Geri Dön

Çocukluk tanıklığından yetişkinlik deneyimine: Örtük ebeveynden benliğe ve ilişkiye uzanan aktarım

From childhood witnessing to adult experience: The transmission extending from the implicit parent to the self and relationship

  1. Tez No: 984003
  2. Yazar: ŞEHİDE KELEK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MUSTAFA KOÇ
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Psikoloji, Psychology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Düzce Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Aile, bireyin dünyaya adım attığı ilk andan itibaren benliğini ve ilişkisel örüntülerini şekillendiren birincil deneyim alanı olarak öne çıkmaktadır. Sağlıklı aileler ise sağlıklı evlilikler üzerine inşa olmaktadır; çünkü evlilik ilişkisi bir ailenin çekirdeğini oluşturur. Evlilik ilişkisi sadece çiftlerle ilişkili bir durum değil, çocuklara da yansıyan bir olgudur. Ebeveynler arası ilişkinin, çocuklukta başlayan ve yetişkinliğe uzanan kalıcı etkiler bıraktığı ve nesiller arası aktarım yoluyla çocukların ilerideki kendi evlilik ilişkilerine yansıdığı bilinmektedir. Ancak bu ilişkinin çocukların iç dünyasında nasıl deneyimlendiğini ve anlamlandırıldığını, ardından kendi benliklerine ve ilişkilerine nasıl yansıdığını, ayrıca bu aktarım sürecine ait gömülü dinamikleri ve sürecin nasıl işlediğini açıklamaya yönelik kavramsal ve kuramsal düzeyde bir boşluk bulunmaktadır. Söz konusu boşluktan hareketle, bu araştırma çocuklukta ebeveynler arası ilişkiye tanıklığın bireyler tarafından hangi bağlamsal koşullarda nasıl anlamlandırıldığını, hangi duygulanımsal ve etkileşimsel işlemlemeler yoluyla içsel ve ilişkisel örüntülere dönüştüğünü ve yetişkinlikte özellikle evlilik ilişkisi bağlamında nasıl yeniden üretildiğini açıklayan özgün bir süreç modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, katılımcı deneyimlerinden elde edilen kavramsal kategoriler temel alınarak yeni bir kuramsal model geliştirebilmek için nitel araştırma desenlerinden gömülü teori benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, ölçüt ve kuramsal örnekleme yöntemleriyle belirlenen 8 kadın ve 5 erkek olmak üzere toplam 13 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış; her katılımcıyla 2-6 oturum arasında, 1 saat 53 dakika ile 6 saat 12 dakika süren derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Kuramsal doygunluk sağlanıncaya dek sürdürülen veri toplama ve analiz süreci, gömülü teorinin sürekli karşılaştırmalı analiz ilkesi doğrultusunda eşzamanlı yürütülmüştür. Tüm veriler MAXQDA-20'ye aktarılmış; açık, eksen ve seçici kodlama aşamalarıyla kavramsallaştırılmış, ilişkiler kurulmuş ve çekirdek kategori belirlenerek diyagram aracılığıyla süreç modeli görselleştirilmiştir. Bulgular, örtük ebeveynden benliğe ve ilişkiye uzanan aktarım olarak tanımlanan çekirdek kategori etrafında şekillenmiş ve aktarım dinamiklerini açıklayan bir süreç modeli ortaya koymuştur. Analiz sonucunda, kendi içlerinde çeşitli kategoriler barındıran on ana temaya ulaşılmıştır. Araştırma bulguları, ebeveynler arası ilişkinin aile çatısı altında çocuklar için örtük bir ebeveyn işlevi üstlendiğini ve bu örtük ebeveynin çocukların benlik örgütlenmeleri ile ilişkisel örüntülerini nasıl şekillendirdiğini ortaya koymuştur. Çocuklar, anne ve babalarının ebeveynlik ve eşlik rollerini birbirinden net bir şekilde ayrıştırabilmekte; ayrıca ebeveynleri arasındaki ilişkisel dinamiğe bağlı olarak nasıl bir eş olduklarına dair eş ebeveyn temsilleri geliştirmektedir. Bu temsillerin yalnızca bilişsel tanımlamalardan ibaret olmadığı, onlara eşlik eden duygulanımlar, karşılanmamış ihtiyaçlar, korku ve kaygılar ile bu psikolojik dinamiklerden beslenen çıkarımlarla birlikte yapılandığı görülmüştür. Ayrıca katılımcıların eş anne ve eş baba temsillerini, bu temsillere eşlik eden psikolojik dinamiklerle birlikte içselleştirerek benlik temsillerine dönüştürdükleri bulunmuştur. Analizler sonucunda benlik temsillerine dönüşen dört tür eş ebeveyn temsili belirlenmiştir. Bunlar; içselleştirilmiş eş anne, içselleştirilmiş eş baba, karşıt eş anne ve karşıt eş baba temsilleridir. Bu temsillerin katılımcıların o anki yaşam deneyimlerine, içsel süreçlerine ve kişilerarası ilişkilerine bağlı olarak farklı zamanlarda farklı biçimlerde açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Tüm bu temsillerin katılımcıların benlik örgütlenmelerine dâhil olduğu ve birbirinden bağımsız yapılardan ziyade dinamik bir etkileşim ve çatışma içinde işlev gördüğü fark edilmiştir. Bu dinamik örgütlenmenin, katılımcıların özellikle kendi evlilik ilişkilerinde sergiledikleri eş rolleri ve eşlerine dair algıları üzerinden dışa vurulduğu belirlenmiştir. Bu bulgulara ek olarak, ebeveynler arası ilişkiden bireyin kendi ilişkisine uzanan aktarım sürecindeki ortak bir işleyişin yanı sıra kişilere özgü belirli faktörlerin de farklı bağlamlarda devreye girerek sürecin seyrini etkilediği ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde tartışılmış ve araştırmacılar, uygulayıcılar ve politika yapıcılara yönelik öneriler sunulmuştur. Böylelikle bu çalışma, araştırma-uygulama-politika üçgeninde bütüncül bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

