Geri Dön

Pediyatrik tip1 diyabet hastalarında ilk tanı anındaki çölyak serolojisinin diyabetin başlangıç ve ileri dönem izlemine etkisi

The impact of celiac serology at the time of initial diagnosis on the onset and long-term follow-up of diabetes in pediatric type 1 diabetes patients

  1. Tez No: 944973
  2. Yazar: GÖZDE HASGÜN YAVUZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HASAN ÖNAL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Tip 1 diyabet, çölyak hastalığı, çocuk endokrinolojisi, glisemik kontrol, otoimmünite, seroloji, büyüme-gelişme, Type 1 diabetes, celiac disease, pediatric endocrinology, glycemic control, autoimmunity, serology, growth and development
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Tip 1 diyabetes mellitus (T1DM) tanısı almış pediatrik hastalarda tanı anındaki çölyak serolojisinin seyri ile diyabetin metabolik kontrolü, insülin ihtiyacı, büyüme parametreleri ve eşlik eden otoimmün hastalıkların ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif kohort tasarımla yürütülen bu çalışmada, 2020–2023 yılları arasında T1DM tanısı almış 254 çocuk hasta üç gruba ayrılmıştır: Grup 1 – çölyak seronegatif kalanlar (%75.6), Grup 2 – çölyak tanısı alanlar (%8.7), Grup 3 – seropozitifleşmiş ancak tanı almamış bireyler (%15.7). Tüm gruplarda demografik, klinik, biyokimyasal, otoimmün ve antropometrik veriler karşılaştırmalı olarak incelenmiş; ayrıca çok değişkenli lojistik regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 254 T1DM'li çocuk hastanın %75.6'sı çölyak serolojisi negatif kalan veya negatifleşen bireylerden (Grup 1, n=192), %8.7'si çölyak tanısı almış bireylerden (Grup 2, n=22), %15.7'si ise seropozitifliği devam eden ancak tanı almamış bireylerden (Grup 3, n=40) oluşmaktaydı. Grup 3 hastalarının ortalama yaşı 14.0 ± 2.5 yıl olup, Grup 1 (11.5 ± 4.6 yıl) ve Grup 2'ye (13.0 ± 3.5 yıl) göre anlamlı derecede daha yüksekti (p<0.001). Pubertal birey oranı Grup 3'te %80.0, Grup 2'de %66.7 ve Grup 1'de %52.6 olarak belirlendi (p=0.006). DKA ile başvuru oranı Grup 2'de yalnızca %9.1 iken, Grup 1 ve 3'te yaklaşık %30 düzeyindeydi; bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). 2024 yılı HbA1c ortalamaları Grup 3'te 7.9 ± 1.2, Grup 1'de 7.2 ± 1.0 ve Grup 2'de 7.1 ± 0.9 olarak saptandı; Grup 3 ile diğer gruplar arasında anlamlı fark mevcuttu (p=0.004). Günlük insülin dozu (IU/kg/gün) 2024 yılında Grup 3'te 0.9 ± 0.3, Grup 2'de 0.8 ± 0.3 ve Grup 1'de 0.8 ± 0.4 olup, aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.003). Tanı anı C-peptit düzeyleri Grup 2'de 0.7 ± 0.4 ng/mL ile en yüksek düzeyde olup, Grup 1 ve 3'te 0.5 ± 0.3 ng/mL idi (p=0.016). Boy SDS ortalamaları tanı anında Grup 2'de –0.5, Grup 1 ve 3'te ise –0.1 düzeyindeydi. Takip sonunda bu değerler sırasıyla –0.2, 0.0 ve –0.3 olarak güncellendi. Kilo ve BMI SDS değişimleri benzer şekilde Grup 2'de tanı anında en düşük düzeyde olup izlemde düzelme eğilimi gösterdi. Ancak bu parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Çölyak tanısı ile anlamlı ilişkili bulunan faktörler: ileri yaş (OR: 1.12, p=0.009), pubertal dönem (OR: 2.45, p=0.028), daha erken tanı yılı (OR: 0.85, p=0.015), yüksek C-peptit düzeyi (OR: 4.80, p=0.017), eşlik eden otoimmünite (OR: 3.35, p=0.010) ve daha düşük 2024 insülin dozu (OR: 0.59, p=0.042) olarak saptandı. Sonuç: T1DM'li çocuklarda çölyak seropozitifliği, özellikle tanı almamış bireylerde, glisemik kontrol ve insülin ihtiyacı gibi metabolik parametreleri olumsuz etkileyebilir. Bu bulgular doğrultusunda, çölyak serolojisinin izlem boyunca düzenli değerlendirilmesi, potansiyel çölyak hastalığı gelişebilecek bireylerin erken saptanarak takip ve tedavi süreçlerine dahil edilmesi klinik yönetim açısından önem arz etmektedir. ix

