Obez hastalarda bariatrik cerrahinin fibrosis-4(FIB-4) indeksine etkilerinin araştırılması
Investigation of the effects of bariatric surgery on fibrosis-4 (FİB-4) index in obese patients
- Tez No: 875823
- Danışmanlar: PROF. DR. EMRE TUTAL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Obezite, karaciğer non-invaziv fibrozis indeksleri, fibrosis-4 indeksi, bariatrik cerrahi, sleeve gastrektomi, Obesity, liver non-invasive fibrosis indices, fibrosis-4 index bariatric surgery, sleeve gastrectomy
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İç Hastalıkları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Obezite vücudun yağ kitlesinin yağsız kitleye oranının aşırı artması olarak tanımlanmaktadır. Vücut kitle indeksi (VKİ) [Kilo (kg)/ Boy (m 2 )] 30 üzeri olan kişiler obez grubuna girer. Obezite vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara ve yol açabilen önemli bir sağlık problemidir. Obezite diyabetes mellitus (DM), hipertansiyon (HT), metabolik sendrom, koroner arter hastalığı gibi birçok hastalığın en önemli risk faktörlerindendir. Obezite karaciğerin ilerlemiş fibrozisine ve hatta sirozuna sebep olabilir. Bariatrik cerrahi obeziteyi ve obeziteyle ilişkili durumları yönetmek için kullanılan çeşitli cerrahi prosedürleri tanımlayan tıbbi bir terimdir. Obezite cerrahisi ile uzun vadeli kilo kaybı, bağırsak hormonlarının değiştirilmesi, mide boyutunun fiziksel olarak küçültülmesi, besin emiliminin azaltılması ya da bunların bir kombinasyonu yoluyla sağlanabilir. Bariatrik cerrahi, aşırı kilo sorunu olan bireylerde kilo verme sürecini destekleyen bir tedavi yöntemidir. Obezite ameliyatı sonrası, hastaların aşırı kilolarını vermesiyle birlikte HT, DM, lipid dengesizliği, akciğer ve kalp ile ilgili işlev bozuklukları, venöz staz, idrar tutamama, polikistik over sendromu (PKOS), mide ve pankreas hastalıkları ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarının belirtilerinde azalma gözlemlendiği bilimsel çalışmalarda bildirilmiştir. Ayrıca, bariatrik cerrahi, karaciğerde fibrozise yol açabilen non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) ve non-alkolik steatohepatit gibi durumların tedavisinde de etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Fibrosis-4 (FIB-4) indeksi [Yaş(yıl) x AST (U/L)] / [(PLT (10 9 /L) x ALT (U/L) 1/2 ], karaciğer hastalığının teşhis ve tedavisi için karaciğer biyopsisine potansiyel bir alternatif olan karaciğer fibrozisi belirtecidir; karaciğer fibrozu açısından yüksek risk taşıyan hastaların erken teşhisi ve bu hastaların ilgili kliniklere yönlendirilmesi için "alarm'' görevi gören basit bir skorlamadır. Fibrosis-4 indeksinin 35 yaş altında güvenilirliği konusunda şüphe olsa da 35 yaş altı grupta FIB-4 indeksi ile karaciğer fibrozisinin incelendiği yayınlar bulunmaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Hepatit B (HBV), Hepatit C (HCV), NAYKH, alkolik hepatit, tip 2 DM tanıları olan hastalarda yapılan çalışmalarda FIB-4 indeksi kullanılmıştır. Bu bilgiler ışığında bu çalışmada obez hastaların FIB-4 skoru ile bariatrik cerrahi arasındaki ilişkinin araştırılmasını hedefledik. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 01/01/2018 -30/06/2023 tarihleri arasında Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi kliniğince bariatrik cerrahi operasyonu geçiren hastalardan rutin olarak bakılmış olan preoperatif ve postoperatif kreatinin, alanin amino transferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), trombosit sayısı (plt), açlık plazma glukoz düzeyleri (APG), VKİ ve yaş parametrelerine ulaşılabilen tüm hastalar dahil edildi. Hastalar 18-65 yaş aralığından seçildi. Hastaların FIB-4 skorları operasyon öncesi ve operasyon sonrası 9.aya kadar değerlendirildi. Operasyon sonrası takip döneminde hastaların operasyondan bir ay sonraki ilk üç aylık (1.-3. Ay) ikinci üç aylık (3.-6. Ay) ve üçüncü üç aylık (6.-9. ay) dönemleri operasyon öncesi dönemlerine göre karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya sleeve gastrektomi operasyonu geçirmiş 359 hasta dahil edildi. Hastaların %71,8 (n=258)'sı kadındı ve hastaların ortalama yaşı 38,65±11,26 yıldı. Çalışmamızda hastaların 9.aylarındaki kilo kayıpları istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Hastaların FIB-4 skorları ilk 3 aylık takiplerinde (median 0,65) operasyon öncesi döneme (median 0,55) göre artış göstermiş 6. ve 9. Aylardaki takiplerinde (sırasıyla median 0,63 ve 0,57) gerileme gözlenmiştir. Ancak düşüşe rağmen 6. ve 9. aydaki kontrollerdeki FIB-4 skorları operasyon öncesi döneme göre yine yüksek seyretti. FIB-4 skorlarının bu değişimleri istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Hastalar DM tanısı açısından gruplara ayrıldığında; DM tanısı olmayan hastalarda benzer şekilde operasyon