Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Ünitesinde son 10 yılda izlenen pulmoner kanaması olan yenidoğanların retrospektif değerlendirilmesi
Pulmonary hemorrhage in newborns: A 10-year review at Kocaeli University Neonatology Unit
- Tez No: 937209
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ÖZGE SERÇE PEHLEVAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Pulmoner kanama, Prematüre, Yenidoğan, morbidite, mortalite, risk faktörleri, Pulmonary hemorrhage, Prematurity, Neonate, Morbidity, Mortality, Risk factors
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akut zeminde gelişen pulmoner kanama (PK) nadir görülmesine rağmen yüksek mortalite ile seyreden ve oldukça katastrofik sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır Etyolojisi multifaktöriyel olup çeşitli risk faktörleri ile ilişkilendirilmiş olsa da halen altta yatan risk faktörleri ile ilgili netleşmesi gereken unsurlar vardır. Tedavi yaklaşımlarında uygulamalar ve mevcut kanıtlar arasında da farklılıklar gözlenmektedir. Bu nedenle hastalığa yol açan durumları bilmek ve bunları önlemeye yönelik stratejiler geliştirmek, kanıta dayalı standart tanı ve tedavi yöntemlerini belirlemek bu hastalarda prognozu iyileştirmede önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde (YYBÜ) uzun bir periyotta izlediğimiz hayatı tehdit eden PK'lı hastaların özellikleri ve yönetimlerine ait tecrübelerimizi paylaşmanın literatüre değerli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif vaka kontrollü kohort çalışma Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde Ocak 2013 ile Aralık 2023 tarihleri arasında takip edilen masif PK öyküsü olan yenidoğanlar ile peşpeşe yatan doğum zamanlaması benzer (term/preterm) hastalardan oluşan kontrol grubunu içermektedir.Hastalara ait risk faktörleri ve klinik seyir birincil çıktı olan PK varlığı dışında sekonder çıktılar olan PK zamanlaması ve mortalitesi ile ilişki açısından da değerlendirilmiş, ünitemizdeki tedavi yaklaşımları da ayrıca analiz edilmiştir. Bulgular: YYBÜ'mizde PK sıklığı < 32 GH'da %4.1 olarak belirlendi.PK'nın %71'i erken neonatal dönemde; sıklıkla postnatal üçüncü günde (IQR: 2-9) gerçekleşmiş idi. Bu 60 olgunun %53'ü PK komplikasyonlarına bağlı ex olmuş iken yatış boyunca gözlenen tüm nedenlere bağlı ölüm %70 idi. Çoğu prematüre olan (N=57) bu olguların kanama öncesi son 24 saat içinde büyük kısmında RDS (%85) bulunmakta, gene yarıdan fazlasının hipervolemik olduğu (%55), dolaşım yetmezliği nedeniyle inotrop (%58), sepsis riski/varlığı nedeniyle antibiyotik kullandığı (%85), konvasiyonel mekanik ventilasyon desteği aldığı (%63) görüldü. Kontrol grubundaki 64 olgu ile karşılaştırıldıklarında gebelik haftası PK grubunda 28 hafta (IQR:27-31, kontrol grubunda 32 hafta (IQR: 28-34) (p=0,016); doğum ağırlığı ise sırası ile [ortanca 942 gr (IQR: 722-1692)] ve 1455 gr (IQR: 1000-2270), (p=0,006) idi. 1.dk APGAR skoru ortanca 4 (IQR:3-6,p=0,020) ve 5.dk APGAR skoru ortanca 7 (IQR: 5-8, p=0,029) PK grubunda daha düşük iken maternal enfeksiyon PK grubunda daha yüksek idi (%26,7'ye karşı %10,9; p=0,043). Diğer yandan obez annelerin bebeklerinde daha az PK geliştiği belirlendi (%40,6'ya karşı %20; p=0,022). PK grubunda RDS'e bağlı surfaktan ihtiyacı (%85'e karşı %54,7), BPD (%54,5'e karşı %16,1; p=0,002), BPD proflaksisine yönelik steroid kullanımı (%73,9'a karşı %13.3, p<0,001), PDA (%70'e karşı %43,8; p=0,004) ve mortalite (%70'e karşı %15.6, p<0,001) daha fazlaydı. Kontrol grubunda hiç vaka görülmez iken PK grubunda %13 hastada pulmoner hipertansiyon gelişmişti (p=0.002). PK grubunda total hastane yatış süresi [ortanca 10 (4-42) güne karşı 30 (15-61) gün; p=0,002] ve HFO süresi (ortanca 4,5 (IQR:2-14,5) güne karşı 15 (IQR:10-27, p=0.028) daha kısa idi. KCFT bozukluğu EX grubunda %50, yaşayan grupta ise %11 (p=0,011); aynı şekilde BFT bozukluğu EX grubunda %47'ye karşı yaşayan grupta %17 ile (p=0,049) daha yüksekti. Surfaktan, EX grubunun %47'sine yaşayanların ise %5'ine uygulanmıştı (p=0,005). EX olan olgularda inotrop kullanımı (%71), yaşayanlara göre (%28) daha yüksek idi (p=0,004). Maternal anemi (%41,2'ye karşı %9,3; p=0,008) ve maternal diyabet (%23'e karşı % 4.7, p=0.048) geç dönem PK grubunda erken dönem kanayanlara göre yüksek idi. Surfaktan kullanımı erken dönemde PK grubunda %44, geç dönemde %11 (p=0,038); İleri NEK ise sırasıyla %29'a karşı % 4,7 (p=0,016) idi. Erken dönem PK grubunda daha fazla inotrop kullanılmıştı (%67'e karşı %35, p=0.004). Böbrek fonskiyon testleri erken dönemde PK geçirenlerde daha fazla bozulmuştu (%48'e