Geri Dön

Non-ST eleve myokard infarktüsü (NSTEMI) hastalarında VSIG-4 molekülünün tanısal değerinin araştırılması

Investigation of the diagnostic value of the VSIG-4 molecule in patients with non-ST elevation myocardial infarction (NSTEMI)

  1. Tez No: 1003771
  2. Yazar: RUKİYE AYTEKİN AKDAĞ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. NECMİ BAYKAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Acil servis, Biyobeliteç, NSTEMI, V-set Immunglobulin-4 (VSIG-4), Emergency department, Biomarker, NSTEMI, V-set Immunoglobulin-4 (VSIG-4)
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Kayseri Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı, NSTEMI hastalarında VSIG-4 seviyelerini sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak ve VSIG-4 molekülünün NSTEMI tanısındaki potansiyel tanısal değerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: VSIG-4 konsantrasyonunu ölçmek için hasta ve sağlıklı kontrol grubunda ELISA yöntemi kullanılmıştır. VSIG-4 molekülünün tanısal değerini araştırmak için ait ROC (receiver operator characteristic) analizi yapılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlılık değeri p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Hasta grubunun (NSTEMI) yaş ortalaması 65,59± 10,71 (min:34, max:87) yıldı ve hastaların %71,4'u (n=50) erkekti, kontrol (sağlıklı) grubunda ise yaş ortalaması 63,4± 11,92 yıldı ve %62,5'i (n= 25) erkekti. Hastaların en sık görülen komorbiditeleri sırasıyla hipertansiyon (n=46, %65,7), koroner arter hastalığı (KAH) (n=36, %51,4) ve diabetes mellitus (n=32, %45,7) olduğu saptanmıştı. . EKG bulguları değerlendirildiğinde, hastaların büyük çoğunluğunun sinüs ritminde olduğu (n=64, %91,4) görülürken, sinüs taşikardisi (n=2, %2,9), sinüs bradikardisi (n=2, %2,9), birinci derece AV blok (n=1, %1,4) ve atriyal fibrilasyon (n=1, %1,4) olmak üzere 6 hastada ritim bozukluğu saptandı. İletim bozuklukları açısından ise en sık rastlanan bulgu sol dal bloğu (LBBB) (n=5, %7,1) iken, sağ dal bloğu (RBBB) (n=2, %2,9) daha az sıklıkta gözlenmişti. Ekokardiyografi bulgularına bakıldığında, hastaların önemli bir bölümünde segmental duvar hipokinezisi (n=43, %61,4) olduğunu gözlendi. Kapak yetmezlikleri arasında en sık mitral yetmezlik (n=34, %48,6) görülürken, bunu triküspit yetmezliği (n=20, %28,6) izlemişti. EF medyan değeri %50 olup, çeyrekler arası aralık (ÇAA) %45-%55 olarak belirlenmişti. KAG bulgularına göre, sorumlu lezyonun en sık sık sol ön inen arter'de (LAD) (n=49, %70) bulunduğu, bunu çoklu damar ve sirkumfleks arterin (LCX) (n=40,%57,1) izlediği görülmüştü. Hastane sonlanımları incelendiğinde ise, hastaların büyük çoğunluğunun taburcu edildiği (n=62, %88,6), %10'unun (n=7) koroner arter bypass cerrahisine (KABG) yönlendirildiği ve hastane içi mortalite x oranının düşük olduğu (n=1,%1,4) saptanmıştı; altı aylık takipte de mortalite oranı ise %10 (n=7) olarak kaydedildi. Kontrol grubu ile hasta grubu arasındaki karşılaştırmalı analizde, iki grup arasında yaş ve cinsiyet açısından anlamlı fark saptanmadı (p değerleri sırasıyla 0,325, 0,396). VSIG-4 düzeyleri açısından bakıldığında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p değeri <0,001). Kontrol grubunda VSIG-4 ortanca düzeyi 10960,19 nanogram/Litre (ÇAA: 7811,79- 14702,36) iken, NSTEMI grubunda bu değer belirgin şekilde daha düşük olarak 5873,47 nanogram/Litre (ÇAA: 5025,72- 6706,22) ölçülmüştür. NSTEMI hastalarının çoklu damar oklüzyonu varlığına göre karşılaştırılmasında çoklu damar oklüzyonu olan grup (n=30) ile olmayan grup (n=40) arasında VSIG-4 düzeyi, yaş, hipertansiyon, diyabet, önceki koroner arter hastalığı öyküsü ve kronik böbrek hastalığı bakımından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı (p değerleri sırasıyla 0,132, 0,181, 0,450, 0,230 ve 0,630). NSTEMI tanısı açısından VSIG-4 gen proteinine ait ROC analizi sonucuna göre NSTEMI' yı tahmin etme yeteneğinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p <0,001). VSIG-4 gen proteini (AUC=0,860) NSTEMI' yı tahmin etmede iyi düzeyde ayırt edici yeteneğe sahipti. VSIG-4 gen proteini ≤8874,35 iken NSTEMI' yı tahmin etmede sensitivitesi %98,6, spesifitesi %70, pozitif prediktif değeri %85,2, negatif prediktif değeri %96,6, pozitif olabilirlik oranı 3,29 ve negatif olabilirlik oranı 0,020 olarak tespit edildi. Sonuç: Bu çalışma, NSTEMI hastalarında VSIG-4 düzeylerinin anlamlı biçimde düşük olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, VSIG-4 molekülünün inflamasyon sürecindeki rolü ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. VSIG-4'ün çeşitli yolaklar aracılığıyla inflamasyonu baskılayıcı etkisi, miyokardiyal iskemi bağlamında koruyucu bir işaret olarak değerlendirilmektedir ve bu özellik VSIG-4 molekülünü NSTEMI tanısı için gelecek vadeden bir biyobelirteç adayı hâline getirmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: The aim of our study is to compare VSIG-4 levels in NSTEMI patients with a healthy control group and to investigate the potential diagnostic value of the VSIG-4 molecule in NSTEMI diagnosis. Material and Methods: The ELISA method was used to measure VSIG-4 concentration in the patient and healthy control groups. ROC (receiver operator characteristic) analysis was performed to investigate the diagnostic value of the VSIG-4 molecule. A statistical significance value of p<0.05 was accepted. Results: The mean age of the patient group (NSTEMI) was 65.59± 10.71 (min:34, max:87) and 71.4% (n=50) of the patients were male. In the control (healthy) group, the mean age was 63.4± 11.92 years and 62.5% (n= 25) were male. The most common comorbidities among patients were hypertension (n=46, 65.7%), coronary artery disease (CAD) (n=36, 51.4%), and diabetes mellitus (n=32, 45.7%). When ECG findings were evaluated, the vast majority of patients were found to be in sinus rhythm (n=64, 91.4%), while sinus tachycardia (n=2, 2.9%), sinus bradycardia (n=2, 2.9%), first-degree AV block (n=1, 1.4%), and atrial fibrillation (n=1, 1.4%) in 6 patients. Regarding conduction abnormalities, the most common finding was left bundle branch block (LBBB) (n=5, 7.1%), while right bundle branch block (RBBB) (n=2, 2.9%) was observed less frequently. When examining the echocardiography findings, segmental wall hypokinesis (n=43, 61.4%) was observed in a significant proportion of patients. Among valve insufficiencies, mitral insufficiency (n=34, 48.6%) was the most common, followed by tricuspid insufficiency (n=20, 28.6%). The median EF value was 50%, with an interquartile range (IQR) of 45%-55%. According to CAG findings, the responsible lesion was most frequently located in the left anterior descending artery (LAD) (n=49, 70%), followed by multivessel disease and the circumflex artery (LCX) (n=40, 57.1%). When hospital outcomes were examined, it was found that the vast majority of patients were discharged (n=62, 88.6%), 10% (n=7) were referred for coronary artery bypass xii grafting (CABG), and the in-hospital mortality rate was low (n=1, 1.4%); and the mortality rate at six-month follow-up was recorded as 10% (n=7). In the comparative analysis between the control group and the patient group, no significant differences were found between the two groups in terms of age and gender (p values were 0.325 and 0.396, respectively). However, statistically significant differences were found in terms of VSIG-4 levels (p value <0.001). The median VSIG-4 level in the control group was 10,960.19 nanograms/liter (IQR: 7,811.79 - 14702.36), while in the NSTEMI group, this value was significantly lower at 5873.47 nanograms/liter (IQR: 5025.72- 6706.22). When comparing NSTEMI patients based on the presence of multivessel occlusion, no statistically significant differences were found between the group with multivessel occlusion (n=30) and the group without multivessel occlusion (n=40) in terms of VSIG-4 level, age, hypertension, diabetes, history of previous coronary artery disease, and chronic kidney disease (p values were 0.132, 0.181, 0.450, 0.230, and 0.630, respectively). According to the ROC analysis result for the VSIG-4 gene protein in terms of NSTEMI diagnosis, its ability to predict NSTEMI was found to be statistically significant (p <0.001). The VSIG-4 gene protein (AUC=0.860) had a good level of discriminatory ability in predicting NSTEMI. When the VSIG-4 gene protein was ≤8874.35, its sensitivity in predicting NSTEMI was 98.6%, specificity was 70%, positive predictive value was 85.2%, negative predictive value was 96.6%, positive likelihood ratio was 3.29, and negative likelihood ratio was 0.020. Conclusion: This study has demonstrated that VSIG-4 levels are significantly lower in NSTEMI patients. This finding suggests that the VSIG-4 molecule may play a role in the inflammatory process. The anti-inflammatory effect of VSIG-4 through various pathways is considered a protective marker in the context of myocardial ischemia, and this feature makes the VSIG-4 molecule a promising candidate biomarker for NSTEMI diagnosis.

