Sjögren sendromunda tükürük bezi biyopsi sonuçları ile akciğer bulguları arasındaki ilişkinin araştırılması
Investigation of the association between salivary gland biopsy findings and pulmonary involvement in Sjögren's syndrome
- Tez No: 983782
- Danışmanlar: PROF. DR. TAHSİN MURAT TURGAY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Romatoloji, İç Hastalıkları, Rheumatology, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Primer Sjögren sendromu, interstisyel akciğer hastalığı, fokus skoru, histopatoloji, glandüler inflamasyon, Primary Sjögren's syndrome, interstitial lung disease, focus score, histopathology, glandular inflammation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışma, primer Sjögren sendromlu (pSS) hastalarda tükürük bezi histopatolojik aktivitesi ile interstisyel akciğer hastalığı (İAH) varlığı arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlamaktadır. İAH'nin mortal seyir gösterebilmesi nedeniyle, pulmoner tutulumun erken öngörülmesini sağlayacak histopatolojik belirteçlerin tanımlanması klinik açıdan önem taşımaktadır. Ülkemizde fokus skoru (FS) düzeyi ile İAH arasındaki doğrudan ilişkiyi değerlendiren veri sınırlıdır. Bu araştırma FS-temelli glandüler inflamasyon şiddetinin pulmoner yansımalarını sistematik biçimde değerlendiren önemli bir ulusal veri setini sunmaktadır. Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli çalışma, Ocak 2010–Aralık 2024 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı'nda pSS tanısı ile izlenen 274 hastayı kapsamaktadır. Tüm olgularda tükürük bezi biyopsileri Chisholm–Mason ve FS sistemlerine göre değerlendirilmiş; yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (YÇBT) bulgularına göre İAH varlığı ve paternleri kaydedilmiştir. Çalışmada, FS'nin kantitatif değerlendirmesi ile Chisholm–Mason derecelendirmesinin morfolojik analizinin birlikte ele alınması, glandüler inflamasyonun sistemik yansımalarını hem nicel hem de yapısal boyutlarıyla ortaya koyan bütüncül bir metodolojik yaklaşım sağlamıştır. Demografik, klinik, serolojik ve laboratuvar verileri analiz edilmiştir; solunum fonksiyon test parametreleri değerlendirilmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile İAH varlığını öngören bağımsız risk faktörleri belirlenmiştir. Bulgular: Olguların %90,1'i kadın, %9,9'u erkek olup ortalama yaş 55,4 ± 11,5 yıldır. pSS hastalarının %22,3'ünde İAH saptanmıştır. İAH bulunan olgularda FS ≥ 2 ve Chisholm–Mason Grade 4 düzeyleri anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur (p = 0,035). Çok değişkenli analizlerde FS ≥ 2 (OR = 2,41; p = 0,008), erkek cinsiyet (OR = 3,08; p = 0,015) ve tanı yaşındaki her 10 yıllık artış (OR = 1,78; p < 0,001) İAH varlığının bağımsız belirleyicileri olarak saptanmıştır. DLCO değerleri İAH grubunda anlamlı olarak düşük saptanmıştır (p = 0,010). Hidroksiklorokin kullanımı İAH olmayan olgularda daha yaygın iken (p < 0,001), immünsüpresif tedavi ve rituksimab kullanımı İAH grubunda anlamlı olarak yüksektir (p < 0,05). Mortalite oranı İAH varlığında belirgin olarak artmıştır (p < 0,001). Sonuç: pSS'de tükürük bezi histopatolojik aktivitesi, yalnızca lokal glandüler inflamasyonu değil, sistemik inflamatuar yükü de yansıtan bağımsız bir belirleyici görünümündedir. Bu bulgular doğrultusunda, yüksek histopatolojik aktivite saptanan hastalarda erken dönemde radyolojik ve solunum fonksiyon testlerine dayalı değerlendirme yapılması, pSS'ye bağlı pulmoner komplikasyonların erken tanısı ve prognozun iyileştirilmesi açısından klinik önem taşımaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to investigate the association between salivary gland histopathological activity and the presence of interstitial lung disease (ILD) in patients with primary Sjögren's syndrome (pSS). Because ILD may follow a progressive and potentially fatal course, identifying histopathological markers that can predict pulmonary involvement at an early stage is of great clinical importance. Data directly evaluating the relationship between focus score (FS) and