Apollonik ve kitonyen karşıtlıklar bağlamında Harut ve Marut anlatısının metinsel dönüşümü
Textual transformation of the Harut and Marut narrative in the context of apollonian and chitonian oppositions
- Tez No: 1003199
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜLHAN ATNUR, PROF. DR. EZGİ METİN BASAT
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Karşılaştırmalı Edebiyat, Halk Bilimi (Folklor), Din, Comparative Literature, Folklore, Religion
- Anahtar Kelimeler: Dini folklor, Edebiyat antropolojisi, Eski Türk dinleri, Karşılaştırmalı dinler tarihi dersi, Politik teoloji, Semavi dinler, Teolojik antropoloji, Türk folkloru, Türk mitolojisi, Yunan mitolojisi, Religious folklore, Anthropology of the literature, Old Turkish religions, Comparative religious history lesson, Political theology, Monotheistic religions, Theological anthropology, Turkish folklore, Turkish mythology, Greek mythology
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Atatürk Üniversitesi
- Enstitü: Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Türk Halk Bilimi (folklor) Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Mitik anlatılar, çok katmanlı yapıları gereği yalnızca kutsal ya da edebî metinler olarak değil; aynı zamanda üretildikleri toplumların sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik ve coğrafi koşullarının yansımaları olarak değerlendirilmelidir. Mitlerin farklı kültürel bağlamlarda biçim ve içerik değiştirerek yayılması, ritüeller içinde yeniden yorumlanması ve kuşaklar arası aktarımı, insan zihninin benzer koşullarda benzer anlatı örüntüleri üretme eğilimiyle ilişkilendirilebilir. Bu çalışmanın temel amacı, seçilen mitik anlatılar üzerinden ortak örüntüleri tespit etmek ve bu örüntüleri Apollonik ve kitonyen kategoriler çerçevesinde analiz etmektir. Bu bağlamda, İslam mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Harut ve Marut anlatısı, çalışmanın ana örneklemi olarak seçilmiştir. Harut ve Marut anlatısının, farklı kültürlerde benzer izleklerle yeniden üretildiği görülmektedir. Çalışmanın coğrafi kapsamı, anlatının en yoğun biçimde yaşadığı Orta Doğu ve Akdeniz Havzası ile sınırlandırılmış; ancak anlatının temel yapısını yansıtan Hindistan gibi farklı kültürel örnekler de karşılaştırmalı olarak değerlendirmeye dahil edilmiştir. Bu coğrafyanın tercih edilme nedeni, ortak kaygı ve reflekslerin ürünü olan anlatıların yüksek kültürel geçirgenlik göstermesi ve dinî fenomenin hem gelişimsel hem de yayılmacı boyutlarıyla izlenebilmesine imkân tanımasıdır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Carl Gustav Jung'un arketip kuramı ile Samuel Henry Hooke öncülüğünde geliştirilen mit–ritüel kuramı üzerine inşa edilmiştir. Jung'a göre kolektif bilinçdışında yer alan arketipler, mitolojik anlatılarda ve dinî pratiklerde izlenebilir yapılardır. Hooke'un mit–ritüel yaklaşımı ise özellikle Orta Doğu menşeli dinlerde tekrar eden mitik şemaların, ritüelleri anlamlandırmak üzere inşa edildiğini savunur. Bu bağlamda mit, insan eyleminin fiziksel dünyadan metafizik düzleme aktarılmasını sağlayan bir anlamlandırma aracı olarak değerlendirilmiştir. Orta Doğu'nun tarihsel süreçte tarımsal üretim, siyasal örgütlenme ve ekonomik merkezileşmenin erken örneklerine sahne olması; dinî kurumların ekonomik ve siyasal güç odakları hâline gelmesi; savaşlar, göçler ve çok toplumlu yapılar aracılığıyla yoğun bir kültürel etkileşim alanı oluşturması, ortak mitik ve dinî örüntülerin taşınmasını mümkün kılmıştır. Bu bağlamda“öteki”kavramının mitolojik panteonlara yansıması, Antik Mısır'daki Seth ve Sümer panteonundaki Martu örnekleri üzerinden ele alınmıştır. Söz konusu figürler, düzen–kaos, merkez–çevre ve yerleşik–göçebe karşıtlıkları bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışma, Orta Doğu ve Akdeniz Havzası'nda tekrar eden ölüp-dirilen tanrı, ilksel yaratılışta savaş, kutsal evlilik ve taç giyme gibi mitik şemaların, dinler arası kültürel aktarım ve ortak sosyolojik koşullar çerçevesinde ele alınabileceğini ortaya koymaktadır. Aynı coğrafyadan neşet eden Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet'in bünyesinde bu arkaik örüntülerin izleri sürülmüş; Anadolu halk anlatılarında görülen mitik ve ritüelistik süreklilikler de bu bağlamda değerlendirilmiştir. Özellikle Zühre Yıldızı anlatıları, mit–ritüel birlikteliğinin Anadolu sahasındaki yansımalarını göstermesi bakımından çalışmanın önemli örneklerinden biri olarak ele alınmıştır.
