Prostatektomi sonrası radyoterapi uygulanan yüksek risk ve çok yüksek riskli prostat kanserli hastalarda tedavi sonuçları
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 1004769
- Danışmanlar: PROF. DR. FUNDAGÜL ANDİÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyasyon Onkolojisi, Radiation Oncology
- Anahtar Kelimeler: Prostat kanseri, radikal prostatektomi, adjuvan radyoterapi, kurtarma radyoterapisi, pelvik lenfatik radyoterapi, sağkalım, Prostat neoplazmları, Prostate cancer, radical prostatectomy, adjuvant radiotherapy, salvage radiotherapy, pelvic lymphatic radiotherapy, survival, Prostatic neoplasms
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Çukurova Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Radikal prostatektomi (RP) sonrası kötü prognostik faktörlere sahip prostat kanserli hastalarda postoperatif radyoterapi (RT) önerilmektedir. Postoperatif RT hedef volümü prostat ve seminal vezikül yatağı ile sıklıkla pelvik lenfatikleri de içerir. Ancak hangi hasta grubunun pelvik lenfatik RT'den (PLRT) fayda sağlayacağı tartışmalıdır. Bu çalışmada postoperatif RT uygulanan yüksek ve çok yüksek riskli prostat kanserli hastalarda tedavi sonuçlarını retrospektif olarak değerlendirmeyi ve hangi hasta grubunda PLRT'den kaçınarak RT alan de-eskalasyonu önerilebileceğini araştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmada RP sonrası adjuvan veya kurtarma RT'si uygulanan yüksek ve çok yüksek riskli prostat kanserli 76 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Çalışmanın sonlanım noktaları olarak genel sağkalım (GSK), uzak metastazsız sağkalım (UMSK) ve biyokimyasal nükssüz sağkalım (BNSK) analiz edildi. Kategorik ölçümlerin gruplar arasında karşılaştırılmasında Ki Kare testi kullanıldı. Gruplar arasında sayısal ölçümlerin karşılaştırılmasında varsayımların sağlanması durumunda Bağımsız gruplarda T testi, varsayımların sağlanmaması durumunda ise Mann Whitney U testi kullanıldı. GSK ve UMSK süresinin ilgili değişkenler ile ilişkisini incelemede Kaplan-Meier analizi altında Log-Rank testi yapıldı. GSK ve UMSK süresini modellemede Cox Regresyon analizi kullanıldı. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alındı. Bulgular: Medyan takip süresi 102 ay (11 - 216 ay) idi. Tüm hastalarda (n= 76) 10 yıllık GSK %80,7 ve UMSK %67,0 idi. Adjuvan RT (n= 30) ve kurtarma RT (n= 46) yapılan gruplarda GSK ve UMSK sonuçları benzerdi. Yüksek riskli hastalara (n= 35) kıyasla, çok yüksek riskli hastalarda (n= 41) GSK (p= 0,005) ve UMSK (p= 0,027) daha düşük bulundu. Prostat dışına yayılım olan hastalarda GSK daha düşük (p= 0,027) idi. Patolojik pozitif lenf nodu olan hastalarda daha kötü UMSK (p =0,047) ve >2 pozitif lenf nodu olanlarda ikiden az pozitif lenf nodu olanlara kıyasla daha düşük UMSK bulundu (p= 0,008). PLRT yapılan (n=26) hastalarda, GSK (p= 0,037) ve UMSK (p= 0,005) oranları PLRT yapılmayanlara (n=50) kıyasla daha düşük idi. PLRT uygulanan hastalarda, çok yüksek risk grubunun (p= 0,002), seminal vezikül invazyonunun (p= 0,012), pT3–T4 evre oranlarının (p= 0,037), Gleason skor 8 ve 9-10 oranlarının, lenf nodu tutulumunun (p<0,001) ve ekstranodal ekstansiyon varlığının (p=0.026) daha fazla olduğu görüldü. Çok yüksek risk grubunda PLRT yapılan hastalarda yapılmayanlara kıyasla benzer GSK (p=0,250) ve daha düşük UMSK (p= 0.032) oranları saptandı. Tek değişkenli Cox regresyon analizinde düşük GSK ile ilişkili faktörler arasında artan yaş (p= 0,016) ve çok yüksek risk grubunda yer almak (p= 0,036); düşük UMSK ile ilişkili faktörler arasında ise PLRT uygulanması (p= 0,008) bulundu. Sonuç: Çalışmamızda, çok yüksek riskli hastalarda, yüksek riskli hastalara kıyasla GSK ve UMSK'ın anlamlı derecede daha düşük olduğu; çok yüksek risk grubunda yapılan PLRT'nin yapılmayanlara kıyasla GSK katkısı sağlamadığı ve daha düşük UMSK ile sonuçlandığı bulunmuştur. Bu bulgular, PLRT'nin tartışmalı sağkalım katkısı ve olası toksisite riski de hesaba katıldığında, çok yüksek risk grubunda PLRT'den kaçınarak RT alan de-eskalasyonu yapılabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte PLRT kararını vermede ek prognostik faktörlerin ve genomik risk profillerinin klinik karar sürecine dahil edilmesi önerilir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Objectives: Postoperative radiotherapy (RT) is recommended for prostate cancer patients exhibiting adverse prognostic features following radical prostatectomy (RP). The radiation target volume typically encompasses the prostate and seminal vesicle bed, often including the pelvic lymphatics. However, the specific patient cohort that derives a definitive clinical benefit from pelvic lymphatic radiotherapy (PLRT) remains controversial. In this study, we aimed to retrospectively evaluate treatment outcomes in high and very high-risk prostate cancer patients treated with postoperative RT and to investigate which patient subgroups may be eligible for