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to evaluate the relationship between celiac serology at the time of diagnosis and subsequent metabolic control, insulin requirement, growth parameters, and associated autoimmune conditions in pediatric patients diagnosed with type 1 diabetes mellitus (T1DM). Materials and Methods: In this retrospective cohort study, 254 children diagnosed with T1DM between 2020 and 2023 were categorized into three groups: Group 1 – persistently seronegative or seronegative after initial positivity (75.6%), Group 2 – biopsy-proven celiac disease (8.7%), and Group 3 – persistent or delayed celiac seropositivity without confirmed diagnosis (15.7%). Demographic, clinical, biochemical, autoimmune, and anthropometric data were comparatively analyzed. Multivariate logistic regression analyses were also performed. Results: Of the 254 patients, 192 (75.6%) were in Group 1, 22 (8.7%) in Group 2, and 40 (15.7%) in Group 3. The mean age of Group 3 patients was 14.0 ± 2.5 years, significantly higher than Group 1 (11.5 ± 4.6) and Group 2 (13.0 ± 3.5) (p<0.001). Pubertal status was most prevalent in Group 3 (80.0%) compared to Group 2 (66.7%) and Group 1 (52.6%) (p=0.006). The rate of diabetic ketoacidosis (DKA) at presentation was lowest in Group 2 (9.1%) and around 30% in Groups 1 and 3 (p>0.05). In 2024, the mean HbA1c level was significantly higher in Group 3 (7.9 ± 1.2%) compared to Group 1 (7.2 ± 1.0%) and Group 2 (7.1 ± 0.9%) (p=0.004). Daily insulin dose (IU/kg/day) was also higher in Group 3 (0.9 ± 0.3) than in Group 2 (0.8 ± 0.3) and Group 1 (0.8 ± 0.4) (p=0.003). Initial C-peptide levels were highest in Group 2 (0.7 ± 0.4 ng/mL), compared to Groups 1 and 3 (0.5 ± 0.3 ng/mL) (p=0.016). Initial height SDS values were –0.5 in Group 2 and –0.1 in Groups 1 and 3. At follow up, these values changed to –0.2, 0.0, and –0.3, respectively. Group 2 had the lowest initial weight and BMI SDS, with partial improvement during follow-up. No statistically significant differences in anthropometric outcomes were observed (p>0.05). Multivariate analysis identified the following independent predictors of celiac disease diagnosis: older age (OR: 1.12, p=0.009), pubertal status (OR: 2.45, p=0.028), earlier diagnosis year (OR: 0.85, p=0.015), higher initial C-peptide (OR: 4.80, p=0.017), coexistence of another autoimmune condition (OR: 3.35, p=0.010), and lower 2024 insulin requirement (OR: 0.59, p=0.042). Conclusion: In pediatric patients with T1DM, celiac seropositivity—particularly when not leading to a confirmed diagnosis—may adversely affect glycemic control and insulin needs. These findings highlight the importance of longitudinal monitoring of celiac serology, as early identification and intervention in patients with potential celiac disease may contribute to improved clinical outcomes.

Benzer Tezler

  1. Gelişim nörolojisi polikliniğine başvuran nöral tüp defektli olgularda prospektif bir inceleme

    Başlık çevirisi yok

    İLKBAHAR EMİNE GÜLTEKİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Aile Sağlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELÇUK APAK

  2. Boğazdan izole edilen coliform bakterilerin B- laktamaz enzim aktivitelerinin tesbit edilmesi ve B-laktamaz pozitif coliformların penisilinetkisinin inaktivasyonunun in vitro deneylerle gösterilmesi

    The Detection of beta-lactamasa activity of coliform bacteria isolated from th roat cultures and slovving the inactivation of penicilin by this beta lactamase produced by this caliform organisms

    GÜVEN URAZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    MikrobiyolojiGazi Üniversitesi

    Genel Biyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN BERKMAN

  3. Akut lenfoblastik lösemide monoklonal antikorlarla fenotipik özelliklerin ve T-lenfotropik virus antikorlarının incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HAYAT ERDEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Temel Onkoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. EMİN KANSU