Benzer Tezler

  1. Non-ST eleve myokard infarktüsü (NSTEMI) hastalarında JAM-A molekülünün tanısal değerinin araştırılması

    Investigation of the diagnostic value of JAM-A molecule in patients with non–ST-elevation myocardial infarction (NSTEMI)

    GÖZDE YILMAZ DURSUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER SALT

    DR. MÜKERREM ALTUNTAŞ

  2. Non ST eleve miyokard infarktüsü hastalarında intermountain risk skorlaması (IMRS)'nın prediktif değeri

    Predictive value of intermountain risk score (IMRS) in non-ST elevation myocardial infarction patients

    HAKAN ERDEM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    KardiyolojiSağlık Bakanlığı

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VEYSEL OZAN TANIK

  3. Acil servise başvuran non st eleve miyokard infarktüslü hastalarda ortalama trombosit hacmi/trombosit dağılım genişliği oranı ve troponin değişikliği ile kan grubu arasındaki ilişkinin araştırılması

    Investigation of the relationship between the mean platelet volume/platelet distribution width ratio and troponin change and blood type in non-st elevation myocardial infarction patients presenting to the emergency department

    MUSTAFA AKKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HALİL KAYA

  4. Kararsız anjina pektoris ve non-st eleve miyokard ınfarktüsünde tirofiban tedavisinin st segment rezolusyonu üzerine etkisi

    The effect of tirofiban on st segment resolution in patients with non-st elevated myocardial infarction

    ÖZGÜR BAYTURAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    KardiyolojiCelal Bayar Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. UĞUR KEMAL TEZCAN

  5. St segment yükselmesiz miyokard infarktüslü olgularda sistemik immün-inflamasyon indeksi'nin kontrast ilişkili nefropatiyi öngörmedeki yeri

    The role of systemic immune-inflammatory index in predicting contrast-induced nephropathy in myocardial infarction cases without st segment elevation

    OZAN TEZEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    KardiyolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞENNUR ÜNAL DAYI