Geri Dön

İç Anadolu kapalı havzasındaki yer altı barajlarının değerlendirilmesi

Evaluation of underground dams in the Central Anatolian closed basin

  1. Tez No: 983522
  2. Yazar: AYBÜKE ÖZDEMİR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CEYHUN GÖL
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Ormancılık ve Orman Mühendisliği, Forestry and Forest Engineering
  6. Anahtar Kelimeler: Barajlar, Hidrojeoloji, Kuraklık, Yer altı suları, Yer altı yapıları, Dams, Hydrogeology, Drought, Ground waters, Underground structures
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Çankırı Karatekin Üniversitesi
  10. Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Orman Mühendisliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez çalışmasında, artan su krizi karşısında alternatif bir su depolama yöntemi olan yeraltı barajlarının, İç Anadolu Kapalı Havzası özelinde uygulanabilirliği incelenmiştir. Türkiye'nin yıllık ortalama yağış miktarı 643 mm olup, bu değer dünya ortalamasının altında kalmaktadır. Yıllık kullanılabilir su potansiyeli yaklaşık 112 milyar m³, kişi başına düşen su miktarı ise 1300 m³ civarındadır. Bu göstergeler, Türkiye'nin su stresi altında bulunan ülkeler arasında yer aldığını ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında yeraltı barajlarının tanımı, tarihsel gelişimi, inşa teknikleri ve uygulama alanları değerlendirilmiştir. Özellikle DSİ tarafından 2019 yılında başlatılan“100 Yeraltı Barajı Projesi”doğrultusunda, 2023 yılı itibarıyla 88 barajın tamamlandığı, yaklaşık 30 milyon m³ suyun depolandığı ve 150 bin dekar tarım alanının sulama imkânına kavuştuğu belirlenmiştir. Bu bulgular, söz konusu yapının tarımsal verimlilik ve su yönetimi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. İç Anadolu Kapalı Havzası'nda yapılan değerlendirmeler, bölgenin yıllık ortalama yağışının 350–400 mm aralığında olduğunu ve son yirmi yılda akifer seviyelerinde 10–12 metre düşüş yaşandığını ortaya koymaktadır. Ayrıca Türkiye'de sulanan tarım alanlarının yaklaşık %25'i bu bölgede yer almakta olup, bölgenin suya olan bağımlılığı giderek artmaktadır. Çankırı, Ankara ve Kırıkkale illerinde yapılan jeomorfolojik ve hidrojeolojik analizler, havzanın yeraltı barajı inşası için uygun koşullara sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, yeraltı barajlarının doğru yer seçimi ve etkin yönetim stratejileri ile Türkiye'nin su yönetiminde sürdürülebilir, düşük maliyetli ve çevre dostu bir alternatif olarak yaygınlaştırılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Özet (Çeviri)

This thesis examines the applicability of subsurface dams, an alternative water storage method, in the Central Anatolia Closed Basin in the face of the growing global water crisis. Turkey's annual average precipitation is 643 mm, which remains below the global average. The country's annually available freshwater potential is approximately 112 billion m³, while the per capita water availability is about 1,300 m³. These indicators reveal that Turkey is among the countries experiencing significant water stress. Within the scope of this research, the definition, historical development, construction techniques, and application areas of subsurface dams were evaluated. In particular, under the“100 Subsurface Dams Project”initiated by the General Directorate of State Hydraulic Works (DSİ) in 2019, it was determined that by 2023, 88 dams had been completed, providing the storage of approximately 30 million m³ of water and enabling the irrigation of nearly 150,000 decares of agricultural land. These findings demonstrate the considerable potential of such structures for enhancing agricultural productivity and water management. Assessments conducted in the Central Anatolia Closed Basin show that the region's annual average precipitation ranges between 350–400 mm, and aquifer levels have declined by 10–12 meters over the last two decades. Furthermore, about 25% of Turkey's irrigated farmland is located in this basin, highlighting the region's increasing dependence on water resources. Geomorphological and hydrogeological analyses in Çankırı, Ankara, and Kırıkkale indicate that the basin possesses favorable conditions for the construction of subsurface dams. In conclusion, it is suggested that with appropriate site selection and effective management strategies, subsurface dams can be expanded as a sustainable, cost-efficient, and environmentally friendly alternative within Turkey's water management system.

Benzer Tezler

  1. Yeraltı sularının bazı kimyasal özelliklerinin jeoistatistiksel yöntemler kullanılarak incelenmesi: Konya kapalı havzası örneği

    Investigation of some chemical properties of groundwater using geostatistical methods: a case study of the Konya closed basin

    KÜBRA KÜÇÜK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İnşaat MühendisliğiKto Karatay Üniversitesi

    İnşaat Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ VAHDETTİN DEMİR

  2. Tuz Gölü Havzası güneyinde yer alan neojen yaşlı halit çökellerinin kökeninin belirlenmesi

    Determination of the origin of the neogene aged halite deposits in the southern part of the Tuz Gölü Basin

    HATİCE ÜNAL ERCAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Jeoloji MühendisliğiKonya Teknik Üniversitesi

    Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUAZZEZ ÇELİK KARAKAYA

  3. Geomorphometric analysis of Elmali Plain and its archaeological settlements

    Elmalı Ovası ve arkeolojik yerleşmelerinin jeomorfometrik analizi

    HİLAL SEREN ŞAHİN

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Arkeolojiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Ekoloji ve Evrim Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. BÜLENT ARIKAN

    PROF. DR. PEDAR WILLIAM FOSS

  4. Beyşehir Gölü'ne dökülen akarsulardaki lokal endemik balık türü Cobitis bilseli (Battalgil, 1942)'nin koruma biyolojisi

    Conservation biology of local endemic fish species of Cobitis bilseli (Battalgil, 1942) in freshwater fold to Beyşehir Lake

    NEZİHA YAĞMUR DİKER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    BiyolojiGazi Üniversitesi

    Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SELAMİ CANDAN

    PROF. DR. FÜSUN ERKAKAN