Anal fistül tedavisinde metan-sülfonik asit (MSA)-dimetilsülfoksit (DMSO) ve amorf silika (SiO2) içeren topikal yara kurutucu ajan kullanımının değerlendirilmesi
Evaluation of a topical desiccant agent containing methanesulfonic acid (MSA), dimethyl sulfoxide (DMSO), and amorphous silica (SiO₂) in the treatment of anal fistula
- Tez No: 985705
- Danışmanlar: ÖĞR. GÖR. ABDULLAH GÜNEŞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Kocaeli Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Anal fistül, anal kanal ile perianal cilt arasında şiddetli ağrı, perianal şişlik, kanama ve cerahatli akıntıya neden olabilen patolojik bir bağlantıdır. Anal fistül yönetilmesi zor ve çok yaygın bir anorektal bölge hastalığıdır. Tedavide hedef; fistül traktının fibrozisi veya tam kapanmasını sağlamaktır. Bu amaçla medikal veya cerrahi çeşitli tedavi seçenekleri uygulanmaktadır. Cerrahide kullanılan yöntemler seton yerleştirilmesi, sklerozan madde enjekte edilmesi, laser gibi teknikler bulunmaktadır. Bu hastalık için yapılan cerrahi girişimlerin sonuçları anorektal bölgenin iyileşme güçlüğü nedeni ile yüksek başarı oranlarına sahip değildir. Bu durum da bilim dünyasını daha az invazif daha konforlu tedavi yöntemlerini araştırmaya yöneltmiştir. Literatüre bakıldığında daha önce anal fistül tedavisinde gümüş solusyonları belli konsantrasyonlarda denenmiş ve kısmı başarı sağlandığı bildirilmiştir. Metan-sülfonik asit (MSA)-dimetilsülfoksit (DMSO) ve amorf silika (SiO2) içeren topikal yara kurutucu ajan (Debrichem) anal fistül tedavisinde faydalı olabiliceği düşünüldü. Bildiğimiz kadarı ile içeren topikal ajanın anal fistül hastalığına etkileri üzerine yapılmış bir çalışma yoktur. Çalışmamızda MSA-DMSO-SiO2 içeren topikal yara kurutucu ajanın anal fistül hastalığı tedavisi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı.GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada ağırlıkları 250-350 gram arasında değişen, 24 adet Spraque Dawley erkek sıçan kullanıldı. Sıçanlar randomize olarak her biri 8 sıçandan oluşan 3 gruba ayrıldı. Grup 1: Kontrol grubu: İatrojenik Anal Fistül (İAF) (26 gün) Grup 2: Çalışma grubu: İAF + Seton uygulanması (51 gün) Grup 3: Çalışma grubu: İAF + Topikal MSA-DMSO-SiO2 uygulanması (26 gün) İAF uygulandıktan 21 gün sonra oluşan fistül traktlarına hedeflenen tedaviler uygulandı. Tedavinin 5. gününde kontrol grubu ve topikal ajan uygulanan grup sakrifiye edilerek rektosigmoid rezeksiyon uygulandı. Seton tedavisinin 25. gününde seton uyguanan grup sakrifiye edilerek rektosigmoid rezeksiyon uygulandı. Çıkarılan örnekler formollu patoloji kaplarına koyuldu. Patolojik inceleme için gönderildi. İyileşme durumunu değerlendirmek için histopatolojik yöntemler kullanıldı. BULGULAR: Bu çalışmada, anal fistül tedavisinde kullanılan MSA-DMSO-SiO2 içeren kimyasal debridman ajanının histopatolojik etkileri, kontrol ve seton grupları ile karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. 