karşı %11, p=0,018).Tedavide %95'ine mekanik ventilatörde ayar düzenlemesi yapıldığı, K vitamini ve/veya TDP verildiği görüldü. HFO'ya %76'sı alınmış; surfaktan %53'üne; endotrakeal adrenalin %60'ına uygulanmıştı. Ayrıca 16 olgu rekombinant FVIIa, 4 olgutraneksamik asit almıştı. Sonuç:. PK yaşayan hastalarda prematürite ve RDS'den sonra PDA, BPD ve PHT eşlik eden ana morbiditeler iken bu olgularda gerek PK ve komplikasyonlarına bağlı gerekse de yatış boyu gözlenen tüm nedenlere bağlı ex oranı yüksek gözükmektedir. Maternal enfeksiyon, düşük APGAR skoru, hipervolemi ve ventilatör izlemi de risk açısından önemli unsurlardır. Maternal obezitenin koruyucu etkisi daha geniş serilerle değerlendirilmelidir. Süregelen konvansiyonel tedavi yaklaşımlarına son yıllarda rFVIIa, traneksamik asit gibi güncel seçenekler de eklenmektedir. Çalışmamız sonucunda elde edilen kapsamlı istatistiksel bulgular, PK'nın etiyolojisi, klinik yönetimi ve olası sonuçları hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Ancak halen geniş olgu serilerine sahip, çok merkezli, prospektif çalışmalara duyulan ihtiyaç devam etmektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: Although acute pulmonary hemorrhage (PH) is rare, it is a highly catastrophic condition associated with high mortality. Its etiology is multifactorial and has been linked to various risk factors; however, there are still unresolved aspects regarding the underlying risk factors. Additionally, discrepancies exist between current treatment practices and available evidence.Therefore, understanding the conditions leading to this disease, developing preventive strategies, and establishing evidence-based standardized diagnostic and treatment approaches are crucial for improving the prognosis in these patients. In this thesis study, we believe that sharing our experiences regarding the characteristics and management of life-threatening PH cases followed over an extended period in our Neonatal Intensive Care Unit (NICU) will provide valuable contributions to the literature. Materials and Methods:This retrospective case-control cohort study includes neonates with a history of massive pulmonary hemorrhage (PH) who were followed in the Neonatal Intensive Care Unit (NICU) of Kocaeli University Research and Training Hospital between January 2013 and December 2023, along with a control group composed of consecutively admitted patients with similar birth timing (term/preterm). The risk factors and clinical course of the patients were evaluated not only in relation to the primary outcome, the presence of PH, but also in terms of secondary outcomes, including PH timing and mortality. Additionally, treatment approaches in our unit were analyzed. Results: In our Neonatal Intensive Care Unit (NICU), the incidence of pulmonary hemorrhage (PH) in neonates born at <32 weeks' gestation was determined to be 4.1%. Among PH cases, 71% occurred during the early neonatal period, most frequently on postnatal day 3 (IQR: 2-9). Of the 60 cases included in the study, 53% died due to PH-related complications, while the overall mortality rate during hospitalization was 70%.Most cases were preterm infants (N=57), and in the 24 hours preceding PH onset, a significant proportion had respiratory distress syndrome (RDS) (85%), 55% were hypervolemic, 58% required inotropic support due to circulatory failure, 85% received antibiotics due to suspected or confirmed sepsis, and 63% were on conventional mechanical ventilation.When compared to the 64 neonates in the control group, the gestational age was significantly lower in the PH group (28 weeks [IQR: 27-31] vs. 32 weeks [IQR: 28-34], p=0.016), as was the birth weight (942 g [IQR: 722-1692] vs. 1455 g [IQR: 1000-2270], p=0.006). The median 1-minute APGAR score was 4 (IQR: 3-6, p=0.020), and the median 5-minute APGAR score was 7 (IQR: 5-8, p=0.029), both significantly lower in the PH group. Additionally, maternal infections were significantly more common in the PH group (26.7% vs. 10.9%; p=0.043). On the other hand, infants born to obese mothers had a lower incidence of PH (40.6% vs. 20%; p=0.022).The PH group exhibited significantly higher rates of surfactant therapy for RDS (85% vs. 54.7%), bronchopulmonary dysplasia (BPD) (54.5% vs. 16.1%, p=0.002), postnatal steroid use for BPD prophylaxis (73.9% vs. 13.3%, p<0.001), patent ductus arteriosus (PDA) (70% vs. 43.8%, p=0.004), and mortality (70% vs. 15.6%, p<0.001) compared to the control group. Pulmonary hypertension was observed in 13% of PH cases, whereas no cases were