Geri Dön

Reading urban layers: transformation, memory and representation in Teşvikiye-Nişantaşı

Kentsel katmanlari okumak: Teşvikiye-Nişantaşi'nda dönüşüm, hafiza ve temsil

  1. Tez No: 997827
  2. Yazar: ZEYNEP CEYLAN GEZER ÇATALBAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İPEK AKPINAR AKSUGÜR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, İstanbul'un Teşvikiye-Nişantaşı semtini yaklaşık 150 yıllık bir zaman aralığında inceleyerek, kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel bir süreç olmadığını; aynı anda hafızayı, duyguları, sınıfsal temsilleri ve kültürel kodları dönüştüren çok katmanlı bir süreç olduğunu ortaya koymayı amaçlar. Tezin temel amacı, günümüz Nişantaşı'sının nasıl hem modernleşmenin mekânsal bir vitrini hem de çatışma alanı hâline geldiğini; kentsel form, medya temsilleri ve gündelik yaşam deneyimlerinin bu dönüşümü nasıl birlikte ürettiğini analiz etmektir. Bu amaçla tez, Lefebvre'in mekânın üretimi yaklaşımı ile asamblaj kuramını birlikte kullanarak bölgeyi yalnızca bir yer olarak değil, tarihsel, duygusal, kültürel ve sembolik bağların düğümlendiği bir kentsel bütün olarak ele alır. Bu motivasyon doğrultusunda tez, üç farklı yönteme ve üç farklı araştırma sorusuna sahip; ancak aynı teorik çatı altında birleşen üç yayımlanmış makaleden oluşan bir bütüncül araştırmadır. Her bir makale Nişantaşı'nın farklı bir katmanını inceler: 1) morfolojik ve hukuki dönüşüm, 2) medyada temsil ve ideolojik yeniden üretim, 3) hafıza, duygu ve sınıfsal temsiller. Bu bağlamda birinci makale, Teşvikiye-Nişantaşı'nın fiziksel oluşumunu, katmanlı morfolojik evrimini ve bu süreci belirleyen planlama, hukuk ve ekonomik dinamikleri inceler. Lefebvre'in“tasarlanan mekân (conceived space)”düzlemine odaklanan çalışma, bölgenin 19. yüzyılın sonundaki planlı kuruluşundan 2000 sonrası yürürlüğe giren kentsel dönüşüm yasalarına uzanan süreçte hangi motivasyonların mekânı şekillendirdiğini sorar. Bu makalenin temel sorusu şudur: Nişantaşı'nı bugünkü hâline getiren yapısal koşullar nelerdir? Hangi planlama kararları, mülkiyet rejimleri, dönüşüm yasaları ve ekonomik motivasyonlar semtin fiziksel sürekliliklerini ve kırılmalarını üretmiştir? Bulgular, Nişantaşı'nın dönüşümünün yalnızca piyasa dinamikleriyle açıklanamayacağını gösterir. Bu çerçevede makale, Teşvikiye-Nişantaşı'nın fiziksel dönüşümünü yalnızca ardışık plan kararlarının ya da dönemsel imar müdahalelerinin toplamı olarak değil, farklı aktörlerin, ölçeklerin ve zamanların kesiştiği çok katmanlı bir üretim süreci olarak ele alır. Analiz, planlama belgeleri, imar mevzuatı ve parsel ölçeğindeki dönüşümler üzerinden ilerlerken; devletin düzenleyici rolü, mülk sahiplerinin stratejileri ve piyasa aktörlerinin beklentileri arasındaki ilişkisel yapıyı görünür kılmayı amaçlar. Bu yaklaşım, Nişantaşı'ndaki fiziksel sürekliliklerin nasıl korunabildiğini, buna karşılık bina tipolojileri ve kullanım biçimlerinde hangi kırılmaların