Metabolik disfonksiyon ilişkili yağlı karaciğer (MAFLD) tanılı diyabetik ve nondiyabetik bireyler arasında BARD skoru ve karaciğer dalak atenüasyon oranlarının karşılaştırılması
Comparison of BARD score and liver-spleen attenuation ratio between diabetic and non-diabetic individuals with metabolic dysfunction-associated fatty liver disease (MAFLD)
- Tez No: 942721
- Danışmanlar: DOÇ. DR. YALÇIN HACIOĞLU, DR. İSMAİL GÖKHAN KALAYCI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: MAFLD, BARD skoru, Karaciğer-Dalak atenüasyon oranı, diyabet, karaciğer fibrozisi, MAFLD, BARD score, Liver-Spleen attenuation ratio, diabetes, liver fibrosis
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Metabolik Disfonksiyon İlişkili Yağlı Karaciğer Hastalığı (MAFLD), günümüzde tip 2 diyabet ve obezite gibi metabolik hastalıklarla yakın ilişki içinde olan ve global sağlık yükü giderek artan önemli bir karaciğer hastalığıdır. Bu çalışmanın amacı, MAFLD tanısı almış diyabetik ve diyabetik olmayan bireylerde BARD skoru ve Karaciğer/Dalak atenüasyon oranı (L/S oranı) gibi non-invaziv belirteçlerin karşılaştırılmasını sağlamak ve diyabetin bu parametreler üzerindeki etkisini araştırmaktır. Diyabet varlığının karaciğer fibrozis riski ve karaciğer yağlanmasının şiddeti üzerindeki potansiyel katkısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 22/09/2022 ile 22/09/2023 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde üst batın BT çekimi yapılmış ve MAFLD tanısı almış 18 yaş üstü 116 hasta dahil edilmiştir. Hastalar diyabetik (n=58) ve diyabetik olmayan (n=58) iki gruba ayrılmıştır. Her iki grupta hastaların yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BMI), karaciğer ve dalak Hounsfield ünite (HU) değerleri, BARD skorları ve L/S oranları değerlendirilmiştir. Karaciğer fibrozis riski BARD skorları ile, karaciğer yağlanmasının şiddeti ise L/S oranları ile analiz edilmiştir. Veriler istatistiksel olarak karşılaştırılmış, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Diyabetik bireylerde BARD skoru ortalaması anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,001) ve bu durum özellikle BMI'si yüksek olan hastalarda daha belirgin hale gelmiştir. BARD skorunun, MAFLD'li diyabetik hastalarda fibrozis açısından risk belirteci olabileceği gösterilmiştir. L/S oranı ise diyabetik ve diyabetik olmayan gruplar arasında anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Ayrıca karaciğer ve dalak HU değerleri gruplar arasında benzer bulunmuş, diyabet varlığının L/S oranı üzerinde ek bir katkısı olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonunda, diyabetin MAFLD hastaları üzerindeki metabolik yüklenmeye olan katkısının anlamlı olduğu belirlenmiştir. BARD skoru değerlendirildiğinde, diyabetik bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek skorlar elde edilmiş olup, bu durum bu hastalarda fibrozis riskinin daha yüksek olabileceğini göstermiştir. Ayrıca Evre 1 obezite grubundaki bireylerin BARD skorlarının anlamlı şekilde daha yüksek çıkması, BMI artışının karaciğer fibrozis riskine katkısını gözler önüne sermiştir. L/S oranına (karaciğer/dalak HU oranı) göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış (p>0,05), bu da MAFLD tanısı almış bireylerde karaciğer HU düşüklüğünün zaten mevcut olduğu zeminle açıklanabilir. Diyabetin, bu HU oranı üzerinde ek bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca karaciğer ve dalak HU değerlerinin bireysel olarak da anlamlı fark göstermemesi, bu parametrelerin diyabetle ilişkisiz seyrettiği görüşünü desteklemektedir. Trigliserit (TG) düzeyleri açısından diyabetik grubun anlamlı düzeyde yüksek değerlere sahip olduğu bulunmuş ve bu farkın TG/HDL-C oranıyla birlikte diyabetin erken öngörüsünde önemli bir biyobelirteç olabileceği sonucuna varılmıştır. Karaciğer enzim düzeyleri olan AST ve ALT, diyabetik ve diyabetik