reported in the control group (p=0.002).The total length of hospital stay was significantly shorter in the PH group than in the control group (10 days [IQR: 4-42] vs. 30 days [IQR: 15-61], p=0.002). Similarly, the duration of high-frequency oscillatory ventilation (HFOV) was significantly shorter in the PH group (4.5 days [IQR: 2-14.5] vs. 15 days [IQR: 10-27], p=0.028).Among the deceased cases, liver function abnormalities were significantly more common (50% vs. 11%, p=0.011), as were renal function abnormalities (47% vs. 17%, p=0.049). Surfactant therapy was administered to 47% of deceased cases, while only 5% of survivors received it (p=0.005). Inotropic use was significantly higher in the deceased group (71% vs. 28%, p=0.004).When comparing early-onset and late-onset PH, maternal anemia (41.2% vs. 9.3%; p=0.008) and maternal diabetes (23% vs. 4.7%; p=0.048) were more prevalent in late-onset PH. Surfactant use was significantly more frequent in early-onset PH (44% vs. 11%, p=0.038), and severe necrotizing enterocolitis (NEC) was more common in early-onset PH (29% vs. 4.7%, p=0.016). Inotropic use was significantly higher in early-onset PH (67% vs. 35%, p=0.004), and renal function abnormalities were more frequent in early-onset PH (48% vs. 11%, p=0.018).Regarding treatment strategies, mechanical ventilator settings were adjusted in 95% of cases, and vitamin K and/or fresh frozen plasma (FFP) was administered. HFOV was used in 76% of cases, surfactant therapy in 53%, and endotracheal adrenaline in 60%. Additionally, 16 cases received recombinant Factor VIIa, and 4 cases received tranexamic acid.Our study provides comprehensive statistical insights into the etiology, clinical management, and outcomes of PH in neonates. However, there remains a need for large-scale, multicenter, prospective studies to further validate these findings and improve clinical management strategies. Conclusion:In patients with pulmonary hemorrhage (PH), after prematurity and respiratory distress syndrome (RDS), the main comorbidities were patent ductus arteriosus (PDA), bronchopulmonary dysplasia (BPD), and pulmonary hypertension (PHT). The mortality rate was high in these cases, both due to PH and its complications, as well as other causes observed throughout hospitalization. Maternal infection, low APGAR scores, hypervolemia, and ventilator dependency were also significant risk factors. The protective effect of maternal obesity should be further evaluated in larger cohorts. In addition to conventional treatment approaches, recent therapeutic options such as recombinant activated factor VII (rFVIIa) and tranexamic acid have been increasingly utilized in recent years. The comprehensive statistical findings obtained in our study provide valuable insights into the etiology, clinical management, and potential outcomes of PH. However, there remains a need for large-scale, multicenter, prospective studies to further clarify these aspects.
Benzer Tezler
- KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ YENİDOĞAN YOĞUNBAKIM ÜNİTESİNDE 2012-2022 YILLARI ARASINDA YATMIŞ OLAN BEBEKLERDE HİPERKALEMİ SIKLIĞI VE NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI
THE FREQUENCY AND CAUSES OF HYPERKALEMIA IN THE NEWBORN INTENSIVE CARE UNIT OF KOCAELİ UNIVERSITY BETWEEN 2012-2022
DUYGU AYDIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYLA GÜNLEMEZ
- Yenidoğan yoğun bakım ünitemizin 2013-2022 yılları mortalite verileri
Mortality data of our neonatal intensive care unit for the years 2013-2022
ÖMER VAROL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYLA GÜNLEMEZ
- Yenidoğanın izoimmun hemolitik hastalığında intravenöz immunglobulin tedavisinin etkinliği ve oluşan yan etkiler
The effectiveness and side effects of intravenous immunoglobulin therapy in newborn isoimmune haemolytic disease
EBRU KÖSTERELİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLCAN TÜRKER
- Mekonyumdaki toksik metal ve eser element düzeylerinin erken doğum üzerine etkisi
Concentrations of toxic metals and trace elements in the meconium and prematurity
GAMZE ÖZSOY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜLCAN TÜRKER
- Total parenteral beslenme alan çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde omega 3 içeren çoklu lipid preparatlarının kolestaz gelişimi üzerine olan etkisi
Effect of the mixed lipid emulsion containing omega 3 in total parenteral nutrition on cholestasis development in the very low birth weighted babies
ASLI SARIBAŞ KESKİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYLA GÜNLEMEZ