üretildiğini tartışmaya açar. Böylece çalışma, mekânın yalnızca“tasarlanan”bir ürün olmadığını; aynı zamanda tarihsel, hukuksal ve ideolojik katmanlar aracılığıyla sürekli yeniden kurulan bir süreç olduğunu ortaya koyarak, sonraki makalelerde ele alınacak olan yaşanan ve temsil edilen mekân boyutları için kuramsal bir zemin hazırlar. Bu nedenle ikinci makale, Nişantaşı'nın 2000 sonrası Türk televizyon dizilerindeki temsillerini inceleyerek mekânın temsili bir anlatı aracına nasıl dönüştürüldüğünü gösterir. Semiyotik analiz yöntemiyle Avrupa Yakası, İstanbullu Gelin, Ufak Tefek Cinayetler ve Kızılcık Şerbeti gibi dizilerde Nişantaşı'nın nasıl bir sınıf sembolü, bir seçkinlik göstergesi veya tam tersine bir statü kaybı mekânı olarak kurgulandığı ortaya konur. Bu makalenin temel sorusu şudur: Medya, Nişantaşı'nın sınıfsal ve kültürel anlamını nasıl yeniden üretir? Popülist söylemin yükseldiği 2000 sonrasında Nişantaşı neden bir ideolojik çatışma sahnesine dönüşür? Bulgular, dizilerdeki mekânsal anlatının toplumsal gerilimleri yeniden çerçevelediğini gösterir. Böylece mekân yalnızca bir arka plan değil, toplumsal hiyerarşilerin aktif bir aktörü hâline gelir. Bu doğrultuda ikinci makale, televizyon dizilerindeki mekânsal temsilleri sabit imgeler olarak değil, dönemin kültürel atmosferi, sınıfsal tahayyülleri ve ideolojik gerilimleriyle birlikte üretilen dinamik anlatılar olarak ele alır. Dizilerde Nişantaşı'nın seçkinlik, modernlik, ahlaki üstünlük ya da yozlaşma gibi karşıt anlamlarla kodlanması, mekânın sınıfsal bir işaret sistemi içinde işlediğini gösterir. Semiyotik analiz, yalnızca görsel dekoru değil; karakterlerin konuşma biçimleri, mekânla kurdukları bedensel ilişkiler ve gündelik pratiklerin sahnelenme tarzları üzerinden ilerleyerek, mekânın nasıl“okunur”hâle getirildiğini açığa çıkarır. Bu bağlamda Nişantaşı, dizilerde toplumsal konumların müzakere edildiği, sınıf aidiyetlerinin sınandığı ve kimliklerin yeniden tanımlandığı bir anlatı zemini olarak işlev görür. Böylece makale, temsil edilen mekânın, izleyici nezdinde güçlü duygulanımsal ve belleksel çağrışımlar üreterek, semtin toplumsal anlamını yeniden kurma kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyar. Bu bağlamda semtin gündelik yaşamına ve bellek temsillerine bakmanın da zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Bu amaçla üçüncü makale, Nişantaşı sakinleriyle yapılan derinlemesine görüşmeler ve 1923-2025 yılları arasındaki gazete arşivleri üzerinden semti duygusal, tarihsel ve sınıfsal bir hafıza mekânı olarak okur. Amaç, mekânın yalnızca fiziksel olarak değil, hatırlanma ve anlatılma biçimleri üzerinden de nasıl üretildiğini anlamaktır. Bu makalenin amacı şudur: Nişantaşı sakinleri geçmişi nasıl hatırlar, bugünü nasıl deneyimler ve bu duygusal ve mekânsal bağlılık sınıfsal sınırları nasıl kurar? Bulgular, semtteki aidiyet duygusunun kuşaklararası bir hafıza tarafından taşındığını;“eski Nişantaşı”idealinin