Yoğun bakım ünitesinde sepsis ilişkili deliryum sıklığı ve hemşire iş yüküne etkisi
The frequency of sepsis-associated delirium in the intensive care unit and effect on nursing workload
- Tez No: 828168
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AYŞEGÜL ÖZTÜRK BİRGE
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Hemşirelik, Nursing
- Anahtar Kelimeler: Deliryum, hemşire iş yükü, sepsis, sepsis ilişkili deliryum, yoğun bakım, Hemşireler, Hemşirelik, Hemşirelik araştırmaları, Yoğun bakım üniteleri, İş yükü, Delirium, intensive care unit, nursing workload, sepsis, sepsis-associated delirium, Nurses, Nursing, Nursing research, Intensive care, Intensive care units, Workload
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Hemşirelik Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İç Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Araştırma yoğun bakım ünitesinde sepsis ilişkili deliryum sıklığı ve hemşire iş yüküne etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı, kesitsel tipteki bu araştırma, 28 Ekim-28 Temmuz 2022 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi Kadın-Doğum Hastanesi Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi'nde 158 hastanın katılımıyla yapıldı. Verilerin toplanmasında; Hasta Tanıtım Formu, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği (YBÜ-KDÖ), Ramsay Sedasyon Skalası (RSS), Ardışık Organ Yetmezliği Değerlendirme Skoru (SOFA) ve Terapötik Girişim Puanlama Sistemi-28 (TISS-28) araçları kullanıldı. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare/fisher's exact, bağımsız örneklem t-testi, korelasyon analizi, basit ve çoklu lineer regresyon analizleri kullanıldı. Araştırmada hastaların %12,7'sinde sepsis, %39,9'unda deliryum ve %10,1'inde Sepsis İlişkili Deliryum (SİD) saptandı. SİD'in erkeklerde (%19) daha fazla görüldüğü, hastaların %56,3'ünün üniteye acilden kabul edildiği belirlendi (p<0,05). SİD gelişen hastaların yaş (X̄±SS=75,31+16,53), APACHE II (X̄±SS=16,75+4,61), SOFA (X̄±SS=9,18+3,41) ve laktat (X̄±SS=2,93+1,06) puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek (p<0,001), GKS puanları (X̄±SS=10,31+1,88) anlamlı düzeyde düşük (p<0,001), CRP düzeyleri (X̄±SS=152,80+95,54) anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Hastaların SOFA skoru ile hem sepsis (r/p=0,505/0,001) hem de SİD gelişimi (r/p=0,531/0,001) arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu saptandı. SİD gelişen hastaların %36'sının OAB<65mmHg, %52,2'sinin vazopresör kullandığı, %33,3'ünde hipoksi olduğu, %25'inin kreatin>1,2 mg/dL olduğu ve bu değişkenlerin anlamlı düzeyde fark yarattığı belirlendi (p<0,001). SİD tanılı hastalarda enfeksiyon kaynağı en sık kan dolaşımı (%44,4) enfeksiyonuydu (X2/p=26,287/0,001). SİD gelişen hastaların %25'inde lökopeni ve %10,8'inde lökositoz olduğu ancak SİD gelişimi için anlamlı bir fark yaratmadığı belirlendi (p>0,05). Araştırmada yoğun bakım hastalarında sepsis, deliryum ve SİD varlığının hemşire iş yükü TISS-28 puan ortalamasını anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,001). SİD gelişen hastalarda ortalama hemşire bakım zamanının 5,5 saat olduğu ve SİD gelişmeyen hastalara göre bakım için ek 1,8 saate gereksinim olduğu sonucuna ulaşıldı (p<0,001). Ayrıca hemşire iş yükünü etkileyen değişkenlerden; sadece sepsis varlığının TISS-28 puanındaki toplam varyansın %14,2'sini (R2=0,142) sadece deliryum varlığının %24'ünü (R2=0,240) ve SİD varlığının %22,8'ini (R2=0,228) açıkladığı saptandı (p<0,001). Ayrıca hemşire iş yükünü etkileyen diğer faktörleri belirlemeye yönelik yapılan çoklu lineer regresyon modelinde; erkek cinsiyet, enfeksiyon, hipoksi ve komorbit hastalık varlığı, OAB<65mmHg olması, antibiyotik, vazopressör ve invaziv mekanik ventilasyon kullanımı, kreatinin≥1,2 mg/dL olması, fiziksel-kimyasal kısıtlama ve uyku siklusunda bozulma ile TISS-28 puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu (F=20,329; p=0,001) ve bu bağımsız değişkenlerin TISS-28 puanındaki toplam varyansın %59,6'sını (R2=0,596) açıkladığı belirlendi. Buna göre antibiyotik, vazopressör ve invaziv mekanik ventilasyon kullanımı değişkenlerinin hemşire iş yükünü anlamlı olarak arttırdığı saptandı (p<0,05). Sonuç olarak araştırmada YBÜ'de SİD gelişme oranı literatür ile karşılaştırıldığında düşük olduğu buna rağmen hemşire iş yükünü anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı. SİD hastalık şiddetini arttıran faktörlerden etkilenmektedir ve bu risk faktörlerinin tanımlanıp kontrol altında tutulması SİD gelişme oranını ve hemşire iş yükünü azaltabilir.