RT de-escalation by omitting PLRT. Materials and Methods: Data from 76 high- and very high-risk prostate cancer patients who received adjuvant or salvage RT following RP were retrospectively analyzed. Study endpoints included overall survival (OS), metastasis-free survival (MFS) and biochemical recurrence-free survival (BRFS). Categorical variables were compared using the chi-square test. Continuous variables were analyzed using the independent samples t-test or the Mann-Whitney U test, depending on data distribution. Survival analyses were performed using the Kaplan-Meier method, with group comparisons conducted using the log-rank test. Cox proportional hazards regression analysis was used to identify factors associated with OS and MFS. A p-value <0.05 was considered statistically significant. Results: The median follow-up duration was 102 months (range, 11-216 months). In the entire cohort (n=76), the 10-year OS and MFS rates were 80.7% and 67.0%, respectively. No significant differences in OS or MFS were observed between the adjuvant and salvage RT groups. Compared with high-risk patients (n=35), very high-risk patients (n=41) had significantly lower OS (p=0.005) and MFS (p=0.027). OS was significantly lower in patients with extraprostatic extension (p=0.027). Patients with pathologically positive lymph nodes had significantly worse MFS (p=0.047), and those with >2 positive lymph nodes demonstrated inferior MFS compared with patients with fewer than two positive nodes (p=0.008). Patients who received PLRT (n=26) had significantly lower OS (p=0.037) and MFS (p=0.005) compared with those who did not receive PLRT (n=50). The PLRT group had a significantly higher prevalence of very high-risk disease (p=0.002), seminal vesicle invasion (p=0.012), pT3–T4 stage tumors (p=0.037), Gleason scores of 8 and 9-10, lymph node involvement (p<0.001), and extranodal extension (p=0.026). Among very high-risk patients, PLRT did not confer improved OS (p=0.250), while MFS was significantly lower in patients who received PLRT (p=0.032). In univariate Cox regression analysis, advanced age (p=0.016) and being in very high-risk cohort (p=0.036) were associated with worse OS, while the administration of PLRT was a significant predictor of inferior MFS (p=0.008). Conclusion: Our study demonstrated that OS and MFS were significantly lower in very high-risk patients compared with those in the high-risk category. Notably, in the very high-risk group, PLRT did not confer OS benefit while MFS was significantly lower in patients who received PLRT. Given the controversial survival impact and the potential for treatment-related toxicity, these findings suggest that RT de-escalation by omitting PLRT may be considered in the very high-risk cohort. Nevertheless, the integration of additional prognostic factors and genomic risk profiles is recommended to better refine clinical decision-making regarding the utilization of PLRT.
Benzer Tezler
- Radikal prostatektomi uygulanan hastalarda postoperatif adjuvan tedavi gerekebilirliğinin cerrahi öncesi tetkiklerde öngörülebilirliği: Retrospektif araştırma
Predictability of the need for postoperative adjuvant therapy based on preoperative assessments in patients undergoing radical prostatectomy: A Retrospective study
ABDULBAKİ KALKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
ÜrolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ABDULLAH GÜL
- Aktif izlem ile takip edilen lokalize prostat kanserli hastalarda 5 alfa redüktaz inhibitörlerinin prognoza etkisi
Impact of the 5-alpha reductase inhibitors on patients with localized prostate cancer followed with active surveillance
TAYYAR ALP ÖZKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
ÜrolojiKocaeli ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZDAL DİLLİOĞLUGİL
- Radikal prostatektomi sonrası adjuvan ve salvaj radyoterapi uygulanan hastalarda tedaviye bağlı gelişen toksisitelerin retrospektif değerlendirilmesi
A retrospective evaluation of treatment-related toxicities in patients receiving adjuvant and salvage radiotherapy following radical prostatectomy
MERVE ERDUĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Radyasyon OnkolojisiManisa Celal Bayar ÜniversitesiRadyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGÜR YILDIRIM
- İleri yaşta radyoterapi uygulanan meme ve prostat kanserli hastalarda umut, başa çıkma tutumları ve ilişkili faktörler
Hope, coping strategies and their predictors in older patients with prostate and breast cancer under radiotherapy
SEMA YILDIZEL
- Robotik radikal prostatektomi vakalarında peritoneal retzius yaklaştırma tekniğinin erken ve geç dönem sonuçları
Early and late outcomes of the peritoneal retzius approximation technique in robotic radical prostatectomy cases
ÖMER FARUK ÖRNEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
ÜrolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HACI MURAT AKGÜL