Özet (Çeviri)
Mythic narratives, due to their multilayered structures, should be evaluated not only as sacred or literary texts but also as reflections of the social, cultural, political, economic, and geographical conditions of the societies in which they were produced. The dissemination of myths across different cultural contexts through transformations in form and content, their reinterpretation within rituals, and their intergenerational transmission may be associated with the human mind's tendency to produce similar narrative patterns under similar conditions. The primary aim of this study is to identify common patterns within selected mythic narratives and to analyze these patterns through Apollonian and chthonic categories. In this context, the narrative of Harut and Marut, which holds a significant place in Islamic mythology, has been chosen as the main case study of the research. It is noteworthy that the narrative pattern of Harut and Marut exhibits structural similarities in the mythic productions of different cultures. The geographical scope of the study is limited to the Middle East and the Mediterranean Basin, where the narrative is most vividly attested; however, narratives from other cultural contexts—such as India—that reflect the fundamental structure of the myth have also been included for comparative purposes. The preference for this geographical framework stems from the region's high degree of cultural permeability and from its capacity to reveal religious phenomena not only in terms of development but also in terms of diffusion. The theoretical framework of the study is based on Carl Gustav Jung's theory of archetypes and the myth–ritual theory developed under the leadership of Samuel Henry Hooke. According to Jung, archetypes are cognitive patterns located in the collective unconscious and can be observed within mythological narratives and religious practices. Hooke's myth–ritual approach, on the other hand, argues that recurring mythic schemes—particularly within Middle Eastern religions—were constructed to provide meaning to ritual practices. In this sense, myth is regarded as a structure that reflects human action from the physical world onto the metaphysical plane. The Middle East's early emergence as a center of agricultural production, political organization, and economic centralization; the transformation of religious institutions into economic and political power centers; and the intense cultural interactions generated through wars, migrations, and multi-ethnic social formations collectively facilitated the transmission of shared mythic and religious patterns. Within this framework, the reflection of the concept of the“Other”in mythological pantheons is examined through the examples of Seth in Ancient Egyptian mythology and Martu in the Sumerian pantheon. These figures are analyzed in relation to the oppositions of order versus chaos, center versus periphery, and sedentary versus nomadic life. The study demonstrates that recurring mythic schemes—such as the dying-and-rising god, primordial battles of creation, sacred marriage, and enthronement rituals—within the Middle East and the Mediterranean Basin can be interpreted within the framework of interreligious cultural transmission and shared sociological conditions. Traces of this archaic background are identified within the Abrahamic religions—Judaism, Christianity, and Islam—which originated in the same geographical sphere. In addition, the continuity of mythic and ritual structures observed in Anatolian folk narratives is evaluated within this context. In particular, the narratives surrounding the Planet Venus (Zühre Star) constitute a significant example, as they reveal the manifestations of the myth–ritual unity within the Anatolian cultural landscape.
Benzer Tezler
- Olympisch vs. Chthonisch. Eine pagliaeske analyse des Romans“Die andere Seite”von Alfred Kubin
Oliympic vs. Chthonian. A pagliaesk approach to Alfred Kubin's novel“The other side”
FERDA GEDİK
Yüksek Lisans
Almanca
2005
Alman Dili ve EdebiyatıEge ÜniversitesiAlman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF.DR. NEVZAT KAYA
- Apollonik-Dionyzyak dünya algısı: Kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet boyutu
The Apollonic-Dionysiac perception of the world: An evalution of violence against women from the gender aspect
ÖZLEM BAL
Doktora
Türkçe
2021
Halkla İlişkilerEge ÜniversitesiHalkla İlişkiler ve Tanıtım Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ELİF YILDIZ
DR. ÖĞR. ÜYESİ EDA ER ÖZDEN
- Transgresyon ve anarşi: Fotoğrafta aşırılığın estetiği
Transgression and anarchy: The aesthetics of extreme in photography
İLKNUR GÜRSES AYBAKKAL
Doktora
Türkçe
2013
Sahne ve Görüntü SanatlarıEge ÜniversitesiRadyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DİLEK TAKIMCI
- Şiva ve Dionysos: Hint ve Yunan mitolojilerinde doğa ile kültür bütünlüğü
Shiva and Dionysus: Nature and culture integrity in Indian and Greek mythologies
GÖKHAN AKMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
Karşılaştırmalı EdebiyatAnkara ÜniversitesiDoğu Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KORHAN KAYA