ILD are limited in Turkey. This study provides one of the significant national datasets that systematically assess the pulmonary reflections of FS-based glandular inflammation severity. Methods: This retrospective, single-center study included 274 patients diagnosed with pSS and followed at the Department of Rheumatology, Ankara University Faculty of Medicine, between January 2010 and December 2024. Labial salivary gland biopsies were evaluated according to the Chisholm–Mason and FS systems, while the presence and radiological patterns of ILD were determined using high-resolution computed tomography (HRCT). The combined use of quantitative FS assessment and morphological Chisholm–Mason grading provided a comprehensive methodological approach to describe both the structural and quantitative aspects of glandular inflammation and its systemic implications. Demographic, clinical, serological and laboratory data were analyzed, and pulmonary function test parameters were evaluated. Multivariate logistic regression analysis was performed to identify independent predictors of ILD. Results: Of all patients, 90.1% were female and 9.9% male, with a mean age of 55.4 ± 11.5 years. ILD was detected in 22.3% of patients. FS ≥ 2 and Chisholm–Mason Grade 4 were significantly higher in patients with ILD (p = 0.035). In multivariate analysis, FS ≥ 2 (OR = 2.41; p = 0.008), male sex (OR = 3.08; p = 0.015), and each 10-year increase in age at diagnosis (OR = 1.78; p < 0.001) were independent predictors of ILD. DLCO values were significantly lower in the ILD group (p = 0.010). Hydroxychloroquine use was more common in non-ILD patients (p < 0.001), whereas immunosuppressive therapy and rituximab use were significantly higher among ILD patients (p < 0.05). The mortality rate was markedly higher in patients with ILD (p < 0.001). Conclusion: In pSS, salivary gland histopathological activity reflects not only local glandular inflammation but also the systemic inflammatory burden as an independent determinant. These findings suggest that early radiological and pulmonary function-based evaluation in patients with high histopathological activity may facilitate the early detection of pulmonary complications and improve prognosis in pSS.
Benzer Tezler
- Sjögren sendromu ve sistemik skleroz hastalarının minör tükürük bezi patolojilerinden mtor yolağının rolünün araştırılması
The role of mtor pathway in minor salivary gland biopsy materials of sjogren syndrome and systemic sclerosis patients
ZEYNEP ZEHRA GÜMÜŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Romatolojiİzmir Katip Çelebi Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERVET AKAR
- Sjögren sendromu ön tanısı ile tükürük bezi biyopsisi yapılan hastaların demografik, klinik, laboratuvar ve patolojik bulgularının değerlendirilmesi
Evaluation of demographic, clinical, laboratory and pathological findings of patients WHO have A pre-diagnosis of sjogrene syndrome
DİLA DELİVELİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
RomatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CEMAL BES
- Primer biliyer kolanjit hastalarında sjögren sendromu sıklığı
Frequency of sjögren's syndrome in patients with primary biliary cholanji̇ti̇s
PARVIN BAGHIROVA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşaİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALİ İBRAHİM HATEMİ
- Sjögren Sendromunun klinik, biyokimyasal özellikleri ve keratokonjuktivitis sikka'dan farklılıkları
Clinical and biochemical characteristics of sjögren syndrome and differences between Sjögren Syndrome and keratoconjunctivitis sicca
İSMAİL TAŞKİRAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
RomatolojiHacettepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEDAT KİRAZ
- Kollagenozlarda Sjögren Sendromunun sıklığı, özellikleri ve Sjögren Sendromu tanısında küçük tükrük bezi biopsisinin yeri
Başlık çevirisi yok
AYŞE ÖZERGİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1984
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı