Geri Dön

Fasiyal Trikostazis Spinuloza tanılı hastaların demografik, klinik, dermoskopik özellikleri ve hastalığa bakış açılarının değerlendirilmesi

Evaluation of demographic, clinical, dermoscopic characteristics and perspectives on the disease of patients diagnosed with Facial Trichostasis Spinulosa

  1. Tez No: 881354
  2. Yazar: ECEM BAKLAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İDİL ÜNAL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Trikostazis spinuloza (TS) sık görülen ancak sıklıkla yetersiz tanı almakta olan dermatolojik bir bozukluktur. Son zamanlarda dermoskopinin TS'yi teşhis etmek için invaziv olmayan en yararlı ve kolay araç olduğu bildirilmiştir. Literatürde TS ile ilgili yapılan çalışmalar sınırlı sayıdadır. Çalışmamızda TS'nin en sık görülen formu olan fasiyal tutulumunun incelenerek farkındalığın artırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Araştırma deskriptif bir çalışma olarak tasarlanmış olup Ekim 2021- Nisan 2023 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin Deri ve Zührevi Hastalıklar polikliniğinde fasiyal TS tanısı konan erişkin hastalar dahil edilmiş, pediatrik vakalar ise dahil edilmemiştir. Çalışmaya 100 hasta alınmıştır. Hastaların anamnezi alınıp, fizik muayenesi ve dermoskopik bakısı yapılmıştır. Hastaların demografik verileri, başvuru sebebi, başlangıç yaşı, aile öyküsü, sübjektif yakınma, emosyonel veya fiziksel stres, komorbiditeler, hastanın aldığı tedaviler ve tedaviye yanıt, lezyonların yerleşim yeri, dermoskopi bulguları, hastanın hastalığa bakış açısına yönelik cevapları excel dosyasına kaydedilmiştir. İstatistiksel analizlerde IBM SPSS Statistics 25.0 (IBM SPSS Statisticsfor Windows, Version 25.0. Armonk, NY: IBM Corp.) paket programı kullanılmıştır. Nümerik değişkenler için iki grup karşılaştırmalarında t-testi analizi yapılmıştır. Kategorik veriler için ise çapraz tablolar oluşturulup Ki-kare analizi yapılmıştır. Nümerik değişkenler aritmetik ortalama ± standart sapma, kategorik değişkenler ise sayı ve yüzde olarak özetlenmiştir. İstatistik önemlilik düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Hastaların %99'u polikliniğe başka dermatolojik hastalıklar nedeniyle başvurmuştu. En sık görülen yaş aralığı 18-25 yaş idi. Hastaların %81'i kadın, %19'u erkekti. Önceki tedaviler arasında adezif bant uygulaması en sık denenen tedavi yöntemini teşkil etmekteydi (%17). Erkek cinsiyette tedavi olma öyküsü %15,8 iken, kadınlarda bu oran %42 ile anlamlı oranda daha yüksekti, ancak tedavi yöntemleri arasında cinsiyetler açısından farklılık saptanmadı. Hastaların %67'si TS bulgularının farkındaydı, %52'si lezyonlardan rahatsızdı ve %56'sının tedavi talebi mevcuttu. Farkındalık ve rahatsız olma durumu kadınlarda erkeklerden daha sıktı. Tedavi talebi cinsiyetler arasında farklılık arz etmedi. TS farkındalığı, rahatsız olma durumu ve tedavi talebi olanların yaş ortalaması daha gençti. Hastaların %32'sinde ailede TS öyküsü tariflendi ve kadınlarda daha sıktı. Dermoskopide küme kıl bulgusuyla birlikte hastaların %68'inde keratotik tıkaçla çevrili vellüs kıllar, %58'inde siyah komedon benzeri yapılar mevcuttu. Hastaların %33'ünde küme kıl, keratotik tıkaçla çevrili vellüs kıllar ve siyah komedon benzeri yapılar bir arada gözlendi. Dermoskopik bulgular açısından cinsiyetler arasında ve yaş ortalamaları yönünden farklılık izlenmedi. Sonuç: TS kozmetik olarak hastalarda strese yol açabilmektedir, bu durum genç erişkinlerde daha fazla önem kazanmaktadır. Hastalığın özelliklerinin bilinmesi ve fasiyal alanda tedaviye dirençli komedon benzeri lezyonların ayırıcı tanısında akla gelmesi hastaların tedavi ihtiyaçlarının karşılanması açısından da değerli olacaktır. Çoğu durumda elimizin altında olan dermoskopi cihazıyla pratik bir şekilde tanı koymak mümkündür.