24 fare ile deneye başlanılmış olup kontrol ve seton grubundan bir fare deney sırasında ex oldu. Ex olan fareler istatiksel olarak sonucu değiştirmediği için deneye devam edildi. Deneysel modelde toplam 22 örnek üzerinde fibroblast proliferasyonu, neovaskülarizasyon, inflamasyon, nötrofil ve lenfosit infiltrasyonu, eozinofil varlığı, bağ doku oluşumu, granülasyon dokusu gelişimi, yabancı cisim reaksiyonu ve fistül traktı varlığı incelendi. Fibroblast proliferasyonu açısından grup 3'te ortalama skor 3,00±0,00 olup, kontrol (1,14±0,69) ve seton (1,00±0,00) gruplarına kıyasla anlamlı derecede yüksekti (H=17,75; p<0,001). Benzer şekilde neovaskülarizasyon düzeyi grup 3'te 3,00±0,00, kontrol grubunda 0,86±0,69 ve seton grubunda 0,57±0,53 olarak belirlendi; fark istatistiksel olarak anlamlıydı (H=17,75; p<0,001). İnflamasyon düzeyi (Grup 3: 3,00±0,00; kontrol: 1,14±0,38; seton: 0,71±0,49) ve nötrofil aktivitesi (Grup 3: 3,00±0,00; kontrol: 1,57±0,79; seton: 1,00±0,00) parametrelerinde de grup 3'te belirgin artış saptandı (her biri için p<0,001). Lenfosit infiltrasyonu grup 3'te anlamlı olarak daha düşük bulundu (0,38±0,52) ve kontrol grubuna göre (2,57±0,53) azalma istatistiksel olarak anlamlıydı (H=16,92; p<0,001). Bu bulgu, kimyasal debridman etkisinin lenfositik inflamasyonu baskıladığını göstermektedir. Eozinofil infiltrasyonu ise tüm gruplarda sıfır düzeyindeydi. Bağ doku oluşumu grup 3'te 3,00±0,00 ile en yüksek düzeydeydi; kontrol (1,29±0,49) ve seton (1,14±0,38) gruplarına göre fark istatistiksel olarak anlamlıydı. (H=17,82; p<0,001). Granülasyon dokusu varlığı grup 3'te %100, kontrol grubunda %14,3 ve setonda %28,6 oranında saptandı; fark istatiksel olarak anlamlıydı (χ²=18,45; p<0,001). Yabancı cisim reaksiyonu oranları sırasıyla kontrol %42,9, seton %28,6 ve grup 3'te %37,5 olup fark anlamlı bulunmadı (χ²=0,79; p=0,675). Fistül traktı varlığı açısından ise fark sınırda istatistiksel anlamlılık gösterdi (kontrol %57,1; seton %85,7; grup 3 %25; χ²=4,79; p=0,091). SONUÇ: Bu deneysel çalışma, anal fistül modelinde klasik seton yöntemi ile kimyasal debridman ajanının histopatolojik etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmiştir. Bulgular, kimyasal debridman ajanının uygulamasının fistül iyileşme sürecinde belirgin hücresel ve doku düzeyinde farklılıklar oluşturduğunu göstermiştir. Fibroblast proliferasyonu, neovaskülarizasyon, bağ doku gelişimi ve granülasyon dokusu oluşumu parametrelerinde grup 3'te kontrol ve seton gruplarına kıyasla anlamlı artış saptanmıştır (tümü p<0,001). Bu artış, kimyasal debridman ajanının düşük pH'lı yapısının kontrollü kimyasal debridman sağlayarak fibroblast migrasyonunu ve kollojen sentezini hızlandırmasından kaynaklanmaktadır. Grup 3'te nötrofil infiltrasyonu artarken, lenfosit düzeyi anlamlı biçimde azalmış (p<0,001), bu durum akut faz yanıtının aktive olurken kronik inflamasyonun baskılandığını göstermiştir. Yabancı cisim reaksiyonu açısından fark gözlenmemiş (p=0,675), ajan doku tarafından iyi tolere edilmiştir. Fistül traktı varlığının grup 3'te düşük oranda (%25) bulunması, bu ajanın kanal kapanmasını desteklediğini düşündürmektedir. Sonuç olarak metan-sülfonik asit (MSA) - dimetilsülfoksit (DMSO) ve amorf silika (SiO2) içeren topikal yara kurutucu ajan, seton tedavisine kıyasla daha dengeli bir inflamatuar yanıt, artmış fibroblastik aktivite, yoğun anjiyogenez ve hızlanmış rejeneratif doku yanıtı ile karakterize edilmiştir. Bu bulgular, topikal yara kurutucu ajanın anal fistül tedavisinde rejeneratif ve minimal invaziv bir alternatif olabileceğini göstermektedir.
