Geri Dön

Term düşük doğum ağırlıklı doğan yenidoğanlarda erken neonatal prognoz

Term born with low birth weight early neonatal prognosis in newborn

  1. Tez No: 905803
  2. Yazar: AYDAN ÇAĞLAR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FATMA NARTER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Normal fetal büyüme; fetüs, plasenta ve maternal ünitelerin birlikte etkileşimine bağlıdır ve genetik, hormonlar, büyüme faktörleri, beslenme ile birlikte anneye ait birçok faktör tarafından kontrol edilmektedir. Doğum ağırlığının 2500 gramın altında olması düşük doğum ağırlığı olarak tanımlanmıştır. Düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelen yenidoğanların sayısındaki artış nedeniyle düşük doğum ağırlığına bağlı morbiditelerde de artış olması beklenmektedir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sorunlarının bilinmesi, bu bebeklerin izlemini kolaylaştıracağı, mortalite ve morbiditeyi düşüreceği için bu araştırmada term olarak düşük doğum ağırlığı ile doğan yenidoğanların erken neonatal morbidite ve mortalitelerinin saptanarak prognozlarının gösterilmesi planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde 1 Ocak 2019 ile 30 Haziran 2023 tarihleri arasında doğan, 37 gestasyon haftası ve üzerindeki bebeklerden; doğum ağırlığı 2500 gram altı yenidoğanlar çalışma grubuna, doğum ağırlığı 2500 gram üzeri olan yenidoğanlar ise kontrol grubuna alındı. Her iki grupta da çalışmaya alınan bebeklerin düşük doğum ağırlığı ile ilişkili olabilecek prenatal, natal ve postnatal özellikleri ile gelişen morbiditeleri incelendi. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapıldı ve p<0,05 olması anlamlı kabul edildi. Bulgular: Düşük doğum ağırlıklı term bebeklerden oluşan çalışma grubumuzdakilerin %70,4'ü kız, kontrol grubunun ise %44,5'i kız bebekti. Çalışma grubunda kız cinsiyet kontrol grubundan daha yüksek bulundu (p<0,05). Çalışma grubumuzdaki annelerde gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi daha fazla görüldü (p<0,05). Çoğul gebelik, oligohidroamniyoz ve fetal distres düşük doğum ağırlıklı bebeklerden oluşan grupta daha çok görüldü (p<0,05). Çalışma grubundaki bebeklerin %56,6'sının, kontrol grubundakilerin ise %11,5'inin yenidoğan yoğun bakım ünitesine yattığı görüldü ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerden oluşan grubun yatış oranı anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Yatışları süresince karşılaştıkları sorunlar arasından yenidoğanın geçici takipnesi, beslenme problemleri, doğumda mekonyumlu amniyotik sıvı varlığı, fototerapi gerektiren hiperbilirubinemi ve intrauterin büyüme kısıtlılığı çalışma grubumuzda daha yüksek bulundu (p<0,05) ve yatışı yapılan olgular içerisinde çalışma grubumuzda doğumda mekonyumlu amniyotik sıvı varlığının 4,5 kat fazla olduğu saptandı. Solunum desteği açısından düşük doğum ağırlıklı bebeklerin non invaziv mekanik ventilasyon ve küvöz içi oksijen desteği ihtiyacı ve süreleri daha yüksek bulundu (p<0,05). Çalışma grubumuzun trombosit ortalamaları daha düşük saptandı (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak term olarak doğan düşük doğum ağırlıklı bebeklerin, normal doğum ağırlığındaki bebeklere göre yaşamlarında daha fazla problemle karşılaştığı saptandı. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sorunlarının bilinmesi bu bebeklerin izlemini kolaylaştırmakla birlikte mortalite ve morbidite oranlarını da azaltacaktır. Anneye ait faktörlerin de bebeklerin doğum ağırlıkları ile anlamlı bir ilişkisi olduğu görüldü. Anneye ait risk faktörlerinin önceden belirlenip engellenmesi, düşük doğum ağırlıklı bebek oranının azaltılmasında ve bu sayede düşük doğum ağırlığına bağlı morbiditelerin de azalmasında etkili olacaktır.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Normal fetal growth depends on the interaction of the fetus, placenta, and maternal components, regulated by various factors from the mother, including genetics, hormones, growth factors, and nutrition. Low birth weight is defined as a birth weight below 2500 grams. With the increasing number of newborns with low birth weight, an increase in morbidities related to low birth weight is expected. Recognizing the issues faced by low birth weight infants is essential for facilitating their follow-up, reducing mortality, and minimizing morbidity. Therefore, this study aims to identify the early neonatal