Farklı Rosa l. taksonlarının bazı morfolojik, pomolojik, fizyolojik, kimyasal, biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi ve çoğaltılması ile sürdürülebilirlikleri üzerinde araştırmalar
Investigations on the determination and propagation of some morphological, pomological, physiological, chemical and biochemical properties with sustainability of different Rosa L. taxa
- Tez No: 726759
- Danışmanlar: PROF. DR. BEKİR EROL AK
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Ziraat, Agriculture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Harran Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: 178
Özet
Rosa L. taksonlarının morfolojik, fizyolojik, pomolojik özellikleri ile yağ asidi kompozisyonları, stoma morfolojilerinin yanı sıra yaprak ve çekirdekteki besin elementi içerikleri ile çelik ve in vitro çoğaltma teknikleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre bitkilerin taç genişliğinin, bitki boyu değerlerine bölünmesi ile belirlenen indekse göre taksonların büyüme tipleri üç farklı sınıfa ayrılmıştır. Uç ve orta yaprakçık alanlarında en düşük değerleri R. foetida alır iken, dip yaprakçık sınıfında en düşük değeri R. montana türü 'Gerçekcioğlu' çeşidi almıştır. Araştırma neticesinde en yüksek yaprak oransal su kapsamı değerleri R. chinensis 'Viridflora', R. canina 'Yıldız', R. montana, R. foetida ve R. chinensis 'Old Blush'; en düşük değerler ise R. heckeliana ve R. pisiformis taksonlarında tespit edilmiştir. Halfeti gülü, çin gülü ve yağlık gül gibi taksonların klorofil içeriklerinin Van ve Gümüşhane gibi farklı ekolojilerden getirilen taksonlara göre yüksek yaprak klorofil içeriğine sahip oldukları belirlenmiştir. Rosa L. taksonlarında stoma yoğunluğu değeri arttıkça yapraktaki su içeriğinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Rosa L. taksonlarından alınan yaprak örneklerinde incelenen makro besin elementlerinden N, P, K ve Ca ile Fe, Cu, Zn ve B içeriklerinin birbirinden istatistiksel olarak farklılık gösterdiği; Mg içeriklerinin ise istatistiksel olarak önemli bulunmadığı belirlenmiştir. Buna göre en yüksek demir içeriği R. laxa türünde ve R. montana türünün 'Gerçekcioğlu' çeşidinde belirlenmiştir. Yağlık gülün iki farklı çeşidinde bor içeriklerinin istatistiki yönden farklılık göstermesi önemli bir sonuç olarak değerlendirilmektedir. Bor haricinde makro ve mikro besin elementleri bakımından R. laxa taksonunun aldığı değerler yüksek bulunmuştur. Genelde park ve bahçelerde kullanılan minyatür ve hibrit Çin gülleri R. laxa anaçlarına aşılanmakta, söz konusu bitkinin besin elementi noksanlığına dayanıklı olduğu düşünülmektedir. Taksonlar arasında hem yaprak hem de çekirdeklerin makro ve mikro besin elementlerini kapsamları bakımından farklılıklar bulunması taksonların besin elementi alımının genotip kontrolünde olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucunda R. pisiformis, R. alba 'Semiplena', R. rugosa, R. x damascena, R. x damascena'Semperflorens', R.banksiae 'Alba', R. heckeliana subsp. vanheurckiana ve R.montana subsp. woronovii 'Gerçekcioglu' taksonlarının C vitamini içeriği konusunda ümitvar türler oldukları belirlenmiştir. Materyal olarak kullanılan taksonların çekirdeklerinden elde edilen yağ kapsamının %3.71 ile %10.01 arasında değiştiği belirlenmiştir. Taksonların ideal omega-3/omega-6 oranına yakın değerler aldığı tespit edilmiştir. Özellikle peyzaj gülü olarak kullanılan ve meyveleri değerlendirilmeyen hibrit Çin gülünün ve Halfeti Gülü'nün bu değerleri alması önemli sonuçlardır. Bu bulgulara dayanarak; gül çekirdeği yağının insan sağlığı açısından yararlı olabileceği söylemek mümkündür.
