Geri Dön

Birlikte-varolma ilkesi ışığında fenomenal bilinç sorununun yeniden formülasyonu

Reformulating the problem of phenomenal consciousness in light of the principle of co-being

  1. Tez No: 1007989
  2. Yazar: SEDEF KARAKAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ZEKİYE KUTLUSOY
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Felsefe, Philosophy
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Maltepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Felsefe Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmanın ana sorunsalı olan“fenomenal bilinç sorunu”, şu soruyu merkeze almaktadır: Nesnel fiziksel-nedensel süreçlerden, bilincin öznelliğine bağlı fenomenal unsurlara geçiş nasıl temellendirilebilir? Epistemolojik-metodolojik düzeyde ise sorun şu şekilde kendini gösterir: Bilimsel perspektifin üçüncü kişi bakış açısından gözlemlenen yapı ve süreçlerden hareketle, birinci kişi bakış açısından yaşantılanan fenomenal deneyim nasıl açıklanabilir? Çalışmanın amacı, fenomenal bilinç sorununun kartezyen doğa anlayışı tarafından çıkmaza sürüklendiğini ortaya koymak; dolayısıyla bilinci açıklamak amacı doğrultusunda elverişli bir kavramsal temel oluşturabilmek için sorunu farklı bir çerçevede yeniden formüle etmenin gerekliliğini savunmaktır. Modern bilimin kartezyen kuruluşuna dayanan doğa anlayışı, doğa ve bilinç arasındaki ayrımı merkeze alarak doğayı zihinden bağımsız bir gerçeklik olarak ele alır. Bu anlayış doğrultusunda şekillenen“fiziksellik”kavramı, bilince karşıt ve ondan bağımsız olarak tanımlanmakta,“yaşam”kavramı ise öznellikten ayrılarak mekanik düzeyde açıklanmaktadır. Modern mekanik doğa anlayışına dayanan her teori, fenomenal olmayan bir“doğa”kavramını varsaydığı için, bu çerçevede sorunu çözmeye yönelen her girişim, fenomenal bilinç sorununu yeniden üretmektedir. Problem böylece zor sorun biçimine girerek açmaza sürüklenir. Diğer yandan doğalcı yaklaşımların varsaydığı gerçekliğin bağımsızlığı, deneyimden yola çıkarak temellendirilemez olmakta, bilincin zor sorununun ayna tersini,“gerçekliğin zor sorunu”nu olarak görünür kılmaktadır. Bu nedenle doğa ve deneyim arasındaki ilişkiyi merkeze alan bir çerçevede sorunu yeniden kurmak, ona yönelik verimli bir tartışma ufku açacak ve önceden görünmez olan bağlantılar, bu ufukta görünür kılınacaktır. Çalışmada, doğa ve bilincin birbirini karşılıklı temellendirme ilişkisini merkeze taşıyan bir birlikte-varolma ilkesi önermekteyiz. Köklerini fenomenolojik yaklaşımda bulan bu ilke,“zihinden bağımsızlık”hipotezine karşı bir alternatif olarak sunulmaktadır.“Birlikte-varolma”, çeşitli çalışma alanları ve varlık katmanları arasındaki farklılıkları, ayrıştırıcı değil, birleştirici bir eğilimle bir arada konumlandıran bir çatı kavram olarak düşünceye hizmet etmektedir. Bu ilke doğrultusunda, hem metafizikte hem de epistemoloji ve metodolojide doğa ve bilinç arasındaki dolanıklığın merkeze alınması gerektiği savunulmakta; yaşayan bedenin bir özne, bilinçli ve anlam üreten bir organizma olarak yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Fenomenolojik bakış ve yöntemin esaslarını dinamik sistemler temelinde bilimsel çalışmalara entegre eden enaktif yaklaşım ise, bilinç ve doğa arasındaki ilişkiselliğe odaklanarak birlikte-varolma ilkesiyle örtüşen bir paradigma örneği olarak sunulmaktadır.

Özet (Çeviri)

The central problem of this study, the“problem of phenomenal consciousness,”revolves around the following question: How can the transition from objective physical-causal processes to phenomenal elements tied to the subjectivity of consciousness be accounted for? At the epistemological-methodological level, the problem manifests as follows: How can the phenomenal experience lived from the first-person perspective be explained on the basis of the structures and processes observed from the third-person perspective adopted by the scientific perspective? The aim of this study is to demonstrate that the problem of phenomenal consciousness is conditioned by the limits of the Cartesian conception of nature and is thereby driven into an impasse; consequently, it argues for the necessity of reformulating the problem within a different framework in order to provide a suitable conceptual basis for the explanation of consciousness. Rooted in the Cartesian foundation of modern science, the conception of nature centers on the separation of nature and consciousness, construing nature as a reality independent of mind. In this framework, the concept of“physicality”is defined in opposition to and independent from consciousness, while the concept of life is detached from subjectivity and reduced to mechanical explanation. Since every theory grounded in the modern mechanistic conception of nature presupposes a non-phenomenal notion of nature, every attempt within this framework to resolve the problem ends up reproducing the very problem of phenomenal consciousness. For this reason, reconstructing the problem within a framework that takes the relation between nature and experience as central will open up a productive horizon of debate and render visible the connections that had previously remained hidden. The study proposes the“principle of co-being,”which places at its center the mutual grounding relation between nature and consciousness. With its roots in the phenomenological tradition, this principle is presented as an alternative to the hypothesis of“mind-independence.”Co-being serves as an overarching concept that accommodates differences across various domains of inquiry and levels of being, not through separation but through an integrative orientation. In accordance with this principle, it is argued that the entanglement of nature and consciousness must be placed at the center of metaphysics, epistemology, and methodology alike, and that the living body must be reconceived as a subject, a conscious and meaning-producing organism. The enactive approach, which integrates the phenomenological perspective and method into scientific research on the basis of dynamic systems, is presented as a paradigmatic example that converges with the principle of co-being by focusing on the relationality between consciousness and nature.

Benzer Tezler

  1. Hukuk güvenliği bakımından mülkiyet hakkına vergisel müdahaleler: AİHM kararları ışığında bir inceleme

    Tax interventions on right to property in terms of legal security: An examination in the light of ECHR decisions

    AYŞE NUR YAYLA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    HukukGalatasaray Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BALCA ÇELENER

  2. Karşılaştırmalı olarak islam siyasi düşüncesinde otorite kavramı

    Başlık çevirisi yok

    HALUK ALKAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1994

    Siyasal Bilimlerİstanbul Üniversitesi

    Siyaset ve Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET NİYAZİ ÖKTEM

  3. Business card as a bank product and establishment of a new business card tendency model

    Bir banka ürünü olarak işletme kart ve yeni bir işletme kart eğilim modelinin oluşturulması

    ONUR BOZKURT

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Endüstri ve Endüstri Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖMER FARUK BEYCA

  4. Ekonomik politikalar ışığında Çin Halk Cumhuriyeti Kazakistan ilişkileri ve enerji faktörü

    Peoples Republic of China and Kazakhstan relations in light of economic policies and energy factor

    BAHADIR UYANIK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Uluslararası İlişkilerHarp Akademileri Komutanlığı

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. R. KUTAY KARACA

  5. Bir yerel kalkınma örneği olarak sakin şehir modeli

    Slow city model as an example of local development

    SUNA YILDIZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    EkonomiTekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

    İktisat Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VELİ SIRIM