Şark despotizmi iddiaları -Hârûn Reşîd dönemi-
Allegations of Eastern despotism -The era of Harun Rashid-
- Tez No: 912571
- Danışmanlar: PROF. DR. OSMAN GÜRBÜZ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Din, Religion
- Anahtar Kelimeler: Şark Despotizmi, Batı, Doğu, İslâm, Hârûnürreşîd, Abbâsîler, Oriental Despotism, West, East, Islam, Harun al-Rashid, Abbâsids
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Atatürk Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Siyer-İ Nebi ve İslam Tarihi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Tarih boyunca Doğu ile Batı arasındaki münasebet, zaman zaman sıcak savaşlar, zaman zaman da soğuk savaşlar şeklinde ortaya çıkmıştır. Batı, Aristoteles'ten beri Doğu medeniyeti ve yönetimlerini kötülüğün kaynağı olarak göstermeye çalışmıştır. Buna ek olarak kendisini de en iyi yönetim olarak takdim etmiştir. Hatta Batılı düşünürler, engizisyon mahkemelerinin zulmü altında inletildikleri dönemlerde bile Doğu yönetim tarzlarını despotlukla nitelemekten geri durmamışlardır. Batı'nın Doğu'ya karşı başlattığı bu suçlama stratejisinde temel söylem, güçlü ve modern Batı karşısında pasif ve despotik Doğu tahayyülü ile yapılmıştır. Batı bu iddiasını seyahatnameler ve kurgulanmış iddialar üzerinde ele almaya çalışmıştır. Bunun neticesinde, Doğu hakkında 'Şark Despotizmi' iddiasını öne sürmüştür. Hobson'nun deyimiyle 'Batı gelişmiş bir medeniyetin beşiği, Doğu da geri kalmışlığın ve durağanlığın menbaı' tezi ile tarif edilmiştir. Günümüze kadar Batılı düşünürlerin Doğu toplumlarını despotik yönetimler üzerinden tanımlama konusu bireysel bir söylem değildir. Bilakis Batıdaki 'şarkiyatçılık' çalışmalarının bir sonucu ve Doğuyu 'ötekileştirme' düşüncesine dayanmaktadır. Bunun temel gayesi ise Doğu'yu sömürgeleştirme ve Batının efendiliğine tabi kılmadır. Bununla bağlantılı olarak Batılı düşünürler, Doğu'ya ait birçok değeri kendilerine mal etmeye çalışırken Doğu'yu 'despot' gösterme iddialarını sürdürmüşlerdir. Doğu halklarını ise bu despotik yönetimlere kendilerini kaptırmış bireyler olarak tanımlamışlar. Tezimize esas teşkil eden Hârûnürreşîd yönetimi örneğinde görüldüğü gibi Batılı düşünürlerin iddialarının aksine Doğu, her devletin karşılaşabileceği sorunlarla beraber yeniliklere açık, ilmi çalışmaları teşvik eden büyük bir medeniyete sahip olmuştur.
Özet (Çeviri)
Throughout history, the relationship between East and West has manifested itself at times as hot wars and at other times as cold wars. The West has endeavored, since the time of Aristotle, to portray Eastern civilizations and administrations as the source of evil. In addition, it has presented itself as the epitome of the best governance. Western thinkers have not hesitated to characterize Eastern styles of governance as despotic, even during periods when they themselves were oppressed under the tyranny of inquisition courts. The foundational discourse in the accusation strategy launched by the West against the East was based on the imagined contrast between the powerful and modern West and the passive and despotic East. The West has sought to address this claim through travelogues and fabricated allegations. As a result, the claim of 'Oriental Despotism' has been put forward regarding the East. In the words of Hobson, the West has been described as the cradle of an advanced civilization, while the East has been characterized as the source of backwardness and stagnation. Until today, the issue of Western thinkers defining Eastern societies through despotic regimes is not merely an individual discourse. Rather, it is based on the 'orientalism' studies in the West and the idea of 'othering' the East. Its primary goal is the colonization of the East and subjugation to Western domination. In connection with this, while Western thinkers have attempted to appropriate many values belonging to the East, they have continued to assert claims portraying the East as 'despotic'. They have defined the Eastern peoples as individuals who have succumbed to these despotic regimes. As evidenced by the administration of Harun al-Rashid, which forms the basis of our thesis, contrary to the claims of Western thinkers, the East has had a great civilization that is open to innovations and encourages scholarly pursuits, along with facing challenges that any state may encounter.
Benzer Tezler
- Büyük Şark Buhranı sırasında İngiltere'deki Türk imajının değişimi (1875-1878)
The transformation of the Turkish image in England during the Great Eastern Crisis (1875-1878)
YAĞIZ DOĞAN
- A historical, comparative approach to state formation in Europe and the Ottoman Empire: From the Medieval ages to the modern era
Devlet oluşumuna tarihsel, karşılaştırmalı bir yaklaşım Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğunda: Ortaçağdan modern çağa
IBRAHIM MULUSHEWA ESHETE
Doktora
İngilizce
2023
Tarihİbn Haldun ÜniversitesiMedeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HALİL BERKTAY
- Karl Marx ve Max Weber'in Doğu toplumlarına yaklaşımları
Oriental societies in Karl Marx and Max Weber
LÜTFİ SUNAR
- Şark kromları kromit konsantresinin katı redüksiyon davranışı
The Reduction of Şark kromları chromite concentrates
MURAT DURUSOY
Yüksek Lisans
Türkçe
1992
Metalurji Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiYRD. DOÇ. DR. M. KELAMİ ŞEŞEN
- Şark meselesi ve Osmanlı Rum basını 1. Meşrutiyet'te siyasal aktüalite Rumca haftalık gazete Savatiea Epiteorisis-“Cumartesi Revüsü”
Başlık çevirisi yok
GEORGİOS GOVESSİS
Yüksek Lisans
Türkçe
1993
Gazetecilikİstanbul ÜniversitesiSiyaset Bilimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CEMİL OKTAY
- Şark meselesi ışığında Şeyh Sait olayı, karakteri, dönemindeki iç ve dış olaylar
Başlık çevirisi yok
YAŞAR KALAFAT