Geri Dön

Süt alerjisi tanısı almış bebek sahibi annelerin deneyimlerinin psikanalitik ve yorumlayıcı fenomenolojik yaklaşıma göre incelenmesi

An investigation of the experiences of mothers with a baby diagnosed with milk allergy according to the psychoanalytic and interpretive phenomenological approach

  1. Tez No: 962266
  2. Yazar: BETÜL SAĞLAM
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AYŞE ELİF YAVUZ SEVER
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Psikoloji, Psychology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Psikoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 207

Özet

Bu çalışma, Türkiye'de yaşayan ve 0-18 ay aralığında süt alerjisi tanısı almış bebeklerin annelerinin annelik deneyimlerini psikanalitik kuram bağlamında anlamlandırmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, süt alerjisi hastalığının annelerin günlük bakım rutinleri ve ruhsal yapıları üzerindeki etkileri, kültürel ve mitolojik sembolizmlerle ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Türkçede“su”kökünden türeyen süt; yaşam, şifa ve besleyicilik gibi çok katmanlı anlamlar taşırken, süt alerjisi bu sembolik anlamlarla ters düşen bir bedensel tepki olarak ele alınmıştır. Gelişmiş ülkelerde %2,5 ila %10 oranında görülen inek sütü protein alerjisi, Türkiye'de en sık rastlanan ikinci gıda alerjisi olarak belirtilmektedir. Prognozu genellikle olumlu olsa da, okul çağına kadar sürebilmekte ve çocuklarda atopik dermatit, astım, anafilaksi gibi alerjik rahatsızlıkların yanı sıra dikkat eksikliği, sözel ifade geriliği ve çeşitli psikiyatrik belirtilerle de ilişkilendirilebilmektedir. Alerjik çocukların ebeveynlerinde, özellikle annelerde, yüksek düzeyde kaygı, depresyon ve travma sonrası stres belirtileri gözlemlenmiştir. Psikanalitik psikosomatik kuram çerçevesinde bu belirtiler, bastırılmış veya temsil edilememiş yaşantıların bedensel dışavurumları olarak değerlendirilmiştir. Freud'un erken dönem psikosomatik sınıflamaları, Pierre Marty'nin“işlemsel düşünce”,“somatik gerileme”ve“temel depresyon”kavramları, Kreisler'in çocuk psikosomatiğine dair kuramları ve Winnicott, Bion, Debray gibi kuramcıların erken annelik işlevlerine dair görüşleri bu çalışmanın teorik zeminini oluşturmuştur. Araştırmada, nitel yöntem kullanılarak 25-35 yaşları arasında, ilk gebeliğinden dünyaya gelen ve süt alerjisi tanısı almış bebeği olan 10 kadın ile görüşmeler yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerin yanı sıra, projektif değerlendirme araçları olarak Rorschach testi (Fransız Okulu yorumuyla) ve Tematik Algı Testi (TAT) uygulanmıştır. Veriler, Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) ve Tümevarımsal Tematik Analiz teknikleriyle değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularında, annelerin anneliği çoğunlukla idealize ettikleri, ikircikli duygular yaşadıkları, yeterli hissedemedikleri ancak hastalık tanısı sonrasında annelik rollerini daha kolay içselleştirebildikleri görülmüştür. Travmatik doğum hikayeleri, annesel bakım eksikliği ve kuşaklar arası aktarımlar; annelerin ruhsal işleyişinde belirleyici temalar olarak öne çıkmıştır. Projektif testlerde yoğun kaygı, bütünleşmemiş kadın temsilleri, yansıtmalı özdeşim, idealizasyon, bölme ve inkâr gibi savunmalar; annelerin zihinselleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, alerjik nesne ilişkisi içinde ötekiyle füzyonel bir bütünlük arayışının sürdüğü gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, süt alerjisinin yalnızca bir çocuk hastalığı değil, anne-bebek ilişkisinin ve anneliğin ruhsal gelişiminin şekillendiği bir alanda simgesel bir işlev üstlendiği düşünülmektedir. Bu bağlamda, alerjik semptomların bir tür psikosomatik iletişim biçimi olduğu ve annenin ruhsal yapısı ile erken çocukluk yaşantılarının etkilerini taşıdığı değerlendirilmektedir. Çalışma, hem psikosomatik kuram hem de klinik pediatri ve perinatal ruh sağlığı alanları için önemli katkılar sunmakta; doğum sonrası annelik deneyiminin desteklenmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

Özet (Çeviri)

