Geri Dön

Felsefe tarihinde kendini bilmek kavramına paradigmatik bir bakış

A paradigmatic view of the concept of self-knowledge in the history of philosophy

  1. Tez No: 756077
  2. Yazar: BÜŞRA BİLGİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET KASIM ÖZGEN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Felsefe, Philosophy
  6. Anahtar Kelimeler: Felsefe, Felsefe tarihi, Foucault, Michel, Heidegger, Martin, Kendini bilmek, Nietzsche, Friedrich Wilhem, Paradigma, Philosophy, Philosophy history, Foucault, Michel, Heidegger, Martin, Self-knowledge, Nietzsche, Friedrich Wilhem, Paradigm
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Erciyes Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

İnsanın kendini bilmesi nedir? İnsan kendini ne ile bilebilir? İnsanın kendini bilmesinin hakikatle ve yaşamla olan ilgisi nedir? İnsanın kendini bilmesi tarihsel süreç içinde hangi minvallerde değişim ve süreklilik göstermiştir? Bu tarihsel okuma içinde günümüze kaynaklık edecek ve günümüz sorunlarına çözüm önerisi olabilecek bir kendini bilme tekniği bulabilir miyiz? İşte bu çalışma ile amaçladığımız şey, bu sorulara bir cevap aramak ve bu doğrultuda sorulacak yeni sorulara yol açmaktır. Kendini bilmek kavramı ilk olarak Antik Yunan'da hem felsefi, hem dini hem de etik bir ilke olarak ele alınmıştır. Bu nedenle çalışmanın ilk bölümünde, Sokrates'in düşüncelerine Platon'un diyalogları kaynaklığında yer verilmiştir. Bu dönemde söz konusu kavram erdem olarak tanımlandığından ahlakla olan ilişkisi, tüm bilmelere kaynaklık etmesi bakımından epistemolojiyle ilişkisi, Alkibiades diyaloğunda ele alındığı biçimiyle siyasetle ilişkisi ve kendiliğin ruh olarak tanımlanması bakımından da tanrıbilimsel anlamı açığa çıkarılmıştır. İkinci bölümde ise, kendini bilmek kavramının rasyonel, ampirik, transandantal ve idealist akımların ana temsilcileri tarafından nasıl ele alındığı incelenmiştir. Bu dönemde, kendini bilmek artık ne etiğin ne dinin ne de siyasetin konusudur; yalnızca epistemolojinin konusudur. Çünkü bu dönemde bilmek, egemen olmaktır bu nedenle insan her şeyin üstünde ve her şeyin ölçüsü olan bir varlık konumuna geçmiştir. Son bölümde ise kendini bilmek, antik ve modern döneme kıyasla bambaşka bir şekilde ele alınır. Kendilik bu dönemde önceden belirli bir töz olarak görülmez aksine o, kişinin kendi tercihleriyle kendisinin yarattığı sanat eseri niteliğinde bir şey olmalıdır. Bu fikir, Nietzsche, Heidegger ve Foucault'nun eleştirileriyle etraflıca ele alınmıştır.

Özet (Çeviri)

What is self-knowledge? By what means can a person know himself/herself? What does self-knowledge have to do with truth and life? In what ways has self-knowledge changed and sustained in the historical process? In this historical reading, can we find a technique of self-knowledge that will be a source for our day and offer a solution to today's problems? What we aim with this study is to look for an answer to these questions and accordingly to lead to new questions. The concept of self-knowledge was first discussed in Ancient Greece as a philosophical, a religious, and an ethical principle. For this reason, in the first chapter, Socrates' thoughts were introduced depending on Plato's dialogues. Since the concept in question was defined as virtue in this period, its relationship with morality, its relationship with epistemology in terms of being the source of all knowledge, its relationship with politics as it was discussed in the Alcibiades dialogue, and its theological meaning in terms of defining the self as spirit were revealed. In the second chapter, how the concept of self-knowledge was considered by the leading representatives of rational, empirical, transcendental, and idealist movements was examined. In this period, self-knowledge was no longer a matter of ethics, religion, or politics; it was only a matter of epistemology. Because in this period, to know was to dominate, for this reason, man became an entity being above everything and the measure of everything. In the last chapter, self-knowledge was addressed in a completely different way compared to ancient and modern times. The self was not seen as a predetermined substance in this period; on the contrary, it should have been a work of art created by oneself considering one's own choices. This idea was elaborated in the criticisms of Nietzsche, Heidegger, and Foucault.

Benzer Tezler

  1. La Technique de persuasion dans I'Emile de Jean-Jacques Rousseau

    Başlık çevirisi yok

    DURAN NEMUTLU

    Doktora

    Fransızca

    Fransızca

    1985

    Fransız Dili ve EdebiyatıCumhuriyet Üniversitesi

    Fransız Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET YALÇIN

  2. Türk-İslam filozoflarına göre duyular ve akıl arasında ilişkiler problemi (rasyonalizm-sansualizm arasında tartışmalar)

    Başlık çevirisi yok

    A. GÜLNİHAL KÜKEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. NİHAT KEKLİK

  3. Türk-İslam felsefesinde ailede çocuk eğitiminin değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    AYŞENUR KURTOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİHAT KEKLİK

  4. Türklerde ve Farabi'de devlet anlayışı

    Başlık çevirisi yok

    KAZIM YILDIRIM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİHAT KEKLİK

  5. Farabi'de determinizm

    Başlık çevirisi yok

    RAHMİ KARAKUŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİHAT KEKLİK