Geri Dön

Diyabetik maküler ödem hastalarında OCT biyobelirteçleri ile 3 doz bevacizumab tedavisinin fonksiyonel ve anatomik sonuçları arasında ilişkinin belirlenmesi

Diyabetik maküler ödem hastalarinda OCT biyobelirteçleri ile 3 doz bevacizumab tedavisinin fonksiyonel ve anatomik sonuçlari arasinda i̇lişkinin belirlenmesi

  1. Tez No: 1007587
  2. Yazar: FURKAN ULU
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NAGİHAN UĞURLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göz Hastalıkları, Eye Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Diyabetik maküler ödem (DMÖ), diyabetik retinopatinin en sık görülen görme kaybı nedenidir. Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), DMÖ tedavisi için ön koşul olarak başlangıçta birer ay arayla 3 doz intravitreal bevacizumab yükleme protokolünü şart koşmaktadır. Ancak hastaların tedaviye verdikleri yanıt değişkenlik göstermekte ve santral maküla kalınlığı (SMK) ölçümü tek başına yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, optik koherens tomografi (OKT) ile değerlendirilen yapısal biyobelirteçlerin prognostik değeri giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, DMÖ tanılı hastalarda 3 doz intravitreal bevacizumab tedavisi öncesi ve sonrasında, DMÖ morfolojik alt tipleri ile hiperreflektif retinal noktalar (HRO), fotoreseptör dış segment (PROS) uzunluğu, retina iç katmanlarının düzensizliği (DRIL), dış retina katmanlarının düzensizliği (DROL), seröz maküla dekolmanı (SMD) ve foveal bulge (FB) gibi çeşitli OKT biyobelirteçlerinin tedavi yanıtı ve görme keskinliği ile ilişkisini retrospektif olarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Ocak 2023 – Mart 2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Retina Birimi'nde tedavi-naif DMÖ tanısıyla 3 doz intravitrealbevacizumab (1.25 mg/0.05 mL) yükleme tedavisi alan ve minimum 6 ay takip edilen toplam 56 hastanın 80 gözü retrospektif olarak incelendi. Tüm hastalara tedavi öncesi, 1. ay ve 4. ayda detaylı oftalmolojik muayene ve spektral-domain OKT (Spectralis, Heidelberg Engineering, Heidelberg, Almanya) incelemesi yapıldı. OKT görüntüleri iki bağımsız gözlemci tarafından DMÖ tipi (diffüz, kistoid, miks), HRO sayısı, PROS uzunluğu, DRIL, DROL, SMD ve FB varlığı açısından değerlendirildi. Anatomik iyileşme SMK'ye, fonksiyonel iyileşme ise logMAR görme keskinliği değişimine göre belirlendi. İstatistiksel analizler SPSS 22.0 ile yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 80 gözün başlangıçtaki DMÖ dağılımı %20 diffüz, %53,7kistoid ve %26,3 miks şeklindeydi. Üçüncü enjeksiyon sonrasında toplam 18 gözde (%22,5) DMÖ tamamen rezolüsyona uğradı. Tedavi sonrası HRO sayısı anlamlı olarak azaldı (p<0,001) ve bu azalma hem son SMK (Rho=0,320, p=0,004) hem de son görme keskinliği (Rho=0,252, p=0,024) ile pozitif korelasyon gösterdi. PROS uzunluk değerleri tedavinin 1. ayında anlamlı düşüş gösterdi (p<0,001). Başlangıçta DRIL olan hastalarda tam fonksiyonel iyileşme oranı (%8,9), DRIL olmayanlara (%27,3) göre belirgin şekilde düşüktü. DROL varlığı, hem anatomik hem de fonksiyonel tam iyileşme oranını önemli ölçüde azaltmıştı (DROL(+) %2,5, DROL(-) %13,8). SMD varlığı tam yanıt şansını düşürürken (SMD(+) %4,8, SMD(-) %15,3), FB varlığı, fotoreseptör tabakasının sağlıklı olduğunun bir göstergesi olarak kabul edildi. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızın sonuçları, DMÖ'de anti-VEGF tedavisine başlamadan önce, OKT ile değerlendirilen yapısal biyobelirteçlerin, tedaviye verilecek yanıtı ve görme keskinliğinin gelecekteki seyrini tahmin etmede yararlı olduğunu ortaya koymuştur. HRO sayısındaki azalma tedaviye yanıtın objektif bir göstergesi olabilir. DRIL ve DROL varlığı, kötü görsel prognozun güçlü negatif OKT biyobelirteçleri olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, SMD varlığının kötü bir klinik prognozla ilişkili olduğu belirlenirken; buna karşılık, FB varlığının iyi bir fonksiyonel prognoz göstergesi olduğu tespit edilmiştir. Bu biyobelirteçlerin rutin klinik değerlendirmede kullanılması; tedavi stratejilerinin kişiselleştirilmesi ve hasta prognozunun daha doğru tahmin edilmesi açısından klinisyenlere önemli katkı sağlayabilecektir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Purpose: Diabetic macular edema (DME) is the most common cause of vision loss in diabetic retinopathy. In Turkey, the Social Security Institution (SGK) requires an initial loading protocol of 3 doses of intravitreal bevacizumab, administered one month apart, as a prerequisite for DME treatment. However, patient response to treatment is variable, and central macular thickness (CMT) measurement alone is insufficient. Therefore, the prognostic value of structural biomarkers assessed by optical coherence tomography (OCT) is gaining importance. The aim of this study was to retrospectively evaluate the association between DME morphological subtypes and various OCT biomarkers—such as hyperreflective retinal spots (HRS), photoreceptor outer segment (PROS) length, disorganization of retinal inner layers (DRIL), disorganization of retinal outer layers (DROL), serous macular detachment (SMD), and foveal bulge (FB)—with treatment response and visual acuity, before and after 3 doses of intravitreal bevacizumab treatment in patients diagnosed with DME. Materials and Methods: A total of 80 eyes from 56 treatment-naive DME patients who received 3 loading doses of intravitreal bevacizumab (1.25 mg/0.05 mL) and were followed for at least 6 months at the Ankara Bilkent City Hospital Ophthalmology Retina Unit between January 2023 and March 2025 were retrospectively analyzed. All patients underwent detailed ophthalmological examination and spectral-domain OCT (Spectralis, Heidelberg Engineering, Heidelberg, Germany) before treatment, at month 1, and month 4. OCT images were evaluated by two independent observers for DME type (diffuse, cystoid, mixed), number of HRS, PROS length, and the presence of DRIL, DROL, SMD, and FB. Anatomical improvement was based on CMT, and functional improvement was based on changes in logMAR visual acuity. Statistical analyses were performed using SPSS 22.0. Results: The initial DME distribution among the 80 eyes was 20% diffuse, 53.7% cystoid, and 26.3% mixed. Following the third injection, DME completelyresolved in a total of 18 eyes (22.5%). The number of HRS decreased significantly after treatment (p<0.001), and this decrease showed a positive correlation with both final CMT (Rho=0.320, p=0.004) and final visual acuity (Rho=0.252, p=0.024). PROS length values showed a significant decrease at month 1 of treatment (p<0.001). The rate of complete functional recovery in patients with DRIL at baseline (8.9%) was significantly lower than in those without DRIL (27.3%). The presence of DROL significantly reduced both anatomical and functional complete recovery rates (DROL(+) 2.5%, DROL(-) 13.8%). While the presence of SMD reduced the chance of a complete response (SMD(+) 4.8%, SMD(-) 15.3%), the presence of FB was considered an indicator of a healthy photoreceptor layer. Discussion and Conclusion: The results of our study demonstrate that in DME, structural biomarkers assessed by OCT are useful in predicting the response to treatment and the future course of visual acuity before initiating anti-VEGF therapy. The reduction in HRS count may be an objective indicator of treatment response. The presence of DRIL and DROL stands out as strong negative OCT biomarkers for poor visual prognosis. The study found that the presence of SMD is associated with a poor clinical prognosis, while conversely, the presence of FB is an indicator of a good functional prognosis. Incorporating these biomarkers into routine clinical assessment can provide significant benefits to clinicians in personalizing treatment strategies and more accurately predicting patient prognosis.

