Tip 2 kardiyorenal sendromlu hastalarda volüm yükünün kilinik sonuçlarının değerlendirilmesi
Evaluati̇on of clinical results of volume load in Type 2 cardiorenal syndrome
- Tez No: 987165
- Danışmanlar: DOÇ. DR. YAŞAR YILDIRIM
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, İç Hastalıkları, Kardiyoloji, Nephrology, Internal diseases, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Tip 2 KRS sendrom, volüm yükü, klinik sonuçları
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kardiyorenal sendrom kardiyak disfonksiyon ile renal disfonksiyonunun birlikte bulunması durumudur. Tip 2 KRS kronik kalp hastalığına bağlı gelişen böbrek fonksiyonlarındaki azalmadır. Bu çalışmamızda kliniğimizde Tip 2 kardiyorenal sendrom tanısı alan ve volüm yükü olan hastalarda, yatış ve taburculuk sırasında hastaların ekokardiyografik bulguları, bioempedans elektrik analiz sonuçları, laboratuvar tetkikleri diüretik veya ultrafiltrasyon tedavisi uygulanan hasta gruplarında inceledik. Bu tedavilerin etkinliği ve güvenilirliği konusunda literatüre katkı sağlamayı amaçladık. Yöntem: 1 Nisan 2021 –1 Şubat 2022 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji ve Kardiyoloji kliniği ve yoğun bakıma yatışı yapılan Tip 2 KRS tanılı ve volüm yükü olan 61 hasta prospektif olarak incelendi. Çalışmaya alınan hastaların tanı anındaki genel özellikleri, yatış ve taburculuk sırasındaki laboratuvar değerleri, ekokardiyografik bulguları, bioempedans elektrik analiz sonuçları, sağkalımları ve mortalite ile ilişkili faktörleri inceledik. Bulgular: Çalışmamız yaşları 35 ile 88 (67,97±13,265) arasında değişen ve 32'si (%52,5) kadın, 29'u (%47,5) erkek olmak üzere 61 vakadan oluşmaktadır. Vakaların 42'si (%68,9) diüretik tedavisi, 19'u (%31,1) ise ultrafıltrasyon tedavisi almaktadır. PTÖ, NYHA sınıfı ve TİT'de proteinüri ultrafiltrasyon grubunda daha yüksek izlendi (p<0,05). Yine ultrafıltrason grubunda olan hastalarda daha fazla yoğun bakım takibi olduğu ve takiplerde ultrafiltrasyon grubundaki hastaların daha fazla rutin hemodiyaliz programına alındığı izlendi (p<0,05). Ultrafıltrasyon tedavisi alan hastaların hastanede yattığı gün sayısınınve iki ay içinde hastaneye yeniden başvuru sayısınınyüksek olduğu görülmüştür(p<0,05). NTproBNP, kreatinin, spot idrarda proteinüri, TİT'de proteinüri değerlerinin ultrafıltrasyon tedavisi alan grupta daha yüksek olduğunu bulundu(p<0,05). GFH ise diüretik tedavisi alan grupta yüksekti(p<0,05). Giriş ve çıkış kreatinin değerlerinin, ultrafıltrasyon tedavisi alan daha yüksek bulundu(p<0,05). Aksine LAV çıkış değeri ise diüretik tedavisi alan grupta daha yüksek bulundu(p<0,05). Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası EKO elde edilen sonuçlar hem diüretik hem de ultrafıltrasyon tedavisi alan vakalarda VCI, PABS ve LAV değişkenlerinde giriş ve çıkış değerlerinde anlamlı farklılık izlendi(p<0,05). Ayrıca diüretik tedavisi alan vakalarda MY değişkeninde giriş ve çıkış değerlerinde farklılık izlendi(p<0,05). EKO parametrelerınde giriş ve çıkış değerlerinden elde edilen farklarda LAV değişkeninde ultrafiltrasyon grubunda daha fazla azalma izlendi (p<0,05). Hastaların kilogram (KG) ve BIA parametrelerindeki değişkenlerin overhidrasyon, ekstrasellüler sıvı, OH/ECW oranı, total vücut suyu (TBW), E/I oranı değişkenlerinin giriş ve çıkış değerlerinde her iki gruptada azalma izlendi(p<0,05). Hastaların biokimya parametreleri incelendiğinde her iki gruptada NA, K ve GFH değişkenlerinin giriş ve çıkış değerlerinde farklılıklar saptandı(p<0,05). Ayrıca diüretik tedavisi alan vakalarda albumin değişkeninde, ultrafıltrasyon tedavisi alan vakalarda ise üre, kreatinin ve ürik asit değişkenlerinde farklılıklar izlendi(p<0,05). Biokimya parametlerindeki değişkenlere ilişkin giriş ve çıkış değerlerinden elde edilen farklarda ultrafiltrasyon grubunda kreatinin ve kalsiyum değişkeninde daha fazla artış izlendi(p<0,05). Elde edilen sonuçlarda NYHA sınıfı ve NTproBNP değerlerinin ölen hasta grubunda istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek bulundu(p<0,05). Mortalite ile ilişki faktörleri değerlendirmek için tek değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda sadece NTproBNP, NYHA sınıfı, kreatinin değeri ve PABS değişkenlerinin mortalite ile ilişkili görülmüştür. