Hipertansiyon tanısı olan hastalarda serum trimetilamin n-oksit (TMAO), asprosin ve nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin (NGAL) düzeyi ile hipertansif nefropati ilişkisi
The relationship between serum trimethylamine n-oxide (TMAO), asprosine and neutrophil gelatinase-associated lipocalin (NGAL) levels and hypertensive nephropathy in patients with hypertension
- Tez No: 883388
- Danışmanlar: PROF. DR. EMİR DÖNDER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, Hipertansif nefropati, TMAO, Asprosin, NGAL, Hypertension, Hypertensive nephropathy, TMAO, Asprosin, NGAL
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Fırat Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET HİPERTANSİYON TANISI OLAN HASTALARDA SERUM TRİMETİLAMİN N-OKSİT (TMAO), ASPROSİN VE NÖTROFİL JELATİNAZ İLİŞKİLİ LİPOKALİN (NGAL) DÜZEYİ İLE HİPERTANSİF NEFROPATİ İLİŞKİSİ Hipertansiyon, sistolik kan basıncının 140 mmHg ve üzerinde ve/veya diyastolik kan basıncının 90 mmHg ve üzerinde olması şeklinde tanımlanır. Dünya çapında morbidite ve mortalitenin önde gelen değiştirilebilir risk faktörüdür. Dünyadaki en yaygın kardiyovasküler bozukluk hipertansiyon olup Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya çapında 30-79 yaş arası 1,28 milyar yetişkini etkilemektedir. Koroner arter hastalığı, hemorajik ve iskemik inme, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği ve periferik vasküler hastalıklar açısından risk oluşturmaktadır. Hipertansiyon, son dönem böbrek hastalığının (ESRD) ikinci en yaygın temel nedeni olarak yer almaktadır. Renal replasman tedavisi gören tüm hastaların %30'unda hipertansif nefropati nedeniyle son dönem böbrek yetmezliği gelişmektedir. Çalışma grubu, 30-75 yaş aralığındaki bireylerden oluşturuldu. Hastalar, hipertansif nefropatisi olan ve olmayan hipertansif hastalar şeklinde 2 gruba ayrıldı. Çalışma grubu, HT tanısı olup hipertansif nefropatisi olan 31 kişi ve hipertansiyonu olup hipertansif nefropatisi olmayan 33 kişi olmak kaydıyla 64 hastadan oluştu. Kontrol grubu ise; non-hipertansif, ek hastalığı ve lipid metabolizma bozukluğu olmayan benzer yaş ve cinsiyetteki 22 sağlıklı bireyden oluştu. Hasta grubu : Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Genel Dahiliye Bilim Dalı poliklinik ve kliniğine başvurmuş hastaların geriye dönük dosya taramasından elde edilen verilere bağlı olarak oluşturuldu. TMAO, bir metabolit ve biyolojik olarak aktif bir molekül olup trimetilaminden (TMA) türetilir. TMA'nın besinsel kaynakları; kırmızı et, tuzlu su balığı, yumurta, süt ürünleri ve meyve, sebze ve tahılların bir kısmı gibi kolin, L -karnitin ve fosfatidilkolin açısından zengin gıdalardır. Asprosin, protein yapıda bir hormon olup salınımı açlık durumunda uyarılmakta ve hepatik glikoz üretimini indüklemektedir. Esas olarak beyaz yağ dokusundan salgılanmaktadır. NGAL, esas olarak aktif nötrofillerden salınan lipokalin ailesine ait bir proteindir. Hasar durumunda renal distal tüpten salındığı için NGAL, renal tübüler hasarın bir belirteci olarak gösterilebilir. Biz çalışmamızda, hasta grupları arasında TMAO, asprosin ve NGAL düzeylerini karşılaştırarak hipertansiyon ve hipertansif nefropatiyle bu moleküller arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçladık. Çalışmamızda katılımcıların asprosin (p=0.002), TMAO (p=0.001) ve NGAL (p=0.020) ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptandı. Katılımcıların plazma TMAO ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı (p=0.001). Kontrol grubunun TMAO ortanca değeri hem nefropatili (p2-p3=0.006) ve hem de nefropatisi olmayan hipertansif hastalardan (p1-p3<0.001) istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Katılımcıların plazma Asprosin ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı (p=0.002). Nefropatisi olmayan hipertansif hastaların asprosin ortanca değeri hem kontrol grubundan (p1-p3=0.001) hem de hipertansif nefropatili hastalardan (p1-p2=0.010) istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Katılımcıların plazma NGAL ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı (p=0.020). Kontrol grubunun NGAL ortanca değeri nefropatisi olmayan hipertansif hastalardan istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı (p1-p3=0.006). Kontrol grubu ile nefropatisi olan hipertansif hastaların NGAL ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p2-p3=0.194). Benzer olarak nefropatisi olan ve olmayan hipertansif hastaların NGAL ortanca değerleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Nefropatisi olan hipertansif hastaların TMAO ve NGAL değerleri arasında negatif anlamlı korelasyon saptandı (r:-0.368; p=0.042). Sonuç olarak, literatürdeki bazı çalışmaların aksine TMAO bizim çalışmamızda kontrol grubunda daha yüksek bulunmuş olup hipertansiyona karşı koruyucu olabileceğini söylebiliriz. NGAL, özellikle akut böbrek hasarının erken belirteci olarak değerlendirilen bir molekül olup çalışmamızda bilinenin aksine nefropatisi olan ve olmayan hastalarda kontrol grubuna kıyasla düşük bulunmuştur. Hasta sayımızın kısıtlı olması, tek merkezli çalışma olması sonuç çeşitliliğini etkilediğinden NGAL-hipertansif nefropati ilişkisi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Glukoz homestazı üzerinde etkili olan asprosin, nefropatisi olmayan hipertansif hastalarda yüksek saptandı. Asprosin, çalışma sonucumuza göre hipertansiyon patofizyolojisinde de yer alıyor olabileceğinden, daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. En nihayetinde, hipertansiyon dünya genelinde morbidite ve mortalitenin yaygın bir sebebidir. Hipertansif nefropati ise son dönem böbrek yetmezliğinin 2. en sık sebebi olup, bu hastalıklarla ilgili daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyebiliriz.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT THE RELATIONSHIP BETWEEN SERUM TRIMETHYLAMINE N-OXIDE (TMAO), ASPROSINE AND NEUTROPHIL GELATINASE-ASSOCIATED LIPOCALIN (NGAL) LEVELS AND HYPERTENSIVE NEPHROPATHY IN PATIENTS WITH HYPERTENSION Hypertension is defined as a systolic blood pressure of 140 mmHg or more and/or a diastolic blood pressure of 90 mmHg or more. It is the leading modifiable risk factor for morbidity and mortality worldwide. Hypertension is the most common cardiovascular disorder in the world, affecting 1.28 billion adults aged 30-79 years worldwide according to the World Health Organisation. Hypertension is the second most common underlying cause of end-stage renal disease (ESRD), with 30% of all patients on renal replacement therapy developing end-stage renal failure due to hypertensive nephropathy. The study group consisted of individuals aged 30-75 years. Patients were divided into 2 groups as hypertensive patients with and without hypertensive nephropathy. The study group consisted of 64 patients, 31 with HT and hypertensive nephropathy and 33 without hypertensive nephropathy. The control group consisted of 22 healthy individuals of similar age and sex who were non-hypertensive and had no comorbidities and lipid metabolism disorders. Patient group: Patients who were admitted to the outpatient clinic and outpatient clinic of the Department of General Internal Medicine, Firat University, Faculty of Medicine, were recruited based on the data obtained from retrospective file review. TMAO is a metabolite and biologically active molecule derived from trimethylamine (TMA). Dietary sources of TMA are foods rich in choline, L-carnitine and phosphatidylcholine such as red meat, saltwater fish, eggs, dairy products and some fruits, vegetables and cereals. Asprosin is a protein hormone whose release is stimulated by starvation and induces hepatic glucose production. It is mainly secreted from white adipose tissue. NGAL is a lipocalin family protein released mainly from activated neutrophils. Since it is released from the distal tubule in case of damage, NGAL can be shown as a marker of renal tubular damage. In our study, we aimed to determine the relationship between these molecules and hypertension and hypertensive nephropathy by comparing TMAO, asprosin and NGAL levels between patient groups. In our study, a