Çocuk endokrinoloji polikliniğine puberte gecikmesi nedeniyle başvuran hastaların etyolojik dağılımı
Etiological distribution of patients who applied to pediatric endocrinology policlinic due to delayed puberty
- Tez No: 664618
- Danışmanlar: DOÇ. DR. FATİH GÜRBÜZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Endokrin sistem hastalıkları, Ergenlik, Etyoloji, Çocuk hastalıkları, Çocuklar, Endocrine system diseases, Puberty, Etiology, Child diseases, Children
- Yıl: 2021
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Çukurova Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Endokrinoloji Polikliniğine 1 Ocak 2008 ile 1 Ocak 2011 tarihleri arasında puberte gecikmesi nedeniyle başvuran toplam 112 çocuk (13-20 yaş arası, ortalama 15,53 ± 1,68 yaş, 54'ü (%48,2) erkek, 58'i (%51,8) kız ) çalışmaya dahil edildi. Puberte gecikmesi tanısı kız çocuklarda 13 yaşını bitirmiş olmasına karşın meme gelişimi henüz başlamaması (Tanner Evre I), erkek çocuklarda ise; 14 yaşını bitirmiş olmasına karşın testis hacmi 4ml'nin altında (Tanner Evre I) olması şeklinde tanımlandı . FSH ve LH için 2 IU/ml'nin altındaki değerler prepubertal, Testosteron için 20 ng/dl (714 pmol/L)'nin altı prepubertal, E2 için ise 1,9 ng/dl (73 pmol/L) 'nin altındaki değerler prepubertal olarak kabul edildi. Olguların 90'ında (%80,4) hipogonadotropik hipogonadizm (48'i erkek (%53,3), 42'si (%46,7) kız ), 22'sinde (olguların %19,6'sı , 6 olgu (%27,3) erkek, 16 olgu (%72,7) ise kız) ise hipergonadotropik hipogonadizm saptandı. Hipogonadotropik Hipogonadizmli hastalar; İzole Kalıcı Hipogonadotropik Hipogonadism , Yapısal Büyüme Geriliği ve Puberte Gecikmesi ve Fonksiyonel Hipogonadotropik Hipogonadizm (Kronik Hastalığa eşlik eden) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Olguların tümü değerlendirildiğinde, çalışmadaki 112 hastanın 42'sinde (%37,5) izole kalıcı hipogonadotropik hipogonadizm (18 olguda normosmik idiopatik hipogonadotropik hipogonadism ,bu 18 olgunun 3'ünde TACR3 mutasyonu bulundu), 19 olguda (% 16,96) Yapısal büyüme geriliği ve puberte gecikmesi, 29 olguda (%25,89) fonksiyonel hipogonadotropik hipogonadizm , 22 olguda (%19,6) ise hipergonadotropik hipogonadizm saptandı . Literatürdeki çalışmaların çoğunun aksine puberte gecikmesinde en sık etyolojik neden olarak kalıcı idiopatik hipogonadotropik hipogonadizm , ikinci sıklıkta ise Fonksiyonel Hipogonadotropik Hipogonadism bulduk. Bunun nedeni olarak Yapısal Büyüme Geriliği ve Puberte Gecikmesi olan olguların çoğunun erkek olduğu düşünüldüğünde, dış merkezlerde üroloji uzmanlarınca puberte indüksiyonu amacıyla testosteron replasmanına ve ayrıca ünitemizin hipogonadotropik hipogonadizm açısından genetik nedenleri araştıran referans merkezi olması ve buna yönelik hipogonadizm hastalarının genetik incelenmesi amacıyla merkezimize yönlendirilmesine bağlı olduğu kanısına varılabilir. Çalışmamızın tek kısıtlayıcı yönü ise retrospektif olması nedeniyle güncel literatürde bildirilen Yapısal Büyüme Geriliği ile Hipogonadotropik Hipogonadism ayrımında kullanılan inhibin B ve Anti Müllerian Hormon düzeylerinin hastalarda bakılmamış olmasından dolayı hasta dosyalarından bu bilgilere ulaşılamamış olmasıdır.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT: A total of 112 children with delayed puberty (13-20 years old, mean 15.53 ± 1.68 years, 54 male (48.2%) , 58 female (51.8% ) admitted to the Pediatric Endocrinology Polyclinic of Çukurova University Faculty of Medicine between January 1, 2008 and January 1, 2011 were included in the study. Delayed Puberty diagnosis is defined as breast development has not yet started despite the age of 13 (Tanner Stage I). In boys,it was defined as having a testicular volume below 4 ml (Tanner Stage I) even though he was