Geri Dön

Robotik radikal prostatektomi vakalarında peritoneal retzius yaklaştırma tekniğinin erken ve geç dönem sonuçları

Early and late outcomes of the peritoneal retzius approximation technique in robotic radical prostatectomy cases

  1. Tez No: 988504
  2. Yazar: ÖMER FARUK ÖRNEK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HACI MURAT AKGÜL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Üroloji, Urology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Üroloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Lokalize prostat kanserinin tedavisinde temel küratif seçeneklerden biri radikal prostatektomidir. Son yıllarda bu cerrahi yaklaşım, robotik yardımlı laparoskopik teknikle (RARP) yaygın ve güncel biçimde uygulanmaktadır. Çalışmamızda kliniğimizde lokal ve lokal ileri prostat kanseri nedeniyle rutin olarak gerçekleştirilen RARP olgularında Peritoneal Retzius Yaklaştırma Tekniği'nin (PRY) postoperatif erken ve geç dönemdeki onkolojik ve fonksiyonel sonuçlara olan etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 01.01.2020–01.07.2025 tarihleri arasında RARP uygulanan hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Operasyonların tamamı robotik radikal prostatektomide onkolojik ve fonksiyonel sonuçlar için öğrenme eğrisini doldurmuş tek bir cerrah tarafından gerçekleştirildi. Seksen yaş üzerindeki olgular, metastatik prostat kanseri bulunan hastalar, pelvik bölgeye radyoterapi öyküsü olanlar ve geçirilmiş intraabdominal cerrahi öyküsü bulunan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışmada dahil edilme kriterleri olarak; prostat biyopsisi sonrası prostat kanseri tanısı almış olmak, >10 yıl yaşam beklentisi bulunması ve RARP'ın transperitoneal yaklaşımla uygulanmış olması şeklinde belirlendi. Toplam 160 hasta çalışmaya dahil edildi; 80 hastada PRY tekniği uygulanırken, kontrol grubu PRY uygulanmamış 80 hastadan oluşturuldu. Postoperatif ağrının değerlendirilmesinde Görsel Analog Skala (Visual Analogue Scale, VAS) kullanıldı. Hastalar arası temel ağrı duyarlılığındaki farklılıkları standardize etmek amacıyla, preoperatif 12. saatte subkutan enoksaparin sodyum uygulaması sırasında ölçülen VAS değerleri referans alındı ve postoperatif 8. saatteki VAS skorları ile karşılaştırıldı. Gastrointestinal motilitenin yeniden kazanılma süresi; gaz ve gaita çıkış zamanlarının takibi ile değerlendirildi; gereksinim halinde uygulanan lavman tedavisi, nazogastrik tüp yerleştirilmesi ve ileus nedeniyle cerrahi girişim sıklıkları gruplar arasında karşılaştırıldı. Peroperatif dönemde yerleştirilen drenaj kateterlerinin günlük drenaj miktarları izlenerek kateter çekim günleri kaydedildi; toplam drenaj miktarı ve üretral kateterin çekilmesine kadar geçen süre açısından gruplar karşılaştırıldı. Postoperatif izlemleri tarafımızca gerçekleştirilen hastalarda semptom gelişmesi durumunda görüntüleme yöntemleri ile lenfosel açısından değerlendirme yapıldı; görüntülemelerde lenfosel saptanan olgulara hastanemizin girişimsel radyoloji birimi tarafından rutin perkütan drenaj uygulandı. Bu hastalarda lenfosel drenaj kateterinin kalış süresi ve toplam drenaj miktarı ayrıca karşılaştırıldı. Uzun dönem cerrahi adezyonların değerlendirilmesine yönelik olarak ise tek bir olgu örneklemi üzerinden gözlem yapıldı. Bulgular: Peritoneal Retzius Yaklaştırma yapılan ve yapılmayan gruplar; yaş, HT, DM, KAH, boy, kilo, BMI, PSA, prostat