epidrmidis ve s. saprophyticus)'ların idrar yolu enfeksiyonlarındaki yeri

    The Place of coag (-) staphylococcus to the urinary tract infectron which are isolated from the urine cultures

    SUMRU ÇITAK(KORMAN)

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. URAZ GÜVEN

  5. Albizzia julibrissin'in glikozitlerinin incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    NALAN KABAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    BiyolojiEge Üniversitesi

    DOÇ. DR. HÜSEYİN ANIL