öncesi döneme (median 0,51) göre ilk 3 aylık takiplerde (median 0,65) FIB-4 skorunun artış gösterdiği sonraki 3 aylık kontrollerde (sırasıyla median 0,61 ve 0,60) düşüş görüldüğü ancak yine operasyon öncesi döneme göre yüksek seyrettiği gözlendi. Diyabet tanısı olmayan hastalardaki FIB-4 değişiklikleri de istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Diyabet tanısı olan hastaların FIB-4 skorları incelendiğinde durum daha farklıydı; hastaların ilk 3 ayki takiplerinde (medain 0,67) FIB-4 skorları operasyon öncesi döneme (median 0,80) göre gerilemiş ancak sonraki 3 aylık takiplerinde (sırasıyla median 0,70 ve 0,74) yükseliş göstermişti. Diyabet tanılı hastaların takip dönemindeki FIB-4 skorları operasyon öncesi döneme göre düşük bulundu. Ancak FIB-4 skorlarındaki bu değişim istatistiksel olarak anlamlı saptanmadı (p:0,647). Sonuç: Çalışmamızda obezite tedavisi yaklaşımında cerrahi tedavi yöntemi sonrası etkin kilo kaybı olduğu gösterilmiştir. Sleeve gastrektomi operasyonu sonrası 3.ayda FIB-4 skorunun artış gösterdiği,6.ve 9. aylarda gerilemeye başladığı gözlenmiştir. Diyabet tanısına bağlı alt guruplarda DM tanısı olamayan hastalarda sleeve gastrektomi operasyonu sonrası FIB-4 değerlerinde artışın görülmesi başlangıç fibrozis değerlerinin düşük olmasına, ameliyatla sonrası gelişen inflamasyona ikincil gelişen sitokinlerin ve reaktif oksijen metabolitlerinin artışına, cerrahi prosedürlerin ekiplerce uygulanma farklılığına, operasyon sonrası devam ya da tekrar eden insülin direncine bağlanabilmektedir. Diyabet tanısı olan hastalarda FIB-4 skoru düşüşü gözlendi ancak istatistiksel olarak anlamlılık ifade etmemekteydi; daha ileri inceleme gerekmektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: Obesity is defined as an excessive increase in the ratio of the body's fat mass to lean mass. Individuals with a body mass index (BMI) [Weight (kg) / Height (m2)] over 30 fall into the obese group. Obesity is a significant health problem that can affect all organs and systems of the body and lead to various disorders. Obesity is one of the most important risk factors for many diseases such as diabetes mellitus (DM), hypertension (HT), metabolic syndrome, and coronary artery disease. Obesity can lead to advanced fibrosis and even cirrhosis of the liver. Bariatric surgery is a medical term that describes various surgical procedures used to manage obesity and conditions associated with obesity. Long-term weight loss with obesity surgery can be achieved through the modification of intestinal hormones, the physical reduction of stomach size, the reduction of nutrient absorption, or a combination of these. Bariatric surgery is a treatment method that supports the weight loss process in individuals with excessive weight problems. After obesity surgery, scientific studies have reported a decrease in the symptoms of various health problems such as HT, DM, lipid imbalance, lung and heart-related functional disorders, venous stasis, urinary incontinence, polycystic ovary syndrome (PCOS), stomach and pancreas diseases, and musculoskeletal system disorders as patients lose excessive weight. In addition, bariatric surgery is also used as an effective method in the treatment of conditions that can lead to fibrosis in the liver, such as non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD) and non-alcoholic steatohepatitis. The Fibrosis-4 (FIB-4) index [Age(years) x AST (U/L)] / [(PLT (109/L) x ALT (U/L)1/2], is a marker of liver fibrosis, a potential alternative to liver biopsy for the diagnosis and treatment of liver disease; it is a simple scoring system that serves as an“alarm”for the early diagnosis of patients at high risk for liver fibrosis and for the referral of these patients to relevant clinics. Although there is doubt about the reliability of the FIB-4 index under the age of 35, there are publications in which liver fibrosis is examined with the FIB-4 index in the group under 35 years of age. In recent studies, the FIB-4 index has been used in studies conducted in patients diagnosed with Hepatitis B (HBV), Hepatitis C (HCV), NAFLD, alcoholic hepatitis, type 2 DM. In light of this information, we aimed to investigate the relationship between the FIB-4 score and bariatric surgery in obese patients in this study. Materials and Methods: All patients who underwent bariatric surgery by the General Surgery Department of Ankara Atatürk Sanatoryum Training Research Hospital between 01/01/2018 -30/06/2023 and who had routinely analyzed for preoperative and postoperative creatinine, alanine aminotransferase (ALT), aspartate aminotransferase (AST), platelet count (plt), fasting plasma glucose levels (FPG), BMI and age parameters were included in the study. Patients were selected from the age range of 18-65. Patients' FIB-4 scores were evaluated up to the 9th month before and after the operation. During the follow-up period after the operation, the first three months (1st-3rd month), the second three months (3rd-6th month), and the third three months (6th-9th month) of the patients after one month of the operation were compared to the preoperative periods. Results: 359 patients who underwent sleeve gastrectomy operation were included in the study. 