olmayan MAFLD bireyleri arasında anlamlı bir fark göstermemiştir. Bu, karaciğer enzimlerinin erken evre MAFLD'de diyabet varlığından bağımsız olarak seyredebildiğini göstermekte ve bu parametrelerin MAFLD tanısında tek başına yeterli olmadığını desteklemektedir. BMI değerleri incelendiğinde, diyabetik bireylerde ortalama BMI'nin istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmış (p<0,05), bu durum obezitenin MAFLD ve diyabet birlikteliğini güçlendiren temel faktörlerden biri olduğuna işaret etmiştir. Bununla birlikte, BMI sınıflamasına göre fark anlamlılık eşiğinin sınırında kalmış (p=0,067), bu da ortalama değerler ile kategorik dağılım arasındaki duyarlılık farkına işaret etmektedir. Bu çalışmada, MAFLD tanılı bireylerde Tip 2 Diabetes Mellitus (T2DM) varlığına göre yaş ortalamaları karşılaştırıldığında, diyabetik grubun yaş ortalaması 58 yıl, diyabetik olmayan grubun ise 55 yıl olarak hesaplanmış, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Gruplar cinsiyet dağılımı açısından karşılaştırıldığında, diyabetik grupta kadın oranı %67,2 iken erkek oranı %32,8; kontrol grubunda ise kadın oranı %63,8, erkek oranı %36,2 olarak bulunmuş, bu fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmamıştır. Bu bulgular, MAFLD'nin her iki cinsiyette de benzer oranda görülebildiğini, ancak kadın hastaların çalışmamızda sayıca baskın olduğunu göstermektedir. Çalışmanın tek bir merkezde yürütülmüş olması ve örneklem büyüklüğünün nispeten sınırlı kalması, sonuçların genellenebilirliğini azaltabilir. Farklı coğrafi, etnik veya sosyoekonomik yapılarda benzer analizlerin yapılması daha kapsamlı veri sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Objective: Metabolic dysfunction-associated fatty liver disease (MAFLD) is a significant liver disease that is increasingly associated with metabolic disorders such as type 2 diabetes and obesity, and represents a growing global health burden. This study aims to compare non-invasive markers such as the BARD score and Liver/Spleen attenuation ratio (L/S ratio) between diabetic and non-diabetic individuals diagnosed with MAFLD, and to investigate the impact of diabetes on these parameters. The potential contribution of diabetes to liver fibrosis risk and the severity of hepatic steatosis has been evaluated. Materials and Methods: This study included 116 patients over the age of 18 who underwent upper abdominal CT scans and were diagnosed with MAFLD between 22/09/2022 and 22/09/2023 at Istanbul Training and Research Hospital. The patients were divided into two groups: diabetic (n=58) and non-diabetic (n=58). In both groups, age, sex, body mass index (BMI), liver and spleen Hounsfield Unit (HU) values, BARD scores, and L/S ratios were evaluated. Liver fibrosis risk was analyzed using the BARD score, and the severity of hepatic steatosis was assessed using the L/S ratio. Data were statistically compared, with a significance level of p<0.05. Results: The mean BARD score was significantly higher in diabetic individuals (p<0.001), particularly among those with higher BMI. This indicates that the BARD score may serve as a marker of fibrosis risk in diabetic patients with MAFLD. The L/S ratio did not show a statistically significant difference between the diabetic and non-diabetic groups (p>0.05). Additionally, liver and spleen HU values were similar across groups, suggesting that the presence of diabetes does not contribute further to the L/S ratio. Conclusion: At the end of our study, it was determined that diabetes significantly contributes to the metabolic burden in patients with MAFLD. The BARD score was found to be significantly higher in diabetic individuals, suggesting an increased risk of fibrosis in this group. Moreover, individuals in the Stage 1 obesity group had significantly higher BARD scores, highlighting the contribution of increased