Geri Dön

Kent kimliğini peyzaj odağından okumak: Gelenekselden küresele Seul örneğinde bir analiz modeli önerisi

Reading city identity through a landscape-oriented perspective: An analysis model proposal for Seoul from the traditional to the global

  1. Tez No: 1004451
  2. Yazar: MÜLKİYE KART
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EBRU ERBAŞ GÜRLER
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Peyzaj Mimarlığı, Landscape Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Kentsel peyzaj, Kültürel peyzaj, Küresel kentler, Urban landscape, Cultural landscape, Global cities
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Peyzaj Mimarlığı Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kent ile peyzaj arasındaki etkileşim, ilk yerleşimlerden bugüne kesintisiz bir izlek sunsa da, insanlık tarihi boyunca her dönemde değişen ideolojik öncelikler ve mekânsal ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden şekillenmiştir. Bilhassa 19. yüzyıl modern şehircilik anlayışıyla birlikte peyzaj, yoğun yapılaşmanın yarattığı ortama bir nefes alma alanı olarak kent parkları aracılığıyla eklemlenmiştir. Aslında bu girişim, genellikle gözden kaçan peyzajın rasyonal ve faydacı bir düşünce etrafında araçsallaşması durumunu içinde barındırır. Bu araçsallaştırma eğilimi, 20. yüzyılın sonlarından itibaren ise küresel kent kavramı aracılığıyla yeniden belirginleşmiştir. Bu nokta peyzajın, kamusal yarar ya da ekolojik kaygılardan ziyade; imaj üretimi, tüketilebilirlik ve küresel temsil üzerinden bir rekabet aracı olarak metalaştırılması söz konusudur. Bu durum, peyzajın geleneksel kimlikte kurucu bir rol üstlendiği Seul gibi kentlerde geçirdiği dönüşümü sorgulamayı gerektirmektedir. Özellikle Seul kentine yönelik peyzaj odaklı ve tarihsel sürekliliği gözeten bir kent kimliği okumasının eksikliği tezin çıkış noktalarından biridir. Bunun yanında mimarlık, şehircilik ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerde kent kimliğini okumaya yönelik çok sayıda yaklaşım geliştirilmiş olsa da peyzaj odaklı bütüncül bir analiz modelinin eksikliğinin peyzajın tarihsel süreçler boyunca değişen rolünü kent kimliği bağlamında karşılaştırmalı ve ilişkisel olarak analiz etmeyi güçleştirmesi tezin diğer bir çıkış noktasıdır. Bu bağlamda tez, peyzaj odaklı bir kent kimliği analiz modeli geliştirerek Seul kenti örneğinde peyzajın kent kimliğindeki rolü ve anlamının dönüşümünü, kentin kurulduğu Joseon Hanedanlığı döneminden çağdaş küreselleşme dönemine kadar okumayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Seul, hem ilk kez kurulduğu Joseon döneminde peyzajın kozmolojik ve düşünsel bir sistem olarak kentsel kararları yönlendirdiği özgün bir örnek sunduğu hem de modernleşme, sömürgecilik, kalkınmacı devlet politikaları ve küresel rekabet süreçlerinde peyzajın çok katmanlı bir dönüşümü deneyimleyen atipik bir küresel kent olduğu için vaka alanı olarak seçilmiştir. Çalışmanın yöntemi dört aşamada kurgulanmıştır. Bu aşamalar; Kent kimliği ve peyzaj ilişkisine dair literatür taraması yapmak ve temel kavramlar tanımlamak; literatürde yer alan farklı kent kimliği çalışmalarından seçilen dört model sentezleyerek Seul'ün özgün tarihsel ve mekânsal dinamiklerini kent kimliği üzerinden peyzaj çerçevesinde okuyabilmek için model gelişmek; Seul'ün kent kimliğini köklü biçimde etkileyen tarihsel ve mekânsal kırılma noktaları belirlemek ve bu kırılmalar doğrultusunda dönemsel aralıklar tanımlamak; karşılaştırmalı tarihsel–mekânsal analizler yapmaktır İlk aşamada kent, peyzaj, gelenek, geleneksellik, küreselleşme ve küresel kent, kent kimliği kavramları literatür taraması yoluyla incelenmiş ve tartışılmıştır. İkinci aşamada kent kimliğinin farklı disiplinlerde nasıl ele alındığına bakılmıştır. Farklı yaklaşımların arasındaki örtüşmeler ve ayrışmalar değerlendirilerek peyzaj odaklı bir kent kimliği okuması için bir analiz modeli geliştirilmiştir. Doğal alan, yapılı alan, politik yapı, kültür, ekonomi, gündelik pratikler ve algısal/sembolik unsurlar geliştirilen modelin yedi temel parametresi olarak belirlenmiştir. Bu kent kimliğini parametreleri birbirinden bağımsız değil karşılıklı etkileşim içinde çalışmaktadır. Üçüncü aşamada, Seul'ün kent kimliğinde belirleyici rol oynayan tarihsel kırılma noktaları literatür taraması yapılarak