Geri Dön

Biodiversity on paper: A comparative study of Türki̇ye's national reports under international environmental agreements

Kağıt üstünde biyoçeşitlilik: Uluslararası çevre sözleşmeleri kapsamında Türkiye'nin ulusal raporlarının karşılaştırmalı bir çalışması

  1. Tez No: 1002449
  2. Yazar: SÜLEYMAN İLTEBER UÇAR
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ EMRAH ÇORAMAN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Biyoloji, Antropoloji, Siyasal Bilimler, Biology, Anthropology, Political Science
  6. Anahtar Kelimeler: Biyoçeşitlilik, Politik ekoloji, Uluslararası anlaşmalar, Çevre politikaları, Biodiversity, Political ecology, International agreements, Environmental policies
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Ekoloji ve Evrim Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
  12. Bilim Dalı: Jeoantropoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, Türkiye'nin biyolojik çeşitlilikle ilgili uluslararası çevre sözleşmeleri kapsamında sunduğu ulusal raporları incelemekte ve bu raporların içeriğini karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirmektedir. Çalışma, Türkiye'nin Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD), Ramsar Sulak Alanlar Sözleşmesi ve Nesli Tehlike Altındaki Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) gibi uluslararası biyolojik çeşitlilik anlaşmaları kapsamında hazırlanan resmi raporları temel alarak, biyolojik çeşitlilik taahhütlerinin bu belgelerde nasıl temsil edildiğine odaklanmaktadır. Bu bağlamda tez, biyolojik çeşitlilik yönetişimini fiili politika sonuçlarından ziyade, kağıt üzerindeki raporlama pratikleri üzerinden ele almaktadır. Bu yaklaşım, çevresel performansın yalnızca uygulama çıktıları üzerinden değil, devletlerin kendilerini nasıl sundukları ve hangi dili kullandıkları üzerinden de değerlendirilmesi gerektiği varsayımına dayanmaktadır. Çalışma, Türkiye'nin bu sözleşmeler kapsamındaki sorumluluklarını nasıl benimsediğine ve uyguladığına odaklanmakta, bu süreçleri etkileyen yapısal faktörleri Dünya Sistemleri Analizi (World-Systems Analysis) kuramsal çerçevesiyle incelemektedir. Buna ek olarak, çalışma yapısal konumun karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesini sağlamak amacıyla Almanya, Avustralya, Kenya ve Güney Afrika olmak üzere dört ülkeyi daha incelemeye dahil etmiştir. Bu ülkeler, dünya sistemindeki merkez, yarı-çeper ve çeper konumları temsil edecek şekilde seçilmiştir. Bu karşılaştırmalı yaklaşım, Türkiye'de gözlemlenen örüntülerin istisnai mi yoksa daha geniş bir yapısal eğilimin parçası mı olduğunu analiz etmeyi mümkün kılmaktadır. Araştırma, niteliksel bir belge analizi yöntemini kullanmaktadır. Belge analizi, resmi metinlerin yalnızca açık ifadelerini değil, aynı zamanda hangi konuların ayrıntılandırıldığını, hangilerinin ayrıntılandırılmadığını ve hangi alanlarda veri sunulmadığını incelemeye imkân veren sistematik bir yöntemdir. Türkiye'nin üç seçili biyolojik çeşitlilik anlaşmasına taraf olarak sunduğu ulusal raporların her birinden bir tanesi incelenmiştir: Türkiye'nin CBD'ye sunduğu Altıncı Ulusal Rapor, Ramsar Sözleşmesi COP15 için sunduğu Ulusal Rapor ve 2017–2019 dönemine ait CITES Uygulama Raporu. Karşılaştırmalı analiz kapsamında Almanya, Avustralya, Kenya ve Güney Afrika'nın aynı sözleşmeler altında sundukları raporlar da değerlendirilmiş; bu ülkeler Dünya Sistemleri Analizi çerçevesinde merkez, yarı-çeper ve çeper konumlarını temsil edecek şekilde seçilmiştir. Bu karşılaştırma, raporlama pratiklerinin yalnızca idari kapasite meselesi mi yoksa daha geniş yapısal eşitsizliklerle ilişkili bir örüntü mü olduğunu değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır. Ayrıca ülkelerin sözleşmelere katılım ve onay tarihleri incelenerek raporlama pratikleri bağlamsallaştırılmıştır. Katılım ve onay