Eozinofil sayısı, perifer arter hastalığında tanısal marker mıdır?
Is eosinophile count a diagnostic marker in peripheral artery disease?
- Tez No: 905933
- Danışmanlar: PROF. DR. TURHAN YAVUZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Thoracic and Cardiovascular Surgery
- Anahtar Kelimeler: Ateroskleroz, Eozinofiller, Periferik arter hastalığı, Atherosclerosis, Eosinophils, Peripheral arterial disease
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Süleyman Demirel Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı retrospektif olarak perifer arter hastalığı tanısıyla gelmiş ve endovasküler işlem yapılmış hastalardaki eozinofil düzeylerini değerlendirerek perifer arter hastalığı tanısında eozinofil sayısının prediktif öneminin olup olmadığını ve PAH şiddeti ve kliniği ile eozinofil sayısı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. YÖNTEM: Araştırma retrospektif bir çalışmadır. Çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde 04.01.2024-01.07.2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya periferik arter hastalığı olan 199 hasta dahil edilmiştir. Kontrol grubu, 18-40 yaş aralığında bilinen hastalığı ve ilaç kullanımı olmayan 299 kişiden oluşturulmuştur. Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi laboratuvarında değerlendirilmiş olan hemogram, biyokimya ve koagülasyon testleri sonuçları veri olarak kullanılmıştır. Verilerin toplanması ve değerlendirilmesi araştırmacı tarafından yapılmıştır. BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 63.8 ± 12.2, kontrol hastalarının yaş ortalaması 32.1 ± 6.3'tür. Hastaların %85.9'u erkek, %14.1'i kadın, kontrol grubunun %89.4'i erkek, %10.6'sı kadındır. Hastaların Rutherford puanları ortalaması gelişte 3.2 ± 0.9, işlem sonrası 1.1 ± 1.5'tir. PAH'ı olan hastaların Rutherford Geliş puanları işlem sonrası puanlardan anlamlı olarak yüksektir (p<0.05). Hastalarda nötrofil/lenfosit, nötrofil (%), nötrofil, platelet değerleri kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek (p<0.05); lenfosit, monosit (%), lenfosit, hemoglobin, hematokrit anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p<0.05). Eozinofil düzeylerinin hasta olmayı tanımlamak için bir kestirim değeri bulunamamıştır (AUC=0.531, p=0.282). Distal arterde tıkanıklık varlığında eozinofil düzeyleri anlamlı olarak düşüktür (p<0.05). Reoperasyon gereken durumda eozinofil düzeyleri anlamlı olarak yüksektir (p<0.05). Yaş ile eozinofil düzeyleri pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişkiye sahiptir (r=0.105, p<0.05). Rutherford geliş puanları ile Rutherford işlem sonrası puanları pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiye sahiptir (r=0.682, p<0.05). Rutherford geliş puanları ile ABI düzeyi negatif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiye sahiptir (r=-0.645, p<0.05). Rutherford işlem sonrası puanları ile ABI düzeyleri negatif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiye sahiptir (r=-0.555, p<0.05). SONUÇ: Eozinofil düzeyleri PAH hastalarıyla sağlıklı kontroller arasında farklı bulunmamıştır. Çalışmamıza göre eozinofil düzeyi PAH tanısında kullanılabilecek bir marker değildir. Eozinofil düzeyinin PAH hastalarında tanısal bir marker olup olmadığını araştırdığımız bu çalışma retrospektif bir çalışmadır. Bulunan sonuçlar başka çalışmalarla teyit edilmesi gerekebilen sonuçlar olmakla birlikte yine de PAH tanısında olmasa da prognoz hakkında eozinofil sayısının önemli olabileceği sonucuna ulaşılmıştır ki bu son derece önemlidir.
Özet (Çeviri)
AIM: The aim of this study was to retrospectively evaluate the eosinophil levels in patients diagnosed with peripheral arterial disease and who underwent endovascular procedures, to determine whether the eosinophil count has a predictive value in the diagnosis of peripheral arterial disease and to determine the relationship between the eosinophil count and the severity and clinical picture of PAH. METHOD: The study is a retrospective study. The study was conducted at Süleyman Demirel University Research and Training Hospital between 04.01.2024 and 01.07.2024. 199 patients with peripheral arterial disease were included in the study. The control group consisted of 299 people between the ages of 18-40 who had no known disease or medication use. The hemogram, biochemistry and coagulation test results evaluated at the Süleyman Demirel University Research and Training Hospital laboratory were used as data. The data were collected and evaluated by the researcher. RESULTS: The mean age of the patients was 63.8 ± 12.2 and the mean age of the control patients was 32.1 ± 6.3. 85.9% of the patients were male and 14.1% were female, and 89.4% of the control group was male and 10.6% were female. The mean Rutherford scores of the patients were 3.2 ± 0.9 on admission and 1.1 ± 1.5 after the procedure. The Rutherford scores of the patients with PAH were significantly higher than the scores after the procedure (p<0.05). Neutrophil/lymphocyte, neutrophil (%), neutrophil, platelet values were significantly higher than the control group (p<0.05); lymphocyte, monocyte (%), lymphocyte, hemoglobin, and hematocrit were significantly lower in the patients (p<0.05). No predictive value was found for eosinophil levels to define disease (AUC=0.531, p=0.282). In the presence of occlusion in the distal artery, eosinophil levels are significantly low (p<0.05). In cases where reoperation is required, eosinophil levels are significantly high (p<0.05). There is a low level significant positive correlation between age and eosinophil levels (r=0.105, p<0.05). There is a moderately significant positive correlation between Rutherford admission scores and Rutherford post-procedure scores (r=0.682, p<0.05). There is a moderately significant negative correlation between Rutherford admission scores and ABI levels (r=-0.645, p<0.05). There is a moderately significant negative correlation between Rutherford post-procedure scores and ABI levels (r=-0.555, p<0.05). CONCLUSION: Eosinophil levels were not found to be different between PAH patients and healthy controls. According to our study, eosinophil levels are not a marker that can be used in the diagnosis of PAH. This study, in which we investigated whether eosinophil levels are a diagnostic marker in PAH patients, is a retrospective study. Although the results found are results that need to be confirmed by other studies, it was concluded that eosinophil counts may be important in prognosis, although not in the diagnosis of PAH, which is extremely important.
Benzer Tezler
- Çocuklarda barsak parazitozlarının immün sisteme etkisi
Başlık çevirisi yok
ATİYE BAKKAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NECLA AKÇAKAYA
- Astımlı hastalarda klinik ve laboratuvar özellikler
Başlık çevirisi yok
ZİYA GÜLBARAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Göğüs Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiGöğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MÜZEYYEN ERK
- Astmalı çocuklarda süpresör T hücrelerinin rolü
Başlık çevirisi yok
İZZET ÖNDER KARA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. IŞIK YALÇIN
- Aflatoksin B1 ve G1 in değişik dozlarda idrarla atılımı, vücut ağırlığı ve lökosit sayıları üzerine etkileri
Başlık çevirisi yok
ECİR ALİ ÇAKMAK
Yüksek Lisans
Türkçe
1988
BiyokimyaAnadolu ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE BAŞARAN