Geri Dön

Multipl myelom tanısı almış olan hastalarda yeni tanı anında vitamin D düzeyi ve patolojik kemik lezyonları arasındaki ilişkinin araştırılması

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 836121
  2. Yazar: HATİCE SEHLE KIZILKAYA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. OSMAN YOKUŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Hematoloji, İç Hastalıkları, Hematology, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Multipl Myelom, Vitamin D, kemik lezyonu, Kemik hastalıkları, Kemik ve kemikler, Multipl miyelom, Vitamin D eksikliği, Multiple Myeloma, Vitamin D, bone lesion, Bone diseases, Bone and bones, Vitamin D deficiency
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Multipl Myelom ileri yaş hastalığı olup, hastalığın karakteristiği olan kemik lezyonları Multipl Myelom'da ciddi morbiditeye neden olmaktadır. Vitamin D'nin kemik metabolizmasında birincil derecede rol aldığı, eksikliğinin de yaşlı hastalarda daha sık görüldüğü bilinmektedir. Çalışmamızdaki amaç; Multipl Myelom tanısı alan hastalarda, tanı anında vitamin D eksikliği ve kemik lezyonları arasındaki ilişkiyi karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Multipl Myelom tanısı alan, kemik lezyonu olan 62 hasta ve kemik lezyonu olmayan 62 hasta, toplamda 124 hasta dahil edildi. Hastaların yeni tanı anında vitamin D seviyesi ve bunun kemik lezyonları ile arasındaki ilişki incelendi. Bulgular: İki hasta grubunda da yaş ve cinsiyet ile kemik lezyon gelişimine bakıldığında anlamlı fark gözlenmedi. Myelom evresine göre kemik lezyonu olup olmadığı kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Kemik lezyonu ile komorbit hastalıkların ilişkisi incelendiğinde her iki grup arasında sonuçlar benzerdi. Multipl Myelom tanılı hastaların %84,6'sında vitamin D eksikliği görüldü. Kemik lezyonu olan ve olmayan gruplar arasında vitamin D yönünden anlamlı fark saptanmadı. Beta2 mikroglobulin düzeyi değerlendirildiğinde, kemik lezyonu olan grupta 7112±5156,88 µg/L, kemik lezyonu olmayan grupta 4418,75±2652,57 µg/L ve istatistiksel olarak anlamlı idi(p<0,05). Kemik lezyonu türüne göre Beta2 mikroglobulin seviyeleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Vitamin D seviyesi ve Beta2 mikroglobulin arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Kemik lezyonu olmayan hastaların %14,6'sında kronik böbrek yetmezliği görüldü, kemik lezyonu olan ve olmayan gruplar karşılaştırıldığında veriler istatistiksel olarak anlamlı idi. 60 yaşın altı ile 60 yaş ve üzeri olan hastalarda eşlik eden komorbit hastalıklar açısından değerlendirildiğinde 60 yaş ve üzerindeki hastalarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde komorbit hastalıkların sık gözlendiği saptandı. Başvuru anında akut böbrek hasarı tespit edilen, kreatinin 2 mg/dl ve üzeri olan hastalar ile 2mg/dl'nin altında olan hastalarda kemik lezyonu olup olmadığı karşılaştırıldığında anlamlı fark görülmedi. Sonuç: Myelomlu hastalarda kemik lezyonu ile D vitamin düzeyi ilişkisi saptanamasa da, hastaların önemli kısmında D vitamini eksikliği izlenmektedir. Beta2 mikroglobulin ortalaması kemik lezyonu olan grupta daha yüksek görülmekle birlikte kemik lezyonun tipinin Beta2 mikroglobulin düzeyi üzerine etkisi bulunmadı. Kronik böbrek yetmezliğinde hastaların vitamin D takibi ve replasmanının yapılması Multipl Myelom'da kemik lezyonlarına karşı koruyucu olabilir. Vitamin D seviyesi ve kemik lezyonlarına etkisini değerlendirmek için daha çok hasta verisine erişebilen çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Aim: Multiple Myeloma is a disease of old age, and the bone lesions characteristic of the disease cause serious morbidity in Multiple Myeloma. It is known that vitamin D plays a primary role in bone metabolism and its deficiency is more common in elderly patients. The aim of our study is to compare the relationship between vitamin D deficiency and bone lesions at the time of diagnosis in patients diagnosed with Multiple Myeloma. Materials and Methods: A total of 124 patients diagnosed with Multiple Myeloma were included in our study, 62 patients with bone lesions and 62 patients without bone lesions. The vitamin D level of the patients at the time of new diagnosis and its relationship with bone lesions were examined. Results: No significant difference was observed in the two patient groups when considering age, gender and bone lesion development. No statistically significant difference was found when comparing whether there was a bone lesion or not according to myeloma stage. When the relationship between bone lesion and comorbid diseases was examined, the results were similar between both groups. Vitamin D deficiency was observed in 84.6% of patients diagnosed with Multiple Myeloma. There was no significant difference in vitamin D levels between the groups with and without bone lesions. When Beta2 microglobulin level was evaluated, it was 7112±5156.88 µg/L in the group with bone lesion and 4418.75±2652.57 µg/L in the group without bone lesion and was statistically significant (p<0.05). No significant difference was detected in Beta2 microglobulin levels according to the type of bone lesion. No significant relationship was found between vitamin D level and Beta2 microglobulin. Chronic renal failure was observed in 14.6% of patients without bone lesions, and the data were statistically significant when the two groups were compared. When patients under the age of 60 and aged 60 and over were evaluated in terms of comorbid diseases, it was determined that comorbid diseases were observed at a statistically significant level in patients aged 60 and over. When patients with acute kidney injury detected at the time of admission, with creatinine levels of 2 mg/dl and above, were compared with patients with creatinine levels below 2 mg/dl, no significant difference was observed. Conclusion: Although no significant association was observed between the presence of bone lesions and serum vitamin D levels in patients with myeloma, remarkable proportion of patients had itamin D deficiency. The mean Beta2microglobulin level in patients with bone lesions was higher whereas no significant impact of the type of bone lesion on Beta2microglobulinl level was determined. Bone lesions were less common in patients with chronic renal failure. Vitamin D monitoring and replacement of patients with chronic renal failure may be protective against bone lesions in Multiple Myeloma. Studies with access to more patient data are needed to evaluate its effect on vitamin D levels and bone lesions.

