Geri Dön

Türkiye kıyılarında sosyal turizm: İstanbul kamu kampları örneği

Social tourism on the Turkey's coast: The case of Istanbul public camps

  1. Tez No: 763676
  2. Yazar: TUĞBA KIYMET ASHİ
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ NİHAL COŞKUN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Sosyal Turizm, Kamu Kampları, Turizmin Demokratikleşmesi, İşçi Sınıfı, Ücretli İzin, Tatil Hakkı, İstanbul, Sayfiye, Tatil Köyü Tipolojisi, Social Tourism, Public Camps, Democratisation of Tourism, Working Class, PaidLeave, Holiday Right, Istanbul, Holiday Resort, Holiday Village Typology
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Bina Bilgisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: 342

Özet

Turizmin, modern toplumsallığa ait bir olgu olduğu söylenebilir. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan dinlenme ihtiyacının şekillendirdiği emek mücadelesi sonucu elde edilen sosyal ve ekonomik kazanımlar, ulaşım ve iletişimdeki yenilikler, üretim biçimlerinin standartlaşmasıyla birlikte tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişimler ve sanayileşmeden modernleşmeye geçiş sürecine katkı sağlayan pek çok parametre turizmin demokratikleşmesini kolaylaştırmış, sınıfsal ayrımın ötesine geçerek kitlesel bir nitelik kazanmasına zemin hazırlamıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında hayata geçirilen sosyal devlet uygulamaları ile birlikte çalışanların turizme katılımıyla ilgilenen faaliyetler özel bir anlam ve kapsam kazanarak sosyal turizm olarak tanımlanmıştır. Uluslararası turizm literatürü içerisinde, 1936 tarihli Ücretli İzin Yasası sosyal turizmin başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca ücretli izin hakkı ile modern turizminin gelişimi arasındaki bağlantı da açıkça kabul edilmektedir. Dolayısıyla, sosyal turizmin, modern turizmin gelişiminin yenilikçi aşamalarında önemli bir rol oynadığını söylemek mümkündür. Kökleri sanayi devrimine kadar uzanan sosyal turizm, 1950 yılında ilk tanımının yapılmasıyla birlikte kavramsallaşmıştır. Sosyal turizmin, dezavantajlı grupların turizm faaliyetlerine katılımına yönelik özel bir turizm türü olduğunu söylemek mümkündür. Küresel değişiklerle birlikte tanımı ve içeriği değişen ve zenginleşen sosyal turizm kavramının bilimselleşme süreci ise devam etmektedir. Ülkemizde 1950-1960 yıllarında gelişme gösteren turizm faaliyetlerine bakıldığında, dış turizme ağırlık verildiğini, iç turizm ve sosyal turizme nispeten daha az ilgi gösterildiğini; buna karşın, 1950'li yıllarda Avrupa'da kavramsallaşarak gelişme gösteren sosyal turizm faaliyetlerinin, erken bir dönemde, ülkemiz tarafından yakından takip edildiğini söylemek mümkündür. Çalışmada, Avrupa'da ortaya çıkmış bir kavram olan sosyal turizmin tanımı, tarihsel arka planı ve gelişimi, turizmdeki yeri ve önemi, paydaşları ve uluslararası düzeydeki örnekleri ile ülkemizde sosyal turizm ortamını etkileyen gelişmeler kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Ülkemizdeki öncü sosyal turizm uygulamalarının varlığına yönelik yapılan tarihsel araştırmalar sonucunda, Erken Cumhuriyet Dönemi idealleri arasında yer alan“sağlıklı ve güçlü nesiller yetiştirilmesi hedefi”doğrultusunda, bu dönemde, Avrupa'daki öncü uygulamalara benzer şekilde, sağlıksız ve fakir çocuklar için sağlık, eğitim ve tatil amaçlı yaz kamplarının düzenlenmeye başlandığı ve bu kamplarla ilişkili olarak, muallimlere/öğretmenlere yönelik dinlenme kamplarının oluşturulduğu görülmüştür. Çalışma kapsamında, söz konusu“çocuk kampları”ve muallim kampları“ sosyal turizmin ülkemizdeki öncü oluşumları olarak nitelendirilmiştir. Ülkemizde sosyal turizm denilince akla ilk gelen uygulama ise, ”kamu kampları“ uygulamasıdır. 