hacmi, biyopside pozitif kadran yüzdesi, ISUP skorları, LVI, PNI, IPSS, SHIM, Briganti ve D'amico risk sınıflamaları açısından genel olarak benzer görünmektedir (sırasıyla p= 0,1, p= 0,52, p=0,85, p=0,59, p=0,94, p=0,84, p=0,68, p=0,71, p=0,051, p=0,64, p=0,29, p=0,12, p=0,85, p=0,64, p=0,28, p=0,48, p=0,39). Ancak PRY grubundaki hastaların Charlson Komrbidite İndeksi sonuçları daha yüksektir (p= 0,026). Görüntüleme basamaklarının kullanımında gruplar arasında farklılıklar saptandı; preoperatif görüntülemelerde lenf nodu tutulumu bulguları PRY yapılmayan grupta daha sık görüldü (p= 0,008). Perioperatif süreçte PRY'nin cerrahi süresi, peroperatif kanama miktarı, peroperatif HCT düşüşü, transfüzyon gereksinimi açısından olumsuz bir etkisi izlenmedi (sırasıyla p=0,24, p=0,43, p=0,91, p=1,00). Her iki hasta grubunda LND uygulanma oranları ve sinir koruyucu cerrahi uygulanma oranları benzer sonuçlandı (p=0,53, p=0,53). Peroperatif konsol süresinin PRY grubunda daha kısa seyrettiği görüldü(p=0,007). Postoperatif gaz deşarjı, gaita deşarjı, yeniden NG iletimi, lavma uygulanma ihtiyacı açısından fark izlenmedi (sırasıyla p=0,14, p=0,21, p=0,44, p=0,80). PRY grubunda dren çekiminin daha erken olduğu, toplam drenajın daha düşük seyrettiği ve hastanede kalışın daha kısa olduğu dikkat çekmektedir (sırasıyla p=0,007, p=0,037, p<0,001). Ağrı değerlendirmesinde de PRY lehine sınırlı bir iyileşme izlendi (p=0,006). Üretral katater çekim gününde açısından fark izlenmedi(p=0,5). Patolojik ve onkolojik sonuçlarda temel göstergeler büyük ölçüde benzer bulundu, biyokimyasal nükste PRY lehine bir eğilim görülse de belirgin fark izlenmedi (p=0,06). Postoperatif dönem fonksiyonel sonuçlarından kontinans sağlanması, kontinans sağlanana kadar geçen süre ve postoperatif ereksiyon sonuçları arasında fark izlenmedi (sırasıyla p=0,55, p=0,81, p=0,62). İnkontinan hasta alt grubunda ped ıslatma miktarı PRY uygulanan grupta daha yüksek izlendi (p=0,045). Semptomatik lenfosel açısından da gruplar arasında anlamlı farklılık izlenmedi (p=1,00). Sonuç: Çalışmamız, transperitoneal RARP uygulanan hastalarda PRY tekniğinin perioperatif süreç ve erken postoperatif derlenme üzerindeki etkilerini ortaya koydu; tekniğin cerrahi akışa güvenle uygulanabilir olduğu, belirgin ek perioperatif yük veya komplikasyon artışı oluşturmadığını gösterdi. Erken gastrointestinal iyileşme parametrelerinde belirgin fark izlenmezken, dren yönetimi ve taburculuk dinamiklerinde PRY lehine daha iyi bir seyir dikkat çekti. Hastanede kalış süresinin kısalmasına katkı potansiyeli ve ağrı açısından sınırlı bir avantaj olabileceği değerlendirildi. Onkolojik ve fonksiyonel sonuçlarda olumsuz etki saptanmaması, PRY'nin onkolojik radikallik ve fonksiyonel kazanımları koruyarak uygulanabilir bir modifikasyon olduğunu desteklemektedir. Lenfatik komplikasyonlarda ise belirgin bir risk artışı ya da semptomatik lenfoselde net bir azalma izlenmedi. Ayrıca az sayıda gözleme dayanarak postoperatif adezyonların daha sınırlı olabileceği yönünde bir ipucu elde edilse de bu bulgunun sistematik olarak doğrulanması gerekmektedir. Retrospektif, tek merkezli tasarım ve dönemsel/operatöre bağlı değişkenlikler nedeniyle sonuçların genellenebilirliği sınırlı olabileceğinden, PRY'nin gerçek katkısını netleştirmek için daha geniş örneklemli, çok merkezli ve prospektif çalışmalar önerilir.