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinde anlamlı çıkan bağımsız değişkenler ile çok değişkenli lojistik regresyon analizinde elde edilen sonuçlar NYHA sınıfı ve PABS düzeyi mortalite ile ilişkisi anlamlı olarak izlendi(p<0,05). Sonuç: Tip 2 KRS günümüzde hala hastaneye sık yatış gerektiren ve kötü prognozu olan bir hastalıktır. Hastalarda volüm yükünün azaltılması klinik, laboratuvar ve ekokardiyografik bulgularda düzelme sağlayabilir. Volüm yükü diüretik veya UF tedavisi ile azaltılabilir. Diüretik direnci olanlarda UF uygulanması daha makul bir yaklaşım olarak görülmektedir. NYHA fonksiyonel sınıfı ve NTproBNP değeri mortalite ilişkili bağımsız değişkenlerdir.
Özet (Çeviri)
EVALUATİON OF CLINICAL RESULTS OF VOLUME LOAD IN TYPE 2 CARDIORENAL SYNDROME Purpose: Cardiorenal syndrome is the coexistence of cardiac dysfunction and renal dysfunction. Type 2 CRS is the decrease in kidney function due to chronic heart disease. In this study, we analyzed the echocardiographic findings, bioimpedance electrical analysis results, laboratory tests, and patient groups who were treated with diuretic or ultrafiltration during hospitalization and discharge in patients diagnosed with Type 2 cardiorenal syndrome and volume overload. We aimed to contribute to the literature on the efficacy and safety of these treatments. Methods: Between April 1, 2021 and February 1, 2022, 61 patients with a diagnosis of Type 2 CRS and volume overload who were admitted to the Dicle University Faculty of Medicine Nephrology and Cardiology clinic and intensive care unit were prospectively analyzed. We examined the general characteristics of the patients included in the study at the time of diagnosis, laboratory values during hospitalization and discharge, echocardiographic findings, bioimpedance electrical analysis results, survival and mortality-related factors. Results: Our study consisted of 61 cases aged between 35 and 88 (67.97±13.265), 32 (52,5%) female and 29 (47,5%) male. Forty-two (68,9%) of the cases received diuretic therapy and 19 (31,1%) were receiving ultrafiltration therapy. Pretibial edema, NYHA class and proteinuria in complete urinalysis were higher in the ultrafiltration group(p<0,05). It was observed that the patients in the ultrafiltration group were mostly followed in the intensive care unit(p<0,05). In addition, it was observed that patients in the ultrafiltration group were included in more routine hemodialysis programs in the follow-ups(p<0,05). It was observed that the number of days hospitalized and the number of re-admissions to the hospital within two months were higher in patients who received ultrafiltration therapy(p<0,05). It was found that NT proBNP, creatinine, proteinuria in spot urine and proteinuria in complete urinalysis were higher in the group that received ultrafiltration treatment(p<0,05). GFR was higher in the group receiving diuretic therapy(p<0.05). Inlet and outlet creatinine values were found to be higher in those receiving ultrafiltration treatment(p<0.05). On the contrary, LAV output value was found to be higher in the group receiving diuretic therapy(p<0.05). The results obtained from the pre-treatment and post-treatment echocardiography of the patients showed a significant difference in the input and output values of the VCI, PABS and LAV variables in cases who received both diuretic and ultrafiltration treatment(p<0.05). In addition, there was a difference in the entry and exit values in the mitral regurgitation variable in cases receiving diuretic therapy(p<0.05). In the differences obtained from the input and output