Sistemik lupus eritematozus'lu hastalarda pulmoner tutulum
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 638354
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BAHAR ARTIM ESEN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Romatoloji, Rheumatology
- Anahtar Kelimeler: Akciğer, Akciğer hastalıkları, Akciğer hastalıkları-interstisyel, Kohort çalışmaları, Lupus eritematozus-sistemik, Prevalans, Teşhis, Lung, Lung diseases, Lung diseases-interstitial, Cohort studies, Lupus erythematosus-systemic, Prevalence, Diagnosis
- Yıl: 2020
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaçlar: SLE pulmoner tutulum prevalansı, tanı yöntemleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Bu çalışmada, tek bir kohortta farklı tanı yöntemleriyle tutulum sıklığını belirlemeye çalıştık. Hastalar ve Yöntemler: Rastgele seçilen 300 SLE hastası dahil edildi. Akciğer grafisi, akciğer spirometrisi, karbonmonoksit difüzyon testi (DLCOc) ve ekokardiyografi yapıldı. İnterstisyel akciğer hastalığının (İAH) kesin tanısı için yüksek çözünürlüklü toraks bilgisayarlı tomografi (HRCT) yapılırken, diyafram elektromiyografisi (EMG), ultrasonografi (USG) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) büzüşen akciğer sendromunu (BAS) teşhis etmek için kullanıldı. Bulgular: Kohortun % 88,3'ü kadındı. Ortalama yaş ve takip süresi sırasıyla 43 ve 11,5 yıl idi. 300 hastanın % 16'sında İAH, % 6,7'sinde pulmoner hipertansiyon (PHT), % 3'ünde BAS, % 0,3'ünde pulmoner infarkt saptandı. Çalışmanın başlangıcında, hasta kayıtlarından elde edilen bu tutulumların prevalansları % 4 İAH, % 5 PHT, % 0,3 BAS ve % 0,3 pulmoner infarkt olduğunu göstermiştir. Ortalama yaş, ortalama hastalık süresi ve takip süresi İAH hastalarında olmayan hastalara göre anlamlı olarak yüksek ve uzundu (p <0.05). Zorlu ekspiratuar hacim (FEV1), zorlu vital kapasite (FVC), DLCOc ve total akciğer kapasitesi (TAK), İAH ve BAS hastalarında anlamlı olarak daha düşüktü (p <0,001). İAH'lı hastalarda artrit, serözit, Raynaud, miyozit ve anti-Scl70 pozitifliği anlamlı derecede yüksekti. Nöropsikiyatrik hasar, avasküler nekroz, diyabet ve malignite bu hastalarda anlamlı olarak daha sıktı. BAS olduğundan şüphelenilen tüm hastalara diyafragma EMG, USG ve MR uygulandı. Şüphelenilen 10 vakanın 6'sında EMG'de, 5'inde USG'de ve 9'unda MR, BAS tanısı ile uyumlu idi. 5 hastada üç tanı yöntemi ile BAS tanısı uyumlu idi. BAS tanılı hastalarda daha yüksek plörit, perikardit, lökopeni, anti-Ro ve anti-La antikorları saptandı. Kas atrofisi ve halsizlik, avasküler nekroz bu grup hastalarda daha sıktı (p <0.05). BAS grubunda mikofenolat mofetil (MMF) ve siklofosfamid ile tedavi edilen daha fazla hasta, İAH grubunda ise MMF ile daha fazla hasta vardı. İAH tanılı hasta grubunda anlamlı derecede yüksek hidroksiklorokin (HCQ) kesilmesi saptandı (p = 0,04). Sonuçlar: İnterstisyel akciğer hastalığı SLE hastalarında yaygındır ve önemli sayıda hastada BAS vardır. Spirometri, difüzyon testleri ve göğüs röntgeni, SLE hastalarında pulmoner tutulum için tanısal yaklaşımı şekillendirmek için basit ancak değerli araçlardır. Diyafram MR, USG ve EMG, BAS tanısında kesin tanı için tamamlayıcı yöntemlerdir. Çalışmanın başlangıcı ve bitişi arasındaki prevalansın önemli farklılığı göz önüne alındığında, olasılıklardan biri, SLE pulmoner tutulumun multisistemik bir sunumun parçası olması nedeniyle bilinmemesidir. Ayrıca, bu hastalarda immünosüpresiflerin daha yüksek kullanımı, multisistemik aktif bir hastalığı destekleyebilir. Her ne kadar ilaç etkisi başka bir endişe olsa da, çalışmanın kesitsel tasarımı nedeniyle nedensel bir ilişki kurmak zordur. Hidroksiklorokin, İAH'ın önlenmesinde rol oynayabilir.