Benzer Tezler

  1. Naif diyabetik makula ödemi hastalarında sistemik hipertansiyon ve mevcut tedavinin intravitreal anti-VEGF yükleme tedavisine etkisi

    The effect of systemic hypertension and current treatment on intravitreal anti-VEGF loading therapy in treatment-naive patients with diabetic macular edema

    TUĞBA ÇAĞLAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MAHMUT OĞUZ ULUSOY

  2. İntravitreal tedavi uygulanan diyabetik maküler ödemli hastalarda optik koherens tomografi parametrelerinin prognostik değeri

    Prognostic value of optical coherence tomography parameters in diabetic macular edema patients using intravitreal treatment

    GUNEL HAJIBALAYEVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Göz HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SİBEL KADAYIFÇILAR

  3. Optik koherens tomografi ve fundus floresein anjiografi bulgularına göre diyabetik makülar ödem sınıflaması ve retrospektif olarak tedaviye yanıtın değerlendirilmesi

    Classification of diabetic macular edema according to optical coherens tomography and fundus fluorescene angiography findings and evaluation of response to treatment retrospectively

    UĞUR YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Göz HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HİDAYET ERDÖL

  4. Diyabetik retinopatili hastalarda seröz maküla dekolmanının morfolojisi ve tedavi yanıtını etkileyen parametreler

    In patients with diabetic retinopathy morphology of serous maculadetachment and parameters affecting the treatment response

    TUĞÇE AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Göz HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HİDAYET ERDÖL

  5. Diyabetik makuler ödem hastalarında katarakt cerrahisi sonrası makulopatinin değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET HASTA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Göz HastalıklarıEge Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CEZMİ AKKIN