values in echocardiography parameters, a greater decrease was observed in the LAV variable in the ultrafiltration group(p<0.05). When the kilograms (KG) and BIA measurements of the patients were examined, a decrease was observed in both groups in terms of overhydration, extracellular fluid, OH/ECW ratio, total body water, E/I ratio, and entry and exit values(p<0,05). When the biochemistry parameters of the patients were examined, there were differences in the input and output values of the NA, K and GFR variables in both groups(p<0.05). In addition, differences were observed in albumin values in patients receiving diuretic therapy, and in urea, creatinine and uric acid variables in patients receiving ultrafiltration therapy(p<0.05). In the differences obtained from the input and output values of the variables in the biochemistry parameters, a higher increase was observed in the creatinine and calcium variables in the ultrafiltration group(p<0.05). In the results obtained, NYHA class and NTproBNP values were found to be statistically significantly higher in the deceased patient group(p<0.05). As a result of univariate logistic regression analysis to evaluate the factors associated with mortality, NTproBNP, NYHA class, creatinine value and PABS variables were found to be associated with mortality. The independent variables that were significant in the univariate logistic regression analysis and the results obtained in the multivariate logistic regression analysis showed a significant relationship between NYHA class and PABS level (p<0.05). Conclusion: Type 2 CRS is still a disease that requires frequent hospitalization and has a poor prognosis. Reducing the volume load in patients may improve clinical, laboratory and echocardiographic findings. Volume load can be reduced with diuretic or UF therapy. UF is considered a more appropriate approach in patients with diuretic resistance. NYHA functional class and NTproBNP value are mortality-related independent variables.
Benzer Tezler
- Hipervolemik hastalarda diüretik tedavisi ve ultrafiltrasyon tedavi yöntemlerinin oksidatif stres belirteçleri ve karotis intima media kalınlığı üzerindeki etkileri
Patients hypervolemic ultrafiltration diuretic therapy, and carotid intima media thickness treatment methods and effects on oxidative stress markers
FARUK ÇEÇEN
- Kardiyorenal sendromlu hastalarda peritoneal ultrafiltrasyonun klinik, EKO parametreleri, hastane yatışları ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
The effect of peritoneal ultrafiltration on clinical, ECO parameters, hospitalization and quality of life
ELİF ŞAHİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
NefrolojiKocaeli Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BETÜL KALENDER GÖNÜLLÜ
- Kardiyorenal sendromlu hastalarda serum osmolarite değişiminin hasta sonlanımı üzerine etkileri
The impact of serum osmolarity changes on patient outcomes in patients with cardiorenal syndrome
DAMLA ÖZDEMİR KURTULUŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Acil Tıpİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. OSMAN SEZER ÇINAROĞLU
- Dekompanse kalp yetmezliği ile başvuran kardiyorenal sendromlu hastalarda ultrafiltrasyon ihtiyacını belirleyen faktörler
Factors determining the need for ultrafiltration in patients with cardienal syndrome applying with decompansed heart failure
MUHAMMED ALİ COŞKUNER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYÇA İNCİ
- Acil servise başvuran ve kardiyorenal sendrom tanısı alan hastaların BUN/Albümin oranının hasta sonlanımını öngörmedeki başarısının değerlendirilmesi
Evaluation of the predictive value of the blood urea nitrogen-to-albumin ratio (BAR) for patient outcomes in individuals diagnosed with cardiorenal syndrome presenting to the emergency department
MUHAMMED EMİN DUT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Acil Tıpİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜSEYİN ACAR