Sepsis tanılı hastalarda acil serviste yapılan diyafragmatik ultrasonun prognostik değerinin incelenmesi
Prognostic value of diaphragmatic ultrasound in patients with sepsis presenting to the emergency department
- Tez No: 975460
- Danışmanlar: PROF. DR. ŞAHİN ÇOLAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
- Anahtar Kelimeler: Sepsis, diyafram ekskürsiyonu, diyafram atrofisi, diyafram disfonksiyonu, yoğun bakım, mortalite, Sepsis, diaphragm excursion, diaphragm atrophy, diaphragm dysfunction, intensive care, mortality
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
GİRİŞ: Sepsis, vücudun enfeksiyona karşı anormal yanıtı sonucu gelişen, yaşamı tehdit eden organ fonksiyon bozukluğudur. Akut respiratuar distress sendromu (ARDS), böbrek hasarı, dissemine intravasküler koagülasyon (DIC), miyokard disfonksiyonu ve çoklu organ yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Ayrıca, sistemik inflamasyon ve katabolik süreçler yoluyla kas dokusunda yıkıma ve atrofiye neden olduğu bilinmektedir. Diyafram, solunumun temel motor kası olarak hayati bir rol oynamaktadır. Sepsiste kas liflerinin zarar görmesi, kontraktil kapasitede azalmaya, diyafram disfonksiyonuna (DD) ve diyafram atrofisine (DA) yol açabilmektedir. Bu durum, halihazırda zayıflamış olan respiratuar fonksiyonların daha da bozulmasına ve kötü klinik sonlanıma neden olabilmektedir. Çalışmamızın primer amacı, acil servise başvuran sepsisli hastalarda, yatakbaşı diyafram ultrasonografisi (USG) ile elde edilecek verilerin sepsis hastalarında yatış süresi, yoğun bakım ünitesi (YBÜ) ihtiyacı, non-invaziv (NIMV) ya da invaziv mekanik ventilasyon (IMV) gereksinimi ve mortalite gelişimi gibi kötü klinik sonlanımlar ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu prospektif gözlemsel çalışma, Acil Tıp Kliniği'ne 01 Nisan – 01 Ağustos 2025 tarihleri arasında başvuran sepsis ön tanılı hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, enfeksiyon bulguları veya kanıtları ile en az iki sistemik inflamatuar yanıt sendromu (SIRS) kriterini karşılayan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların başvuru anında anamnez bilgileri, vital bulguları, laboratuvar test sonuçları ve görüntüleme verileri kaydedilmiştir. Başvuru sonrası ilk 1 saat içinde yatakbaşı USG ile diyafram kalınlığı (DK), kalınlaşma fraksiyonu (DKF) ve diyafram ekskürsiyonu (DE) ölçümleri yapılmıştır. Bu veriler incelenerek hastalardaki DD ve DA varlığı değerlendirilmiştir. Hastaların 1 aylık takibi yapılmış ve bu süre boyunca klinik seyir ve sonlanım verileri (yatış süresi, YBÜ ihtiyacı, NIMV/IMV gereksinimi ve mortalite) kaydedilmiştir. Elde edilen veriler aracılığıyla, diyafram USG parametreleri ile hastaların klinik seyir ve sonlanımları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya 110 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 66.1 ± 16.9 yıl ve %54.5'i erkekti. Mortalite gelişen grupta yaş daha yüksekti (p= 0.001). En sık komorbiditeler hipertansiyon, kalp yetmezliğiydi. Mortalite gelişen grupta Glasgow koma skoru (GKS), sistolik kan basıncı (SKB) ve diyastolik kan basıncı (DKB) daha düşük, solunum sayısı daha yüksek saptandı (p<0.05). Hemoglobin düzeyi daha düşük (p=0.013), üre düzeyi daha yüksek (p<0.001) görüldü. Hastaların mortalite oranı %21.8 olup; %28.2'sinde YBÜ yatışı, %13.6'sında IMV, %20.9'unda NIMV ve %10'unda vazoaktif tedavi ihtiyacı saptandı. Mortalite gelişenler hastalarda SOFA, qSOFA, MEWS ve APACHE II skorları anlamlı şekilde yüksekti (p<0.001). Ortalama DE 3.15 ± 1.31 cm, DKF %27.5 ± 13.1 olarak bulundu. DD %30.9, DA %26.4 oranında saptandı. DD ve DA olan hastalarda vazoaktif tedavi ihtiyacı, NIMV ve IMV ihtiyacı, YBÜ yatışı ve mortalite oranları istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.01). Ayrıca SIRS, SOFA, qSOFA, MEWS ve APACHE II skorları da DD ve DA saptanan vakalarda anlamlı derecede yüksekti. SONUÇ: Sepsis nedeniyle acil servise başvuran hastalarda yaptığımız çalışmada, diyafram USG ile saptanan DD ve DA varlığının kötü sonlanım sıklığını artırdığını gösterdik. Çalışmamız diyafram USG'nin bu hastaların klinik seyri hakkında değerli, non-invaziv bir öngörü aracı olduğunu desteklemektedir. Diyafram USG, yatak başında kolaylıkla uygulanabilen güvenilir bir yöntem olarak solunum kası fonksiyonları hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır. Erken dönemde DA ve DD tespit edilmesi, klinik kötüleşme riski taşıyan hastaların erken tanımlanmasına ve uygun tedavi stratejilerinin zamanında planlanmasına katkı sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
