Geri Dön

Hematolojik malignite tanısı olan hastalarda gelişen dermatolojik lezyonların değerlendirilmesi

Evaluation of dermatological lesions in patients diagnosed with hematologic malignancies

  1. Tez No: 942439
  2. Yazar: EMRE ALBAYRAK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SEVİL SADRİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Malignite, lezyon, hematoloji, dermatoloji, Malignancy, lesion, hematology, dermatology
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Bursa Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hematolojik malignite tanısı olan hastalarda dermatolojik lezyonların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız yapılırken 2019-2024 yıllarında hematolojik malignite tanısı olan ve merkezimizde takipli olan hastalara ait demografik veriler, hematolojik hastalık tanıları, hastalık süresi, klinik özellikler, dermatoloji konsültasyonu ile elde edilen dermatolojik muayene verileri cilt lezyonlarından alınan biyopsilerin patoloji sonuçları ve diğer malignite varlığı hasta dosya kayıtlarından retrospektif olarak incelenecektir. Bulgular: Çalışmaya dermatolojik lezyonları olan toplam 241 hematolojik maligniteli hasta dâhil edilmiştir. Olguların ortanca yaşı 64 olup, erkek/kadın oranı 1,3'tür. En sık tanı %24,1 ile akut myeloid lösemi (AML), ardından %18,3 ile multipl miyelom (MM) ve %17,4 ile non-Hodgkin lenfoma (NHL) gelmiştir. Lezyonların en sık rastlanan tipi %14,9 oranla dermatit olurken, bunu ilaç reaksiyonu (%14,5) ve mantar enfeksiyonları (%13,3) takip etmiştir. AML grubunda en sık lezyon dermatit ve mantar enfeksiyonu, MM grubunda ise ilaç reaksiyonu belirlenmiştir. Lenfomalı hastalarda anlamlı şekilde daha sık ürtiker görülmüştür (p=0,004). Hastaların %81,7'si lezyon gelişme döneminde kemoterapi almakta olup, en sık kullanılan ajanlar alkilleyiciler (%24,9), antimetabolitler (%22,8) ve steroidlerdir (%21,2). Biyopsi yapılan hastaların %20'sinde ilaç ilişkili dermatolojik reaksiyon ve vaskülit raporlanmıştır. Hastaların %98,8'ine sistemik tedavi kesilmeden lokal/topikal destek tedavileri uygulanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, hematolojik malignitelerde dermatolojik lezyonların hem tedavi ilişkili hem de hastalık progresyonuyla ilişkili olabileceğini göstermektedir. AML, MM ve NHL gibi farklı hematolojik hastalıklarda dermatolojik bulguların çeşidi değişiklik göstermektedir. Özellikle lenfoma tanısı olan hastalarda ürtikerin daha sık görülmesi bu alt grubun izleminde dikkat edilmesi gereken bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Lezyonların büyük çoğunluğu tedaviye ara verilmeden yönetilebilmiş olup, lokal destek tedaviler yeterli olmuştur. Bu bulgular dermatolojik muayenenin hematolojik hastaların rutin izleminde önemli bir parça olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Özet (Çeviri)

Aim: This study is aimed to evaluate dermatological lesions in patients diagnosed with hematological malignancy Methods: This retrospective study included patients diagnosed with hematological malignancy and followed in our center between 2019 and 2024. Demographic data, hematologic diagnoses, disease duration, clinical characteristics, dermatology consultation notes, physical examination findings, and dermatopathological results of skin biopsies were reviewed using patient files. Results: A total of 241 patients were included. The median age was 64 (IQR: 50–72), and the male-to-female ratio was 1.3. The most common diagnosis was acute myeloid leukemia (AML) (24.1%), followed by multiple myeloma (18.3%) and non-Hodgkin lymphoma (17.4%). The most frequent dermatologic presentations were dermatitis (14.9%), drug reactions (14.5%), and fungal infections (13.3%). In AML, dermatitis and fungal infections were most common, while in MM drug reactions were prominent. Urticaria was significantly more frequent in lymphoma patients (p=0.004). During lesion onset, 81.7% of patients were receiving chemotherapy; the most commonly used agents were alkylating agents (24.9%), antimetabolites (22.8%), and steroids (21.2%). Biopsy results revealed drug-related reactions and vasculitis as the most frequent diagnoses (both 20%). In 98.8% of cases, systemic chemotherapy was continued while topical or supportive treatments were administered. Conclusion: This study demonstrates that dermatological manifestations in hematologic malignancies are both therapy-related and disease-related. The type of dermatologic findings varies by malignancy subtype. Urticaria was significantly associated with lymphoma, indicating the need for closer dermatologic monitoring in this group. The vast majority of lesions were managed without interrupting systemic treatment, highlighting the importance of dermatologic consultation as an integral part of follow-up in hematological oncology.

Benzer Tezler

  1. Piyoderma gangrenozum tanılı hastaların klinik özelliklerinin ve uzun dönem takip sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical characteristics and long-term follow-up outcomes in patients diagnosed with pyoderma gangrenosum

    SEVGİ KUZUGÜDENLİ YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Dermatolojiİstanbul Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ TUĞBA ATCI

  2. Akut lenfoblastik lösemide monoklonal antikorlarla fenotipik özelliklerin ve T-lenfotropik virus antikorlarının incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HAYAT ERDEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Temel Onkoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. EMİN KANSU

  3. Hafif ve ağır gidişli sickl-cell anemili hastalarda immün fonksiyonlarının araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    SALİH ÇETİNER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    HematolojiÇukurova Üniversitesi

    Hematoloji Ana Bilim Dalı