Özet (Çeviri)

Objective: Radical prostatectomy is one of the main curative treatment options for localized prostate cancer. In recent years, this surgical approach has been widely and currently performed using the robot-assisted laparoscopic technique (RARP). In our study, we aimed to evaluate the effect of the Peritoneal Retzius Approximation Technique (PRA) on early and late postoperative oncological and functional outcomes in RARP cases routinely performed in our clinic for local and locally advanced prostate cancer. Materials And Methods: SBU Ümraniye Training and Research Hospital, patients who underwent RARP between 01.01.2020 and 01.07.2025 were retrospectively evaluated. All procedures were performed by a single surgeon who had completed the learning curve for oncological and functional outcomes in robotic radical prostatectomy. Patients older than 80 years, those with metastatic prostate cancer, a history of pelvic radiotherapy, or a history of prior intraabdominal surgery were excluded. The inclusion criteria were defined as having been diagnosed with prostate cancer after prostate biopsy, having a life expectancy of >10 years, and having undergone RARP via a transperitoneal approach. A total of 160 patients were included; the PRY technique was applied in 80 patients, while the control group consisted of 80 patients in whom PRY was not performed. Postoperative pain was assessed using the Visual Analogue Scale (VAS). To standardize interpatient differences in baseline pain sensitivity, VAS values measured during subcutaneous enoxaparin sodium administration at the 12th preoperative hour were taken as the reference and compared with VAS scores at the 8th postoperative hour. The time to recovery of gastrointestinal motility was evaluated by monitoring the time to first flatus and bowel movement; the frequencies of enema therapy when required, nasogastric tube placement, and surgical intervention due to ileus were compared between the groups. During the perioperative period, daily drainage volumes from the drainage catheters placed were monitored and the day of catheter removal was recorded; groups were compared in terms of total drainage volume and the time to urethral catheter removal. In patients whose postoperative follow-up was performed by our team, imaging modalities were used to evaluate for lymphocele in the presence of symptoms; in cases in which lymphocele was detected on imaging, routine percutaneous drainage was performed by our hospital's interventional radiology unit. In these patients, the duration of lymphocele drainage catheterization and total drainage volume were additionally compared. For the assessment of long-term surgical adhesions, observations were made based on a single-case sample. Results: The groups with and without Peritoneal Retzius Approximation (PRA) appeared generally comparable in terms of age, HT, DM, CAD, height, weight, BMI, PSA, PV, percentage of positive biopsy cores, ISUP scores, lymphovascular invasion (LVI), perineural invasion (PNI), IPSS, SHIM, and Briganti and D'Amico risk stratifications (p=0.10, p=0.52, p=0.85, p=0.59, p=0.94, p=0.84, p=0.68, p=0.71, p=0.051, p=0.64, p=0.29, p=0.12, p=0.85, p=0.64, p=0.28, p=0.48, and p=0.39, respectively). However, Charlson Comorbidity Index scores were higher in the PRA group (p=0.026). Differences were identified in the use of imaging pathways; findings suggestive of lymph node involvement on preoperative imaging were more frequently observed in the non-PRA group (p=0.008). During the perioperative period, no adverse effect of PRA was observed with respect to operative time, estimated blood loss, perioperative hematocrit (HCT) decrease, or transfusion requirement (p=0.24, p=0.43, p=0.91, and p=1.00, respectively). The rates of lymph node dissection (LND) and nerve-sparing surgery were similar between the two groups (p=0.53 and p=0.53). Perioperative console time was shorter in the PRA group (p=0.007). No differences were observed in postoperative flatus passage, bowel movement, need for reinsertion of a nasogastric (NG) tube, or requirement for enema (p=0.14, p=0.21, p=0.44, and p=0.80, respectively). Notably, drain removal occurred earlier, total drainage volume was lower, and length of hospital stay was shorter in the PRA group (p=0.007, p=0.037, and p<0.001, respectively). Pain assessment also demonstrated a limited improvement in favor of PRA (p=0.006). No difference was observed regarding the day of urethralcatheter removal (p=0.5). Pathological and oncological outcomes were largely similar; although a trend toward lower biochemical recurrence was noted in favor of PRA, no significant difference was detected (p=0.06). Among postoperative functional outcomes, no differences were found in continence recovery, time to continence, or postoperative erectile function (p=0.55, p=0.81, and p=0.62, respectively). In the incontinent subgroup, pad wetness amount was higher in the PRA group (p=0.045). No significant difference was observed between the groups in terms of symptomatic lymphocele (p=1.00). Conclusion: Our study elucidated the effects of the PRA technique on the perioperative course and early postoperative recovery in patients undergoing transperitoneal RARP. The findings indicate that this technique can be safely integrated into the surgical workflow without imposing a substantial additional perioperative burden or increasing complication rates. Although no marked differences were observed in early gastrointestinal recovery parameters, a more favorable trajectory was noted in drain management and discharge-related outcomes in favor of PRA. Accordingly, PRA was considered to have the potential to contribute to a shorter length of hospital stay and to provide a limited advantage in terms of postoperative pain. The absence of adverse effects on oncological and functional outcomes supports PRA as a feasible modification that preserves oncological radicality and functional recovery. With respect to lymphatic complications, no clear increase in risk or definite reduction in symptomatic lymphocele was observed. In addition, while a signal suggesting that postoperative adhesions may be less pronounced was obtained based on a limited number of observations, this finding requires systematic confirmation. Given the retrospective, single-center design and potential temporal and operator-dependent variability, the generalizability of these results may be limited; therefore, larger-scale, multicenter, prospective studies are recommended to clarify the true contribution of PRA.

