Geri Dön

Ar-ge'nin gelişiminde kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin rolü: Türkiye ilaç sektörü

The role of the government-universityindustry collaboration in the development of R&D: Pharmaceutical industry in Türkiye

  1. Tez No: 945696
  2. Yazar: İREM GÜNEŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. VEYSEL BOZKURT
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Ekonomi, Economics
  6. Anahtar Kelimeler: Alan araştırması, Araştırma-geliştirme, Açık inovasyon, Kamu-üniversite-endüstri iş birliği, Nitel araştırma, Üçlü sarmal modeli, İlaç sektörü, Field research, Research-development, Open innovation, Public-university-industry collaboration, Qualitative research, Triple helix model, Pharmaceutical sector
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İktisat Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İktisat Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yalnızca yaklaşık %2'lik bir başarı ihtimali ile tek bir yeni ilaç elde etmek için 5.000 ila 10.000 bileşikten başlayarak 10 yıldan fazla bir sürede Ar-Ge faaliyetleri yürütmek nasıl mümkün oluyor? Sürecin uzunluğu, maliyeti ve belirsizliği beraberinde ciddi bir iş birliğini gerektirir. Mevcut bir ilacın yeni formülasyon veya endikasyon geliştirilmesi durumunda da Ar-Ge faaliyetleri ve iş birlikleri kritik önem taşır. Ancak bu iş birliklerinde belirsizlikler, riskler, farklılaşan öncelikler, iletişim eksiklikleri ile yasal, mali ve kurumsal problemler söz konusudur; diğer bir ifadeyle, bu durum iş birliklerinin her zaman Ar-Ge faaliyetlerine yeterince katkı sunamamasına yol açar. Yeni bir ilacın henüz geliştirilemediği Türkiye'de, kamu, üniversite ve sanayi aktörleri ilaçta Ar-Ge iş birliği konusunda neler deneyimliyor? Neden? Türkiye'de ilaçta Ar-Ge iş birliğinin durumu nedir ve nasıl geliştirilmelidir? Bu tez araştırması, Türkiye'de ilaç sektöründe kamu-üniversite-sanayi iş birliğini Üçlü Sarmal Modeli teorik çerçevesinde incelemiş ve aktörlerin deneyimlerini, faaliyetlerini ve ihtiyaçlarını değerlendirmiştir. Model, üç aktör arasındaki dinamik etkileşimleri analiz ederek bu etkileşimlerin inovasyon ve Ar-Ge süreçlerine olan etkilerini açıklar. Bu tez araştırmasında da özellikle gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye bağlamında ilaç sektöründe modelin uygulanabilirliği ele alınmıştır. Araştırma, nitel bir yaklaşım benimsenerek iç içe geçmiş tekli durum çalışması tasarımıyla gerçekleştirilmiştir ve 69 bire bir derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler, bilgisayar destekli nitel veri analizi programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sürecinde açıklama oluşturma yöntemi benimsenmiştir. Böylece bulgular, hem ayrıntılı betimlemeler hem de araştırmacı tarafından oluşturulan tema ve açıklamalarla desteklenmiştir. Bulgular, Türkiye'deki iş birliklerinin sosyal gerçekliğini yansıtarak, mevcut durumun kapsamlı bir değerlendirmesini sunmuştur. Araştırma, iş birliğinin Ar-Ge'ye katkısında etkili faktörlerin yanı sıra başarısızlık durumunda bu sonuçlara yol açan nedenleri belirlemiştir. Güven eksikliği, koordinasyon yetersizliği, altyapı sorunları ve bürokratik engeller iş birliklerini sınırlayan temel nedenler arasında yer almıştır. Kısa vadeli hedeflere odaklanma ve sürdürülebilir vizyon eksikliği de başarıyı engelleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkmıştır. Araştırmada, büyük ölçüde Türkiye ilaç sektörünün ve ilgili tarafların sorunlarına odaklanmakla birlikte, bu sorunların tespit edilmesi ve eleştirilmesi yapıcı bir çerçevede ele alınmış ve katılımcılar tarafından somut önerilerle desteklenmiştir. Araştırmanın amacı, mevcut sorunları ve önerileri bir araya getirerek Türkiye ilaç Ar-Ge iş birliği ekosisteminin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktır. İlaç Ar-Ge iş birliğinde başarıya ulaşmak için güven inşası, etkili iletişim kanalları, güçlü koordinasyon mekanizmaları, etkin finansal destek mekanizmaları ve düzenleyici çerçevelerin iyileştirilmesi gerekmektedir. Elde edilen bulgular ışığında, Türkiye ilaç sektöründe iş birliklerini güçlendirmek ve başarısızlık nedenlerini aşmak için geliştirilen Kapsayıcı İnovasyon Sentezi kavramı, ekonomik, sosyal ve kültürel dinamikleri birleştiren bütüncül bir yaklaşımla aktörler arasında daha güçlü ve sürdürülebilir iş birliklerini teşvik etmeyi hedeflemektedir. Sonuç olarak, araştırma, Türkiye ilaç sektöründe inovasyon kapasitesini artırmak ve Ar-Ge faaliyetlerini desteklemek için iş birliği mekanizmalarının yeniden yapılandırılmasının kritik olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, politika yapıcılara ve sektörel karar alıcılara iş birliklerini geliştirmek ve başarısızlık nedenlerini gidermek için somut öneriler sunmuştur.