Benzer Tezler

  1. Multiple myelom hastalarında PD-1/PD-L1 ekspresyonunun değerlendirilmesi

    Evaluation of PD-1/PD-l1 expression in multiple myeloma patients

    YELİZ AKKABAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SİNAN DEMİRCİOĞLU

  2. Multiple myelomada tanı anında standart demir parametreleri, transferrine bağlı olmayan demir, hepsidin düzeyleri ve bu parametrelerin hastalık prognozundaki önemi

    Iron parameters, non-transferrin bound iron and hepcidin levels at diagnosis AND their importance for prognosis in multiple myeloma

    AYŞE FITNAT TUNCEL BAHAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    BiyokimyaGazi Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HATİCE PAŞAOĞLU

  3. Mültipl myelomlu hastalarda tanı anındaki kemik iliği biyopsisinde CD68 ve CD163 ile immunohistokimyasal olarak tayin edilen doku makrofajının prognostik önemi

    The impact of tumor associated macrophages on multiple myeloma prognosis

    ELİF SUYANI

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    HematolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLSAN TÜRKÖZ SUCAK

  4. Yeni teşhis edilmiş multipl miyelom tanılı hastalarda PET/CT'nin prognostik önemi

    Prognostic importance of PET/CT in patients with newly diagnosed multipl myeloma

    YASİN DIKI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SİNAN DEMİRCİOĞLU

  5. Yeni tanı konulmuş multipıl miyelomlu hastalarda Serum-IL-6, IL-1beta, TNF-alfa, VEGF ve HGF düzeyleri ile klinik seyir ilişkisi

    The relation with between patients who were newly diagnosed multiple myeloma 's serum IL-6, IL-1beta, TNF-alpha, VEGF and HGF levels and clinical course

    NACİYE DEMİREL YILDIRIM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Hematolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVGİ KALAYOĞLU BEŞIŞIK