tarihleri, devletlerin uluslararası çevre rejimlerine ne ölçüde erken ya da geç dahil olduklarını göstermesi açısından analitik bir gösterge olarak kullanılmıştır. Bu mercekten bakıldığında tez, yalnızca Türkiye'nin resmi uyumunu değil, aynı zamanda politika uygulama ve raporlama süreçlerinin içeriğini de incelemektedir. Ulusal raporlar, uluslararası çevre sözleşmeleri kapsamında devletlerin biyolojik çeşitliliğe ilişkin taahhütlerini nasıl çerçevelediklerini, hangi öncelikleri öne çıkardıklarını ve hangi alanları geri planda bıraktıklarını gösteren temel belgelerdir. Bu raporlar yalnızca bilgi sunan teknik metinler değil, aynı zamanda devletlerin uluslararası topluma kendilerini nasıl sunduklarını ve çevresel performanslarını nasıl temsil ettiklerini yansıtan yönetişim araçlarıdır. Bu sebeple raporların dili, kullanılan göstergeler ve sunulan verilerin niteliği, devletlerin hesap verebilirlik anlayışı hakkında dolaylı ipuçları sunmaktadır. Bu nedenle ulusal raporların analizi, biyolojik çeşitlilik politikalarının fiili sonuçlarından bağımsız olarak, çevre yönetişiminin söylemsel ve kurumsal boyutlarını anlamak açısından önem taşımaktadır. Bulguları yorumlamak için çalışma, Immanuel Wallerstein tarafından geliştirilen Dünya Sistemleri Analizi'ni uygulamaktadır. Bu perspektif, küresel ekonomiyi, merkez, yarı-çeper ve çeper ülkelerden oluşan hiyerarşik bir sistem olarak ele alır. Merkez ülkeler yüksek kar getiren, yüksek teknolojili üretimde hakimken çevre ülkeler hammadde ve ucuz işgücü sağlamaktadır. Türkiye gibi yarı-çeper ülkeler ise bu iki pozisyon arasında yer almaktadır. Bu yapısal konumlar, ülkelerin politika yapma kapasitelerini ve önceliklerini, çevresel yönetişim dahil olmak üzere, doğrudan etkilemektedir. Bu çerçeve çevresel yükümlülüklerin ulusal tercihler kadar küresel işbölümünün bir sonucu olarak şekillendiğini varsaymaktadır. Bu çerçevede yarı-çeper ülkeler birden fazla baskıyla karşı karşıyadır; bu ülkeler hem küresel ekonomik büyümeye ayak uydurmak zorundadırlar, hem de uluslararası standartlara uyum sağlamak durumundadırlar. Ancak finansal kısıtlamalar, dış borç ve kalkınmaya olan bağımlılık nedeniyle çevre politikaları çoğunlukla taviz vermek zorunda kalmakta veya geciktirilmektedir. Kısa vadeli ekonomik getiriler ile uzun vadeli ekolojik sürdürülebilirlik arasındaki gerilim, bu ülkelerde politika önceliklerinin belirlenmesinde belirleyici olmaktadır. Bu tez Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik anlaşmalarının uygulama kısıtlamalarının yalnızca siyasi irade eksikliği değil, aynı zamanda dünya ekonomik yapısı içindeki daha derin sistemsel sınırlılıklar ve çelişkilerle ilgili olduğunu savunmaktadır. İncelenen üç rapor genelinde çalışma, Türkiye'nin raporlama ve uygulama süreçlerinde tutarlı eksiklikler tespit etmiştir. Bunların başında, zayıf bilimsel temellendirme ve sınırlı metodolojik şeffaflık gelmektedir. Raporlarda sıklıkla yüksek düzeyde ve bildirime dayalı ifadeler kullanılmakta; ancak bu ifadeler ayrıntılı açıklamalarla desteklenmemektedir. Çoğu durumda faaliyetler veya projelerden bahsedilmekte, ancak bu faaliyetlerin hangi etki mekanizmaları üzerinden sonuç üretmesinin beklendiği (theory of change), hedeflenen tür grupları veya habitatlar, uygulama zaman çizelgeleri ve sorumlu kurumlar açık biçimde belirtilmemektedir. Bu durum, raporlanan eylemlerin ekolojik açıdan anlamlı, ölçeklenebilir ya da pilot aşamanın ötesine geçen uygulamalar olup olmadığını değerlendirmeyi zorlaştırmaktadır. Bu bulgular, Türkiye'nin uluslararası biyolojik çeşitlilik yönetişimine katılımının biçimsel olarak görünür ancak içerik açısından düzensiz ve sınırlı olduğunu göstermektedir. Uygulamada raporlama, öğrenme, hesap verebilirlik ve uyarlanabilir yönetim mekanizmasından ziyade, daha çok biçimsel bir yükümlülüğün yerine getirilmesi işlevini