Antroposen tartışma zeminleri bağlamında alternatif bir kent belleği okuması: Dolapdere, İstanbul
An alternative reading of urban memory in the context of anthropocene debates: Dolapdere, Istanbul
- Tez No: 983137
- Danışmanlar: PROF. DR. HÜLYA TURGUT
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Özyeğin Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kent ve Mimarlık Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Geçtiğimiz yüzyılda hızla artan kentleşme, teknolojik gelişmeler ve insan faaliyetleri, yalnızca fiziksel çevrede değil, düşünsel paradigmada da köklü değişiklikler yaratmıştır. Bu bağlamda, doğa-kültür ayrımını temel alan modern bilgi rejimleri, özellikle 21. yüzyıla girerken sürdürülebilirliğini yitirmiş; insan-merkezli bakış açıları ekolojik krizlerin, toplumsal adaletsizliklerin ve mekânsal kopuşların hem nedeni hem de sürdürücüsü hâline gelmiştir. Bu düşünsel kırılmanın en belirgin kavramsal ifadesi olarak Antroposen; çevresel bir çağ tanımının yanı sıra, zaman, mekân ve öznellik anlayışlarımızı yeniden düşünmeyi gerektiren eleştirel bir zemin sunar. Bu kapsamda tez, kent belleğini yalnızca insan merkezli bir hafıza üretim süreci olarak değil, Antroposen'in ortaya koyduğu düşünsel ve ekolojik kırılma zemininde, insan ve insandan ibaret olmayan öznelerin karşılıklı etkileşimleri çerçevesinde yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Bellek kavramı, bu bağlamda sadece geçmişin temsili değil; zaman, mekân ve öznelliğin dolanık biçimlerde kurulduğu çok katmanlı bir üretim süreci olarak değerlendirilir. Mimarlık ve kent çalışmaları açısından düşünüldüğünde, belleğin yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda mekânsal ve ekolojik bir boyut taşıdığı fikri, Antroposen'de mimari pratikleri yeniden düşünmek için eleştirel bir çerçeve sunar. Tezin kuramsal çerçevesi; posthümanist teori, yeni materyalist düşünce ve nesne-yönelimli ontoloji temelli tartışmalardan beslenmektedir. Karen Barad (2019)'ın“spacetimemattering”kavramı doğrultusunda zamanın doğrusal değil, iç içe geçmiş bir yapı olarak ele alınması; Manuel DeLanda (2017)'nın öbeklenme“assemblage”kuramı ve Donna Haraway (2016)'in birlikte üretim“sympoiesis”fikri ile kent belleğinin nesne yönelimli ve dağınık bir üretim süreci olarak anlaşılması, bu kuramsal altyapının temel bileşenleridir. Bu yaklaşımlar doğrultusunda bellek üç ana eksen boyunca kavramsallaştırılmıştır: çok-zamanlılık, nesne-yönelimlilik ve çok-mekânlılık. Tez kapsamında; bu kuramsal yönelimi temel alarak geliştirilen alternatif yöntem önerisi, klasik temsilci ve arşiv odaklı bellek okumalarının yanı sıra, yerinde deneyim ve maddesel ilişkiler üzerinden yürütülen çok-duyulu bir okuma sürecini içerir. Yöntemsel olarak, literatür analizi ve kavramsal yorumlamalarla birlikte, niteliksel saha araştırması ve tematik analiz teknikleri bir arada kullanılmıştır. Yürüyüş pratikleri, doğal nesne toplama, siyanotip“cyanotype”üretimi, ses kayıtları ve kolaj temelli katmanlı haritalamalar gibi araçlar bu yöntemin temel bileşenlerini oluşturur. Bu araçlar, daha sonra, alan çalışmasında taş, su ve bitki başlıkları üzerinden kentte sıklıkla karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen maddesel varlıklar üzerinden türler-arası etkileşimi görünür kılan bir karşılaşma analitiği geliştirilir. İktidar ve yıkımın bellek taşıyıcısı olarak taş; akışkanlık ve görünmez sürekliliğin mekânsal izi olarak su ve onarma; direniş ve dayanışma biçimleriyle beliren bitki üzerinden çok katmanlı bir belleğin izini sürmeye imkân tanımaktadır. Bu yöntem, yalnızca insan deneyimlerine değil; insandan ibaret olmayan varlıkların da aktif bellek taşıyıcısı olabileceği fikrine dayalı olarak, kentsel belleği çok-mekânlı, çok-zamanlı ve çok-özneli bir üretim sahası olarak okumaya olanak sağlar. Çalışma alanı olarak seçilen Dolapdere, İstanbul'da, hem tarihi boyunca su öğeleriyle kurduğu ekolojik ilişkiler hem de son dönemlerde geçirdiği mekânsal dönüşümler aracılığıyla belleğin bastırılması ve yeniden üretimi süreçlerinin somut bir örneğini sunar. Bölge, kentsel planlama, altyapı müdahaleleri ve kültürel temsiller bağlamında, belleğin hem nasıl silindiğini hem de insandan ibaret olmayan özneler (su, toprak, bitki örtüsü gibi) aracılığıyla nasıl tekrar açığa çıktığını gözlemlemeye imkân tanır. Tezin kent ve mimarlık çalışmalarına temel katkısı, kent belleğine dair kuramsal tartışmaları yerinde deneyim ve üretimle birleştiren, insan-merkezci olmayan bir okuma yöntemi önermesidir. Bu yöntem, belleği yalnızca anlatısal ya da görsel temsillerle değil; ses, madde, atmosfer ve ekolojik ilişkiler aracılığıyla da kurulan çok katmanlı bir yapı olarak ele alır. Böylece Antroposen bağlamında, mimarlık disiplininde daha çoğulcu, adil ve ekolojik olarak duyarlı bir mekân üretim anlayışı için kuramsal ve yöntemsel bir zemin sunar.
