Antroposen çağında mimarlığın ontolojik değerlendirilmesi: heidegger düşüncesiyle varlık ve mekânın yeniden yorumu
Ontological evaluation of architecture in the anthropocene age: Reinterpretation of being and space with heidegger's thought
- Tez No: 980155
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SERHAT ULUBAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Bina Araştırma ve Planlama Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Günümüzde, çevresel yük altında şekillenen ve giderek parçalanan dünyamızda Antroposen; yalnızca jeolojik ya da bilimsel bir terim değil, insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeyi zorunlu kılan bir düşünce biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Antroposen, doğa-insan ilişkisini köklü bir biçimde dönüştürmüştür. Bu çağda insan, hem doğanın tahribatına yol açan bir güç hem de bu tahribatı onarmaya çalışan bir aktör olarak iki yönlü bir rol üstlenmiştir. Mimarlık, bu dönüşümde hem bir araç hem de bir ifade biçimi olarak kritik bir konumda yer alır. Bu çalışma, Antroposen bağlamında mimarlığın ontolojik boyutunu sorgulamakta; Heidegger'in varlık, mekân ve mesken düşünceleri ekseninde mimarlığı yeniden yorumlanmaktadır. Amaç, henüz sınırları belirginleşmemiş bu çağda, Antroposen'in mimarlıkla kurduğu ilişkiyi geçmişin düşünsel referanslarıyla değerlendirilmektir. Ayrıca çalışma, Antroposen kavramına ait kuramsal karmaşadan kaçınıp kavramı daha açık, tutarlı ve yapılandırılmış biçimde ele almayı hedeflemiştir. Kuramsal çerçeve, Heidegger'in“Yapmak, Mesken Tutmak, Düşünmek”ve“Tekniğe İlişkin Soru”gibi temel metinlerinden beslenmektedir. Bu bağlamda, mimarlığın mekânsal pratikleri Antroposen çağının gezegensel dönüşümlerine verilen varoluşsal yanıtlar olarak değerlendirilmektedir. Heidegger'in“mesken tutma”düşüncesi çalışmanın merkezinde yer almakta ve mimarlığın yalnızca teknik ya da estetik bir etkinlik değil, aynı zamanda dünyada varoluşun somutlaşmış hâli olduğunu vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, mimarlığın yalnızca bir yapı inşa etme faaliyeti değil, aynı zamanda insanın doğayla ilişki kurma biçimini yeniden düşünmenin ontolojik bir aracı olarak değerlendirmemizi sağlar. Antroposen, disipliner ayrışmaların ötesine geçen entegre düşünme biçimlerini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, Antroposen bağlamında hem mimarlığın hem de insanın rolünü yeniden düşünmeye davet eder; mimarlığı salt mekânsal bir disiplin olarak değil, aynı zamanda çağdaş gezegensel durumumuzu anlamlandırmada temel bir araç olarak konumlandırır.
Özet (Çeviri)
In today's environmentally burdened and increasingly fragmented world, the Anthropocene is not only a geological or scientific term, but also a term as a way of thinking that necessitates rethinking the relationship is emerging. The Anthropocene has radically transformed the nature-human relationship. In this age, human beings have assumed a dual role as both a force causing the destruction of nature and an actor trying to repair this destruction. Architecture occupies a critical position as both a tool and a form of expression in this transformation. This study questions the ontological dimension of architecture in the context of the Anthropocene and reinterprets architecture on the axis of Heidegger's ideas of being, space and dwelling. The aim is to evaluate the relationship that the Anthropocene establishes with architecture in this age whose boundaries are not yet clear, with the intellectual references of the past. Moreover, the study aims to avoid the theoretical complexity of the Anthropocene concept and to address the concept in a more clear, coherent and structured manner. The theoretical framework is informed by Heidegger's fundamental texts such as“Doing, Dwelling, Thinking”and“The Question of Technique”. In this context, the spatial practices of architecture are considered as existential responses to the planetary transformations of the Anthropocene epoch. Heidegger's idea of“dwelling”is at the center of the study, suggesting that architecture is not only a technical or aesthetic activity, but also the embodiment of being in the world. emphasizes. This approach implies that architecture is not only the activity of building a structure.but also to rethink the way in which humans relate to nature. As an ontological tool. The Anthropocene requires integrated ways of thinking that go beyond disciplinary divisions.and human beings. As a result, this study invites a rethinking of the role of both architecture and human beings in the context of the Anthropocene; architecture as a purely spatial discipline but also a fundamental tool for making sense of our contemporary planetary situationas a positioner.
Benzer Tezler
- Those are neglected within the framework of anthropocene and their revival on architecture as a new understanding of the aesthetics
Antroposen çerçevesinde göz ardı edilenler ve yeni bir estetik anlayışı olarak mimarlık çerçevesinde yeniden ele alınmaları
BUKET SAMANCI
Yüksek Lisans
İngilizce
2024
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ELMİRA AYŞE GÜR
- Vernaküler mimarinin yer ve tektonik kavramları üzerinden okunması: Doğu Karadeniz bölgesi yapılı kırsal çevresi örneği
Reading the vernacular architecture through the concepts of“place”and tectonics: The example of the built rural environment of Eastern Black Sea region
GAMZE AKBAŞ
- Antroposen Çağında ekolojik sanatın lisansüstü sanat eğitimi programlarına yansımaları
Reflections of ecological art in the Anthropocene Epoch on the postgraduate art education programs
BERFİN BİNİCİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Eğitim ve ÖğretimDokuz Eylül ÜniversitesiGüzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CEMİLE ARZU AYTEKİN