Geri Dön

“Batılı olmayan”distopya: Ōe Kenzaburō, Tawada Yōko, Murakamı Ryū

“Non-western”dystopia: Ōe Kenzaburō, Tawada Yōko, Murakami Ryū

  1. Tez No: 769913
  2. Yazar: NURAY AKDEMİR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HÜSEYİN CAN ERKİN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Eastern Linguistics and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Ütopya, Distopya, Eleştirel Distopya, Ōe Kenzaburō, Tawada Yōko, Murakami Ryū, Michel Foucault, Modernleşme, Ekoeleştiri, Tokyo, Edebi eserler, Japon edebiyatı, Kenzaburö, Öe, Roman, Ryū, Murakami, Yōko, Tawada, Utopia, Dystopia, Critical Dystopia, Ōe Kenzaburō, Tawada Yōko, Murakami Ryū, Michel Foucault, Modernization, Ecocriticism, Tokyo, Literary works, Japanese literature, Kenzaburö, Öe, Novel, Ryū, Murakami, Yōko, Tawada
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Doğu Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Japon Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmada Ōe Kenzaburō'nun Tedavi Kuleleri, Tawada Yōko'nun Ölümsüz Ada ve Tokyo'nun Son Çocukları ve Murakami Ryū'nun Emanet Dolabı Bebekleri ve Miso Çorbası İçinde adlı eserleri sosyolojik, metinlerarasılık ve ekoeleştirel yaklaşımlarla analiz edilerek distopik unsurlar belirlenmiştir. Araştırmanın amacı, yirminci yüzyılın sonu ve yirmi birinci yüzyılın başında yazılan Japon distopyaları üzerinden döneme hâkim olan politik, ekonomik, toplumsal korku ve kaygıları göstermektir. Belirlediğimiz üç yazarın yazma motivasyonları doğal afetler, çevre problemleri, ekonomik sistemin ve modernleşmenin yarattığı toplumsal sorunlardır. Ōe, romanını özellikle modern dönemde artan çevresel problemler ve Çernobil faciasından sonra, Tawada, Büyük Doğu Japonya Depremi ve Fukuşima Daichi Nükleeer Santral felaketinden sonra kaleme alırken, Murakami savaş sonrası dönemde modernleşme baskısı ve vahşi kapitalizmin yarattığı sorunlar üzerine yazmıştır. Tezin birinci bölümünde birbirlerinden bağımsız düşünemeyeceğimiz ütopya ve distopya kavramlarının Batı'daki tanım ve tartışması üzerinde durularak Japon edebiyatında bir tür olarak tarihsel süreç içerisinde gelişimi incelenmiştir. Önemli edebiyat araştırmacılarından Krishan Kumar, Seiji Nuita ve Isao Uemichi kavramların tamamen Batı'ya ait olduğunu savunurlarken Lyman Tower Sargent, Kaori Kawabata ve Jacqueline Dutton türün evrenselliğini savunmuşlardır. Bu çalışmada da klasik ve modern Japon edebiyatından yapılan karşılaştırmalar ve incelemeler sonucunda kavramların evrenselliği savunulmaktadır. Distopya, ütopyanın tersini ifade eden fakat bir anlamda da ütopyayı içinde barındıran bir kavram olarak kullanıma girmiştir. Ütopyalar mevcut toplumdan daha iyi bir toplumun hayalini kurarken distopyalar daha kötü bir toplum düzeni kurgular. Distopik eserler özellikle dünya savaşları gibi çeşitli tarihsel, politik ve ekonomik bağlamlarda doğan, toplumun korku ve arzularını yansıtan eserlerdir. Japonya'da distopya ve distopik unsurlar barındıran eserler 20. yüzyılın başında özellikle sanayileşme sürecinde yazılmaya başlanmış, II. Dünya Savaşı sonrasında yaygınlaşmıştır. Tezin ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerinde her bir yazarın distopik ve distopik unsurlar barındıran eserleri Fransız filozof Michel Foucault'un teorilerinden yararlanılarak incelenmiştir. Tedavi Kuleleri'nde iktidar, biyoiktidar ve direniş; Ölümsüz Ada ve Tokyo'nun Son Çocukları'nda biyoiktidar, kapatılma, dil, sansür ve gözetim; Emanet Dolabı Bebekleri ve Miso Çorbasının İçinde'de kapatılma ve gözetim distopik temalar olarak belirlenmiştir. George Lukács ve Lucien Goldmann'ın sosyolojik edebiyat kuramı çerçevesinde eserlerin yazıldıkları dönemin toplumsal olguları ve ekonomik yapısı ile ilişkisi göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca eserlerin başka metinlerle bağlantıları incelenmiş, distopya türünün temellerini atan Jonathan Swift'in Gulliver'in Gezileri gibi eserlerle anlam ilişkileri kurulmuştur. Yazıldıkları dönemin toplumsal dinamiklerinden esinlenilerek yazılan bu eserlerde ekolojik ve nükleer felaketler, baskıcı yönetim sistemi, toplumsal eşitsizlik, ileri teknoloji ve sanayileşme, kentleşme, tüketim hırsı ve hastalıklar distopik temalar olarak tespit edilmiştir. Özellikle eserlerin ortak mekânı Tokyo, endüstriyel ve radyoaktif atıklardan dolayı ekolojinin ve insan yaşamının en çok zarar gördüğü; toplumsal farklılaşmanın ve kaosun yaşandığı distopik bir araca dönüşmüştür. Eserler karanlık ve kötü bir gelecek kurgulamakla beraber yeni çözümler ve alternatifler sunarak“ütopik öz”ü korumaktadır.

