Geri Dön

1950 sonrası çağdaş sanatta varoluş kaygısının resim sanatına yansımaları

Reflections of existential anxiety in painting in contemporary art after 1950

  1. Tez No: 998394
  2. Yazar: NESİBE KARACA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BÜLENT BULDUK
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Güzel Sanatlar, Fine Arts
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Resim Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Varlık, insan düşüncesinin en temel problemlerinden biri olarak felsefenin merkezinde yer alır. Varlık var mıdır? Varlık amacımız nedir? Evrende düzen var mıdır? Evren sonlu mudur? Eylemlerimizde özgür müyüz? gibi sorular, Ontoloji felsefesinin temel tartışma alanlarını oluşturur. Birey, dil öğrenimi sürecinin başından itibaren sorgulama eğilimi göstermektedir. Bu olgu, bilişsel gelişim bağlamında, insana özgü, doğal ve zorunlu bir dürtü (itki) olarak kabul edilir. Çocukluk döneminde daha çok nesneleri tanımaya yönelik olan bu sorgulama eğilimi, düşünme yetisinin gelişmesiyle birlikte anlam arayışına dönüşür. Düşünme ve sorgulama kapasitesi insanı diğer canlılardan ayıran temel bir özellik olup, çevresini ve kendisini anlamlandırma çabası, tarih boyunca farklı biçimlerde ifade edilmiştir. Mağara duvarlarına yapılan çizimler, insanın hem çevresini tanıma hem de varlığını görünür kılma arzusunun en erken örnekleridir. Bu bağlamda birey, tarihsel süreç boyunca varoluşsal izini bırakma gereksinimiyle sanatı temel bir ifade ve iletişim aracı olarak kullanmıştır. Resmetme eylemi;“Ben varım, buradayım”bilinciyle harekete geçirilen ve bireyin tinsel/fiziksel mevcudiyetini kalıcılaştırmayı hedefleyen bir kayıt düşme (belgeleme) aracı olarak tanımlanabilir. Sanat eserleri, sanatçının içinde bulunduğu toplumsal, kültürel ve bireysel koşullardan etkilenir; bu koşullar, onun varlık sorgusunu ve yaşadığı kaygıyı biçimlendirir. Duygu ve anlam içermeyen bir üretim sanat olarak değerlendirilemez; her sanat eseri, bir varoluş sorusuna verilen cevabı ya da bu cevabı arama sürecini yansıtır. Bu çalışma, Varoluş felsefesi perspektifinden hareketle, var olmanın sancısını yaşayan sanatçıların bu kaygıyı eserlerine nasıl yansıttıklarını irdelemeyi amaçlamaktadır.

Özet (Çeviri)

Being occupies a central place in philosophy as one of the most fundamental problems of human thought. Does being exist? What is the purpose of being? Is there order in the universe? Is the universe finite? Are we free in our actions? Such questions form the fundamental areas of debate in the philosophy of ontology. From the very beginning of the language learning process, individuals demonstrate an inclination to question. This phenomenon is accepted as a natural and necessary impulse (drive) unique to humans in the context of cognitive development. This inclination to question, which in childhood is more focused on identifying objects, transforms into a search for meaning as the ability to think develops. The capacity for thought and inquiry is a fundamental characteristic that distinguishes humans from other living beings, and the effort to make sense of one's surroundings and oneself has been expressed in different ways throughout history. The drawings on cave walls are the earliest examples of the human desire to both recognise one's surroundings and make one's existence visible. In this context, throughout history, individuals have used art as a fundamental means of expression and communication, driven by the need to leave an existential mark. The act of painting can be defined as a means of recording (documenting), motivated by the consciousness of“I exist, I am here”and aiming to make the individual's spiritual/physical presence permanent. Works of art are influenced by the social, cultural and individual conditions in which the artist finds themselves; these conditions shape their questioning of existence and the anxieties they experience. Production that lacks emotion and meaning cannot be considered art; every work of art reflects the answer to an existential question or the process of searching for that answer. This study aims to examine how artists who experience the pain of existence reflect this anxiety in their works from the perspective of existential philosophy.

Benzer Tezler

  1. The Concept of symbosis in art

    Başlık çevirisi yok

    ŞEFİK FARUKİ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1997

    Güzel Sanatlarİstanbul Teknik Üniversitesi

    TEOMAN SÜDOR

  2. 1950 sonrası Türk kadın giyimi ve çağdaş Türk resim sanatında temsilinin karşılaştırmalı analizi

    A comparative analysis of Turkish women clothing after 1950 and it's representation in the contemporary Turkish painting art

    FEYZANUR KURAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Güzel SanatlarHaliç Üniversitesi

    Tekstil ve Moda Tasarımı Ana Sanat Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ZEHRA DOĞAN SÖZÜER

  3. 1950 sonrası çok parçalı seramik heykeller

    Multi-part ceramic sculptures after 1950

    SERCAN FİLİZ

    Sanatta Yeterlik

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Güzel SanatlarDokuz Eylül Üniversitesi

    Seramik ve Cam Tasarımı Ana Sanat Dalı

    PROF. HALİL YOLERİ

  4. Çağdaş sanatta figürde yeni yaklaşımlar

    New approaches to figures in contemporary art

    VİLDAN BİLGİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Güzel SanatlarSinop Üniversitesi

    Bileşik Sanatlar Ana Sanat Dalı

    DOÇ. AZİZ ERKAN

  5. 1980 sonrası çağdaş Türk manzara resmi

    After 1980 modern Turkish landspace art

    SEDA ATALAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Güzel SanatlarTekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    PROF. MELİHAT TÜZÜN