Geri Dön

Periferik arter hastalığının aortik akımın ilerleme hızı ve ayak bileği kol indeksi ile ilişkisi

Relationship between aortic flow propagation velocity and ankle-brachial index in peripheral artery disease

  1. Tez No: 948934
  2. Yazar: HABİBE SENA YILDIRIM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÜNAL GÜNTEKİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Ateroskleroz, Perifer Arter Hastalığı, Arteriyel Sertlik, Aortik Akımın İlerleme Hızı, Atherosclerosis, Peripheral Artery Disease, Arterial Stiffness, Aortic Flow Propagation Velocity
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: PAH, genellikle alt ekstremitelerdeki arterlerin ilerleyici daralmasından kaynaklanır ve sistemik aterosklerozun bir göstergesidir. PAH etyopatogenezi temelde ateroskleroz ve komplikasyonlarından kaynaklanmaktadır. Arteriyel sertlik, ateroskleroz sürecinde doğrudan rol almaktadır. Hipertansyon, diyabet, hiperlipidemi gibi kardiyovasküler risk faktörleri arterlerin yapısını, işlevini ve sertliğini değiştirebilmektedir. Ateroskleroz, torasik aorta gibi büyük damarlarda da gelişen yaygın bir hastalıktır ve arter duvarının kalınlaşması ve sertleşmesine yol açar. Sonuç olarak arteriyel dirençte ve böylece arter lümeni içindeki akım yayılım hızında azalmaya neden olur. Aortik akımın ilerleme hızı (AVP), aortik sertliği göstererek aterosklerozu yansıtan yeni bir parametre olarak değerlendirilmiştir. PAH tanısında kullanımı alışkanlık haline getirilmiş olan ayak bileği-kol indeksi (ABKİ) poliklinik ortamında kolayca uygulanabilen basit bir noninvaziv prosedürdür. Bu çalışmada anjiografik olarak PAH tanısı almış hastalar ile PAH tanısı olmayan kontrol grubu hastalarında ABKİ ve AVP'nin PAH'ın noninvaziv tanısına katkısını göstermek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Kasım 2022 ile Kasım 2024 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği'ne başvuran, konvansiyonel periferik anjiyografi (PAG) veya bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) ile PAH tanısı doğrulanan (periferik arteriyel sisteminde %50 veya daha fazla lezyonu olan hastalar), 101 hasta ve kontrol grubu olarak anamnez ve fizik muayene bulguları ile PAH şüphesi olmayan 101 hasta dahil edildi. Hastaların brakiyal, ön tibial ve posterior tibial arterlerin sistolik kan basınçları, şişirilebilir manşona sahip cıva manometresi kullanılarak ölçüldü. Maksimum ayak bileği arter basınçları, brakiyal arterin maksimum basınçlarına bölünerek ABKİ hesaplandı. Ekokardiyografik inceleme, Akdeniz Üniversitesi Kardiyoloji Bölümü Ekokardiyografi Laboratuvarında, Philips Affiniti 70C ekokardiyografi cihazı ve 3,5 MHz faz ayırıcı harmonik özelliği olan prob ile gerçekleştirildi. Hastaların rutin ekokardiyografik ölçümleri yapıldıktan sonra suprasternal pencereden, inen aortada ana akış yönüne paralel olarak kursör yerleştirilerek renkli M-mod Doppler kayıtları ile elde edildi. Renkli Doppler Nyquist limiti 