Özet (Çeviri)
In the past century, rapid urbanization, technological developments, and human activities have caused major changes not only in the physical environment but also in the way we think about the world. Modern knowledge systems based on a strict nature-culture divide have become unsustainable, especially in the 21st century. Human-centered perspectives have played a major role in causing and continuing ecological crises, social injustices, and spatial fragmentation. In this context, the concept of the Anthropocene offers more than just a definition of a new environmental era—it invites us to rethink our understanding of time, space, and subjectivity. This thesis aims to reconsider urban memory not as a process created solely by humans, but as one shaped by the mutual interactions between human and non-human actors, within the intellectual and ecological rupture introduced by the Anthropocene. Memory is seen not only as a representation of the past but as a multi-layered process where time, space, and subjectivity are entangled. From the perspective of architecture and urban studies, memory is not only social, but also spatial and ecological. This idea provides a critical framework to rethink architectural practices in the age of the Anthropocene. The theoretical background of the thesis is shaped by posthumanist theory, new materialist thinking, and object-oriented ontology. Key concepts include Karen Barad (2019)'s spacetimemattering, which views time as non-linear and interconnected; Manuel DeLanda (2017)'s theory of assemblage, and Donna Haraway (2016)'s idea of sympoiesis, or collective becoming. Based on these ideas, memory is conceptualized through three main themes: multi-temporality, object-orientation, and multi-spatiality. The thesis proposes an alternative method that focuses on multisensory, material-based readings of urban space, as well as traditional archive and representation-based approaches. Alongside literature analysis and conceptual interpretation, the study includes qualitative field research and thematic analysis. Methods include walking practices, collecting natural objects, cyanotype printing, sound recordings, and collage-based layered mapping. These tools help develop a“relational encounter method”through often-overlooked materials in the city—stone, water, and plants. Stone is explored as a bearer of memory shaped by power and destruction; water as a trace of flow and invisible continuity; and plants as symbols of repair, resistance, and solidarity. This approach allows us to see urban memory not only through human experiences but also through the active presence of non-human entities. The study focuses on Dolapdere, a neighborhood in Istanbul. With its historical connection to water and its recent urban transformations, Dolapdere provides a concrete example of how memory can be both erased and reactivated—through planning policies, infrastructure interventions, and ecological elements like soil, plants, and water. The main contribution of this thesis is to offer a non-anthropocentric way of reading urban memory, combining theory with on-site experience and production. It treats memory not only as narrative or visual representation, but also as something built through sound, material, atmosphere, and ecological relations. In doing so, it offers a theoretical and methodological foundation for a more inclusive, just, and ecologically responsive approach to space-making in architecture under the conditions of the Anthropocene.
Benzer Tezler
- Vernaküler mimarinin yer ve tektonik kavramları üzerinden okunması: Doğu Karadeniz bölgesi yapılı kırsal çevresi örneği
Reading the vernacular architecture through the concepts of“place”and tectonics: The example of the built rural environment of Eastern Black Sea region
GAMZE AKBAŞ
- Architectures of elusion: Narrating the plurality of political spaces
Yakalanmama mimarlıkları: Politik mekanların çoğulluğunu anlatmak
MELİKE BEŞİK
Yüksek Lisans
İngilizce
2024
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MELTEM AKSOY
DR. BİHTER ALMAÇ
- Felaketin estetiği: Antroposen'de Frankfurt Okulu
The Aesthetics of disaster: The Frankfurt School in the Anthropocene
YASİN KARA
Doktora
Türkçe
2024
Siyasal Bilimlerİstanbul ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ATEŞ USLU
- Farmakon olarak teknoloji ve medya
Technology and media as pharmakon
MAHMUT BURAK ATASEVER
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
FelsefeMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖZGE EJDER JOHNSON
- Towards a new understanding of nature: Material ecology in architecture
Yeni bir doğa anlayışına doğru: Mimarlıkta malzeme ekolojisi
BERRİN ÖZDEMİR
Yüksek Lisans
İngilizce
2021
MimarlıkOrta Doğu Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İNCİ BASA