statistically significant difference was found between the median values of asprosin (p=0.002), TMAO (p=0.001) and NGAL (p=0.020). A statistically significant difference was found between the median plasma TMAO values of the participants (p=0.001). The TMAO median value of the control group was significantly higher than both hypertensive patients with nephropathy (p2-p3=0.006) and hypertensive patients without nephropathy (p1-p3<0.001). There was a statistically significant difference between the plasma asprosine median values of the participants (p=0.002). The asprosin median value of hypertensive patients without nephropathy was significantly higher than both the control group (p1-p3=0.001) and hypertensive patients with nephropathy (p1-p2=0.010). There was a statistically significant difference between the plasma NGAL median values of the participants (p=0.020). The NGAL median value of the control group was statistically significantly higher than hypertensive patients without nephropathy (p1-p3=0.006). There was no statistically significant difference between the NGAL median values of the control group and hypertensive patients with nephropathy (p2-p3=0.194). Similarly, no statistically significant difference was found between the NGAL median values of hypertensive patients with and without nephropathy. There was a significant negative correlation between TMAO and NGAL values in hypertensive patients with nephropathy (r:-0.368; p=0.042). In conclusion, contrary to some studies in the literature, TMAO was found to be higher in the control group in our study and we can say that it may be protective against hypertension. NGAL is a molecule evaluated as an early marker of acute kidney injury and contrary to what is known in our study, it was found to be lower in patients with and without nephropathy compared to the control group. Since the limited number of patients and the single-centre study affected the diversity of results, more extensive studies are needed for the relationship between NGAL and hypertensive nephropathy. Asprosin, which is effective on glucose homestasis, was found to be high in hypertensive patients without nephropathy. Since asprosin may also be involved in the pathophysiology of hypertension, more comprehensive studies are needed. Finally, hypertension is a common cause of morbidity and mortality worldwide, hypertensive nephropathy is the second most common cause of end-stage renal failure, and we can say that more comprehensive studies on these diseases are needed.
Benzer Tezler
- Koroner ektazisi ile trimethylamine n-oxide arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between coronary ectacy and trimethylamine n-oxide
HASAN SARI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
MikrobiyolojiNecmettin Erbakan ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. MEHMET AKİF DÜZENLİ
- İskemik serebrovasküler hastalıklarda serum trimetilamin N-oksit düzeyinin araştırılması
Investigation of serum trimethylamine N-oxide levels in ischemic cerebrovascular diseases
AYŞENUR ERSOY ŞENGÜL
- Hipertansiyon tanısı olan hastalarda serum elabela düzeyi ile hipertansif nefropati ilişkisi
The relationship of serum elabela level and hypertensive nephropathy in patients with diagnosis of hypertension
YUSUF DOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıFırat Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERHAN ÖNALAN
- Metabolik sendrom tanısı almış hastalarda medikal tedaviye ek olarak yapılan ılımlı egzersizin serum lipid, adipokin, sitokin ve apolipoprotein düzeylerine etkisi
The effect of moderate exercise plus medical treatment with MetS diagnosed patients on serum lipids, adipokine, cytokine and apolipoproteins levels
KUTLUHAN ERTEKİN
- Astım tanısı ile takipte olan hastalarda metabolik sendromun eşlik etme durumunun astım kontrolüne etkisi
The impact of coexistence of metabolic syndrome on asthma control in patients under follow-up care with an asthma diagnosis
ÜMMÜHAN TUĞBA TÜMÜKLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NERMİN ÇAPAN