Özet (Çeviri)
An anal fistula is an abnormal epithelialized tract connecting the anal canal to the perianal skin, which may cause severe pain, perianal swelling, bleeding, and purulent discharge. The main goal of treatment is to achieve fibrosis or complete closure of the fistula tract. The main goal of treatment is to achieve fibrosis or complete closure of the fistula tract. To address this condition, a range of medical and surgical treatment modalities are employed. Common surgical techniques for treating anal fistulas include seton placement, sclerotherapy, and laser ablation. However, the success rates of surgical interventions for this condition are limited due to the poor healing capacity of the anorectal region. This situation has led the scientific community to seek less invasive and more comfortable treatment alternatives. Reported Previous studies have tested silver-based solutions at various concentrations for the treatment of anal fistula, reporting only partial success. A topical wound-desiccating agent containing methanesulfonic acid (MSA), dimethyl sulfoxide (DMSO), and amorphous silica (SiO₂) (Debrichem) was hypothesized to be potentially beneficial in the treatment of anal fistula. To best of our knowledge, no prior study has investigated the effects of a topical MSA–DMSO–SiO₂ agent on anal fistula. The aim of our study was to evaluate the effects of MSA–DMSO–SiO₂ on the treatment of anal fistula disease. MATERIALS AND METHOD: In this study, 24 male Sprague-Dawley rats weighing between 250 and 350 grams were used. The rats were randomly divided into three groups, each consisting of eight animals: Group-1: Control group – Iatrogenic Anal Fistula (IAF) (26 days) Group-2: Study group – IAF + Seton application (51 days) Group-3: Study group – IAF + Topical MSA–DMSO–SiO₂ application (26 days) Following the induction of the intersphincteric anal fistula (IAF), the designated treatments were applied to the fistula tracts on day 21. The animals in the control and topical agent groups were euthanized on the fifth day of treatment, and rectosigmoid resection was performed. In the seton group, euthanasia and resection were performed on day 30 of treatment. All excised samples were fixed in formalin, placed in pathology containers, and sent for histopathological evaluation. The healing status was assessed using histopathological examination. RESULTS: . This study performed a comparative histopathological analysis of an anal fistula model treated with a methanesulfonic acid (MSA)-based chemical debridement agent, versus control and seton groups. The evaluation of 22 specimens assessed key parameters such as inflammation (including neutrophil, lymphocyte, and eosinophil infiltration), fibroblast proliferation, neovascularization, granulation tissue development, connective tissue formation, foreign body reaction, and fistula tract presence. For fibroblast proliferation, the mean score was significantly higher in the group 3 (3.00 ± 0.00) than in both the control (1.14 ± 0.69) and seton (1.00 ± 0.00) groups (H=17.75; *p* < 0.001). Similarly, the group 3 exhibited a significantly higher neovascularization level (3.00 ± 0.00) compared to the control (0.86 ± 0.69) and seton (0.57 ± 0.53) groups (H=17.75; *p* < 0.001). Inflammation levels (Group 3: 3.00 ± 0.00; Control: 1.14 ± 0.38; Seton: 0.71 ± 0.49) and neutrophil activity (Group 3: 3.00 ± 0.00; Control: 1.57 ± 0.79; Seton: 1.00 ± 0.00) were also significantly elevated in the group 3 (*p* < 0.001 for both). The group 3 exhibited a significant suppression of lymphocytic inflammation, demonstrated by markedly lower lymphocyte infiltration (0.38 ± 0.52) compared to the control group (2.57 ± 0.53) (H=16.92; *p* < 0.001). Eosinophilic infiltration was absent in all groups. Connective tissue formation was significantly higher in the group 3 (3.00 ± 0.00) than in both the control (1.29 ± 0.49) and seton (1.14 ± 0.38) groups (H=17.82; p < 0.001). Granulation tissue was present in 100% of the group 3, compared to 28.6% of the seton and 14.3% of the control groups (χ²=18.45; p < 0.001). In contrast, the difference in