kimi zaman bir seçkinlik anlatısı, kimi zaman da bir kaybetme duygusu yarattığını gösterir. Bu hafıza, hem kapsayıcıdır hem de dışlayıcı; hem yerlilik hem seçkinlik söylemleri üretir. Böylece mekân, hem toplumsal gerilimleri görünür kılan hem de insanları bir arada tutan bir duygusal coğrafya işlevi kazanır. Bu çerçevede üçüncü makale, Nişantaşı'nı yalnızca temsil edilen bir imge ya da tasarlanan bir kentsel form olarak değil, gündelik deneyimler, anlatılar ve duygulanımlar aracılığıyla sürekli yeniden kurulan yaşanan bir mekân olarak ele alır. Derinlemesine görüşmeler, sakinlerin mekânla kurduğu kişisel ve kolektif bağları; gazete arşivleri ise bu bağların tarihsel olarak nasıl dile geldiğini ve kamusal söylemde nasıl dolaşıma girdiğini açığa çıkarır. Analiz, hatırlama pratiklerinin nötr olmadığını; sınıfsal konumlar, kuşaksal farklılıklar ve toplumsal dönüşümler tarafından şekillendiğini gösterir. Bu bağlamda“eski Nişantaşı”anlatısı, bir yandan süreklilik ve aidiyet hissi üretirken, diğer yandan belirli yaşam tarzlarını ve toplumsal sınırları meşrulaştıran bir ayrım mekanizması olarak işler. Böylece makale, mekânsal hafızanın yalnızca geçmişe dair bir anlatı değil, bugünkü toplumsal ilişkileri düzenleyen aktif bir güç olduğunu ortaya koyar. Bu üç makale birlikte okunduğunda tez şunu savunur: Nişantaşı'nın dönüşümü tek bir düzlemde açıklanamaz; tam tersine, bölge morfolojik, kültürel, duygusal ve ideolojik katmanların sürekli olarak yeniden örüldüğü bir assemblage yapısıdır. Somut düzlemde fiziksel yapı, soyut düzlemde ise temsil ve hafıza arasında kurulan bu üçlü akış, semtin Türkiye modernleşmesinin güçlü sembollerinden biri olduğunu gösterir. Bu bağlamda Nişantaşı, devlet politikaları, medya anlatıları ve gündelik yaşam pratiklerinin karşılaşma noktasında şekillenen çok katmanlı bir toplumsal mekândır. Tez, bu karşılaşmaların zaman içinde nasıl çakıştığını, gerilim ürettiğini ve kimi anlarda süreklilik, kimi anlarda ise kopuş yarattığını ortaya koyarak, kentsel dönüşümü lineer bir ilerleme anlatısı yerine, ilişkisel ve süreç odaklı bir okuma ile yeniden düşünmeyi önerir. Böylece Nişantaşı örneği üzerinden, mekânın yalnızca inşa edilen değil; anlatılan, hatırlanan ve duygusal olarak deneyimlenen bir bütün olduğu vurgulanır. Çalışma, mekânın fiziksel biçimlenişi ile sınıfsal aidiyetler, kültürel temsiller ve duygusal bağlar arasındaki ilişkileri birlikte ele alarak, kentsel dönüşüm süreçlerinin yalnızca tasarıma ya da planlamaya indirgenemeyeceğini ortaya koyar. Bu yönüyle tez, mimarlık disiplinini sosyal teori ve sınıf çalışmalarıyla kesiştirerek, kentsel mekânın toplumsal eşitsizlikler ve sembolik iktidar ilişkileri bağlamında yeniden düşünülmesine olanak tanır. Böylece tez, mimarlık ve kentsel araştırmalar literatürüne; mekânsal ve sosyal analizleri bir araya getiren çok disiplinli çalışmalara ve mimaride yeniden haritalama alanına katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