saptanmıştır. Daha sonra, bu kırılmalar üzerinde dört dönemsel aralık tanımlanmıştır. Bunlar: (1) Joseon Hanedanlığı dönemi, (2) Batı ile temas, Modernleşme ve Sömürgecilik süreci, (3) Modern Kalkınma ve Küresel Kentleşme evresi ile (4) Neoliberal Dönüşüm'dür. 1876 Ganghwa Antlaşması, Japon sömürge dönemi, Kore Savaşı, 1961 darbesi, 1988 Seul Olimpiyatları ve 1997 Asya Finans Krizi gibi olaylar dönemsel aralıklar belirlenirken temel eşikler olarak ele alınmıştır. Analizler, erken Joseon döneminde peyzajın kozmolojik düşünce, jeomansi ve Neo-Konfüçyüsçülükle birlikte kent kimliğini kuran merkezi bir sistem olarak işlediğini göstermektedir. Bu dönemde doğal alan, kentsel mekânın üzerinde kurulduğu edilgen bir zemin değil; okunan, yorumlanan ve mekânsal kararları yönlendiren bir referans çerçevesi olarak ele alınmıştır. Ancak 17. yüzyıl ortalarından itibaren bu bütüncül sistemin yönlendirici gücü zayıflamaya başlamıştır. 1876 sonrası Batı ile temas, Modernleşme ve Sömürgecilik süreci ile birlikte, peyzajın kent kimliğindeki rolünde niteliksel bir kırılma gerçekleşmiştir. Bu süreçte peyzaj, kozmolojik bir düzenin maddesel biçimi olmaktan çıkarak, dönüştürülen ve denetlenen bir nesneye dönüşmüş; parklar ve açık alanlar modernleşme ve kamusallık söylemleri altında ideolojik araçlar olarak yeniden kurgulanmıştır. 1940'lar ve savaş sonrası kaos döneminde ise peyzaj, kriz yönetimi rasyonalitesi ile ele alınmış; estetik ve kültürel anlamlarını büyük ölçüde yitirerek edilgen bir kentsel yüzey hâline gelmiştir. 1960 sonrası Modern Kalkınma ve Küresel Kentleşme evresinde ise peyzaj, altyapı ve mühendislik projeleriyle yeniden biçimlendirilmiştir. Kent kimliğini etkileyen baskın unsurlar ekonomik büyüme ve modernleşme hedefleri olmulştur. 1980'lerdeki Olimpiyatlara hazırlık süreci ve 1990'larda Olimpiyatlara başarıyla ev sahipliği yapmayla elde edilen küresel görünürlüğü sağlamlaştırma çabaları peyzajın kentsel tasarımın temel araçlarından biri hâline getirmiştir. Bu süreçte peyzaj, estetik bir temsil yüzeyi olarak işlev görmüştür. 1997 Asya Finans Krizi sonrasında gelişen neoliberal dönüşümle birlikte, peyzaj Seul'de ekolojik söylem, kamusal kullanım ve ekonomik değer üretiminin kesiştiği stratejik bir unsur olarak yeniden tanımlanmaktadır. Çevresel rehabilitasyon, tarihsel süreklilik ve tasarım odaklı projeler, kentin küresel kimliğini güçlendiren araçlar olarak çalışmaktadır. Peyzaj, bu süreçte bir yandan kentin küresel cazibesini artırırken bir yandan da toplumsal ve mekânsal gerilimleri büyük ölçüde örten bir nesne dili üretme eğilimi göstermektedir. Tüm bu dönemsel aralıklar birlikte değerlendirildiğinde; Seul kent kimliğinde peyzajın rolü ve anlamının, tarih boyunca belirli bir 'güç' odağının etkisiyle radikal bir dönüşüm geçirdiği görülmektedir. Joseon döneminde 'kozmolojik denge' üzerinden kurulan peyzaj, kolonyal dönemde sömürge yönetiminin, 1960'larda kalkınmacı otoriter devletin, 1980'lerden itibaren ise küresel rekabet odaklı politik otorite ve piyasa aktörlerinin anlatısını kuran bir araca dönüşmüştür. Bu çerçevede Seul'ün peyzajı, her yeni politik rejim ve kriz anında o dönemin hâkim gücü tarafından kendi anlatısını kurmak üzere yeniden yapılandırılmış; durağan bir arka plan olmaktan çıkarak kentsel imajın sürekli müzakere edildiği bir temsil ve gerilim alanına dönüşmüştür. Peyzajın kent kimliği içindeki rolünü tarihsel süreklilikler ve kopuşlar çerçevesinde ele alan bu çalışma, kent kimliği literatüründe çoğunlukla birbirinden kopuk biçimde ele alınan doğal, kültürel, politik ve algısal bileşenleri, peyzaj odaklı bir yaklaşımla bir arada değerlendiren bütüncül bir analiz modeli ortaya koyarak bir katkı sağlamaktadır. Ayrıca, Seul örneği üzerinden yapılan tarihsel inceleme, peyzajın Joseon döneminde hem düşünsel hem de mekânsal açıdan kent kimliğini kuran bir referans sistemi olarak işlediğini; modernleşme ve neoliberal dönüşüm süreçlerinde ise giderek araçsallaştırılan bir unsura dönüştüğünü görünür kılmaktadır. Son olarak peyzajın kent kimliği içindeki bu değişen konumunun yalnızca fiziksel mekân üretimi üzerinden değil, ideolojik yönelimler, yönetişim pratikleri ve gündelik toplumsal ilişkilerle birlikte ele alınması gerektiğini göstererek, peyzajın kentsel mekân üretimindeki eleştirel ve açıklayıcı potansiyeline işaret etmektedir.