foreign body reaction rates was not statistically significant (Control: 42.9%; Seton: 28.6%; group 3: 37.5%; χ²=0.79; p = 0.675). Similarly, the presence of a fistula tract showed a near-significant difference across groups (Control: 57.1%; Seton: 85.7%; group 3: 25%; χ²=4.79; p = 0.091). CONCLUSION: This experimental study comparatively evaluated the histopathological effects of the chemical debridement agent versus the classical seton method in an anal fistula model. The results demonstrate that chemical debridement agent induced significant cellular and tis-sue-level changes, promoting a distinct healing response. Specifically, the group 3 showed significantly increased fibroblast proliferation, neovascularization, connec-tive tissue development, and granulation tissue formation compared to both the control and seton groups (all p < 0.001). This enhanced tissue response is attributed to chemical debridement agent's low-pH formulation, which provides controlled chemical debridement. This action facilitates fibroblast migration and accelerates collagen synthesis. Although neutrophil activity increased, signaling a robust acute inflammatory phase, lymphocyte infiltration was significantly suppressed (p < 0.001), indicating a shift away from chronic inflammation. The agent was well-tolerated, with no significant difference in foreign body reaction observed between groups (p = 0.675). Furthermore, the lower rate of fistula tract persistence in the group 3 (25%) suggests it actively promotes tract closure.In conclusion, compared to seton therapy In conclusion, chemical debridement agent induced an accelerated regenerative tissue response characterized by a balanced inflammatory profile, enhanced fibroblastic activity, and robust angiogenesis compared to seton therapy. These results position chemical debridement agent as a potential minimally invasive and regenerative alternative for anal fistula management.
Benzer Tezler
- Anal fistül tedavisinde noninvaziv laft girişiminin invaziv cerrahi girişimlerle etkinlik açısından karşılaştırılması
To compare efficiency of treatment of anal fistula:noninvasive surgery method laft treatment and invasive surgycal treatments
HABİP SARI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Genel CerrahiDokuz Eylül ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET ALİ KOÇDOR
- Sfinkter koruyucu intersfinkterik fistül trakt ligasyon yöntemi ile standart fistülotomi yönteminin perianal fistül tedavisinde etkinliği: Karşılaştırmalı bir çalışma
Comparison of lift and fistulotomy in treatment of perianal fistula: Prospective randomized study
ERKAN YARDIMCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Genel CerrahiBezm-İ Alem Vakıf ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖKHAN ÇİPE
- Yüksek seviye anal fistül tanısı olan hastalarda lazer ablasyon (laft) ile invaziv cerrahi yöntemlerin postoperatif iyileşme, nüks ve fekal inkontinans açısından karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
DİLA ÖNAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Genel CerrahiKocaeli ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ AHMET OKTAY YİRMİBEŞOĞLU
- Yüksek transsfinkterik anal fistüllerde sfinkter koruyucu intersfinkterik fistül trakt ligasyon yöntemi ile kesici seton yönteminin cerrahi etkinlik ve anal sfinkter işlevleri açısından karşılaştırılması
Comparison of sphincter-saving ligation of intersphinteric fistula tract (LIFT) method and cutting seton method in high transsphinteric anal fistules in terms of surgical efficency and anal sphincter functions
ÖZKAN DEMİROĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Genel CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EBUBEKİR GÜNDEŞ
- Perianal fistüllerde lazer ablasyon (Filac: Fistula laser closure) tedavisinin etkinliğinin fistül yerleşim yerine göre değerlendirilmesi
Evaluation of the effectiveness of laser ablation (Filac: Fistula laser closure) treatment in perianal fistules according to the fistula location
ŞEREF ERDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Genel CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUZAFFER AKINCI