Geri Dön

İnsan deneyimini anlamada yeni bir paradigma olarak fenomenolojik psikoloji

Phenomenological psychology as a novel paradigm for understanding human experience

  1. Tez No: 992738
  2. Yazar: ÇAĞRI OKUKLU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. KUBİLAY HOŞGÖR
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Felsefe, Psikoloji, Philosophy, Psychology
  6. Anahtar Kelimeler: Fenomenoloji, Husserl, Edmund, Phenomenology, Husserl, Edmund
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, Edmund Husserl'in fenomenolojik psikoloji projesini tarihsel bağlamı, felsefi temelleri ve empirik psikoloji ile beşeri bilimler üzerindeki dönüştürücü potansiyeli açısından incelemektedir. Çalışma, Husserl'in bu disiplini, natüralist psikolojinin epistemolojik krizine bir yanıt ve psikolojiyi kesin/sağlam bir bilim (strenge Wissenschaft) olarak temellendirme girişimi olarak nasıl konumlandırdığını ortaya koymaktadır. Çalışma öncelikle, zihni doğal bir nesne gibi ele alan ve onu fizyolojik süreçlere indirgeyen 19. yüzyıl natüralist (fizyolojik) psikoloji geleneğinin yaklaşımını analiz etmektedir. Bu bağlamda, Wilhelm Dilthey'ın bu indirgemeci modele yönelttiği ve psikolojinin bir 'beşeri bilim' (Geisteswissenschaft) olarak yeniden kurgulanması gerektiğini savunan eleştirileri tartışılmaktadır. Ardından, Franz Brentano'nun empirik psikolojisinde merkezi bir önem kazanan 'intensiyonalite' kavramının Husserl tarafından nasıl devralındığı ve psikolojik bir kavramdan, bilincin anlam kurucu özsel yapısını açıklayan temel bir fenomenolojik kategoriye nasıl dönüştürüldüğü incelenmektedir. Tezin temel argümanı, Husserl'in fenomenolojik psikolojiyi, empirik psikolojinin 'kesin' bir bilim haline gelebilmesi için gerekli a priori temeli sağlamak üzere kurguladığıdır. Bu yaklaşım, fiziksel bilimlerin kesinliğinin geometri gibi a priori bir disiplin üzerine inşa edilmesi gibi, psikolojinin bilimsel geçerliliğinin de 'psişik varlık bölgesi'nin özsel yapılarını araştıran fenomenolojik psikolojiye dayanması gerektiği fikrine yaslanmaktadır. Bu 'saf psikoloji', empirik psikolojiye incelediği fenomenlerin anlamını ve sınırlarını kavraması için gerekli kavramsal çerçeveyi ve yöntemsel titizliği sunmaktadır. Çalışma ayrıca, bu felsefi temelin günümüz fenomenolojik psikolojisinin empirik ve yorumlayıcı uygulamalarında hem bir referans noktası hem de bir yöntemsel gerilim unsuru olarak varlığını nasıl sürdürdüğünü göstermeyi amaçlamaktadır. Buna ek olarak çalışma, fenomenolojik psikolojinin sadece deneysel psikoloji için değil; anlam, değer ve motivasyon gibi kavramlarla ilgilenen tüm beşeri bilimler için vazgeçilmez bir temel oluşturduğunu öne sürmektedir. Husserl'in geç dönem 'yaşam-dünyası' (Lebenswelt) kavramı, bilimler için anlamın kökenine işaret ederek, psikolojinin kendi öznel ve anlam yüklü kaynağından yabancılaşmasının altında yatan natüralist hatayı ifşa etmekte ve bu yabancılaşmanın aşılmasında fenomenolojik psikolojinin rolünü güçlendirmektedir. Son olarak çalışmada, Husserl'in 'kesin bilim' idealinin çağdaş fenomenolojik psikolojide nasıl bir dönüşüm geçirdiği ele alınmaktadır. Geleneksel a priori yöntem, yerini büyük ölçüde katılımcı betimlemelerine dayanan 'empirik fenomenoloji' ve deneyimin yorumlanmasını merkeze alan 'hermeneutik fenomenoloji' gibi eğilimlere bırakmıştır. Bu durum, Husserl'in 'öz görüsü' (Wesensschau) idealinden empirik tümevarım ve yorumlayıcı stratejilere doğru bir kaymayı temsil etmektedir. Tez, bu güncel yaklaşımların Husserl'in evrensellik ve özcülük iddialarını (özellikle kültürel görelilik bulguları karşısında) nasıl sorunsallaştırdığını, ancak 'deneyime dönüş' ve 'intensiyonalite' gibi temel ilkelere sadık kalarak bu felsefi mirasla nasıl gerilimli ama süreklilik arz eden bir ilişki kurduğunu tartışmaktadır. Sonuç olarak bu tez, Husserl'in fenomenolojik psikoloji projesini, psikoloji disiplininin kimlik krizine radikal bir çözüm ve disiplini tutarlı bir felsefi ve bilimsel zemine oturtma çabası olarak değerlendirmektedir.

