Geri Dön

A history of recklessness and gross negligence in English criminallaw

İngiliz ceza hukuku'nda bilinçli taksir ve ağır ihmalin tarihi

  1. Tez No: 986713
  2. Yazar: ÜSAME ALTUNTAŞ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. NATHAN TAMBLYN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Hukuk, Law
  6. Anahtar Kelimeler: Bilinçli taksir, Conscious negligence
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Unıversıty Of Exeter
  10. Enstitü: Yurtdışı Enstitü
  11. Ana Bilim Dalı: Hukuk Tarihi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Ceza Hukuku Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bilinçli taksirin tanımı, 20. yüzyılın başından bu yana İngiliz ceza hukukunun tartışmalı konularından biri haline gelmiştir. R v Cunningham davasında verilen risk öngörüsüne dayalı sübjektif anlam, Lordlar Kamarası tarafından R v Caldwell davasında reddedilmiş ve objektif yaklaşıma dayalı tanım sunulmuştur. Buna göre, pervasızlığın tanımına ilişkin ikilem yaratılmıştır. Bu iki dava ile başlayan tartışma 2004 yılında R v G & G davası ile hukuken sona ermiş ancak taksirin ne anlama geldiği konusu akademisyenler tarafından devam ettirilmiştir. Bu bağlamda, bu makalenin amacı, Ceza hukukunda taksir kavramını yukarıdaki davalarda verilen üç test altında tartışmak ve taksirle adam öldürme vakalarında taksir ile ağır ihmali karşılaştırmaktır. Sübjektivist teoriye sıkı sıkıya bağlı olan Cunningham bilinçli taksir tanımı, mahkumiyet için dar bir kapsam sağlamış ve riski takdir edememeyi uygunsuz bir şekilde kusurlu saymamıştır. Öte yandan Caldwell, salt ihmalden herhangi bir ayrım yapmaksızın kasıtsız sanığı kapsayan daha geniş bir tanım sunmaktadır. R v G davası, tamamen sübjektif temelli tanımı takip etmiş ve kasıt ile kasıtsızlık arasında kalın bir çizgi çizmiştir. Caldwell'in kayıtsızlık ve sübjektif yaklaşım gibi iki yorumu ve alternatif yaklaşımları göz önünde bulundurulduğunda, temel hatanın iki unsuru (kusurlu reklam ve kasıtsızlık) bilinçli taksir kapsamına sokma çabası olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, R v G davasındaki sübjektif yaklaşım objektif yaklaşıma göre daha uygun görülse bile, hukuk sisteminin ihmal ve bilinçli taksir arasında kusurlu kasıtsızlığı kapsayabilecek bir manevi unsura daha ihtiyacı olduğu açıktır. R v G davasına rağmen, Caldwell ile benzerlik gösteren ağır ihmal, kasıtsız adam öldürme suçunda varlığını sürdürmüştür. Bu kusur unsuru, bilinçli taksirle adam öldürmenin varlığında kusurlu kasıtsızlığı ele alıyor gibi görünse de, ilgili mahkemeler ağır ihmal için salt ihmal ve ağır ihmal arasında ayrım yapmak için net unsurlar koymamış ve Caldwell'de de aynı hatayı yapmıştır. Ayrıca, hem sübjektif olarak dikkatsiz olan hem de ağır ihmali olan sanıkları adam öldürme olarak nitelendirmek adil olmayabilir. Bu nedenle, kusurlu kasıtsızlığa daha uygun bir temel sağlamak için, adam öldürme kanunu, bariz riskin farkında olma (bilinçli taksirle adam öldürme) ve bariz riskin farkında olmama (ağır ihmalle adam öldürme) ayrımı yapılarak değiştirilmelidir.

Özet (Çeviri)

The definition of recklessness has become one of the contentious subjects in English criminal law since the beginning of the 20th century. The subjective meaning based on foresight of risk, given by R v Cunningham, has been overruled by the House of Lords in R v Caldwell and has been submitted the definition depending on the objective approach. Accordingly, the dichotomy on the definition of recklessness has been created. The discussion starting these two cases was legally terminated by the R v G & G case in 2004, but issue on the meaning of recklessness has been maintained by the academics. In this regard, the purpose of this paper is to discuss the notion of recklessness in Criminal law under the three tests given by above cases and to compare recklessness and gross negligence in cases of involuntary manslaughter. Cunningham recklessness, which was strictly bound by the subjectivist theory, has provided narrow scope for conviction and does inappropriately not consider failure to appreciate the risk culpable. On the other hand, the Caldwell provides more broad definition cover with the inadvertent defendant without making any distinction from mere negligence. R v G case followed the pure subjective-based definition and has drawn a thick line between advertence and inadvertence. Considering two interpretations and alternative approaches such as indifference and subjective approach to Caldwell, the key mistake seems to make an effort to put two elements (culpable advertence and inadvertence) into the scope of recklessness. In this regard, even if subjective approach in R v G may be seen more appropriate than objective one, the legal system has a clear need for one more mens rea between negligence and recklessness which can cover culpable inadvertence. Despite the R v G case, gross negligence which is similar to Caldwell has survived in involuntary manslaughter. Even though this fault element seems to address culpable inadvertence in the presence of reckless manslaughter, respective courts failed to impose clear elements for gross negligence to distinguish between mere negligence and gross negligence and made the same mistake in Caldwell. Also, it might not be fair to label both the defendants who are subjective reckless and who is grossly negligent as manslaughter. Therefore, to provide more appropriate basis for culpable inadvertence, the law of manslaughter should be amended by distinguishing awareness of obvious risk (reckless manslaughter) and culpable unawareness of obvious risk (gross negligence manslaughter).

Benzer Tezler

  1. Edgar Allan Poe'nun dedektiflik öyküleri bağlamında kronotopik ve topoanalitik bir inceleme

    A chronotopic and topoanalytic analysis of Edgar Allan Poe's detective stories

    İREM ULUIŞIK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    MimarlıkMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ELVAN ERKMEN

  2. Amerikan Hukuku ile karşılaştırmalı olarak kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu

    Aggravated battery because of the result comperative by American law

    NAMIK KEMAL TOPÇU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    HukukSelçuk Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN HAKERİ

  3. Yeni Türk Ceza Kanunu'nda taksir

    Negligence issue in the new Turkish Criminal Code

    YASEMİN FİLİZ SAYGILAR

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Hukukİstanbul Kültür Üniversitesi

    Hukuk Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BAHRİ ÖZTÜRK

  4. Aile hekimliği polikliniğine başvuran erişkin kadınlarda depresyon sıklığının ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

    Evaluation of the frequency of depression and associated factors in adult women applying to a family medicine outpatient clinic

    ZEYNEP KONAKCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BERRİN TELATAR

  5. A new historicist account of Medieval / feudal relations in English drama during the Renaissance

    Rönesans Dönemi İngiliz tiyatrosunda Ortaçağ / feodal ilişkilerin yeni tarihselci yöntemle araştırılması

    EVRİM DOĞAN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2005

    İngiliz Dili ve EdebiyatıAnkara Üniversitesi

    İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞEGÜL YÜKSEL