Özet (Çeviri)

The family stands out as the primary domain of experience that shapes an individual's self and relational patterns from the very first moments of life. Healthy families are built upon healthy marriages, as the marital relationship constitutes the core of the family structure. The marital relationship is not solely a matter concerning the couple but also a phenomenon with significant reflections on children. It is well-established that the interparental relationship leaves enduring effects that begin in childhood and extend into adulthood, and that these effects are transmitted across generations, reflecting in children's own future marital relationships. However, a conceptual and theoretical gap exists in explaining how children experience and interpret this relationship in their inner world, how it subsequently reflects upon their self and relationships, and what the embedded dynamics of this transmission process are and how the process operates. Proceeding from this gap, this research aims to develop an original process model that explains how individuals make sense of witnessing the interparental relationship in childhood under specific contextual conditions, through which affective and interactional processes these experiences are transformed into internal and relational patterns, and how they are later reproduced, especially in the context of their own marital relationships in adulthood. In line with this goal, grounded theory, a qualitative research design, was adopted to develop a new theoretical model based on conceptual categories derived from participant experiences. The participants of the study consisted of a total of 13 individuals, including 8 women and 5 men, selected through criterion and theoretical sampling methods. Data were collected using a semi-structured interview form developed by the researcher, and in-depth interviews were conducted with each participant in 2 to 6 sessions, with total durations ranging from 1 hour 53 minutes to 6 hours 12 minutes. Data collection and analysis were carried out simultaneously until theoretical saturation was achieved, following the principle of constant comparative analysis inherent in grounded theory. All data were transferred to MAXQDA-20 and conceptualized, relationships were established, and the core category was determined through open, axial, and selective coding stages. The process model was then visualized via a diagram. The findings are structured around the core category, defined as the transmission extending from the implicit parent to the self and relationship, and present a process model explaining the dynamics of this transmission. The analysis yielded ten main themes, each comprising various subcategories. The study revealed that the interparental relationship functions as an implicit parent within the family context, profoundly shaping children's self- organization and relational patterns. Children were observed to distinctly differentiate their parents' parenting and spousal roles; furthermore, depending on the interparental dynamic, they construct spousal parent representations regarding the nature of their parents as spouses. These representations were not merely cognitive definitions but were structured together with accompanying affects, unmet needs, fears, anxieties, and inferences derived from these psychological dynamics. Furthermore, it was found that participants internalized their spousal mother and spousal father representations along with the accompanying psychological dynamics, transforming them into self-representations. As a result of the analyses, four types of spousal parent representations that transformed into self-representations were identified. These are the internalized spousal mother, opposing spousal mother, internalized spousal father, and opposing spousal father representations. These representations were observed to manifest in different ways at different times, depending on the participants' current life experiences, inner processes, and interpersonal relationships. All of these representations were found to be integrated into the participants' self-organization and functioned not as independent structures but in a dynamic interaction and conflict. This dynamic organization was determined to be outwardly expressed in participants' own marital relationships, specifically through the spousal roles they enacted and their perceptions of their partners. In addition to these findings, beyond the common dynamic of transmission process from the interparental relationship to the individual's own relationship, it was revealed that certain person-specific factors also intervene in different contexts, influencing the trajectory of this process. The results were discussed in detail within the framework of the relevant literature, and practical implications and recommendations were offered for researchers, practitioners, and policymakers. Thus, this study aims to provide a holistic contribution at the intersection of research, practice, and policy.

Benzer Tezler

  1. Un-claiming the experience of the ends of the projected image: The loss and the survivals of architectural drawing in the shadow of projection

    İzidüşürülmüş imgenin son deneyimleri üzerindeki haklardan feragat etmek: İzdüşümün gölgesinde mimari çizimin yitimleri ve hayatta kalışları

    EMİNE BAHAR AVANOĞLU

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE ŞENTÜRER

  2. Çocukluk çağı aritmilerinde sol ventrikül fonksiyonlarının iki boyutlu ekokardiyografi ile değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    M.AKİF GÜVEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  3. Çocukluk çağı tüberküloz menenjitlerinde kranial tomodansitometrik incelemenin yeri ve değeri

    Evaluation and significance of crainal de nsitometric investigation in child hood tuberculosis menengitis

    İFTEKHAR HAMEED KHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    PROF. DR. ERDİNÇ YALÇIN