Meme kanserli hastalarda thioldisülfit homeostasisinin klinik değeri
Clinical value of thioldisulphite homeostasis in patients with breast cancer
- Tez No: 987164
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ZEYNEP ORUÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Meme kanseri, dünyada akciğer kanserinden sonra en sık teşhis edilen ikinci malignitedir ve her yıl iki milyondan fazla vaka görülmektedir(1). Meme kanseri patogenezinde birçok mekanizma sorumludur. Bunlardan biri de oksidatif strestir. Oksidatif stres sonucunda oluşan serbest oksijen radikalleri (ROS) lipit, protein ve DNA gibi hücre komponentlerini etkileyerek kanser oluşumunda rol alırlar(2). Thioller, organizmada önemli antioksidan ajanlardır ve ROS'a karşı önemli bir savunma rolü vardır. Prospektif olarak yaptığımız bu çalışmamızda thioldisülfit homeostasisinin meme kanserindeki klinik değerini ve diğer klinik parametrelerle ilişkisini göstermeyi amaçladık. Yöntem: Prospektif olarak dizayn edilmiş bu çalışmaya 15.04.2021-30.09.2021 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji polikliniğine başvurmuş yeni tanı meme kanseri tanılı 40 kadın hasta ile herhangi bir komorbiditesi olmayan 33 sağlıklı kadın birey dahil edildi. Tanı aşamasında ve tedavi öncesinde hastalara ait klinik bilgiler, demografik özellikler (yaş, boy, kilo, alışkanlıklar, komorbidite, performans durumu, aile öyküsü, tümörün evresi) ve rutin tetkikleri (hemogram, ALT, AST, bilüribin, laktat dehidrogenaz) hastane kayıt sistemi kullanılarak elde edilmiştir. Serum native thiol, disülfit, total thiol, İMA seviyeleri ve disülfit/native thiol, disülfit/total thiol ve native thiol/total thiol oranları yeni bir kolorimetrik yöntem kullanılarak analiz edildi. Ayrıca hasta grubunun fatmass oranlarını ölçmek amacıyla tanita ölçümü yapılmış olup sağlıklı bireylerden thioldisülfit dışında tetkik bakılmamıştır. Bulgular: Serum native thiol düzeyi meme kanseri hastalarında (421,94 ± 96,87), sağlıklı kontrollere (461,30 ± 74,87) göre düşüktü fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi(p=0,060). Serum total thiol düzeyi meme kanseri hastalarında(462,45 ± 100,2) sağlıklı kontrollere (507,28 ± 75,72) göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüktü(p=0,038). Serum disülfit düzeyi meme kanseri hastalarında (20,25 ± 5,94) sağlıklı kontrollere göre (22,99 ± 3,56) istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüktü(p=0,018). İMA düzeyi meme kanseri hastalarında (0,81 ± 0,73) sağlıklı kontrollere göre (0,73 ± 0,39) istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0,016). Meme kanseri tanılı hastalarımızda native thiol, total thiol düzeyleri; fatmass yüzdesi ve VKİ ile orta düzeyde, yaş ile zayıf düzeyde korelasyon gösterdi (p<0,05). Ayrıca thioldisülfit düzeylerinin hastaların klinik özellikleri ile ilişkisini değerlendiren univariant ve multivariant analizde native thiol ve total thiol düzeylerinin vücut kitle indeksi ve menopozal durum ile istatistiksel olarak anlamlı şekilde ilişkili olduğu (p<0,05), postmenopozal hastalarda ve VKİ yüksek olanlarda native thiol ve total thiol düzeylerinin düşük olduğu gösterilmiştir. Thioldisülfit düzeyleri açısından meme kanseri subtipleri ve klinik evreleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Çalışmamızda total thiol düzeyleri meme kanserli hastalarda anlamlı derecede düşük saptanmıştır. Ayrıca thioldisülfit düzeylerinin menopoz durumu ve VKİ gibi klinik özelliklerle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Thioldisülfit homeostazisinin meme kanserinin patofizyolojisinde rol aldığı düşünülebilir.