30-50 cm/s olarak ayarlandı ve M-moduna geçilerek, 200 mm/s'lik bir kayıt tarama hızıyla alev şeklinde bir uzaysal-zamansal hız haritası görüntülendi. Alev eğimi belirsiz olduğunda, izohız eğiminin net bir şekilde belirlenebilmesi için aliasing hızını değiştirmek üzere taban kaydırması kullanıldı. AVP, yayılma eğiminin başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki mesafenin, bu noktalara karşılık gelen zaman aralığına bölünmesiyle hesaplandı. En az üç ölçümün ortalaması AVP değeri olarak kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya alınan tüm hastaların %28,2'i kadın, %71,8'i erkekti. Her iki grubun yaş ortalaması benzer saptandı. PAH grubunda erkek cinsiyet, DM, HPL ve KAH bulunma oranları anlamlı derecede daha sık görüldü (DM ve KAH için p<0001; cinsiyet için p=0,019<0,05). Yine PAH ve kontrol grubunda olan hastalarda sigara kullanma oranları arasında istatistiksel olarak fark vardı (p=0,02<0,05). PAH ve kontrol grubu arasında LDL düzeyleri arasında gruplar arasında istatistiksel olarak fark görülmedi (p=0,098>0,05). Ekokardiyografik incelemede sol ventrikül duvar kalınlıkları PAH grubunda kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde daha kalın ölçüldü. (IVSDd için <0,0001 ve PWDd için 0,001). E/A oranı da PAH grubunda ortalama 0,82±0,26 olup kontrol grubundan anlamlı ölçüde düşük ölçüldü (p=0,001) PAH grubunun ortalama AVP değeri 34,65±10,67 cm/sn, en düşük AVP: 14,8 cm/sn ölçüldü. Kontrol grubunda ise ortalama AVP 69,5±14,27 cm/sn ölçüldü. PAH grubunun AVP değeri kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük saptandı (p<0,0001). Kontrol grup ABKİ ölçümleri ortalaması 1,19±0,07 idi. Minimum ABKİ 1,0 ve maksimum ABKİ 1,34 olarak ölçüldü. PAH grubunda ise ortalama ABKİ 0,71±0,18, minimum değer 0,27 ve maksimum değer 1,2 olarak ölçüldü. ABKİ için gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü (p<0,0001). AVP ile ABKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde pozitif bir ilişki görüldü (r=0,697, p<0,0001). AVP ile E/A ve HbA1c arasındaki ilişki incelendiğinde (Tablo 4.8) AVP ile E/A arasında istatistiksel olarak anlamlı zayıf düzeyde pozitif bir ilişki görüldü (r=0,314, p<0,0001). AVP ile HbA1c arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde zayıf bir ilişki görüldü (r=-0,402, p<0,0001). Cinsiyet ile AVP ilişkisi incelendiğinde, kadınlara ait AVP ölçümleri erkeklere ait AVP değerinden yüksek bulundu (p=0,022<0,05). Sonuç: Çalışmamızda PAH tanısı doğrulanmış bir grup hasta ve PAH açısından sağlıklı kontrol grubu hastalarında ABKİ ve ekokardiyografi ile AVP bakılmış ve AVP'nin PAH tanısı olan hastalarda, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0,0001). AVP'nin, PAH tanısında klasik bir test olarak kullanılan ABKİ ile korele olduğu (r=0,697, p<0,0001) ve böylece ABKİ'yi destekleyici veya özellikle ABKİ için kısıtlayıcı durumlarda alternatif bir test olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.