morbidities and mortalities of infants born as low birth weight, with the intention of demonstrating their prognosis. Materials and Methods: In our study, infants born at Health Sciences University Hamidiye International School of Medicine Kartal Dr. Lütfi Kırdar City Hospital between January 1, 2019, and June 30, 2023, with a gestational age of 37 weeks and above were included. Newborns with a birth weight below 2500 grams were assigned to the study group, while those with a birth weight of 2500 grams and above were assigned to the control group. The prenatal, natal, and postnatal characteristics of infants in both groups that could be associated with low birth weight and the morbidities that developed were examined. Statistical analyses in this study were performed using NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA), and a p-value of <0,05 was considered statistically significant. Findings: In our study group consisting of term infants with low birth weight, 70.4% were female, while 44,5% of the control group were female. The proportion of female infants in the study group was found to be significantly higher than in the control group (p <0,05). Gestational hypertension and preeclampsia were more frequently observed in mothers in the study group (p <0,05). Multiple pregnancies, oligohydramnios, and fetal distress were more prevalent in the group of infants with low birth weight (p <0,05). It was observed that 56,6% of infants in the study group and 11,5% in the control group were admitted to the Neonatal Intensive Care Unit, and the admission rate of the group consisting of infants with low birth weight was significantly higher (p<0,05). Among the problems encountered during their hospitalization, transient tachypnea of the newborn, feeding problems, the presence of meconium-stained amniotic fluid at birth, hyperbilirubinemia requiring phototherapy, and intrauterine growth restriction were found to be higher in our study group (p<0,05). Within the cases admitted, the presence of meconium-stained amniotic fluid at birth was 4,5 times more frequent in our study group. Regarding respiratory support, infants with low birth weight had a higher need for non-invasive mechanical ventilation and incubator oxygen support, and the duration of support was also higher (p <0,05). The platelet averages of our study group were found to be lower (p <0,05). Conclusion: In conclusion, it was found that infants with low birth weight, even if born at term, face more problems in their lives compared to infants with normal birth weight. Understanding the issues faced by low birth weight infants will not only facilitate their follow-up but also reduce mortality and morbidity rates. It was observed that maternal factors have a significant relationship with the birth weights of infants. Predetermining and preventing maternal risk factors will be effective in reducing the rate of babies with low birth weight and thus reducing the morbidities associated with low birth weight.

Benzer Tezler

  1. 1000 gram altı prematürelerde birden fazla sürfaktan kullanım risk faktörleri ve morbidite üzerine etkisi

    Risk factors and the impact on morbidity of multiple surfactant doses in preterm infants under 1000 grams

    MERVE KÜSKÜ POLAT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ELİF ÖZALKAYA

  2. Yenidoğan bebeklerde vitamin D düzeyinin prognoza etkisi

    The effect of vitamin D levels on prognosis in neonates

    RABIIA SATYMKANOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DEMET TEREK

  3. Yenidoğan döneminde hipernatremik dehidratasyon

    The hypernatremic dehydration in newborn

    ABDURRAHMAN AKGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDicle Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELAHATTİN KATAR

  4. Yenidoğan döneminde hipernatremik dehidratasyon

    Hypernatremic dehydration in the newborn period

    ABDURRAHMAN AKGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDicle Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELAHATTİN KATAR

  5. Gebelik yaşına göre düşük doğum ağırlıklı yenidoğanların erken neonatal dönem morbidite ve mortalite verilerinin incelenmesi

    Investigation of early neonatal period morbidity and mortality data of low-birth-weight newborn for gestational age

    EMİNE AYDIN GÖKHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SERKAN ÖZSOYLU