Özet (Çeviri)
The prevalence of SLE pulmonary involvement varies depending on several factors, including diagnostic methods. In this study, we sought to determine the frequency of involvement with different diagnostic methods in a single center cohort. Patients and methods: 300 randomly chosen patients with SLE were included. Chest x-ray (CXR), lung spirometry, carbonmonoxide diffusion test (DLCOc) and echocardiography were performed. High resolution thorax computed tomography (HRCT) was done for a definite diagnosis of interstitial lung disease (ILD) whilst diagram electromyography (EMG), ultrasonography (USG) and magnetic resonance imaging (MR) were utilized to diagnose shrinking lung syndrome (SLS). Results: 88,3 % of the cohort were female. The mean age and follow-up time were 43 and 11,5 years respectively. Of 300 patients, 16 % had ILD, 6,7 % had pulmonary hypertension (PHT), 3 % had SLS, 0,3 % had pulmonary infarction. At the start of the study, the prevalences of these involvements obtained from the patients' records showed that 4 % had ILD, 5 % PHT, 0,3 % SLS and 0,3 % pulmonary infarction. The median age, mean duration of disease and follow-up time were significantly higher and longer in patients with ILD compared to patients without (p<0.05). Forced expiratory volume (FEV1), forced vital capacity (FVC), DLCOc and total lung capacity (TLC) were significantly lower in patients with ILD and with SLS (p<0,001). Patients with ILD had significantly higher frequency of arthritis, serositis, Raynaud myositis and anti-Scl70 positivity. Neuropyschiatric damage, avascular necrosis, diabetes and malignancy were significantly more frequent in those patients. All patients with suspected SLS undergone diagram EMG, USG and MR. Out of 10 suspected cases, in 6 EMG, in 5 USG and in 9 MR was compatible with SLS diagnosis. 5 patients had 3 of the diagnostic methods positive to diagnose SLS. Patients with SLS had a higher frequency of pleuritis, pericarditis, leukopenia, anti-Ro and anti-La antibodies. Muscle atrophy and weakness, avascular necrosis were more frequent in this group of patients (p<0.05). There were more patients treated with mycophenolate mofetil (MMF) and cyclophosphamide in the SLS group whilst more with MMF in the ILD group. Significantly higher frequency of patients had stopped using hydroxychloroquine (HCQ) in the ILD group (p=0,04). Conclusion: Interstitial lung disease is common in patients with SLE and considerable number of patients have SLS. Spirometry, diffusion tests and chest x-ray are simple but valuable tools to shape diagnostic approach for the pulmonary involvement in patients with SLE. Diagram MR, USG and EMG are complementary methods for a definite diagnosis in SLS. Considering the significant difference of prevalence between the start and the end of the study, one of the possibbilities is the underrecognition of SLE pulmonary disease due to its being part of a multisystemic presentation. Moreover, the higher usage of immunosuppressives in these patients may support a multisystemic active disease. Although drug effect is another concern, it is hard to establish a causal relationship due to the study's cross-sectional design. HCQ may have a role in ILD prevention.
Benzer Tezler
- Anti-RNP pozitif otoimmün bağ dokusu hastalığı olan hastaların klinik seyirleri ve miks bağ dokusu hastalığının özelliklerinin belirlenmesi
Clinical course of patients with Anti-RNP positive autoimmune connective tissue disease and characterization of features of mixed connective tissue disease
AYSEL ORUJOVA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Romatolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT İNANÇ
- Sistemik sklerozlu hastalarda serum defensin düzeylerinin belirlenmesi
Determination of serum defensin levels in patients with systemic sclerosis
TUĞÇE EMİROĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
RomatolojiGazi Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ABDURRAHMAN TUFAN
PROF. DR. MEHMET AKİF ÖZTÜRK
DOÇ. DR. ÖMER KARADAĞ
- Sistemik lupus eritematozusda antifosfolipid antikorlarının sıklığı ve klinik önemi
The Frequency and clinical importance of antiphospholipid antibodies in systemic lupus erythematosus
MEHMET ŞAHİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
DermatolojiAnkara Üniversitesiİmmünoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURŞEN DÜZGÜN
- Sistemik lupus Eritematozus`lu hastalarda; Ro(SS-A) ve La(SS-B) antikorlarının tanı değeri
The Diagnostic value of Ro(SS-A) and La(SS-B) antibodies for patients with systemic lupus Erythematosus (SLE)
TUNCAY KIMILLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1996
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıGataİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF.DR. FİKRİ KOCABALKAN
- Sistemik Lupus eritematozus'lu hastalarda CTLA-4 gen polimorfizminin PCR-RFLP yöntemi ile belirlenmesi
Determination of the CTLA-4 gene polymorphism by PCR-RFLP method in systemic Lupus erythematozus patients
MEHTAP ÜLKER
Yüksek Lisans
Türkçe
2006
Allerji ve İmmünolojiAkdeniz ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MUSTAFA ENDER TERZİOĞLU