The impact of decentralization on economic growth and the role blockchain can play here
Ademi merkeziyetçiliğin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ve blockchaın teknolojisinin bu alanda oynayabileceği rol
- Tez No: 990626
- Danışmanlar: PROF. DR. GELENGÜL KOÇASLAN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Ekonomi, Economics
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İktisat Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İktisat (ingilizce) Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tezin amacı, 2000–2022 dönemi boyunca OECD ülkelerinde adem-i merkeziyetçiliğin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemek; adem-i merkeziyetçiliğin çok boyutlu yapısına odaklanmak ve blokzincir (blockchain) teknolojisinin bu tür adem-i merkeziyetçi yönetişim sistemlerinde ortaya çıkan süreğen sorunların çözümüne nasıl katkı sağlayabileceğini analiz etmektir. Çok sayıda araştırmacı, farklı adem-i merkeziyetçilik biçimlerinin ekonomik çıktıları artırdığına ilişkin teorik kanıtlar sunmuş olsa da, bu politikaların ekonomik büyüme üzerindeki etkilerine dair ampirik bulguların çelişkili olması, söz konusu ilişkiye dair belirsizlik yaratmıştır. Bu nedenle, bu çalışma ekonomik büyüme ile adem-i merkeziyetçilik arasındaki ilişkiye dair literatürdeki karmaşayı; kısa dönemli geçiş (transisyon) etkilerini uzun dönem denge (istikrarlı durum) etkilerinden ayırarak, mali adem-i merkeziyetçilik ile siyasi-idari adem-i merkeziyetçilik ayrımını netleştirerek ve örneklemdeki OECD ülkeleri için yatay kesit bağımlılığı, değişen varyans, otokorelasyon ve eğim heterojenliği gibi ekonometrik sorunları ele almak amacıyla gelişmiş panel veri tekniklerini kullanarak gidermeyi amaçlamaktadır. Bu hedeflere ulaşmak için, çalışmanın ekonometrik modellerinin temeli, 23 OECD ülkesine ait 23 yıllık veriyi analiz etmek üzere genişletilmiş Solow Büyüme Modeli üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda, adem-i merkeziyetçilik ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiye dair sağlam sonuçlar elde etmek amacıyla iki ampirik model tasarlanmıştır. Model 1, mali adem-i merkeziyetçiliğin (harcama adem-i merkeziyetçiliği) ekonomik büyüme üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlarken; Model 2, siyasi-idari adem-i merkeziyetçiliğin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini ve yan etkilerini yakalayabilmek amacıyla, siyasi-idari adem-i merkeziyetçiliğin bir göstergesi (proxy) olan Bölgesel Yetki Endeksi'ni (Regional Authority Index – RAI) birinci modele dâhil etmektedir. Temel ekonometrik testlerden elde edilen bulgular doğrultusunda, bu araştırmada uzun dönem ilişkilerini tahmin etmek için CCEP ve CCEMG tahmin yöntemleri kullanılmış; kısa dönem dinamiklerini analiz etmek amacıyla ise Driscoll-Kraay standart hataları ile tamamlayıcı tahminler yapılmıştır. Araştırma bulguları, mali adem-i merkeziyetçiliğin OECD ülkelerinde uzun dönemde ekonomik büyümeyi artırdığına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Özellikle, mali adem-i merkeziyetçilik değişkenine ait katsayılar birinci ve ikinci modeller için sırasıyla 0,577 ve 0,540 olarak tahmin edilmiştir. Bu sonuçlar, harcama adem-i merkeziyetçiliğinde meydana gelen yüzde 1'lik bir artışın, uzun dönemde ekonomik büyüme oranını yaklaşık yüzde 0,55–0,58 oranında artırdığını göstermektedir. Bölgesel Yetki Endeksi (RAI) ile temsil edilen siyasi-idari adem-i merkeziyetçilik ise hem uzun dönemde (0,008) hem de kısa dönemde (0,014) ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve bağımsız bir etkiye sahiptir. Bulgular, idari ve siyasi yetkinin merkezi hükümetten yerel yönetimlere devrinin, mali adem-i merkeziyetçilikten farklı kanallar aracılığıyla, çalışma çağındaki nüfus başına düşen GSYH büyüme oranını artırdığını göstermektedir. Çalışmanın analizleri ayrıca, mali adem-i merkeziyetçilik ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkide J-eğrisi dinamiğinin varlığını ortaya koymaktadır. Kısa dönemde, harcama adem-i merkeziyetçiliğinin ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği görülmektedir (Model 1'de -0,287; Model 2'de -0,148). Bu durum; yönetim ve örgütlenme süreçlerindeki değişimler, öğrenme eğrileri ve koordinasyon başarısızlıklarıyla ilişkili yüksek geçiş maliyetlerini yansıtmaktadır. Buna karşılık, uzun dönemde harcama adem-i merkeziyetçiliği son derece güçlü ve pozitif bir ekonomik büyüme etkisi göstermektedir (0,577–0,540). Öte yandan, RAI değişkeni hem kısa hem de uzun dönemde tutarlı biçimde pozitif etkilere sahiptir. Bu durum, siyasi-idari adem-i merkeziyetçiliğin ekonomik büyümeye uyum sürecinin, mali adem-i merkeziyetçilikten farklı ayarlama mekanizmaları aracılığıyla gerçekleştiğini düşündürmektedir. Bu bulgular, literatürdeki çelişkili sonuçlara anlamlı bir açıklama sunmaktadır. Solow modeli kapsamındaki değişkenlere bakıldığında, fiziksel sermaye oluşumunun hem kısa dönemde (0,129 ve 0,147) hem de uzun dönemde (0,061 ve 0,069) beklendiği üzere pozitif bir etki yarattığı görülmektedir. Buna karşılık, eğitime yönelik kamu harcamaları, hem kısa dönemde (-0,139 ve -0,170) hem de uzun dönemde (-0,156 ve -0,169) tüm modellerde negatif katsayılar sergilemektedir. Bu durum, özellikle gelişmiş OECD sistemlerinde kamu eğitim harcamalarındaki verimsizliklere işaret etmektedir; ancak bu bulgu, beşeri sermayenin doğrudan verimsizliğinden ziyade, harcama etkinliği sorunlarıyla açıklanmalıdır. Ayrıca, nüfus artışı değişkeni uzun dönemde pozitif etkilere sahiptir (0,064 ve 0,070). Bu sonuç, basit Solow modelinin öngörülerinden sapmakla birlikte; faydalı göç, yeniliklerin ölçek etkileri ve gelişmiş ekonomilerde yaşlanma baskılarının hafifletilmesine ilişkin daha modern teorilerle uyumludur. Ampirik sonuçların raporlanmasına ek olarak, bu tez, gelişmekte olan blokzincir teknolojisinin geleneksel adem-i merkeziyetçilik uygulamalarında karşılaşılan birçok sorunu nasıl hafifletebileceğini de ele almaktadır. Bu çalışmada blokzincirin, ekonometrik modellerde ampirik olarak test edilen bir değişken olmaktan ziyade, adem-i merkeziyetçiliği tamamlayıcı kavramsal ve politika düzeyinde bir unsur olarak ele alındığını özellikle belirtmek gerekir. Bu durum, kamu yönetiminde blokzincir kullanımına ilişkin kapsamlı ülkeler arası verilerin bulunmaması ve blokzincir uygulamalarının ülkeler ve zaman dilimleri boyunca nicel olarak ölçülmesine yönelik ciddi ölçüm güçlükleri nedeniyle zorunlu kılınmış bilinçli bir metodolojik tercihi yansıtmaktadır. Koordinasyon başarısızlıkları, bilgi asimetrisi, hesap verebilirlik eksikliği, yumuşak bütçe kısıtlarının kullanımı ve şeffaflık yetersizliği, geleneksel adem-i merkeziyetçiliğin etkin biçimde işlemesini sınırlayan temel unsurlardır. Blokzincir teknolojisi ise bu verimsizlikleri gidermek amacıyla geliştirilmiştir. Dağıtık ve değiştirilemez defter yapısı sayesinde blokzincir, adem-i merkeziyetçi yönetişim sistemlerinde şeffaflığı artırırken; akıllı sözleşmeler, yönetişim kademeleri arasındaki etkileşimlerin otomatikleştirilmesini mümkün kılmaktadır. Ayrıca blokzincir, güvenli dijital oylama ve katılımcı bütçeleme uygulamalarını destekleyebilir; kriptografik yöntemler aracılığıyla sert bütçe kısıtlarının oluşturulmasına olanak tanıyabilir ve Dağıtık Otonom Organizasyonlar (DAO'lar) yoluyla hiyerarşik olmayan bir yapı içinde merkeziyetsiz koordinasyon ve yönetişimi mümkün kılabilir. Estonya'nın e-devlet sistemi, İsviçre'nin Zug Belediyesi ve çeşitli blokzincir tabanlı oylama deneyimleri, bu yaklaşımların teknik olarak uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, ölçeklenebilirlik sorunlarının aşılması, uygun hukuki çerçevelerin geliştirilmesi, kullanıcı dostu arayüzlerin tasarlanması ve dijital teknolojiye adil erişimin sağlanması gibi önemli zorlukların da giderilmesi gerekmektedir. Bu tez, literatüre çeşitli açılardan önemli katkılar sunmaktadır. İçerik açısından, mali adem-i merkeziyetçiliğin J-eğrisi dinamiklerini ortaya koyarak kısa dönem maliyetler ile uzun dönem faydalarının birlikte var olduğunu göstermekte ve böylece ampirik literatürdeki