Geri Dön

Akciğer karsinomu nedeniyle opere edilen olgularda izlenen hiler ve pulmoner lenf nodu metastazının prognoza etkisi

The impact of hilar and pulmonary lymph node metastasis on prognosis in cases operated for lung carcinoma

  1. Tez No: 923862
  2. Yazar: ARDA SARIGÜL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BERKER ÖZKAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Cerrahisi, Thoracic Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Hiler ve pulmoner lenf nodu metastazları primer akciğer karsinomunda prognozu belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Tanı ve evreleme yöntemlerindeki ilerlemelere rağmen N1 lenf nodu metastazlarının prognostik etkisi tam anlamıyla aydınlatılamamıştır. Bu çalışmada lenf nodu metastazı olan hastaların sağkalım sonuçlarını ve klinik özelliklerini geriye dönük olarak değerlendirerek, N1 durumunun prognoz üzerindeki etkisini ve tedavi yönetimindeki rolünü ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: 2008-2024 yılları arasında primer akciğer karsinomu nedeniyle opere edilen N1 pozitifliği saptanan, 94 hasta geriye dönük olarak analiz edilmiştir. Preoperatif evreleme, invaziv olmayan ve invaziv tekniklerle yapılmıştır. Hastalara; lobektomi, sleeve lobektomi ve pnömonektomi uygulanmıştır. Hastalar TNM 9 kriterlerine göre evrelenmiştir. Bulgular: Tek istasyon N1 lenf nodu metastazı saptanan hastaların 5 yıllık hastalıksız sağkalımı (DFS) %53.2, genel sağkalımı (OS) %59.7 olarak tespit edildi ve çoklu istasyon metastazı olan hastalara (DFS: %17.8, OS: %27.9) kıyasla anlamlı daha iyi bulundu. DFS için (p=0.005) ve OS için (p=0.045) idi. Plevral invazyon hastalıksız (p=0.019) ve genel (p=0.020) daha kötü sağkalımla ilişkilendirildi. Evre IIA hastalarının 5 yıllık DFS (%68.6) ve OS (%75), Evre IIB için DFS (%55.6) ve OS (%59.7), Evre IIIA hastalarına (DFS: %17.3, OS: %37.2; p<0.001) kıyasla belirgin derecede yüksek saptandi. Tek değişkenli regresyon analizinde çoklu N1 istasyon tutulumunun, tekli N1 tutulumuna göre daha kötü hastalıksız (p=0.002) ve genel sağkalımla (p=0.050) ilişkili olduğu gösterildi. Hiler ve pulmoner lenf nodu tutulumu ayrımı tek değişkenli ve çok değişkenli regresyon analizinde anlamlı fark göstermedi. Çoklu N1 lenf nodu metastazı tek değişkenli ve çok değişkenli analizde, daha kötü hastalıksız ve genel sağkalım ile ilişkilendirildi. Sonuç: Hiler ve pulmoner N1 lenf nodlarının kapsamlı diseksiyonu ve örneklemesi, doğru evreleme ve sağkalım sonuçlarının iyileştirilmesi için kritik bir öneme sahiptir. Çoklu N1 lenf nodu metastazının varlığı, sağkalım üzerinde önemli bir rolü bulunmaktadıır. Gelecek TNM evrelemesinde bu kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Hilar and pulmonary lymph node metastases are among the most critical determinants of prognosis in primary lung carcinoma. Despite advancements in diagnostic and staging techniques, the prognostic impact of N1 lymph node metastases remains inadequately elucidated. This study aims to retrospectively evaluate survival outcomes and clinical characteristics in patients with lymph node metastases to uncover the prognostic implications of N1 metastasis and their role in guiding therapeutic management. Material and Methods: A retrospective study was conducted on 94 patients who underwent surgery between 2008 and 2024 and were postoperatively confirmed to have primary lung carcinoma with N1 lymph node metastases. Preoperative staging was performed using both non-invasive and invasive techniques. The surgical procedures included lobectomy, sleeve lobectomy, and pneumonectomy. Patients were staged according to the TNM 9 criteria. Results: The 5-year disease-free survival (DFS) and overall survival (OS) rates for patients with single-station N1 lymph node metastases were 53.2% and 59.7%, respectively, which were significantly higher compared to patients with multi-station metastases (DFS: 17.8%, OS: 27.9%; p=0.005 for DFS and p=0.045 for OS). Pleural invasion was associated with significantly worse disease-free survival (p=0.019) and overall survival (p=0.020). Five-year DFS and OS rates were notably higher in Stage IIA patients (DFS: 68.6%, OS: 75%) and Stage IIB patients (DFS: 55.6%, OS: 59.7%) compared to Stage IIIA patients (DFS: 17.3%, OS: 37.2; p<0.001). Univariate regression analysis demonstrated that multi-station N1 involvement was associated with worse DFS (p=0.002) and OS (p=0.050) compared to single-station involvement. No significant differences were observed between hilar and pulmonary lymph node involvement in either univariate or multivariate regression analyses. Multi-station N1 lymph node metastases were consistently linked with worse DFS and OS in both univariate and multivariate analyses. Conclusion: Comprehensive dissection and sampling of hilar and pulmonary N1 lymph nodes are of paramount importance for accurate staging and improving survival outcomes. Differentiating between single and multi-station N1 lymph node involvement should be considered in advanced staging systems, as it holds significant value in devising optimal treatment strategies.