Özet (Çeviri)

In this dissertation, the dystopian elements in Ōe Kenzaburō's Therapy Tower, Tawada Yōko's The Island of Eternal Life and The Last Children of Tokyo and Murakami Ryū's Coin Locker Babies and In The Miso Soup are determined through the analysis of the relevant texts with sociological, intertextual and ecocritical theories. The aim of this research is to indicate the political, economic and social fears and anxieties that dominated the period through the Japanese dystopias written at the end of the twentieth century and the beginning of the twenty-first century. In their works, Ōe, Tawada and Murakami reflect upon natural disasters, environmental issues, and social problems created by the economic system and modernization. Based on the Chernobyl disaster, Ōe's work deals with the increasing environmental problems in the modern period; Tawada wrote after the Great East Japan Earthquake and the Fukuşima Daichi Nuclear Power Plant Accident; Murakami, on the other hand, wrote about the pressures of modernization and the problems caused by brutal capitalism in the post-war period. In the first chapter of the dissertation, the historical development of the utopia and dystopia, which are intrinsically intertwined, as a genre in Japanese literature is analysed with a focus on the definition and discussion of these concepts in the West. While leading literary researchers Krishan Kumar, Seiji Nuita and Isao Uemichi argue that the concepts belong completely to the West, Lyman Tower Sargent, Kaori Kawabata and Jacqueline Dutton defend the universality of the genre. In this research, the universality of these concepts is defended through the analyses and comparisons made from the classical and modern Japanese literature. Dystopia is used as a concept that refers to the opposite of utopia whereas containing a sense of utopia. Utopia imagines a society better than the current one while dystopia depicts a worse social order. Dystopian works reflect the fears and desires of society in its historical, political and economic contexts, especially such as the world wars. Dystopian writing in Japan began to be written at the beginning of the 20th century, especially during the industrialization process and became prevalent after World War II. In the second, third and fourth chapters of the dissertation, the dystopian works of the relevant authors along with their other works which harbour dystopian elements, are analysed through the theories of the French philosopher Michel Foucault. The dystopian themes in Therapy Tower are power, biopower, and resistance; in The Island of Eternal Life and The Last Children of Tokyo biopower, confinement, language, censorship and surveillance; and, in Coin Locker Babies and In The Miso Soup confinement and surveillance. In the light of the sociological literary theories of George Lukács and Lucien Goldmann, the socio-political and economic realities of the period in which these texts are written are also taken into consideration. In addition, through intertextual analysis, the semantic relations are established with other texts such as Jonathan Swift's Gulliver's Travels, which laid the foundations of the dystopia genre. In these works, which are inspired by the social dynamics of the period in which they are written, the ecological and nuclear disasters, oppressive management system, social inequality, advanced technology and industrialization, urbanization, consumerism, and diseases are identified as the dystopian themes. Particularly Tokyo, the common setting in the relevant works, turns into a dystopian tool where ecology and human life suffer the most from industrial and radioactive wastes, and social differentiation and chaos are experienced. While these works construct a dark and disastrous future, they preserve the“utopian essence”by offering new solutions and alternatives.

Benzer Tezler

  1. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu'nun kültür ve eğitim kavramı üzerine bir inceleme

    An Examination of the concepts of culture and education of Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu

    ABDULLAH DİKİCİ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Eğitim ve ÖğretimUludağ Üniversitesi

    Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SUAT ANAR

  2. Tanzimattan Cumhuriyet'e Türkiye'de aydınlar ve aydın sosyolojisi

    Başlık çevirisi yok

    İHSAN KESER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Sosyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALİL ÇİVİ

  3. Söğüt (GD Bilecik) yöresindeki mesozoyik yaşlı tortul istifinin stratigrafisi ve sedimantolojik incelenmesi

    Stratigraphical and sedimentological investigation of the mesozoic sedimentary units of Söğüt area (se Bilecik)

    ERDOĞAN TEKİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Jeoloji MühendisliğiAnkara Üniversitesi

    Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. BAKİ VAROL

  4. Ankara-Polatlı-Kabak köyü sulama pompaj tesisinin optimizasyonu

    Optimizing of Ankara-Polatlı-Kabak villages watering pumping plant

    İLKNUR GÖKNUR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZiraatAnkara Üniversitesi

    Tarımsal Mekanizasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. RAHMİ KESKİN