INTRODUCTION: Sepsis represents a life-threatening organ dysfunction arising from the host's dysregulated response to infection. Complications may include acute respiratory distress syndrome (ARDS), acute kidney injury, disseminated intravascular coagulation (DIC), myocardial dysfunction, and multi-organ failure. Furthermore, systemic inflammatory and catabolic processes are known to induce skeletal muscle degradation and atrophy. The diaphragm plays a vital role as the primary motor muscle of respiration. In sepsis, damage to muscle fibers can lead to reduced contractile capacity, diaphragmatic dysfunction (DD), and diaphragmatic atrophy (DA). These alterations can exacerbate pre-existing respiratory compromise, potentially leading to adverse clinical outcomes. The primary aim of this study is to assess the relationship between point-of-care diaphragmatic ultrasound (US) parameters and poor clinical outcomes—including hospital length of stay, intensive care unit (ICU) requirement, necessity for non-invasive (NIV) or invasive mechanical ventilation (IMV), and mortality—in patients with sepsis presenting to the emergency department (ED). MATERIALS AND METHODS: This prospective observational study enrolled patients presenting to the ED with suspected sepsis between April 1 and August 1 2025. Patients with signs or evidence of infection who met at least two systemic inflammatory response syndrome (SIRS) criteria were included in the study. Demographic data, vital signs, laboratory test results, and imaging findings were recorded at the time of presentation. Within the first hour of admission, point-of-care diaphragmatic US measurements were performed to assess diaphragm thickness (DT), diaphragm thickening fraction (DTF), and diaphragm excursion (DE). These parameters were used to identify DD and DA. Patients were followed for 30 days to assess clinical outcomes including length of stay, ICU admission, MV requirements, and mortality. The relationship between diaphragmatic US parameters and clinical outcomes was evaluated. RESULTS: A total of 110 patients were included in the study. The mean age was 66.1 ± 16.9 years, and 54.5% were male. Age was significantly higher in the mortality group (p =0.001). The most common comorbidities were hypertension and heart failure. The mortality group had significantly lower Glasgow Coma Scale (GCS), systolic blood pressure (SBP), and diastolic blood pressure (DBP), while respiratory rate was higher (p< 0.05). Laboratory findings revealed lower hemoglobin levels (p = 0.013) and higher urea levels (p <0.001). The overall mortality rate was 21.8%. ICU admission was required in 28.2% of patients, IMV in 13.6%, NIV in 20.9%, and vasoactive therapy in 10%. SOFA, qSOFA, MEWS, and APACHE II were significantly higher in non-survivors (p < 0.001). Mean DE was 3.15 ± 1.31 cm and mean DTF was 27.5 ± 13.1%. DD was detected in 30.9% and DA in 26.4% of patients. Patients with DD or DA had significantly higher rates of vasoactive therapy, intubation, NIV, ICU admission, and mortality (p < 0.01). Additionally, SIRS, SOFA, qSOFA, MEWS, and APACHE II scores were significantly higher in patients with DD and DA. CONCLUSION: In our study of emergency department patients with sepsis, bedside diaphragmatic US demonstrated that the presence of DD and DA was associated with increased rates of adverse outcomes. These findings support diaphragmatic US as a reliable, noninvasive prognostic modality that offers dependable assessments of respiratory muscle function. Early detection of DA and DD may enable prompt identification of patients at elevated risk for clinical deterioration, thereby facilitating timely implementation of targeted therapeutic interventions.
Benzer Tezler
- Acil servise başvuran kalp yetmezliği tanılı hastalarda serum glypican-6 düzeylerinin değerlendirilmesi
Evaluation of serum glypican-6 levels in patients with heart failure registering to the emergency department
EMRE CEM SAĞLAM
- Akut kolesistit tanısı alan hastalarda plazma YKL-40 düzeyinin araştırılması
Investigation of plazma YKL-40 protein levels in patients diagnosed with acute cholecystitis
ERAY ÇELİKTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İlk ve Acil YardımTrakya ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖMER SALT
- Sepsis hastalarında eozinofil, C-reaktif protein ve nötrofil/ lenfosit oranının prognoz ile ilişkisi
The relationship of eosinophil, C-reactive protein and neutrophil / lymphocyte ratio in prognosis in sepsis patients
HATİCE BİNGÖL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İlk ve Acil YardımSivas Cumhuriyet ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İLHAN KORKMAZ
- Acil servis te yatak başı ultrasonografi ile vena kava inferior çapı ölçümü ve santral venöz basınç ölçümünün ilişkilendirilmesi
Comparison of central venous pressure and inferior vena cava diameter measurements with bedside ultrasonography in emergency department
MAHMUT SAMİ AKILLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
İlk ve Acil YardımHacettepe ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MİNE DURUSU TANRIÖVER
YRD. DOÇ. DR. MEHMET MAHİR KUNT
- Acil servise başvuran biliyer ve non biliyer akutpankreatit tanılı hastalarda immatür granülositde ğerinin hastalığın şiddeti ve mortalitesini göstermedeki prediktif değeri
The predictive value of immature granulocyte value in showing the severity and mortality of the disease in patients with biliary and non-biliary acute pancreatitis admitted to the emergency department
SEMA KIRMIZI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Acil TıpSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DOÇ. DR. SERKAN DOĞAN