Özet (Çeviri)

The interaction between the city and landscape presents a continuous trajectory from the earliest settlements to the present day; however, throughout human history, this relationship has been repeatedly reshaped in line with changing ideological priorities and spatial needs in each period. Particularly with the emergence of nineteenth-century modern urbanism, landscape was incorporated into the city through urban parks as spaces of relief within environments shaped by dense construction. Embedded within this intervention, though often overlooked, is the instrumentalization of landscape through a rational and utilitarian mode of thinking. This tendency toward instrumentalization became increasingly pronounced from the late twentieth century onward through the concept of the global city. At this point, landscape is commodified as a tool of competition, defined less by public benefit or ecological concern than by city image creation and representation in global arena. This situation necessitates questioning the transformation experienced in cities such as Seoul, where landscape assumes a constitutive role in traditional city identity. In particular, the lack of a landscape-oriented and historically continuous reading of urban identity with respect to the city of Seoul constitutes one of the main points of departure for this thesis. In addition, although numerous approaches have been developed across different disciplines—such as architecture, urban planning, and sociology—to interpret urban identity, the absence of a holistic analysis model centered on landscape makes it difficult to comparatively and relationally analyze the changing role of landscape throughout historical processes within the context of urban identity. In this context, the thesis aims to develop a landscape-oriented urban identity analysis model and, through the case of Seoul, to examine the transformation of the role and meaning of landscape in urban identity, from the period of the city's foundation during the Joseon Dynasty to the contemporary era of globalization. Seoul was selected as the case study area because it offers a distinctive example in which, during the Joseon period, landscape functioned as a cosmological and intellectual system guiding urban decision-making, while also representing an atypical global city that has experienced a multilayered transformation of landscape through processes of modernization, colonialism, developmentalist state policies, and global competition. The methodology of the study is structured in four stages. These stages consist of: conducting a literature review on the relationship between urban identity and landscape and defining key concepts; synthesizing four selected models from different urban identity studies in the literature in order to develop an analytical model capable of interpreting Seoul's unique historical and spatial dynamics through a landscape-oriented urban identity framework; identifying historical and spatial rupture points that have fundamentally influenced Seoul's urban identity and defining periodizations based on these ruptures; and conducting comparative historical–spatial analyses. In the first stage, the concepts of city, landscape, tradition, traditionality, globalization and the global city, and urban identity were examined and discussed through a comprehensive literature review. In the second stage, the ways in which urban identity has been addressed across different disciplines were investigated. By evaluating points of convergence and divergence among these approaches, an analysis model was developed for a landscpe-oriented reading of urban identity. Natural environment, built environment, political structure, culture, economy, everyday practices, and perceptual/symbolic elements were identified as the seven main parameters of this model. These components of urban identity do not operate independently; rather, they function through interaction. In the third stage, historical rupture points that played a decisive role in shaping Seoul's urban identity were identified through literature review. Subsequently, four periodizations were defined based on these ruptures. These periods are: (1) the Joseon Dynasty period, (2) the process of contact with the West, modernization, and colonialism, (3) the phase of modern developmentalism and global urbanization, and (4) the neoliberal transformation. Events such as the 1876 Ganghwa Treaty, the Japanese colonial period, the Korean War, the 1961 military coup, the 1988 Seoul Olympics, and the 1997 Asian Financial Crisis were considered key thresholds in defining these periodizations. The analyses demonstrate that in the early Joseon period, landscape functioned as a central system that constituted urban identity in conjunction with cosmological thought, geomancy, and Neo-Confucianism. During this period, the natural environment was not regarded as a passive ground upon which urban space was constructed, but rather as a reference framework that was read, interpreted, and used to guide spatial decisions. However, from the mid-seventeenth century onward, the directive power of this holistic system began to weaken. With the post-1876 period of contact with the West, modernization, and colonialism, a qualitative rupture occurred in the role of landscape within urban identity. During this process, landscape ceased to be the material embodiment of a cosmological order and instead became a transformed and controlled object; parks and open spaces were reconfigured as ideological instruments under the discourses of modernization and publicness. In the 1940s and the postwar period of chaos, landscape was approached through a crisis-management rationale, largely losing its aesthetic and cultural meanings and becoming a passive urban surface. In the post-1960 phase of modern developmentalism and global urbanization, landscape was reshaped through infrastructure and engineering projects. Economic growth and modernization goals emerged as the dominant forces shaping urban identity. Preparations for the Olympics in the 1980s and efforts in the 1990s to consolidate the global visibility achieved through successfully hosting the Olympics positioned landscape as one of the primary tools of urban design. During this period, landscape functioned predominantly as an aesthetic surface of representation. With the neoliberal transformation following the 1997 Asian Financial Crisis, landscape in Seoul has been redefined as a strategic urban element situated at the intersection of ecological discourse, public use, and economic value production. Projects centered on environmental rehabilitation, historical continuity, and design have operated as tools for strengthening the city's global identity. In this process, landscape has tended to produce an object-language that simultaneously enhances the city's global appeal while largely concealing underlying social and spatial tensions. When all these periodizations are considered together, it becomes evident that the role and meaning of landscape in Seoul's urban identity have undergone a radical transformation throughout history under the influence of particular centers of power. While landscape in the Joseon period was constructed through the notion of cosmological balance, it was reconfigured during the colonial period as an instrument of colonial governance; in the 1960s, as a tool of the developmental authoritarian state and, from the 1980s onward, as a medium through which narratives of globally competitive political authority and market actors were articulated. Within this framework, Seoul's landscape has been repeatedly restructured by the dominant power of each political regime and moment of crisis in order to construct its own narrative, thereby ceasing to function as a static backdrop and instead becoming a representational and contested terrain in which urban image is continuously negotiated. By examining the role of landscape in urban identity through the framework of historical continuities and ruptures, this study contributes to the urban identity literature by proposing a holistic analysis model that brings together natural, cultural, political, and perceptual components—elements that are often addressed in fragmented ways—through a landscape-centered approach. Furthermore, the historical analysis conducted through the case of Seoul reveals that while landscape functioned as a reference system constituting urban identity both intellectually and spatially during the Joseon period, it gradually transformed into an increasingly instrumentalized element throughout modernization and neoliberal transformation processes. Finally, the study demonstrates that this changing position of landscape within urban identity cannot be understood solely through physical spatial production, but must be evaluated together with ideological orientations, governance practices, and everyday social relations, thereby drawing attention to the critical and explanatory potential of landscape in the production of urban space.