Benzer Tezler

  1. Robotik radikal prostatektomi (RARP) vakalarında intraoperatif optik sinir kılıfı çapı değerlendirilmesi

    Evaluation of optic nerve sheath diameter in patients undergoing robotic assisted laparoscopic prostatectomy

    LEYLA ŞAMİL AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonAkdeniz Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA ERTUĞRUL

  2. Robotik yardımlı radikal prostatektomi vakalarında anestezi uygulamalarının retrospektif incelenmesi

    Reteospecti̇f analysing of anesthesia management in robotic assisted radical prostatectomy cases

    ÖMER UĞUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Anestezi ve ReanimasyonAkdeniz Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA ERTUĞRUL

  3. Robotik radikal prostatektomi sonrası prostat üzerindeki sinir demetinin üç boyutlu olarak ortaya konulması (Prostat sinir demetinin haritalanması)

    3-dimensional demonstration of the periprostatic nerve bundle after radical prostatectomy

    HÜSEYİN GÜMÜŞTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. LÜTFİ TUNÇ

  4. Hacettepe Üniversitesi ameliyathanelerinde 2018-2021 yılları arasında alınan robotik prostatektomi vakalarının anestezi yönetimi ve perioperatif komplikasyonlar açısından retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of robotic prostatectomy cases performed in Hacettepe University operating theaters between 2018-2021 in terms of anesthesia management and perioperative complications

    KASIM AYDOĞDU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    ÜrolojiHacettepe Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞENNUR UZUN

  5. Robotik yardımlı laparoskopik radikal prostatektomilerde düşük akım ve normal akım anestezi yönteminin karşılaştırılması

    Comparison of low-flow and normal-flow anesthesia methods in robotic-assisted laparoscopic radical prostatectomies

    CANSU KOZ SATAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NERMİN GÖĞÜŞ

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BETÜL GÜVEN AYTAÇ