Özet (Çeviri)

This thesis examines the Teşvikiye-Nişantaşı district of Istanbul over a period of roughly 150 years and argues that urban transformation is not merely a physical process, but a multi-layered one that simultaneously reshapes memory, emotions, class representations, and cultural codes. The central aim of the thesis is to understand how contemporary Nişantaşı has become both a spatial showcase of modernization and a site of social tension, and how urban form, media representations, and everyday experiences collectively produce this transformation. To this end, the thesis brings together Lefebvre's production of space and assemblage theory, approaching the district not simply as a physical location but as an urban whole shaped through historical, emotional, cultural, and symbolic ties. Guided by this motivation, the thesis is structured as an integrated study composed of three published articles. Each article adopts a distinct method and research question yet all are united under a shared theoretical umbrella. Each article examines a different layer of Nişantaşı: 1. morphological and legal transformation 2. representation in media and ideological reproduction 3. memory, affect, and class-based belonging The first article investigates the physical formation of Teşvikiye-Nişantaşıby tracing its layered morphological evolution, and the planning, legal, and economic dynamics that have shaped this process. Focusing on Lefebvre's notion of conceived space, it traces the district's trajectory from its planned establishment in the late nineteenth century to the post-2000 urban renewal legislation. It asks: which structural conditions produced today's Nişantaşı? Which planning decisions, property regimes, transformation laws, and economic motivations created both continuity and rupture in the district's built environment? The findings show that Nişantaşı's transformation cannot be explained solely through market forces and invite a turn toward other forms of production. Building on this argument, the second article examines Nişantaşı's representations in post-2000 Turkish television series and demonstrates how the district becomes a narrative device through which class and ideological positions are articulated. Using semiotic analysis, it explores series such as Avrupa Yakası, İstanbullu Gelin, Ufak Tefek Cinayetler, and Kızılcık Şerbeti, demonstrating how Nişantaşı is constructed as a symbol of class distinction, elite identity, or, at times, social decline. This article asks: How does the media reproduce Nişantaşı's classed and cultural meanings? Why does Nişantaşı become an ideological battleground in the populist climate that emerges after 2000? The findings reveal that spatial narratives in these series reframe social tensions. Space becomes not a neutral backdrop but an active agent in the production of social hierarchies. These insights underline the need to examine the neighbourhood's everyday life and memory practices. The third article takes up this task by drawing on in-depth interviews with Nişantaşı residents and an extensive survey of newspaper archives from 1923 to 2025. It reads the district as a site of emotional, historical, and class-based memory. The central question of the article is: How do residents remember the past, experience the present, and construct class boundaries through emotional and spatial attachments? The findings show that a sense of belonging in Nişantaşı is carried through intergenerational memory and that the ideal of the“old Nişantaşı”produces both narratives of distinction and feelings of loss. This memory is at once inclusive and exclusionary; it generates discourses of local rootedness and elite identity. In this sense, the district functions as an emotional geography that both exposes social tensions and holds people together. Read together, the three articles demonstrate that Nişantaşı's transformation cannot be understood through a single lens. Instead, the district operates as an assemblage in which morphological, cultural, emotional, and ideological layers are continuously reconfigured. The interplay between the concrete built environment and the symbolic realms of representation and memory shows that Nişantaşı remains one of the most powerful spatial symbols of Turkish modernization. This thesis contributes to the literature of architecture and urban studies, to multidisciplinary research that bring together spatial and social studies, and to the field of remapping in architecture.

Benzer Tezler

  1. Kıyı hafızasının dönüşümü:tüketim ve metalaşma çağında haliç kıyıları

    The transformation of waterfront memory: the golden horn in the age of consumption and commodification

    GİZEM YAREN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÖKSENİN İNALHAN

  2. İnönü evi: İlişki ağları ve katmanlar üzerinden mekansal bir anlatı

    Inonu house: A spatial narrative through networks of relationship and layers

    AYŞE TUĞÇE PINAR AKIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUNDA UZ

  3. Sinematografik montaj yoluyla mekansal belleğin temsili: Milli Reasürans yapısı

    Representation of spatial memory through cinematographic montage: Milli Re Building

    İSMAİL GÖKKAYA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUNDA UZ

  4. Kente mümkün bakışlar:“Tarihi Yarımada”üzerine çizgisel olmayan bir kent anlatısı

    Potential/possible perspectives to the city: A non-linear urban narrative on“Historical Peninsula”

    EMİRHAN KURTULUŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUNDA UZ

  5. Süreksiz bir düşünsel zemin olarak heterarşik kartografiler ve kamusal işgal arzuları

    Heterarchic cartographies and desires for public occupation as a transient intellectual ground

    SERİM AYGEN KİŞTİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİZAM ONUR SÖNMEZ