This study aims to explore and interpret the motherhood experiences of mothers in Turkey whose babies (aged 0–18 months) have been diagnosed with milk allergy, within the framework of psychoanalytic theory. The effects of milk allergy on mothers' daily caregiving routines and psychological structures are analyzed through cultural and mythological symbolisms. In Turkish, the word“süt”(milk), derived from the root“su”(water), carries multilayered meanings such as life, healing, and nourishment, whereas milk allergy is conceptualized as a bodily reaction contradicting these symbolic meanings. Although cow's milk protein allergy is observed in 2.5% to 10% of infants in developed countries, it is the second most common food allergy in Turkey. Despite generally favorable prognoses, the condition can persist until school age and has been associated with various allergic disorders such as atopic dermatitis, asthma, and anaphylaxis. Furthermore, studies have linked milk allergy to psychiatric symptoms including attention deficit, verbal expression delays, and emotional dysregulation. High levels of anxiety, depression, and post-traumatic stress symptoms have been observed, particularly in mothers of allergic children. Within the psychoanalytic psychosomatic framework, these symptoms are regarded as somatic expressions of repressed or unrepresented experiences. Foundational psychoanalytic concepts by Freud, Pierre Marty's notions such as“operational thinking,”“somatic regression,”and“essential depression,”as well as the theoretical contributions of Kreisler, Winnicott, Bion, and Debray on early maternal functions, constitute the theoretical backbone of this study. Using a qualitative method, the study involved interviews with 10 mothers aged 25–35, each of whom had given birth to her first child diagnosed with milk allergy. In addition to semi-structured interviews, projective tests including the Rorschach (interpreted according to the French School) and the Thematic Apperception Test (TAT) were administered. Data were analyzed using Interpretative Phenomenological Analysis (IPA) and Inductive Thematic Analysis. Findings indicate that while mothers often idealize motherhood, they also experience ambivalent emotions, feelings of inadequacy, and guilt. However, receiving the diagnosis seems to facilitate the internalization of the maternal role. Themes such as traumatic birth stories, maternal care deficiencies, and intergenerational transmissions have emerged as determining factors in mothers' psychic structures. Projective tests revealed intense anxiety, fragmented female representations, and defense mechanisms such as projective identification, idealization, splitting, and denial—highlighting limited capacities for mentalization. Moreover, the allergic object relations pattern suggests a continued search for fusional unity with the other. In conclusion, milk allergy is not merely a childhood illness but functions symbolically within the domain of mother–infant relationships and the psychical development of motherhood. Allergic symptoms may serve as a form of psychosomatic communication that reflects the mother's early relational experiences and psychic organization. This study contributes to the fields of psychosomatic theory, clinical pediatrics, and perinatal mental health, emphasizing the necessity of supporting maternal experiences in the postpartum period.

Benzer Tezler

  1. Samsun ve çevresinde üretilen manda yoğurtlarının bazı özellikleri üzerine bir çalışma

    A study on some properties of buffalo yoghurts produced samsun and vicinity

    GÖKÇE BAYRAM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    ZiraatAnkara Üniversitesi

    Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞA GÜRSOY

  2. Clostridium botulinum toksininin kantitatif olarak saptanmasında kullanılacak kanatlı immunoglobulinlerine (IGY) dayalı bir immuno real-time pcr testinin geliştirilmesi

    Development an immuno real-time pcr assay for the quantitative determination of clostridium botulinum toxin by using poultry immunoglobulins (IGY)

    ALİ ABDELKAREEM

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Mikrobiyolojiİstanbul Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KENAN MİDİLLİ

  3. Akut bronşiyolitli çocuklarda epitel geçirgenlik göstergeleri ve oksidatif stresin rekürrense etkisi

    Başlık çevirisi yok

    YEŞİM YİĞİT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCelal Bayar Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HASAN YÜKSEL

    DOÇ. DR. ÖZGE YILMAZ

  4. Süt dişi kök kanal tedavisinde üç farklı kök kanal şekillendirme sisteminin etkinliğinin in-vitro olarak kıyaslanması

    In vitro comparison of the effectiveness of three different root canal instrumentation techniques on primary root canal treatment

    EMİNE KAYA

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Diş HekimliğiKocaeli Üniversitesi

    Pedodonti Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MESUT ELBAY

  5. Başlangıç mine lezyonlarının tedavisinde farklı remineralize edici ajanların etkinliğinin süt ve daimi dişlerde değerlendirilmesi

    Evaluation of the efficacy of different remineralization agents in the treatment of incipient enamel lesions in primary and permanent teeth

    FATİH TULUMBACI

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Diş HekimliğiKırıkkale Üniversitesi

    Pedodonti Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYLİN AKBAY OBA