görmektedir. Bu davranış ülkelerin uluslararası normları tam olarak içselleştirmeden veya uygulamaya koymadan, meşruiyet kazanmak ya da dış beklentileri karşılamak için benimsemelerini tanımlayan bir yayılım mekanizması olan“benzeşim”(emulation) kavramı ile örtüşmektedir. Benzeşim, ülkelerin uluslararası normları ve raporlama formatlarını meşruiyet sağlamak amacıyla benimsemelerine, ancak bu normların izleme ve değerlendirme mekanizmalarıyla tam olarak kurumsallaşmamasına işaret etmektedir. Bu durum, Türkiye'nin raporlama pratiklerinin uygulamayı dönüştüren bir araç olmaktan ziyade, sembolik bir uyum göstergesi olarak kalmasına neden olmaktadır. Dünya Sistemleri perspektifinden bakıldığında bu şaşırtıcı değildir. Türkiye'nin yarı-çeper ülke konumu, onu uzun vadeli çevresel sürdürülebilirliğin önüne kısa vadeli ekonomik büyümeyi koyan yapısal baskılara maruz bırakmaktadır. Sürekli yatırım, planlama ve sektörler arası koordinasyon gerektiren biyolojik çeşitlilik gibi politika alanları, acil kalkınma ihtiyaçlarının gölgesinde kalmaktadır. Karşılaştırmalı analiz, Almanya ve Avustralya gibi merkez ülkelerde raporlamanın daha veri temelli, göstergelere dayalı ve eleştirel bir niteliğe sahip olduğunu; Kenya ve Güney Afrika örneklerinde ise Türkiye'ye benzer kapasite ve veri altyapısı sınırlılıklarının bulunduğunu göstermektedir. Bu tablo raporlama kalitesinin küresel sistem içindeki konumla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Biyolojik çeşitliliği“kağıt üzerinde”ele alan bu çalışma, ulusal çevresel raporlama pratiklerini küresel yapısal eşitsizliklerle ilişkilendirerek literatüre katkı sunmaktadır. Çalışma, uluslararası çevre taahhütlerinin yalnızca hukuki katılım üzerinden değil, raporlama sistemlerinin şeffaflık, karşılaştırılabilirlik ve anlamlı değerlendirme üretme kapasitesi üzerinden de ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu bağlamda tez, çevresel yönetişim analizlerinde raporların içeriksel derinliğinin bağımsız bir değerlendirme ölçütü olarak ele alınabileceğini ileri sürmektedir. Türkiye örneği, bir ülkenin çevresel performansını değerlendirirken küresel ekonomik sistem içindeki konumunun dikkate alınmasının önemini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmanın sınırlılıkları bulunmaktadır. Her bir sözleşme için yalnızca birer raporun incelenmesi, analize durağan bir nitelik kazandırmaktadır. Ayrıca çalışma yalnızca resmi belgelere dayandığı için görüşmeler, sivil toplum raporları ve bağımsız değerlendirmeler kapsam dışı kalmıştır. Son olarak, Dünya Sistemleri Analizi yapısal koşulları anlamada güçlü olsa da, ülke içi politika yapım süreçlerini ve aktörleri ayrıntılı biçimde ele almamaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmaların zaman serisi analizleri, mülakatlar ve alternatif veri kaynaklarıyla bu çerçeveyi genişletmesi mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'nin CBD, Ramsar ve CITES kapsamındaki çevresel taahhütlerinin küresel biyolojik çeşitlilik hedefleriyle biçimsel olarak uyumlu olduğunu, ancak veri, izleme ve şeffaflık eksikliği nedeniyle fiili uygulamanın sınırlı kaldığını ortaya koymuştur. Bu sınırlılıklar yalnızca ulusal yetersizliklerin sonucu olmayıp, Türkiye'nin küresel ekonomideki yapısal konumuna gömülüdür. Bu nedenle, biyolojik çeşitlilik kaybı gibi çevresel sorunlar yalnızca ulusal düzeyde değil, aynı zamanda daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir politika sonuçları sağlayabilecek küresel ekonomik ve politik sistemlerdeki reformlar yoluyla ele alınmalıdır. Bu tez, Türkiye gibi ülkelerde etkili biyolojik çeşitlilik korumasının yalnızca küresel anlaşmalara yasal uyumla değil, aynı zamanda çevresel yönetişimi şekillendiren yapısal dinamiklerin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde dönüştürülmesiyle mümkün olabileceğini savunmaktadır.