1955 yılında, Turizm İş Birliği Nizamnamesi'nin kabul edilmesiyle birlikte, kamu kurum ve kuruluşları tarafından çalışanlarına yönelik dinlenme kampları oluşturulmaya başlanmıştır. Türkiye genelinde faaliyet gösteren/göstermiş bulunan bu kamplar, genel olarak, 1960 ile 1990'lı yıllar arasında, ormanlık alanlarda, deniz ve göl kenarlarında inşa edilmiştir. Ülkemizde kurumsal tatil fırsatları için en büyük potansiyeli barındıran bu oluşumlar, günümüzde yaygın olarak ”eğitim ve dinlenme tesisleri“ olarak adlandırılmaktadır. Kamu kampları, kurum çalışanlarına ve ailelerine tatil hizmeti sunarken, aynı zamanda, kurum içerisinde düzenlenen eğitim ve etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır. Çalışan sınıflar için sosyal hayatın önemli bir parçasını oluşturan bu kamplar, küresel ölçekte ekonomik krizlerin yaşandığı ve yeni neoliberal politikaların etkisini göstermeye başladığı 1970'li yıllardan itibaren, dış turizme açılmaları yönündeki planlamaların ve farklı yönlerden eleştirilerin odağında olmaya başlamıştır. 2000'li yıllara gelindiğinde ise, özelleştirilme kapsamına alınan kamu kamplarının, günümüzde, kamp olarak faaliyet göstermeye devam eden veya kamp dışında farklı kullanımlara hizmet eden örneklerinin yanı sıra, atıl durumda olan veya yıkılmış bulunan örnekleri de mevcuttur. Çalışma kapsamında, ülkemizde deniz kıyılarında varlığı tespit edilebilen kamu kamplarının halihazır durumlarına ilişkin kapsamlı bir araştırma yürütülmüştür. 1950'li yıllardan itibaren Akdeniz ülkelerinde gelişme gösteren turizm faaliyetleri, 1960'lı yıllarda, ülkemiz kıyılarını da etkilemeye başlamıştır. Bu dönemde, Fransız sosyal turizm denemesinin yarattığı yeni bir konaklama modeli olarak ortaya çıkan tatil köyleri ülkemiz kıyılarında da varlık göstermeye başlamıştır. Bu olguya koşut olarak, aynı yıllarda ülkemizde inşa edilen kamu kamplarının, tatil köyü tipolojisinde kurgulandıklarını söylemek mümkündür. Nitekim, kamu kamplarının ve tatil köylerinin amaçları ve işlevleri benzerdir. Öyle ki her ikisi de, uzak ve sessiz kıyılarda konumlanmalarının yanı sıra, kendisinden fayda sağlayan görece aynı sosyal ve ekonomik düzeye sahip kullanıcıya, çalışma yaşamının ve gündelik döngünün mecburiyetlerine ara vererek, aileleri ile birlikte, keyifle dinlenme ve eğlenme imkanı sunmaktadır. Mimarlık disiplininde kamu kamplarının incelenmesine yönelik öncü bir nitelik taşıyan ve temelde kamu kamplarının yapılarına ilişkin kapsayıcı genel bir çerçeve sunmayı hedefleyen bu çalışmanın, inceleme örneklem alanı İstanbul ile sınırlandırılmıştır. Uzun bir sayfiye geçmişine sahip olan ve 1920'lerden itibaren bir plajlar şehrine dönüşen İstanbul, 1940'lardan sonra, özellikle Ankara'dan yazlıkçı olarak gelen memur aileler tarafından tercih edilmekle birlikte, ”memurun sayfiyesi" olarak anılmaya başlanmıştır. 1950'li yıllarda, ulaşım imkanlarının genişlemesi sebebiyle tatil destinasyonu olarak tercih edilmeye devam eden İstanbul'un sayfiye bölgelerinde kamu kampları da görülmeye başlanmıştır. Genellikle, çadır ve barakaların kurulmasıyla tanımlanan kamp yaşamı, 1960'lı yıllardan itibaren, inşa edilmeye başlanan kamp binalarında devam etmiştir. İstanbul'un sayfiye bölgelerinde yaşanan kentsel ve çevresel ölçekteki değişimlerin, kamu kamplarının kullanım biçimlerini, mekânsal kurgularını ve nihayet varlıklarını da etkilediği gözlemlenir. Ülke bütününde kamu kaplarının varlığına erken bir tarihte tanıklık eden kıyılar, aynı zamanda onlardan vazgeçişin de en erken örneklerini barındırmıştır.