Özet (Çeviri)

Aim: Trichostasis spinulosa (TS) is a common but often underdiagnosed dermatological disorder. Recently, dermoscopy has been reported to be the most useful and easy non-invasive tool for diagnosis. Studies on TS in the literature are limited. In our study, it was aimed to increase awareness by examining facial involvement, which is the most common form of TS. Materials and methods: The research was designed as a descriptive study. Adult patients diagnosed with facial TS in the Dermatology and Venereal Diseases outpatient clinic of Ege University Medical Faculty Hospital between October 2021 and April 2023 were included, and pediatric cases were not included. One hundred patients were enrolled to the study Taking patients history, physical and dermoscopic examination were performed. Demographic data, reasons for admission, age of onset, family history, subjective complaints, emotional or physical stress, comorbidities, treatments received and response to treatment, location of lesions, dermoscopic findings, patient's perspective on the disease were recorded in the excel file. Statistical analyzes were performed using the IBM SPSS Statistics 25.0 (IBM SPSS Statistics for Windows, Version 25.0. Armonk, NY: IBM Corp.) package program. For numerical variables, t-test analysis was performed for comparisons of two groups. For categorical data, cross tables were created and Chi-square analysis was performed. Numerical variables were summarized as arithmetic mean ± standard deviation, and categorical variables were summarized as numbers and percentages. Statistical significance level was taken as p<0.05. Results: Ninety-nine percent of the patients applied to the clinic due to other dermatological diseases. The most common age range was 18-25 years. Eighty-one percent of the patients were female and 19% were male. Among the previous treatments, adhesive tape was the most frequently attempted treatment (17%). While the history of treatment was 15.8% in males, this rate was significantly higher in females (42%). Sixty-seven percent of the patients were aware of the signs of TS, 52% were disturbed by the lesions, and 56% had a request for treatment. Awareness and discomfort were more common in women than men. Treatment demand did not differ between the genders. The mean age of those with awareness, discomfort, and treatment request was younger. A family history of TS was described in 32% of the patients, and it was more common in women. On dermoscopy, there were vellus hairs surrounded by keratotic plugs in 68%, and black comedo-like structures in 58% of the patients, together with hair tufts. Hair tufts, vellus hairs surrounded by keratotic plugs, and black comedo-like structures were observed together in 33% of the patients. There was no difference between genders in terms of dermoscopic findings and mean age. Conclusion: TS can cause cosmetic stress in patients, this situation gains more importance in young adults. Knowing the characteristics of the disease and considering TS in the differential diagnosis of treatment-resistant comedo-like lesions in the facial area will also be valuable in terms of meeting the treatment needs of the patients. In most cases, it is possible to make a practical diagnosis with the dermoscopy device at hand.

Benzer Tezler

  1. İdiopatik periferik fasiyal paralizilerde elektronöramiyografik özelliklerin prognostik değeri

    Başlık çevirisi yok

    M.TURGUT ADATEPE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Nörolojiİstanbul Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

  2. Travmatik periferik fasiyal paraliziler

    Başlık çevirisi yok

    HAMDİ ARBAĞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Kulak Burun ve BoğazSelçuk Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YAVUZ UYAR

  3. Fasiyal sinir ve orofarinks

    Başlık çevirisi yok

    YAPRAK SEÇİL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    NörolojiEge Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. CUMHUR ERTEKİN