Özet (Çeviri)

How is it possible to conduct R&D activities over a period of more than 10 years, starting from 5,000 to 10,000 compounds, in order to obtain a single new drug with a success probability of only about 2%? The length, cost and uncertainty of the process require significant collaboration. R&D activities and collaborations are also critical when developing a new formulation or indication for an existing drug. However, these collaborations are fraught with uncertainties, risks, differing priorities, lack of communication, and legal, financial and institutional problems; in other words, collaborations do not always contribute sufficiently to R&D activities. In Türkiye, where a new drug has not yet been developed, what are the experiences of government, university and industry actors in terms of R&D collaboration in pharmaceuticals? Why? What is the case of pharmaceutical R&D collaboration in Türkiye and how should it be improved? This thesis research examines government-university-industry collaboration in the pharmaceutical sector in Türkiye within the theoretical framework of the Triple Helix Model and assesses the experiences, activities and needs of the actors. The model analyses the dynamic interactions between the three actors and explains the effects of these interactions on innovation and R&D processes. In this thesis research, the applicability of the model in the pharmaceutical sector, especially in the context of Türkiye as a developing country, has been addressed. The research was conducted with an embedded single case study design by adopting a qualitative approach and the data obtained from 69 one-to-one in-depth interviews were analysed using a computer-aided qualitative data analysis programme. In the analysis process, the explanation construction method was adopted. Thus, the findings were supported by both detailed descriptions and themes and explanations created by the researcher. The findings provide a comprehensive assessment of the current situation, reflecting the social reality of collaborations in Türkiye. The research identified the factors that are effective in the contribution of collaboration to R&D, as well as the reasons that lead to these outcomes in case of failure. Lack of trust, lack of coordination, infrastructural problems and bureaucratic obstacles were among the main reasons limiting collaborations. Focusing on short-term goals and lack of sustainable vision also stood out as the main factors hindering success. Although the research largely focused on the problems of the Turkish pharmaceutical industry and related parties, the identification and criticism of these problems were handled in a constructive framework and supported by concrete suggestions from the participants. The aim of the research is to contribute to the improvement of the Turkish pharmaceutical R&D collaboration ecosystem by bringing together existing problems and recommendations. Achieving success in pharmaceutical R&D collaboration requires trust building, effective communication channels, strong coordination mechanisms, effective financial support mechanisms, and improved regulatory frameworks. In the light of the findings, the concept of Inclusive Innovation Synthesis, developed to strengthen collaborations and overcome the reasons for failure in the Turkish pharmaceutical sector, aims to promote stronger and sustainable collaborations among actors with a holistic approach that combines economic, social and cultural dynamics. In conclusion, the research revealed that restructuring of collaboration mechanisms is critical to increase innovation capacity and support R&D activities in the Turkish pharmaceutical sector. The findings provided concrete recommendations for policy makers and sectoral decision makers to improve collaborations and address the reasons for their failure.

Benzer Tezler

  1. Demir-çelik sektörünün yönetim ve organizasyon sorunları ve bazı öneriler

    Başlık çevirisi yok

    GÖKHAN HAYMANA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    İstanbul Üniversitesi

    İşletme Yönetimi ve Organizasyon Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  2. Türk savunma sanayiinde ekonomik etkinliği sağlama ve geliştirme politikaları

    Policies for the realization and development of economic effectiveness in Turkish defence industry

    HÜSEYİN SALTUK DÜZYOL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Hacettepe Üniversitesi

    Yükleniyor...

  3. Konya ve Karaman (TR52) bölgesindeki hazine taşınmazlarının yatırımlara tahsis edilmesinin bölgesel kalkınmadaki rolü

    The role of allocation of treasury immovable properties to investments in Konya and Karaman (TR52) region in regional development

    DEMET ÇAĞLAYAN KOÇAK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Selçuk Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  4. Darbeli elektromanyetik alanlar ile osteojenik indüksiyon (teorik, deneysel ve klinik çalışma)

    Başlık çevirisi yok

    ARSLAN BORA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1982

    Ege Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  5. Turizm sektörünün gelişmesinde kamu teşviklerinin değerlendirilmesi (1980 sonrası Türkiye örneği)

    The Evaluaiton of goverment subsidies on developing of tourism sector (Model of Turkey after 1980)

    TANSEL KORAY AKMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Dokuz Eylül Üniversitesi

    Maliye Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...