Özet (Çeviri)
CLINICAL VALUE OF THIOLDISULPHITE HOMEOSTASIS IN PATIENTS WITH BREAST CANCER Purpose: Breast cancer is the second most frequently diagnosed malignancy in the world, after lung cancer, with more than two million cases each year(1). Many mechanisms are responsible for the pathogenesis of breast cancer. One of them is oxidative stress. Reactive oxygen species (ROS) formed as a result of oxidative stress play a role in cancer formation by affecting cell components such as lipid, protein and DNA(2). Thiols are important antioxidant agents in the organism and have an important defense role against ROS. In this prospective study, we aimed to show the clinical value of thioldisulfite homeostasis in breast cancer and its relationship with other clinical parameters. Methods: In this prospectively designed study, 40 female patients with new breast cancer and 33 healthy women without any additional disease who applied to the Dicle University Medical Faculty Oncology policlinic between 15.04.2021 and 30.09.2021 were included. Clinical information, demographic characteristics (age, height, weight, habits, comorbidity, performance status, family history, tumor stage) and routine examinations (hemogram, ALT, AST, bilirubin, lactate dehydrogenase) of the patients at diagnosis and before treatment, hospital registry system was obtained using. Serum native thiol, disulfide, total thiol, IMA levels and disulfide/native thiol, disulfide/total thiol and native thiol/total thiol ratios were analyzed using a new colorimetric method. In addition, tanita measurement was performed in order to measure the fatmass ratios of the patient group, and no tests were performed other than thioldisulfide in healthy individuals. Results: Serum native thiol level was lower in breast cancer patients (421.94 ± 96.87) compared to healthy controls (461.30 ± 74.87), but it was not statistically significant (p=0.060). Serum total thiol level was statistically significantly lower in breast cancer patients (462.45 ± 100.2) compared to healthy controls (507.28 ± 75.72) (p=0.038). Serum disulfide level was statistically significantly lower in breast cancer patients (20.25 ± 5.94) compared to healthy controls (22.99 ± 3.56) (p=0.018). The level of IMA was statistically significantly higher in breast cancer patients (0.81 ± 0.73) than in healthy controls (0.73 ± 0.39) (p=0.016). Native thiol and total thiol levels were moderately correlated with fatmass percentage and BMI, and weakly correlated with age in our breast cancer patients (p<0.05). In addition, univariant and multivariant analysis evaluating the relationship between thioldisulfite levels and clinical features of patients showed that native thiol and total thiol levels were statistically significantly correlated with BMI and menopausal status (p<0.05). It has been shown that native thiol and total thiol levels are low in postmenopausal patients and those with high BMI. No significant difference was found between breast cancer subtypes and clinical stages in terms of thioldisulfite levels (p>0.05). Conclusion: In our study, total thiol levels were found to be significantly lower in patients with breast cancer. In addition, it has been shown that thioldisulfite levels are associated with clinical features such as menopausal status and BMI. It can be thought that thioldisulfite homeostasis plays a role in the pathophysiology of breast cancer.
Benzer Tezler
- Meme kanserli hastalarda doku ve serum Neu-Onkoprotein düzeylerinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
VİLDAN YASASEVER
- Meme kanserli hastalarda serum lipid parametreleri ve alfa-tokoferol (vitamin E) düzeylerinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
SALİHA AKGÜL
- Meme kanserli hastalarda TNF-alfa düzeylerinin diğer prognostik parametrelerle ilişkileri
Başlık çevirisi yok
CİHAT ŞARKIŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1994
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıÇukurova Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Meme kanserli hastalarda oral yolla uygulanan glukoza verilen insülin ve C-peptid cevabının incelenmesi
Başlık çevirisi yok
NİHAT TEKDEN
- Meme kanserli hastalarda tedavi şekli ile lenfödem gelişimi arasındaki ilişki
The Relation of lymphedema and the modality of treatment in patients with breast cancer
ÖNDER ÖNEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1997
Genel Cerrahiİstanbul ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MAHMUT MÜSLÜMANOĞLU