çelişkili bulgulara açıklık getirmektedir. Teorik olarak, mali ve siyasi-idari adem-i merkeziyetçilik boyutlarının farklı kanallar aracılığıyla işlediğini ve ekonomik büyümeye farklı şekillerde katkı sunduğunu ortaya koyarak, adem-i merkeziyetçiliğin çok boyutlu çerçevelerle ele alınması gerektiğini temellendirmektedir. İleriye dönük olarak ise bu tez, blokzincir teknolojisinin geleneksel adem-i merkeziyetçilik biçimlerinin sınırlılıklarını aşmadaki potansiyelini kapsamlı biçimde değerlendiren ilk çalışmalardan biri olup, teknoloji ve yönetişim alanlarının kesişiminde yeni bir araştırma gündemi sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez, uygun biçimde yapılandırıldığında ve uyum süreci boyunca sabırla ve sistematik olarak uygulandığında, adem-i merkeziyetçiliğin gelişmiş ekonomilerde ekonomik kalkınmayı desteklediğini ortaya koymaktadır. Blokzincir teknolojisinin ortaya çıkışı, geleneksel adem-i merkeziyetçilikle ilişkili birçok faydayı güçlendirirken, bu yöntemlerin sınırlılıklarını aşmak için yeni fırsatlar yaratmıştır. Yirmi birinci yüzyılda yönetişim sistemleri gelişmeye devam ederken, kurumsal reformların teknolojik yeniliklerle birleştirilmesi; daha verimli, şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı kamu sektörlerinin geliştirilmesi için önemli fırsatlar sunacaktır. Bu tezin bulguları, hem geleneksel adem-i merkeziyetçilik uygulamaları hem de blokzincir destekli dijital yönetişim aracılığıyla devletin yetkilerinin yerelleştirilmesinin ve vatandaşlara yakınlaştırılmasının, ekonomik etkinliği artıracağı ve daha güçlü demokratik değerlerin oluşmasına katkı sağlayacağı yönünde güçlü bir argüman sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
The aim of this dissertation is to investigate the influence of decentralization on economic growth in OECD nations over the period 2000 - 2022, with an emphasis on the multidimensional nature of decentralization and how Blockchain technology can help solve ongoing problems associated with governance in such decentralized systems. While numerous scholars have provided theoretical evidence supporting increased economic outcomes through different forms of decentralization, conflicting empirical findings regarding the impacts of these policies on economic growth have led to uncertainty regarding this relationship. Therefore, this research attempts to address the confusion related to the relationship between economic growth and decentralisation by separating out short-run transitional effects from long-run equilibrium (steady-state) effects, differentiating between fiscal decentralization as opposed to political-administrative decentralisation, as well as incorporating advanced econometric techniques from the study of panels to meet econometric issues such as, the cross-section dependence, heteroscedasticity, autocorrelation, and slope heterogeneity in the sample OECD countries. To reach these goals, the baseline of its econometrics models is framed on the augmented Solow Growth Model to analyze data from 23 OECD Countries over a 23-year period. In this regard, two empirial models are designed to find robust results for the relationship between decentralization and economic growth. Model 1 tries to analyse how fiscal decentralisation (Expenditure decentralization) affects economic growth, while Model 2 is generated by incorporating the Regional Authority Index (RAI)--which is a proxy for olitical-administrative decentralization--in the first model to capture the effects of Political-Administrative dimension of decentralization on economic growth and its side effects. Based on the results obtained from primary econometric tests, this research employs CCEP and CCEMG Estimation methodologies to find the long-run relationships, which complemented by Driscoll-Kraay Standard Errors to estimate for short-run dynamics. The research shows compelling evidence that fiscal decentralization enhance economic growth in OECD countries over the long term. Specifically, there are positive coefficients (0.577 and 0.540) regarding fiscal decentralisation for the first and second models respectively, resulting in approximately 0.55-0.58% higher GDP per worker in the long run from an one percent increase of expenditure decentralisation. Political-administrative decentralisation, as represented through the Regional Autonomy Index (RAI), appears to positively impact and independently affect economic growth on both a long-term (coefficient: 0.008) and short-term (coefficient:0.014) basis. The findings suggest that transition of administrative and political authority from the central government to subnational governments enhances economic growth through means different than fiscal dcentralization. Importantly, the study's analysis highlights the existence of a J-curve dynamic effect on economic growth concerning fiscal decentralisation. While short-term economic growth appears to be negatively impacted by expenditure decentralization (-0.287 in Model 1 and -0.148 in Model 2), demonstrating large transitional costs—associated with changes in management and organisation processes, learning curves, and coordination failures—the longe-term experience of expenditure decentralization (0.577 to 0.540) is characterized by a very positive economic growth effect. It is while, RAI shows consistently positive effects across both long-term and short-term, suggesting different adjustment mechanisms occur for administrative-political decentralization to economig growth when compared to fiscal decentralization. This interesting patterns provide meaningful explanation for contradictory findings in previous literature. With regards to the variables from the Solow model, the formation of physical capital shows a positive impact for both short-run (0.129 and 0.147) and long-run (0.061 and 0.069) as expected. Government expenditure on education, however, ehxibit negative coefficients across all the models for both time horizon, short-run (-0.139 and -0.170) and long-run (-0.156 and -0.169). These can be clarified as signs of the public education spending inefficiencies, especially in mature OECD systems. Actually, it is the not due to inefficiency of the human capital per se. Moreover, population growth term reveals positive effects in long-run (0.064 and 0.070). This is a deviation from the predictions of a simple Solow model, but agrees with the more modern theories in regards to beneficial immigration, innovation scale effects, and mitigation of aging pressures in developed economies. In addition to providing a report of the empirical results, this dissertation considers how emerging blockchain technology can help alleviate many of the ongoing challenges faced by traditional decentralization. It is important to note that blockchain is treated here as a conceptual and policy-level complement to decentralization rather than as an empirically tested variable in our econometric models. This represents a deliberate methodological choice necessitated by the absence of comprehensive cross-national data on blockchain adoption in public administration and significant measurement challenges in quantifying blockchain implementation across countries and time periods. Actually, the failures to coordinate, the asymmetry of information, the gap in accountability, the use of soft budget constraints, and the lack of transparency have all inhibited the ability of traditional decentralization to operate effectively. It is while blockchain is specifically developed to overcome this groups of inefficiencies. A decentralized governance system would benefit from increased transparency through blockchain's immutable ledger, while this novel technology's smart contracts could automate governance tier interactions. Blockchain can also facilitate secure digital voting and participatory budgeting, while provides governments with the opportunity to create hard budget constraints via cryptographic means and enable decentralised coordination and governance with no hierarchical structure through the use of