Özet (Çeviri)

Objective: Peripheral artery disease (PAD) is primarily caused by the progressive narrowing of the arteries in the lower extremities and serves as an indicator of systemic atherosclerosis. The etiopathogenesis of PAD is fundamentally linked to atherosclerosis and its complications. Arterial stiffness plays a direct role in the progression of atherosclerosis. Cardiovascular risk factors such as hypertension, diabetes and hyperlipidemia can alter the structure, function and stiffness of the arteries. Atherosclerosis is a widespread disease that also affects large vessels, including the thoracic aorta, leading to thickening and stiffening of the arterial wall. Consequently, this results in increased arterial resistance and a subsequent decrease in flow propagation velocity within the arterial lumen. Aortic flow propagation velocity (AVP) has been evaluated as a novel parameter reflecting aortic stiffness and, consequently, atherosclerosis. The ankle-brachial index (ABI) is a well-established, simple and noninvasive procedure frequently used in clinical practice for the diagnosis of PAD. The aim of this study was to demonstrate the contribution of ABI and AVP to the noninvasive diagnosis of PAH in patients with angiographically diagnosed PAH and control group patients without PAH. Materials and Methods: The study included 101 patients diagnosed with PAD via conventional peripheral angiography (PAG) or computed tomographic angiography (CTA) (defined as having ≥50% stenosis in the peripheral arterial system) and 101 control patients without suspected PAD based on medical history and physical examination findings. All participants were recruited from the Cardiology Outpatient Clinic of Akdeniz University Hospital between November 2022 and November 2024. Systolic blood pressures of the brachial, anterior tibial, and posterior tibial arteries were measured using a mercury sphygmomanometer with an inflatable cuff. The ankle-brachial index (ABI) was calculated by dividing the highest ankle arterial pressure by the highest brachial arterial pressure. Echocardiographic examinations were performed in the Echocardiography Laboratory of the Cardiology Department at Akdeniz University, using a Philips Affiniti 70C echocardiography device equipped with a 3.5 MHz phased-array harmonic probe. Following routine echocardiographic assessments, from the suprasternal window in supine position the diameter of the descending aorta was measured just distal to the subclavian artery and color Mmode Doppler recordings were obtained by adding cursor parallel to the main flow of direction. The color Doppler Nyquist limit is adapted to 30–50 cm/s and by switching to Mmode, an M-mode spatio-temporal velocity map in the form of a flame is displayed with a recorder sweep rate of 200 mm/s. If the slope of the flame was unclear, baseline shifting was used to change the aliasing velocity until a clear delineation of the isovelocity slope was seen. AVP was then calculated by dividing the distance between the points corresponding to the beginning and end of the propagation slope by the duration between the corresponding time points. AVP thus corresponds to the velocity at which the flow is propagated down the artery. The final AVP value was recorded as the mean of at least three measurements. Findings: Among the patients included in the study, 28.2% were female, and 71.8% were male. The mean age was similar between the two groups. In the PAD group, the prevalence of male sex, diabetes mellitus (DM), hyperlipidemia (HPL) and coronary artery disease (CAD) was significantly higher (p<0.001 for DM and CAD; p=0.019 for sex). Additionally, a statistically significant difference was observed between the PAD and control groups in terms of smoking prevalence (p=0.02). However, there was no statistically significant difference in LDL levels between the two groups (p=0.098). Echocardiographic evaluation revealed that left ventricular wall thickness was significantly greater in the PAD group compared to the control group (p<0.0001 for IVSDd and p=0.001 for PWDd). The E/A ratio was also significantly lower in the PAD group (mean: 0.82±0.26) compared to the control group (p=0.001). The mean AVP value in the PAD group was 34.65±10.67 cm/s, with the lowest AVP recorded at 14.8 cm/s. In contrast, the mean AVP in the control group was 69.5±14.27 cm/s. The AVP values in the PAD group were significantly lower than those in the control group (p<0.0001). In the control group, the mean ABI was 1.19±0.07, with a minimum value of 1.0 and a maximum of 1.34. In the PAD group, the mean ABI was 0.71±0.18, with a minimum value of 0.27 and a maximum of 1.2. A statistically significant difference was observed in ABI values between the groups (p<0.0001). A statistically significant moderate positive correlation was found between AVP and ABI (r=0.697, p<0.0001). When the relationships between AVP, E/A ratio and HbA1c were examined (Table 4.8), a statistically significant weak positive correlation was found between AVP and E/A ratio (r=0.314, p<0.0001). Conversely, a statistically significant weak negative correlation was observed between AVP and HbA1c (r=-0.402, p<0.0001). Regarding the relationship between sex and AVP, AVP measurements in females were found to be significantly higher than those in males (p=0.022). Conclusion: In our study, ABI and aortic flow AVP were measured in a group of patients diagnosed with PAD and in a control group without PAD. It was found that AVP was significantly lower in patients with PAD compared to the control group (p<0.0001). Furthermore, AVP was shown to be correlated with ABI, a well-established diagnostic test for PAD (r=0.697, p<0.0001). This suggests that AVP could serve as a complementary diagnostic tool to ABI and may be particularly useful as an alternative test in cases where ABI measurement is limited or inconclusive.

Benzer Tezler

  1. Çukurova bölgesinde biyoklimatik veriler kullanılarak açık ve yeşil alan sistemlerinin belirlenmesi ilkeleri üzerinde bir araştırma

    A research on the determination of the principles in open and green spaces systems by using the bioclimatic data in Çukurova region

    MEHMET FARUK ALTUNKASA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çevre MühendisliğiÇukurova Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜLTEKİN

  2. Alopesia areatalı olgularda tedavi öncesi ve tedavi sonrası immünolojik özellikler

    Başlık çevirisi yok

    AYLA GÜLEKON

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    DermatolojiGazi Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

  3. Dudak kanserlerinde genetik ve sitogenetik çalışmalar, lokalize radyasyonun kromozomlara etkisi

    Başlık çevirisi yok

    M.MÜJGAN YEŞİLDAĞ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    OnkolojiAnkara Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BEKİR SITKI ŞAYLI

  4. Malignite ile tek gen mutasyonları ve kromozom düzensizliklerinin ilişkisi üzerine araştırmalar

    Investigations on the relationship between malignancy and a single gene mutation and chromosomal abnormalities

    M. NAİL ALP

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1983

    Tıbbi BiyolojiDicle Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. NURETTİN BAŞARAN