Özet (Çeviri)

This thesis investigates the characteristics of Türkiye's biodiversity policies and evaluates its engagement with international biodiversity agreements, specifically the Convention on Biological Diversity (CBD), the Ramsar Convention on Wetlands, and the Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora (CITES). It focuses on how biodiversity commitments are represented, framed, and justified in official national reports submitted to international institutions rather than evaluating biodiversity policies through their outcomes on the ground. In this sense, the thesis approaches biodiversity governance as a phenomenon that is often visible on paper through formal reporting mechanisms. In addition to Türkiye, the study includes a comparative analysis with four other countries: Germany, Australia, Kenya, and South Africa. These countries were selected to represent a range of positions in the global economic hierarchy (core, semi-periphery, periphery), which allows the analysis to show national reporting practices within broader structural patterns of global environmental governance. The research adopts a qualitative document analysis approach. It examines one national report submitted by Türkiye for each of the three selected biodiversity agreements: Türkiye's Sixth National Report to the CBD, Türkiye's National Report to the Ramsar Convention COP15, Türkiye's Implementation Report to CITES (2017–2019). These reports were analyzed to assess the depth, transparency, and completeness of Türkiye's reporting. Reports from the four other countries were also examined, and for comparability, one report per agreement was selected per country. For example, CITES reports covering the 2018–2020 period were used for Germany, Australia, and Kenya, while Türkiye's and South Africa's reports from 2017–2019 and 2015–2017 respectively were included due to format consistency. Additionally, the thesis compares the dates when each country signed and ratified the agreements to assess early versus late engagement. To interpret the findings, the study applies World-Systems Analysis. This perspective understands the global economy as a hierarchical system composed of core, semi-peripheral, and peripheral countries. Core countries dominate high profit gaining, high technological production while peripheral countries provide raw materials and cheap labor and semi-peripheral countries, like Türkiye, holds an in-between position. These structural positions affect countries' capacities and priorities in policy-making, including environmental governance. In this framework, semi-peripheral countries have several pressures: they must keep up with global economic growth while also complying with international standards. However, due to financial constraints, external debt, and reliance on development, their environmental policies are often compromised or delayed. This thesis uses this framework to argue that Türkiye's implementation of biodiversity agreements reflects not merely political will, but deeper systemic limitations and contradictions within the world economic structure. Across the three reports analyzed, Türkiye shows a recurring pattern of weak scientific substantiation and limited methodological transparency. A central shortcoming is the prevalence of high-level, declarative statements that are not followed by sufficient detail. Responses often mention activities or projects but do not specify the theory of change, target taxa or habitats, implementation timelines, or responsible institutions. As a result, it is difficult to evaluate whether reported actions are ecologically meaningful, scalable, or sustained beyond pilot phases. A second and more consequential limitation is the absence of verifiable evidence. The reports frequently frame conservation and management efforts as“successful”yet provide little quantitative support, such as baseline values, time series, monitoring protocols, or outcome indicators. Where data would be expected, for example population trends, habitat extent and condition, enforcement metrics, or ecological integrity measures, the reports rarely present numerical results, uncertainty ranges, or independent evaluations. This makes it difficult to distinguish between outputs and outcomes, and it limits the credibility of claims regarding species conservation, protected area effectiveness, and wetland management. Comparatively, similar gaps in detail and evidence appear in cases examined for Kenya and South Africa, where reporting can be constrained by data infrastructure and monitoring capacity. However, in Germany and Australia, reporting is generally more compatible with scientific assessment: indicators are more consistently used, monitoring frameworks are described, and limitations or failures are more explicitly acknowledged. The contrast suggests that Türkiye's engagement with international biodiversity governance is procedurally visible but substantively uneven. In practice, the reporting style functions more as compliance with a formal obligation than as a mechanism for learning, accountability, and adaptive management. This pattern is consistent with the logic of“emulation”as a diffusion mechanism: international norms and reporting templates are adopted to demonstrate alignment and legitimacy, while institutionalization and implementation remain partial. Importantly, the weakness observed here should not be reduced to a technical reporting problem alone. Biodiversity loss and conservation outcomes are shaped by political economy and cross-scale linkages. Frameworks such as ecologically unequal exchange, telecoupling, and structural adjustment help situate national performance within broader systems of extraction, trade, and fiscal governance that can constrain domestic capacity and reproduce ecological inequalities. By focusing on biodiversity“on paper”this thesis contributes to the literature by linking national environmental reporting practices to global structural inequalities. It highlights the need to evaluate international environmental commitments in terms of how reporting systems enable or fail to enable transparency, comparability, and meaningful assessment across countries. The case of Türkiye highlights the importance of considering a country's global economic role when evaluating its environmental performance. However, the study has limitations. It examines only one report per agreement, offering a static rather than dynamic view. It also relies solely on official documents, which may not reflect realities. Interviews, civil society reports, and independent evaluations were not included. Lastly, while World-Systems Analysis is useful for understanding structural conditions, it pays less attention to internal policy-making dynamics, actors, and institutions. This study found that Türkiye's environmental commitments under CBD, Ramsar, and CITES show formal alignment with global biodiversity goals, but the lack of data, monitoring, and transparency indicates that actual implementation remains limited. These gaps are not solely the result of national shortcomings, but are embedded in Türkiye's structural position in the global economy. Therefore, environmental problems like biodiversity loss must be addressed not only at the national level but also through reforms in global economic and political systems that allow for more equitable, inclusive, and sustainable policy outcomes. This thesis argues that effective biodiversity conservation in countries like Türkiye requires not just legal alignment with global treaties, but a transformation in the structural dynamics that shape environmental governance at both national and international levels.