Özet (Çeviri)

This thesis examines Edmund Husserl's phenomenological psychology project within its historical context, exploring its philosophical foundations and transformative potential for both empirical psychology and the human sciences. The study elucidates how Husserl positioned this discipline as a response to the epistemological crisis of naturalist psychology and as a fundamental attempt to ground psychology as a rigorous science. The research first analyzes the 19th-century naturalist (physiological) psychology tradition, which treated the mind as a natural object and reduced it to mere physiological processes. Within this framework, Wilhelm Dilthey's critiques of the reductionist model are discussed, highlighting his argument that psychology should be reconceived as a 'human science' (Geisteswissenschaft). Subsequently, the study examines how the concept of 'intentionality'—which gained central importance in Franz Brentano's empirical psychology—was adopted by Husserl and transformed from a psychological concept into a fundamental phenomenological category that explains the meaning-constituting essential structure of consciousness. The core argument of this thesis is that Husserl conceived phenomenological psychology to provide the necessary a priori foundation for empirical psychology to attain the status of a 'rigorous' science. This approach is grounded in the analogy that, just as the exactness of the physical sciences is built upon a priori disciplines like geometry, the scientific rigor of psychology must be based on a phenomenological psychology that investigates the essential structures of the 'region of psychic being.' This 'pure psychology' offers empirical psychology the conceptual framework and methodological rigor necessary to grasp the meaning and boundaries of the phenomena it investigates. Furthermore, the study demonstrates how this philosophical foundation persists in contemporary empirical and interpretive applications of phenomenological psychology, serving as both a reference point and a source of methodological tension. Additionally, the study argues that phenomenological psychology constitutes an indispensable foundation not only for experimental psychology but also for the human sciences dealing with meaning, value, and motivation. Husserl's late-period concept of the 'life-world' (Lebenswelt), by identifying the origin of meaning for the sciences, exposes the naturalist error underlying psychology's alienation from its own subjective source and reinforces the role of phenomenological psychology in overcoming this alienation. Finally, the thesis addresses the transformation of Husserl's ideal of 'rigorous science' in contemporary practice. The traditional a priori method has largely been supplanted by trends such as 'empirical phenomenology,' which relies on participant descriptions, and 'hermeneutic phenomenology,' which centers on the interpretation of experience. This represents a shift from Husserl's ideal of essential intuition (Wesensschau) toward empirical induction and interpretive strategies. The study discusses how these contemporary approaches problematize Husserl's claims of universality and essentialism—particularly regarding cultural relativity—while maintaining a tense yet vital relationship with this philosophical heritage through the principles of 'intentionality' and the 'return to experience.' In conclusion, this thesis evaluates Husserl's phenomenological psychology project as a radical solution to the identity crisis of psychology and as a pivotal effort to establish the discipline on a coherent philosophical foundation.

Benzer Tezler

  1. Gödel'in eksiklik teoremleriyle yapay zeka sınırlarına kavramsal bir eleştiri

    A conceptual critique of the limits of artificial intelligence through Gödel's incompleteness theorems

    FATMA NUR BİLKE

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Bilim ve Teknolojiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Bilim ve Teknoloji Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYTEKİN ÇÖKELEZ

  2. Dialogue for all: Crafting inclusive and humanized voice assistants for diverse populations through an interdisciplinary approach

    Herkes için diyalog: Farklı topluluklar için kapsayıcı ve insani sesli asistanlar oluşturmak üzerine disiplinler arası bir yaklaşım

    YELİZ YÜCEL

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    İletişim BilimleriGalatasaray Üniversitesi

    Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KEREM RIZVANOĞLU

  3. The material forces of war: Agency of non-human entities in world war poetry

    Savaşın maddesel kuvvetleri: Dünya savaşı şiirlerinde insan dışı varlıkların eyleyiciliğinin araştırılması

    MELTEM TEKİR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    İngiliz Dili ve EdebiyatıEge Üniversitesi

    İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ Ü. ÖNDER ÇETİN

  4. A transdiscursive enquiry on urban identity

    Kentsel kimlik üzerine söylemötesi bir sorgulama

    AVŞAR KARABABA

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMRA AYDINLI

    DOÇ. DR. LENA HOPSCH

  5. Dijital medya ve mekânın dönüşümü

    Digital media and transformation of space

    AYŞE GÜL TOPRAK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    İletişim Bilimleriİstanbul Üniversitesi

    Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİLÜFER TİMİSİ NALÇAOĞLU