Özet (Çeviri)

It can be said that tourism is a phenomenon of modern sociality. Social and economic gains obtained as a result of the labour struggle shaped by the need for rest that emerged with industrialisation, innovations in transportation and communication, changes in consumption habits with the standardisation of production forms, and many other parameters that contributed to the transition process from industrialisation to modernisation facilitated the democratisation of tourism and paved the way for it to go beyond class distinction and gain a mass character. With the social state practices implemented after World War II, activities related to the participation of employees in tourism have gained a special meaning and scope and have been defined as social tourism. In the international tourism literature, Holidays with Pay Convention in 1936 is recognised as the starting point of social tourism. Moreover, the link between the right to paid leave and the development of modern tourism is clearly recognised. Therefore, it is possible to say that social tourism played an important role in the innovative stages of the development of modern tourism. Social tourism tracing its roots back to the industrial revolution, was conceptualised with its first definition in 1950. It is possible to say that social tourism is a special type of tourism for the participation of disadvantaged groups in tourism activities. The scientificisation process of the concept of social tourism, whose definition and content have changed and enriched with global changes, continues. When we look at the tourism activities that developed in our country in the 1950-1960s, it is possible to say that the emphasis was on international tourism and relatively less attention was paid to domestic tourism and social tourism; on the other hand, it is possible to say that social tourism activities, which were conceptualised and developed in Europe in the 1950s, were closely followed by our country in an early period. Within the scope of the study, it has been comprehensively discussed the definition of social tourism, which is a concept that emerged in Europe, its historical background and development, its place and importance within tourism, its stakeholders and examples at global level, and the developments affecting the social tourism environment in our country. As a result of historical research on the existence of pioneering social tourism practices in Turkey, it has been observed that in line with the“goal of raising healthy and strong generations”, which was among the ideals of the Early Republican period, summer camps for unhealthy and poor children for health, education and holiday purposes were started to be organised in this period, similar to the pioneering practices in Europe, and in relation to these camps, recreational camps for teachers were established. Within the scope of the study, these“children's camps”and“teacher camps”are evaluated as the pioneering formations of social tourism in Turkey. The first practice that comes to mind when it comes to social tourism in our country is the practice of“public camps”. In 1955, with the adoption of the Tourism Cooperation Regulation, public institutions and organisations started to establish rest camps for their employees. These camps, which are/were operating throughout Turkey, were generally constructed in forestland, seaside and lakeside between 1960-1990s. These formations, which have the greatest potential for corporate holiday opportunities in our country, are nowadays commonly referred to as“training and recreation facilities”. While public camps provide holiday services to the mployeesand their families, they also host training and events organised within the institution. These camps, which constitute an important part of the social life of the working classes, have been the target of criticism from different aspects since the 1970s, when economic crises were experienced on the global scale and new neoliberal policies began to take effect. In the 2000s, the camps were taken under the scope of privatisation. Today, there are examples of camps that continue to operate as camps or serve different uses other than camps, as well as examples that are idle or demolished. Within the scope of the study, a comprehensive research has been conducted on the current status of the public camps that can be identified on the sea coasts of our country. Tourism activities, which have been developing in Mediterranean countries since the 1950s, started to affect the coasts of our country in the 1960s. In this period, holiday villages, which emerged as a new accommodation model created by the French social tourism experience, started to exist through the coasts of Turkey. In parallel to this phenomenon, it is possible to say that the public camps that started to be built in the same years in our country were designed in the holiday village arrangement. Indeed, the purposes and functions of public camps and resorts are similar. In addition to being located on remote and quiet coasts, they both offer the opportunity for users of relatively the same social and economic level to take a break from the obligations of working life and the daily cycle, and to relax and have fun with their families. This study, which is a pioneering study of public camps in the discipline of architecture and aims to provide an inclusive general framework for the structures of public camps, is limited to Istanbul. Istanbul, which has a long history of summer resorts and transformed into a city of beaches from the 1920s onwards, became known as the“summer resort of the civil servant”after the 1940s, especially when it was preferred by civil servant families coming from Ankara as summer residents. In the 1950s, public camps started to be seen in the resort areas of Istanbul, which continued to be preferred as a holiday destination due to the expansion of transportation facilities. Camp life, which was generally characterized by the establishment of tents and sheds, continued in the camp buildings that started to be constructed from the 1960s onwards. It is observed that the urban and environmental changes in Istanbul's resort areas have also affected the usage patterns and spatial constructions of public camps and finally their existence. The coasts, which witnessed the existence of public camps throughout the country at an early date, also harbor the earliest examples of their abandonment.

Benzer Tezler

  1. Türkiye'de turizm yatırımlarının yönetimi

    Başlık çevirisi yok

    DENİZ GÜN ENÖN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Turizmİstanbul Üniversitesi

    Yönetim ve Organizasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HASAN FUAT ÇELEBİOĞLU

  2. Trakya'da turizm işletme belgeli tesislere yönelik talep analizi

    Demand analyze of the facilities which have tourism management licence in Thrace

    ASUMAN ALP

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    EkonomiTrakya Üniversitesi

    İktisat Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. DERMAN KÜÇÜKALTAN

  3. Türkiye'de deniz ulaşımı

    Marine transportation in Turkey

    M. RAGIP KALELİOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2000

    CoğrafyaAnkara Üniversitesi

    PROF.DR. MESUT ELİBÜYÜK

  4. Doğal, tarihsel ve arkeolojik alanların turizm potansiyelinin belirlenmesi: Göller bölgesi örneği

    The Determination of natural, historical and archeological sites for tourism potential: The case of lakes district

    ALİ TÜRK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2000

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    PROF.DR. MESTURE AYSAN

  5. Türkiye'de su hakkı

    The right to water in Turkey

    YILDIZ AKEL ÜNAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    HukukGalatasaray Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERDOĞAN BÜLBÜL