Distributed Autonomous Organisations (DAOs). Examples of successful pilot projects in both Estonia's e-government system, Switzerland's Zug Municipality, and a variety of Blockchain voting experiments show the technical feasibility of such approaches; However they also require to overcome technical limitations regarding scalability, to develop suitable legal frameworks, to build user-friendly interfaces, and to provide equitable access to digital technology for all users. The dissertation adds substantially to the existing literature on this topic through several contributions. From a substantive standpoint, it provides clarity to the contradictory empirical findings through the identification of J-curve dynamics for fiscal dimension of decentralization and illustrating the coexistence of both short-run costs and long-run benefits, with implications for future research design and interpretation. Theoretically, it establishes that the fiscal and political-administrative aspects of decentralization function through different channels and contribute to growth in a distinct manner, which is a justification for the multidimensional frameworks of decentralization. Prospectively, this dissertation provides the first comprehensive assessment of blockchain as a means of addressing the limitations of traditional forms of decentralisation and presents a new research agenda for both technology and governance based on the intersection of those two fields. In conclusion, this dissertation illustrates that decentralization, when appropriately structured and systematically implemented with patience over an adjustment period, supports economic development in advanced economies. The advent of blockchain technology has created new opportunities for improving many benefits associated with traditional decentralization while addressing many of the limitations related to those traditional methods. As governance systems continue to develop during the 21st century, combining institutional reform with technological innovation will provide increased opportunities for the development of more efficient, transparent, accountable, and participatory public sectors. The findings of this dissertation present a positive case for the notion that decentralizing government and bringing government closer to its citizens—through both traditional decentralization and with the assistance of blockchain-enabled digital governance—will foster both improved efficiencies in economic activity as well as generate stronger democratic values.
Benzer Tezler
- Gelişmekte olan ülkelerde teknoloji politikalarının belirlenmesi ve Türkiye'deki durum
Technology policies in developing countries and the situatiın in Turkey
MEHPARE BARIŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
1997
Endüstri ve Endüstri Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiMühendislik Yönetimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TUFAN V. KOÇ
- Türkiye'nin potansiyel ikinci kademe şehirlerinin belirlenmesi ve performans analizi
Determination of potential second-tier cities in Turkey and performance analysis
BÜŞRA GEZER
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMİNE FERHAN GEZİCİ KORTEN
- Kaybolan geçmişin izini sürmek: Adapazarı kent tarihi (1923-1980)
Tracing the lost past: Adapazari urban history (1923-1980)
HİLAL EREK İNCE
Doktora
Türkçe
2024
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET MURAT GÜL
- Bilgi, iktidar ve politika alanının inşası: Türkiye'de düşünce kuruluşları
Knowledge, power and the construction of the political sphere: Think tanks in Turkey
MEHMET MÜNİP BABUR
- Evaluation of urban conservation and revitalization policy and practise in Europe and Turkey a case study on Ayvansaray in historical peninsula
Avrupa ve Türkiye`de kentsel koruma ve revitalizasyon politikası ve uygulamaları üzerine bir değerlendirme İstanbul tarihi yarımada-Ayvansaray örneği
ZEYNEP GÜNAY
Yüksek Lisans
İngilizce
2004
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiPROF. DR. NURAN ZEREN GÜLERSOY