Özet (Çeviri)
The Frequency of Sepsis-Associated Delirium in the Intensive Care Unit and Effect on Nursing Workload The research was carried out to determine the frequency of sepsis-related delirium and its effect on nurse workload in the intensive care unit. This descriptive and relation-seeking, cross-sectional study was conducted with the participation of 158 patients in the Adult Intensive Care Unit of Ankara City Hospital Gynecology and Obstetrics Hospital between October 28 and July 28, 2022. In data collection; Patient Identification Form, Confusion Assesment Method of the Intensive Care Unit (CAM-ICU), Ramsay Sedation Scale (RSS), Sequential Organ Failure Assessment Score (SOFA) and Therapeutic Intervation Scoring System-28 (TISS-28) tools were used. In the analysis of data; Number, percentage, mean, standard deviation, chi-square/fisher's exact, independent sample t-test, correlation analysis, simple and multiple linear regression analyzes were used. In the study, 12.7% of the patients had sepsis, 39.9% had delirium, and 10.1% had Sepsis-Associated Delirium (SAD). It was determined that SAD was more common in males (19%), and 56.3% of the patients were admitted to the unit as an emergency (p<0.05). Age (X̄±SD=75.31+16.53), APACHE II (X̄±SD=16.75+4.61), SOFA (X̄±SD=9.18+3.41) and lactate levels of patients who developed SAD (X̄±SD=2.93+1.06) mean scores were significantly high (p<0.001), GCS scores (X̄±SD=10.31+1.88) were significantly low (p<0.001), CRP levels were (X̄±SD=152.80+95.54) was found to be significantly higher (p<0.05). It was determined that there was a moderate positive correlation between the SOFA score of the patients and the development of both sepsis (r/p=0.505/0.001) and SAD (r/p=0.531/0.001). It was determined that 36% of the patients who developed SAD had MAP<65mmHg, 52.2% used vasopressors, 33.3% had hypoxia, 25% had creatinine>1.2 mg/dl, and these variables made a significant difference. (p<0.001). The most common source of infection in patients with SAD was bloodstream infection (44.4%) (X2/p=26,287/0.001). It was determined that 25% of the patients who developed SAD had leukopenia and 10.8% had leukocytosis, but it did not make a significant difference for the development of SAD (p>0.05). In the study, it was determined that the presence of sepsis, delirium and SAD in intensive care patients significantly increased the nursing workload mean score of TISS-28 (p<0.001). It was concluded that the mean nurse care time was 5.5 hours in patients with SAD and an additional 1.8 hours were needed for care compared to patients who did not develop SAD (p<0.001). In addition, among the variables affecting the nursing workload; it was found that the presence of sepsis alone explained 14.2% (R2=0.142), 24% of the presence of delirium (R2=0.240) and 22.8% (R2=0.228) of the presence of SAD (R2=0.228) of the total variance in the TISS-28 score ( p<0.001). In addition, in the multiple linear regression model to determine the other factors affecting the nursing workload; there were a significant relationship between TISS-28 score with male gender, presence of infection, hypoxia and comorbid disease, MAP<65mmHg, use of antibiotics, vasopressor and invasive mechanical ventilation, creatinine≥1.2 mg/dL, physical-chemical restriction and sleep cycle disruption (F=20.329; p=0.001) and these independent variables explained 59.6% (R2=0.596) of the total variance in the TISS-28 score. Accordingly, it was determined that the use of antibiotics, vasopressors and invasive mechanical ventilation variables significantly increased the nursing workload (p<0.05). As a result, it was determined in the study that the rate of SAD development in ICU was low when compared to the literature, but it increased the nurse workload significantly. SAD is affected by factors that increase the severity of the disease, and identifying and controlling these risk factors can reduce the rate of SAD development and nursing workload.
Benzer Tezler
- Bir üniversite hastanesinin yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda deliryum ve risk faktörleri
Incidence and risk factors for delirium in patients who were hospitalized in an intensive care unit of a university hospital
NEBAHAT BALCI
- Sepsis ilişkili deliryum tanısında pupillometrenin rolü
The role of pupillometry in the diagnosis of sepsis-associated delirium
MERVE EBRAR GEBEŞ ERGİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Marmara ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Yoğun bakım ünitesinde deliryum taraması için kullanılan üç farklı testin karşılaştırılması
Comparision of tree different tests that used for delirium screening in İCU.
EMİNE KAVLAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Ondokuz Mayıs ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- QSOFA hesaplanırken deliryum değerlendirilmesinin sepsis risk hasasiyetine etkisi
Effect of assessment of delirium on sepsis risk sensitivity when calculating QSOFA
TAREQ A.I. DAMERY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İstanbul ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Sepsis ilişkili akut beyin disfonksiyonuna neden olan risk faktörlerinin saptanması
Identification of risk factors causing sepsis-associated acute brain dysfunction
FAHREDDİN UYGUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İstanbul ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...