Geri Dön

Obsesyon alt tipleri ve nörosteroid düzeylerinin ilişkisi: Karşılaştırmalı kesitsel bir çalışma

The relationship between obsession subtypes and neurosteroid levels: A comparative cross-sectional study

  1. Tez No: 971275
  2. Yazar: SİMAY YILMAZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HÜSEYİN ŞEHİT BURHAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Obsesif Kompulsif Bozukluğun otojen ve reaktif alt tipleri ile sağlıklı kontrol grubunda Vancouver Obsesif Kompulsif Envanteri (VOKE) toplam ve alt ölçek puanları, boyutsal OKB şiddeti, anksiyete ve depresyon şiddeti ile serum nörosteroid (DHEA, DHEA-S, pregnenolon) düzeylerini karşılaştırarak, bu ölçütlerin alt tipleri ayırt etmedeki katkısını değerlendirmek. GEREÇ VE YÖNTEM: Çam ve Sakura Şehir Hastanesi psikiyatri polikliniklerine başvuran ve DSM-5 tanı kriterlerine göre OKB tanısı almış gönüllü hastalar primer şikayetlerine göre otojen ve reaktif gruplara ayrıldı. Polikliniklere ehliyet, evlilik vs. amaçlarla rapor almak için başvuran sağlıklı gönüllüler ise kontrol grubunu oluşturdu. Her 3 gruba boyutsal öz bildirim ölçekleri olan ''Vancouver Obsesif-Kompulsif Envanteri'', ''Boyutsal Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği'' ve ''Hastane Anksiyete-Depresyon Ölçeği'' ölçekleri uygulanmıştır. ''Vancouver Obsesif-Kompulsif Envanteri'' obsesyon- kompulsiyonları çok boyutlu değerlendirmek amacıyla, ''Boyutsal Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği'' ise OKB semptom şidddetini ölçmek amacıyla uygulandı. Çalışmaya katılan gönüllülerin sosyodemografik ve klinik bilgileri, çalışmaya özgü hazırlanmış veri formu kullanılarak kaydedildi. DHEA, DHEA-S, ve pregnenolon düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla katılımcılardan sabah 08.00-10.00 arasında venöz serum örnekleri alınarak santrifüj edilmiş ve -40 derecede saklandı. Toplanan serum örnekleri ELISA yöntemi ile değerlendirildi. BULGULAR: DHEA düzeyleri reaktif grupta (R), otojen gruba (O) ve kontrol grubuna (K) göre anlamlı olarak düşük bulunmuşken otojen grupla, kontrol grubu arasında anlamlı fark görülmemiştir (otojen ile reaktif O-R p Bonf =0.005, otojen ile kontrol O-K p Bonf =0.515, reaktif ile kontrol R-K p Bonf<.001). DHEA-S düzeylerinde gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p ANOVA= 0.072). Pregnenolon serum düzeyleri ise otojen ve reaktif gruplar arasında fark göstermese de hem otojen hem de reaktif grupta kontrol grubuna göre anlamlı düşük bulunmuştur (O-R p Bonf =0.180, O-K p Bonf =0.013, R-K p Bonf <.001). SONUÇ: Reaktif obsesyon grubunda serum DHEA düzeyi, otojen gruba ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha düşüktür; otojen grup ile kontroller arasında fark yoktur. Pregnenolon düzeyi her iki OKB grubunda kontrollerden daha düşüktür ve alt tipler arasında farklılaşma göstermez. DHEA-S düzeyleri gruplar arasında anlamlı fark göstermez. Klinik olarak, OKB şiddeti her iki hasta grubunda kontrollere göre yüksektir; kirlenme/bulaş boyutu reaktif grupta, obsesyonlar boyutu otojen grupta daha yükseğe eğilimlidir; anksiyete ve depresyon düzeyleri iki alt tipte benzerdir.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE: The aim of this study is to compare, across the autogenous and reactive subtypes of Obsessive–Compulsive Disorder (OCD) and a healthy control group, the Vancouver Obsessional Compulsive Inventory (VOCI) total and subscale scores, dimensional OCD severity, anxiety and depression severity, and serum neurosteroid levels (DHEA, DHEA-S, pregnenolone), and to evaluate the extent to which these measures help distinguish the subtypes. MATERIALS AND METHODS: Voluntary patients who presented to the psychiatry outpatient clinics of Çam and Sakura City Hospital and were diagnosed with OCD according to DSM-5 criteria were classified into autogenous and reactive groups based on their primary complaints. Healthy volunteers who presented to obtain medical reports for purposes such as a driver's license or marriage served as the control group. All three groups completed dimensional self-report measures: the Vancouver Obsessional Compulsive Inventory (VOCI), the Dimensional Obsessive–Compulsive Scale (DOCS), and the Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS). The VOCI was administered to evaluate obsessions and compulsions multidimensionally, whereas the DOCS was used to assess OCD symptom severity. Participants' sociodemographic and clinical data were recorded using a study-specific data form. To assess DHEA, DHEA-S, and pregnenolone levels, venous blood samples were collected between 08:00 and 10:00 in the morning, centrifuged, and stored at −40 °C. The collected serum samples were analyzed using the enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA) method. RESULTS: DHEA levels were significantly lower in the reactive group (R) than in both the autogenous (O) and control groups (K), while the autogenous and control groups did not differ (O–R p Bonf = 0.005; O–K p Bonf = 0.515; R–K p Bonf <.001). DHEA-S levels did not differ significantly across groups (p ANOVA = 0.072). For pregnenolone, there was no difference between the autogenous and reactive groups, but both patient groups had significantly lower levels than controls (O–R, p Bonf = 0.180; O–K, p Bonf = 0.013; R–K, p Bonf <.001). CONCLUSION: DHEA levels in the reactive-obsession group are lower than in the autogenous group and healthy controls; there is no difference between the autogenous group and controls. Pregnenolone levels are lower in both OCD groups than in controls and do not differ between subtypes. DHEA-S levels do not differ significantly across groups. Clinically, OCD severity is higher in both patient groups compared with controls; the contamination subscale is more prominent in the reactive group, whereas the obsessions subscale tends to be higher in the autogenous group; anxiety and depression levels are similar across the two subtypes.