Benzer Tezler

  1. Impacts of climate change on tourism sector in Turkey: Challenges and future prospects

    İklim değişikliğinin Türkiye turizm sektörüne etkileri: Gereksinimler ve gelecek öngörüleri

    AYSUN AYGÜN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2021

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TÜZİN BAYCAN

  2. Revitalizing old belgrade through macro scale green corridors: A green infrastructure approach

    Başlık çevirisi yok

    ZAINAB NADEEM BAJWA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Mimarlıkİstanbul Okan Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BAHARAK TABIBI

    YRD. DOÇ. DR. SEVIL TUTUNCHIAN

  3. Ortaokul öğrencilerinin biyoçeşitlilik konusunda farkındalıklarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

    Investigation of the awarness of the secondary students on biodiversity

    ÜLKÜ GÜL KURT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Eğitim ve ÖğretimAkdeniz Üniversitesi

    İlköğretim Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN SERT

  4. Uluabat Gölü'nün turizm potansiyeli

    Tourism potential of the Uluabat Lake

    GÜL İKBAL FIRINCI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    CoğrafyaKarabük Üniversitesi

    Coğrafya Ana Bilim Dalı

    PROF. ÜNAL ÖZDEMİR

  5. Yerli halklar ve çevresel adalet

    Indigenous people and environmental justice

    KİFAYET İRGE ŞATIROĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    HukukAnkara Üniversitesi

    Sosyal Çevre Bilimleri Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. NESRİN ALGAN