BMI to liver fibrosis risk. No significant difference was found between the groups in terms of the L/S ratio (p>0.05), which may be due to the already present low liver HU values in individuals diagnosed with MAFLD. It was concluded that diabetes does not have an additional impact on this ratio. The lack of significant difference in liver and spleen HU values individually also supports the view that these parameters are not influenced by diabetes. Triglyceride (TG) levels were found to be significantly higher in the diabetic group, and this difference, along with the TG/HDL-C ratio, may serve as an important biomarker in the early prediction of diabetes. Liver enzyme levels (AST and ALT) did not differ significantly between diabetic and non-diabetic individuals with MAFLD, suggesting that liver enzymes may progress independently of diabetes in early-stage MAFLD and are insufficient alone for diagnosis. When BMI values were examined, the mean BMI in diabetic individuals was significantly higher (p<0.05), indicating that obesity is one of the key factors reinforcing the coexistence of MAFLD and diabetes. However, the difference according to BMI classification was borderline significant (p=0.067), pointing to a sensitivity gap between mean values and categorical distribution. When comparing mean age between groups based on the presence of Type 2 Diabetes Mellitus (T2DM) in MAFLD patients, the diabetic group had a mean age of 58 years, and the non-diabetic group had a mean age of 55 years, though this was not statistically significant. In terms of gender distribution, the diabetic group consisted of 67.2% females and 32.8% males, while the control group included 63.8% females and 36.2% males; this difference was also not statistically significant. These findings indicate that MAFLD occurs at similar rates in both genders, although female patients were predominant in our study. The fact that the study was conducted in a single center and had a relatively limited sample size may reduce the generalizability of the results. Conducting similar analyses in different geographic, ethnic, or socioeconomic contexts may provide more comprehensive data.
Benzer Tezler
- Gestasyonel diabetes mellitus öyküsü olan hastalarda kardiyo-metabolik risk profilinin belirlenmesi
Determination of cardio-metabolic risk profile in patientswith a history of gestational diabetes mellitus
AYSU TANRIVERMİŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
İç Hastalıklarıİstanbul Medeniyet Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET UZUNLULU
UZMAN ERHAN EKEN
- Eksenatid tedavisinin tek başına kullanımı ile SGLT-2 inhibitörleri ile eksenatid kombinasyon tedavisinin metabolik disfonksiyon ilişkili yağlı karaciğer hastalığı üzerine etkisinin non-invaziv tanı yöntemleri ile incelenmesi
The effects of exenatide and SGLT-2 inhibitors combination on metabolic dysfunction associated fatty liver disease using non-invasive diagnostic methods
SELEN GÜVEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SEVDE NUR FIRAT
- Çocuklarda akut stres hiperglisemisinde hormonal değişikliklerin ve kısa süreli prognozun incelenmesi
Başlık çevirisi yok
AYGÜN DİNDAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜLYA GÜNÖZ
- Plazma arkı eldesi ve yüzey bölgesi modifikasyonunda kullanılabilirliği
Başlık çevirisi yok
ÖZKAN ÖZİPEKLİLER
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Makine MühendisliğiUludağ ÜniversitesiMakine Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HALİM DEMİRCİ
- Metalik B.C.C. yapıdaki arayer atomları ile dislokasyonların elastik etkileşmelerinden doğan enerji değerlerinin hesaplanması
Başlık çevirisi yok
M. EYÜPHAN YAKINCI
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Fizik ve Fizik Mühendisliğiİnönü ÜniversitesiFizik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MUSTAFA DİKİCİ