71.8% (n=258) of the patients were women and the average age of the patients was as 38.65±11.26 years. In our study, the weight losses of the patients in the 9th month were found to be statistically significant (p<0.001). Patients' FIB-4 scores increased in the first 3-month follow-ups (median 0.65) compared to the preoperative period (median 0.55) and a decrease was observed in the 6th and 9th month follow-ups (median 0.63 and 0.57, respectively). However, despite the decrease, FIB-4 scores in the 6th and 9th month controls were still higher than the preoperative period. These changes in FIB-4 scores were found to be statistically significant (p<0.001). When patients were divided into groups in terms of DM diagnosis; In patients without a DM diagnosis, similarly, FIB-4 score increased in the first 3-month follow- ups (median 0.65) compared to the preoperative period (median 0.51) and a decrease was observed in the next 3-month controls (median 0.61 and 0.60, respectively), but it was still higher than the preoperative period. The changes in FIB-4 in patients without a diabetes diagnosis were also found to be statistically significantly higher component to preop value (p<0.001). When the FIB-4 scores of patients with a diabetes diagnosis were examined, the situation was different; In the first 3-month follow-ups of the patients (median 0.67), FIB-4 scores decreased compared to the preoperative period (median 0.80) but increased in the next 3-month follow-ups (median 0.70 and 0.74, respectively). FIB-4 scores during the follow-up period of patients with a diabetes diagnosis were found to be lower than the preoperative period. However, this change in FIB-4 scores was not found to be statistically significant (p:0.647). Conclusion: Our study has revealed that there is effective weight loss after the surgical treatment approach in obesity treatment. It was observed that the FIB-4 score increased in the 3rd month after the sleeve gastrectomy operation and started to decrease in the 6th and 9th months. In subgroups due to diabetes diagnosis, it was observed that FIB-4 values increased in patients without a diabetes diagnosis after sleeve gastrectomy operation. This increase in FIB-4 values could be attributed to the low initial fibrosis values, the increase in cytokines and reactive oxygen metabolites secondary to inflammation developing after surgery, the difference in the application of surgical procedures by teams, and the continuation or recurrence of insulin resistance after the operation. A decrease in FIB-4 score was observed in patients with a diabetes diagnosis, but it was not statistically significant; further investigation is needed.
Benzer Tezler
- Morbid obez hastalarda obezite cerrahisi öncesi ve sonrası karaciğer fibrozis skorlarının değerlendirilmesi
Evaluation of liver fibrosis scores before and after bariatric surgery in morbidly obese patients
ELİF ÖZÇELİK KÜCE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KADEM ARSLAN
- Morbid obez hastalarda bariatrik cerrahi sonrası sağlanan kilo kaybının yağlı karaciğer ve karaciğer fonksiyonları üzerindeki etkisi
Effect of weight loss after bariatric surgery on fatty liver and liver functions in morbid obese patients
MEMED ÇAĞRI ÇAĞLAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Genel CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERCAN YÜKSEL
- Bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda karaciğer ve dalak sertliğinin değerlendirilmesi
Evaluation of liver and spleen hardness in patients undertaking bariatric surgery
BETÜL BOLATTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERKAN DOĞAN
- Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile aterojenik parametreler arasındaki ilişki
The relationship between nonalcoholic fatty liver disease and atherogenic parameters
MİRAY AYDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıErzincan Binali Yıldırım Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FATİH ÖZÇİÇEK
- Obez hastalarda bariatrik cerrahinin kardiyak fonksiyonlara etkisinin ekokardiyografi ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
İMRAN CEREN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
KardiyolojiKahramanmaraş Sütçü İmam ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AHMET AKÇAY