Geri Dön

Kalça artroplastisi uygulanan hastalarda, erken dönem periprostetik enfeksiyon risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Evaluation of early periprosthetic infection risk factors in patients undergoing hip arthroplasty

  1. Tez No: 986069
  2. Yazar: ELYESA ERGEN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CENGİZ YILMAZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Kalça protezi, Protezlere bağlı enfeksiyonlar, Risk faktörleri, Hip prosthesis, Prosthesis related infections, Risk factors
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mersin Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kalça artroplastisi uygulanan hastalarda erken dönem periprostetik enfeksiyon gelişimini etkileyen klinik, laboratuvar ve cerrahi risk faktörlerini belirleyerek, enfeksiyon oranlarının azaltılmasına yönelik önleyici stratejilere katkı sunmak amaçlanmıştır. Şubat 2024–Ocak 2025 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde, femur proksimal kırığı nedeniyle parsiyel kalça protezi (PKP) uygulanan 110 hasta ve koksartroz zemininde total kalça protezi (TKP) uygulanan 72 hasta, toplam 182 hasta prospektif olarak değerlendirilmiştir. Tüm cerrahi ve medikal süreçler standardize edilmiş ve 72 bağımsız değişken kaydedilmiştir. Perioperatif laboratuvar, mikrobiyolojik ve klinik takipler düzenli olarak yapılmıştır. Cerrahi alan izlemi ve tedavisi, Wagenaar ve arkadaşları tarafından tanımlanan algoritmaya göre yürütülmüştür. Takip sonunda hastalar dört gruba ayrılmıştır: yara yeri problemi izlenmeyenler, yüzeyel enfeksiyon gelişenler, dirençli cerrahi alan akıntısı olanlar ve protez ilişkili enfeksiyon (PİE) tanısı alanlar. Gruplar, bağımsız değişkenler açısından istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 182 hastanın 72'sine PKP, 110'una TKP uygulanmıştır. PKP grubunda yaş ortalaması, ASA skoru ve komorbidite indeksi TKP grubuna göre anlamlı derecede yüksektir. TKP operasyonları elektif koşullarda planlanırken, PKP operasyonları, travma zemininde ve travmadan ortalama 3 gün sonra gerçekleştirilmiştir. PKP grubunda ek büyük kemik kırığı veya kafa travması öyküsü %10,9 oranında saptanmıştır. PKP grubunda hastanede yatış süresi, postoperatif yoğun bakım gereksinimi, sistemik biyokimyasal yanıt düzeyleri ve preoperatif idrar/kan kültürlerinde üreme oranı anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Yara yeri problemi oranı PKP grubunda %21,8, TKP grubunda %6,9 iken; PİE oranı sırasıyla %9,1 ve %2,8 olarak belirlenmiştir (p=0,040). TKP grubunda PİE etkeni olarak gram pozitif koklar izlenirken, PKP grubunda gram pozitif ve gram negatif mikroorganizmalar benzer sıklıkta üremiştir. Risk faktörü analizinde; diabetes mellitus, yüksek vücut kitle indeksi, artmış komorbidite skoru, yüksek HbA1c düzeyi, uzamış cerrahi süresi ve düşük Parker mobilizasyon skoru; hem yara yeri problemi, hem de PİE gelişimiyle anlamlı ilişkili bulunmuştur. Ayrıca ameliyata giren kişi sayısı ve intraoperatif hematom kültüründe üreme varlığı PİE gelişimiyle pozitif korelasyon göstermiştir. Kronik böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği öyküsü, postoperatif yoğun bakım gereksinimi, uygulanan DVT profilaksisi tipi ve düşük Parker skoru ise yara yeri problemiyle anlamlı ilişki göstermiştir. İlk başvuru sırasında alınan kan kültürlerinde anlamlı sonuç elde edilmezken, beklemiş vakalarda preoperatif kan ve intraoperatif alınan kırık hematom kültürlerinde üreme saptanması PİE gelişimiyle istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Postoperatif 2. ve 7. günlerde ölçülen CRP düzeyleri ile CRP/albumin oranı, hem yara yeri problemi hem de PİE gelişimini öngörmede yüksek duyarlılığa sahip bulunmuştur. Erken dönem periprostetik enfeksiyon gelişimi multifaktöriyel bir süreçtir. Travma sonrası PKP uygulanan hastalarda sistemik biyokimyasal yanıtın ve eşlik eden ek hastalıkların enfeksiyon riskini belirgin biçimde arttırdığı saptanmıştır. PKP grubunda; gram negatif ve polimikrobiyal üremelerin daha sık görülmesi, travma ile ilişkili farklı patofizyolojik mekanizmaların rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Travma sonrası protez uygulanacak hastalarda; preoperatif risk sınıflandırması, sistemik optimizasyon ve uygun profilaktik yaklaşımlar ile erken postoperatif takip kombinasyonu enfeksiyon oranlarını azaltmada etkili olabilir.