Özet (Çeviri)
Morphological, physiological, pomological characteristics, fatty acid compositions, stomatal morphology, nutrient contents in leaves and seeds, cuttings and in vitro propagation techniques of Rosa L. taxa were investigated. According to the findings obtained, the growth types of taxa were divided into three different classes according to the index determined by dividing the crown width of the plants by the plant height values. While R. foetida has the lowest values in the leaflet area in the class determined as extreme and medium, 'Gerçekcioğlu' cultivar has the lowest value in the bottom leaflet class. As a result of the research, the highest leaf proportional water content values were in R. chinensis 'Viridflora', R. canina 'Yıldız', R. montana, R. foetida and R. chinensis 'Old Blush' taxa, and the lowest values were in R. heckeliana and R. pisiformis detected in taxa. It has been determined that the chlorophyll content of taxa such as Halfeti rose, Chinese rose and Damask rose have higher leaf chlorophyll content than taxa brought from different ecologies such as Van and Gümüşhane. It was concluded that as the stomatal density value increased in Rosa L. taxa, the water content in the leaf increased. It was determined that the N, P, K and Ca and Fe, Cu, Zn and B contents of the macro nutrients examined in the leaf samples taken from the Rosa L. taxa differed statistically from each other, and the Mg contents were not statistically significant. Accordingly, the highest iron content was determined in the R. laxa species and in the 'Gerçekcioglu' cultivar of R. montana. It is considered as an important result that the boron contents of two different varieties of Damask rose show a statistically high difference. Except for boron, the values of R. laxa taxa were found to be high in terms of macro and micro nutrients. Miniature and hybrid Chinese roses, which are generally used in parks and gardens, are grafted onto R. laxa rootstocks. These plants are thought to be resistant to nutrient deficiency. The differences between the taxa in terms of the macro and micronutrient contents of both leaves and seeds show that the nutrient intake of the taxa is under genotype control. As a result of the research, R. pisiformis, R. alba 'Semiplena', R. rugosa, R. x damascena, R. x damascena 'Semperflorens', R. banksiae 'Alba', R. heckeliana subsp. vanheurckiana and R. montana subsp. woronovii 'Gercekcioglu' taxa were determined to be promising species in terms of vitamin C content. It was determined that the oil content obtained from the seeds of the taxa used as material varied between 3.71% and 10.01%. It has been determined that taxa have values close to the ideal omega-3/omega-6 ratio. Especially the hybrid Chinese rose and Halfeti rose, which are used as landscape roses and whose fruits are not evaluated, are important results. Based on these findings, it is possible to say that rose seed oil may be beneficial for human health.
Benzer Tezler
- Türkiye'deki Rosa L. (Rosaceae) cinsine ait doğal taksonların polen morfolojisi
A study of pollen morphology on naturel Rosa L. genus belonging to taxons (Rosaceae) in Turkey
YASEMİN ARGUNŞAHİN
Yüksek Lisans
Türkçe
2011
BiyolojiSüleyman Demirel ÜniversitesiBiyoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ALİ İNCE
- Türkiye'deki Rosa L. cinsine ait bazı eski bahçe güllerinin polen morfolojisi
The polen morphology of some old garden roses belongi̇ng to Rosa L. (Rosaceae) genus i̇n Turkey
ZEHRA KESKİNOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2013
BotanikSüleyman Demirel ÜniversitesiBiyoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ALİ İNCE
- Türkiye'de yetişen Rosa micrantha, Rosa pisiformis, Rosa phoenicia ve Rosa pulverulenta türlerinin bazı biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
Investigation of some biological activities of Rosa micrantha, Rosa pisiformis, Rosa phoenicia and Rosa pulverulenta species growing in Turkey
AYÇA SAĞLAM
- Türkiye'nin peyzaj gülleri (Rosa L. spp.) üzerine araştırmalar
Investigations on roses of landscape architecture (Rosa L. spp.) in Türki̇ye
AHMET KOCA
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
BiyolojiSüleyman Demirel ÜniversitesiBiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HASAN ÖZÇELİK
- Bartın yöresinde fidanlarda ve süs bitkilerinde zarar yapan böcekler
Harmful insects of ornamental plants in bartın area
HİLMİ SÖNMEZYILDIZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2006
Ormancılık ve Orman MühendisliğiZonguldak Karaelmas ÜniversitesiOrman Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AZİZE TOPER KAYGIN