Benzer Tezler

  1. Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında plazma allopregnanolon düzeylerinin incelenmesi

    Investigation of plasma allopregnanolone levels in patients with obsessive compulsive disorder

    LARA UTKU İNCE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Psikiyatriİnönü Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. LALE GÖNENİR ERBAY

  2. Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı almış hastaların Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) alt tipleri ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişki

    The relationship between OCD subscales and childhood traumas among individuals diagnosed as OCD

    EBRU GÖNCÜ ADIGÜZEL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    PsikolojiÜsküdar Üniversitesi

    Klinik Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SİNEM ZEYNEP METİN

  3. Obsesif kompulsif bozuklukta alt tiplerin mizaç ve karakter özellikleri ile ilişkisi

    The relationship between subtypes of obsessive-compulsive disorder and temperament and character traits

    İREM SARAÇOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    PsikiyatriAydın Adnan Menderes Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. LEVENT SEVİNÇOK

  4. Obsesif kompulsif bozukluk otojen ve reaktif alt tiplerinde seramid yolağının incelenmesi

    Investigation of the ceramide pathway in autogenous and reactive subtypes of obsessive-compulsive disorder

    EBRU ÖZDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PsikiyatriSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FİLİZ KULACAOĞLU ÖZTÜRK

  5. Obsesif kompulsif bozukluk ve dissosiyasyon birlikteliği; dissosiyatif-OKB alt tipinin OKB'den ayrıştırılması

    Obsessive compulsory disorder and dissociation combination; discrimination of dissociative-OCD subtype from OCD

    HÜSEYİN TOYGUN DURMUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    PsikiyatriKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ABDULLAH YILDIRIM