over the age of 14. Values below 2 IU / ml for FSH and LH are prepubertal, below 20 ng / dl (714 pmol / L) for testosteron , and less than 1.9 ng / dl (73 pmol / L) for E2. was considered as prepubertal. Ninety of the cases (80.4 %, 48 male (53.3%), 42 female (46.7%) were hypogonadotropic hypogonadism and 22 (19.6% of cases) of them had hypergonadotropic hypogonadism(6 cases were male (27.3 %), 16 cases were female (72.7 %) Patients with Hypogonadotropic Hypogonadism were divided into three groups as Isolated Permanent Hypogonadotropic Hypogonadism, Structural Growth Retardation and Delayed Puberty and Functional Hypogonadotropic Hypogonadism (Accompanying Chronic Disease). When all cases were evaluated, in 42(37.5%) of 112 patients as permanent hypogonadotropic hypogonadism (normosmic idiopathic hypogonadotropic hypogonadism was found in 18 cases, TACR3 mutation was found in 3 of these 18 cases). , structural growth retardation and delayed puberty was found in 19 cases (16.96%). Functional hypogonadotropic hypogonadism in 29 cases (25.89%), and hypergonadotropic hypogonadism was detected in 22 cases (19.6%). Contrary to most of the studies in the literature, we found the most common etiological cause of delayed puberty as persistent idiopathic hypogonadotropic hypogonadism and Functional hypogonadotropic hypogonadism as the second most common cause. Considering that most of the cases with Structural Growth Retardation and Delayed Puberty are male, it can be concluded that it is due to testosterone replacement for the purpose of puberty induction by urologists in external centers, and also that our unit is a reference center investigating genetic causes in terms of hypogonadotropic hypogonadism and that hypogonadism patients are referred to our center for genetic examination. The only limitation of our study is that, because of its retrospective nature, inhibin B and anti-mullerian hormone levels, which are reported in the current literature, which are used to distinguish between Structural Growth Retardation and Delayed Puberty and Hypogonadotrophic Hypogonadism were not examined in patients, and this information could not be obtained from the patient files.
Benzer Tezler
- Süt formüllerinin tüketim uygulamaları ve süt formüllerinin C vitamini içeriği ile pH değerleri
Başlık çevirisi yok
GÖNÜL VAROL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Besin Hijyeni ve Teknolojisiİstanbul ÜniversitesiÇocuk Gelişimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TÜRKAN KUTLUAY
- Türkiye'de aile planlaması çalışmalarında erkeklerin önemi, hastane personeli ile fabrika işçilerinin doğum kontrol yöntemlerine karşı tutum ve davranranışlarında farklılığın araştırılması
Başlık çevirisi yok
KAMİL MALKOÇLU
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Demografiİstanbul ÜniversitesiAile Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DERİN KÖSEBAY
- Adolesan intihar girişimlerinin psiko-sosyal nedenleriyle ilgili araştırma
Başlık çevirisi yok
NAZMİYE YÜKSEL
- Gelişim nörolojisi polikliniğine başvuran nöral tüp defektli olgularda prospektif bir inceleme
Başlık çevirisi yok
İLKBAHAR EMİNE GÜLTEKİN
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiAile Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SELÇUK APAK
- Türkiye'de serebral hareket bozukluklarının etiyolojisi epidemiyolojisi ve bazı klinik özellikleri
Başlık çevirisi yok
AŞER BENSUSAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Baba yoksunluğunun benlik kavramına etkisi ve babasız öğrencilerin problemlerinin hangi alanlarda yoğunlaştığının saptanması
Başlık çevirisi yok
OYA GÜNGÖRMÜŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiGelişim Psikolojisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYSEL EKŞİ