Özet (Çeviri)

This study aimed to identify clinical, laboratory, and surgical risk factors influencing the development of early periprosthetic joint infection (PJI) in patients undergoing hip arthroplasty and to contribute to preventive strategies for reducing infection rates. Between February 2024 and January 2025, a total of 182 patients treated at the Orthopaedics and Traumatology Department of Mersin University Faculty of Medicine were prospectively evaluated. Among them, 110 patients underwent partial hip arthroplasty (PHA) for proximal femoral fractures, and 72 patients underwent total hip arthroplasty (THA) for coxarthrosis. All surgical and medical procedures were standardized, and 72 independent variables were recorded. Perioperative and postoperative laboratory, microbiological, and clinical follow-ups were performed regularly. Surgical site monitoring and treatment were conducted according to the algorithm described by Wagenaar et al. 1 At follow-up, patients were divided into four groups: those without wound complications, those who developed superficial infection, those with persistent surgical site drainage, and those diagnosed with periprosthetic joint infection. The groups were statistically compared in terms of independent variables. Among 182 patients, 72 underwent PHA and 110 underwent THA. The mean age, ASA score, and comorbidity index were significantly higher in the PHA group compared to the THA group. While THA operations were performed under elective conditions, PHA surgeries were performed following trauma, on average on the third day after injury. A history of major bone fracture or head trauma was observed in 10.9% of the PHA group. The PHA group also showed significantly longer hospital stays, higher postoperative intensive care requirements, greater systemic biochemical responses, and higher rates of positive preoperative urine and blood cultures. The incidence of wound complications was 21.8% in the PHA group and 6.9% in the THA group, while PJI rates were 9.1% and 2.8%, respectively (p=0.040). Gram-positive cocci were isolated as the predominant PJI agents in the THA group, whereas both gram-positive and gram-negative microorganisms were equally distributed in the PHA group. Risk factor analysis revealed that diabetes mellitus, high body mass index, increased comorbidity score, elevated HbA1c, prolonged operative time and low Parker mobility score were significantly associated with both wound complications and PJI development. Additionally, the number of individuals entering the operating room and the presence of bacterial growth in intraoperative hematoma cultures were positively correlated with PJI occurrence. Chronic renal failure, cardiac failure history, postoperative intensive care requirement, type of DVT prophylaxis, and low Parker score were significantly associated with wound complications. While blood cultures taken at initial admission did not show significant results, positive preoperative blood or intraoperative hematoma cultures in delayed cases were significantly associated with PJI development. Postoperative CRP levels and CRP/albumin ratios measured on the 2nd and 7th days demonstrated high sensitivity in predicting both wound complications and PJI. Early periprosthetic joint infection is a multifactorial process. In patients undergoing PHA after trauma, the combination of systemic biochemical response and existing comorbidities markedly increases infection risk. The higher frequency of gram-negative and polymicrobial growths in the PHA group suggests that trauma- related pathophysiological mechanisms may play a distinctive role. In trauma patients scheduled for hip arthroplasty, preoperative risk stratification, systemic optimization, appropriate prophylactic measures, and close early postoperative monitoring may effectively reduce infection rates.

Benzer Tezler

  1. Total kalça artroplastisi yapılan genç hastalarda orta ve uzun dönem sonuçların değerlendirilmesi

    Evaluation of mid- to long-term outcomes in young patients undergoing total hip arthroplasty

    ERDEM ERTEKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Ortopedi ve TravmatolojiHacettepe Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMÜR ÇAĞLAR

  2. Kısa femoral stem kullanılan total kalça protezi ameliyatlarının orta dönem klinik ve radyolojik sonuçları

    Başlık çevirisi yok

    MITHAT IBOLAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUTLU AKDOĞAN

  3. Displastik koksartroz tanısı ile total kalça artroplastisi uygulanan ve femur başı otogrefti kullanılan hastalarda greft tutulumunun radyolojik değerlendirilmesi

    Radiological evaluation of bulk femoral head autograft survival in treatment of dysplastic coxarthrosis with total hip arthroplasty

    ARIFJAN HAMRAYEV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ŞÜKRÜ SARPER GÜRSU

  4. Femur boyun kırığı olan yaşlı hastaların tedavisinde uygulanan çimentolu ve çimentosuz hemiartroplasti sonuçlarının karşılaştırılması

    Cemented versus uncemented hemiarthroplasty for elderly patients with displaced fracture of the femoral neck

    AGHAMAZAHIR AGHAZADA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Ortopedi ve TravmatolojiBezm-İ Alem Vakıf Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÖKÇER UZER