Benzer Tezler

  1. Meydanların yeniden organizasyon sürecinde mekansal bileşenlerin etmen tabanlı modellerle değerlendirilmesi: Bakırköy Cumhuriyet Meydanı örneği

    Assessment of spatial components using agent-based modelling in the reorganization process of urban squares: a case study of Bakirkoy republic square

    HANDE ALACA EPİK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İSMAİL EREN KÜRKÇÜOĞLU

  2. Urban design focus on urban renewal: A case study of Barbaros neighborhood in Atasehir

    Kentsel yenileme odağında kentsel tasarım: Ataşehir Barbaros Mahallesi örneği

    MELEK İNCE

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2022

    Peyzaj MimarlığıYeditepe Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CEMİL ATA

  3. Erken Cumhuriyet Dönemi(1923-1950) meydanlarının form, estetik ve işlev bağlamında değerlendirilmesi

    Evalution of Early Republic Period squares(1923-1950) in terms of form, aesthetics and function

    ELİF AĞAOĞLU YILDIRIM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HANDAN TÜRKOĞLU

  4. Byzantine heritage depicted: the aqueduct of Valens in the historical topography of Istanbul

    Tasvirdeki Bizans mirası: İstanbul'un tarihi topografyasında Valens Su Kemeri

    FATMA SARIKAYA IŞIK

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2019

    MimarlıkOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Tarihi Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ PELİN YONCACI ARSLAN

  5. Experience value, counter-monument, narrative archive: The memory landscape of the railroaders in Türkiye

    Yaşam değeri, karşı-anıt, anlatı arşiv: Türkiye'deki demiryolcuların hafıza peyzajı

    BAŞAK ÖZDEN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Tarihİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE ŞENTÜRER