Geri Dön

Hiperbarik oksijen tedavisinin pyoderma gangrenosum'da etkinliği

Effectiveness of hyperbaric oxygen therapy in pyoderma gangrenosum

  1. Tez No: 1008427
  2. Yazar: UĞUR ESER YILMAZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SALİH AYDIN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Deniz ve Sualtı Hekimliği, Dermatoloji, Marine and Underwater Medicine, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Pyoderma Gangrenozum, Hiperbarik Oksijen Tedavisi, Nötrofilik Dermatoz, Yara İyileşmesi, Adjuvan Tedavi, Kronik Yara Bakımı, Pyoderma Gangrenosum, Hyperbaric Oxygen Therapy, Neutrophilic Dermatosis, Wound Healing, Adjuvant Therapy, Chronic Wound Care
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Pyoderma gangrenozum (PG), nadir görülen, etiyopatogenezi tam olarak aydınlatılamamış ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları, romatolojik hastalıklar veya hematolojik patolojilerle ilişkili olarak seyreden kronik, şiddetli ağrılı ve ülseratif bir nötrofilik dermatozdur. Tedavisinde evrensel olarak kabul görmüş tek tip bir kılavuz bulunmamakta olup, güncel yaklaşımlar lokal yara bakımı ve sistemik immünsüpresif ajanların kullanımına dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, dirençli ve kronikleşmiş PG ülserlerinin tedavisinde standart medikal protokollere ek olarak uygulanan Hiperbarik Oksijen Tedavisinin (HBOT) etkinliğini, iyileşme sürecine katkısını ve klinik sonuçlarını retrospektif olarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kapsamında, 1993-2026 yılları arasında kliniğimize başvuran ve klinik, histopatolojik değerlendirmeler sonucunda PG tanısı (ICD-10: L88) alarak HBOT protokolüne dahil edilen hastaların tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların demografik verileri, eşlik eden sistemik komorbiditeleri (ülseratif kolit, Crohn hastalığı, diyabet vb.), uygulanan sistemik ve topikal tedaviler, kullanılan yara örtüleri (hidrokolloid, klorheksidinli parafin vb.), HBOT parametreleri (seans sayısı, süre ve basınç değerleri) ile tedavi sonrası elde edilen klinik yanıtlar (tam iyileşme, kısmi iyileşme, yanıtsızlık, tedaviyi bırakma/red) analiz edilmiştir. Bulgular: PG lezyonlarının ağırlıklı olarak alt ekstremitelerde lokalize olduğu gözlemlenmiştir. Geleneksel yaklaşımlar kapsamında hastaların büyük bir kısmına birinci basamak tedavi olarak sistemik kortikosteroidler, dirençli vakalara ise siklosporin, dapson ve azatioprin gibi immünsüpresanlar uygulanmıştır. Ortalama 2.4 ATA basınç altında gerçekleştirilen HBOT seanslarının rutin tedaviye eklenmesiyle hastalarda büyük bir kısmında tam veya kısmi iyileşme gözlemlenmiştir. Sonuç: Nötrofil disfonksiyonu ve hücresel immünite bozuklukları zemininde gelişen pyoderma gangrenozum vakalarında HBOT; tek başına primer bir tedavi olmamakla birlikte, sistemik immünsüpresyon ve nitelikli lokal yara bakımıyla eş zamanlı kullanıldığında sinerjistik bir adjuvan tedavi seçeneği olabilir. Dirençli, ağrılı ve konvansiyonel tedavilere yanıt vermeyen progresif PG lezyonlarında tedavi şemasına HBOT'nin dahil edilmesi yaraların iyileşmesinde yardımcı olabilir.

Özet (Çeviri)

Objective: Pyoderma gangrenosum (PG) is a rare, chronic, severely painful, and ulcerative neutrophilic dermatosis with an incompletely elucidated etiopathogenesis that is associated with inflammatory bowel diseases, rheumatological disorders, or hematological pathologies. There is no universally accepted standard guideline for its treatment, and current approaches primarily rely on local wound care and the use of systemic immunosuppressive agents. The aim of this study is to retrospectively evaluate the efficacy, contribution to the healing process, and clinical outcomes of Hyperbaric Oxygen Therapy (HBOT) applied as an adjunct to standard medical protocols in the treatment of resistant and chronic PG ulcers. Materials and Methods: Within the scope of this research, the medical records of patients who presented to our clinic between 1993 and 2026, received a diagnosis of PG (ICD-10: L88) following clinical and histopathological evaluations, and were included in the HBOT protocol were reviewed retrospectively. The patients' demographic data, accompanying systemic comorbidities (ulcerative colitis, Crohn's disease, diabetes, etc.), systemic and topical treatments administered, wound dressings used (hydrocolloid, chlorhexidine paraffin, etc.), HBOT parameters (number of sessions, duration, and pressure values), and the clinical responses achieved post-treatment (complete healing, partial healing, unresponsiveness, and treatment ended/refused) were analyzed. Results: PG lesions were found to be predominantly localized on the lower extremities. As part of traditional approaches, systemic corticosteroids were administered to the majority of the patients as a first-line treatment, while immunosuppressants such as cyclosporine, dapsone, and azathioprine were utilized for resistant cases. It was observed that the addition of HBOT sessions, performed at an average pressure of 2.4 ATA, to the routine treatment resulted in complete or partial healing in most patients. Conclusion: In cases of pyoderma gangrenosum developing on the basis of neutrophil dysfunction and cellular immunity disorders, HBOT—while not a primary standalone treatment—serves as a possible synergistic adjuvant therapy option when used concurrently with systemic immunosuppression and qualified local wound care. The inclusion of HBOT in the treatment regimen for resistant, painful, and progressive PG lesions that fail to respond to conventional therapies may aid wound closure.

Benzer Tezler

  1. Piyoderma gangrenozum tanılı hastaların klinik özelliklerinin ve uzun dönem takip sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical characteristics and long-term follow-up outcomes in patients diagnosed with pyoderma gangrenosum

    SEVGİ KUZUGÜDENLİ YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Dermatolojiİstanbul Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ TUĞBA ATCI

  2. Hiperbarik oksijen tedavisinin iskemik flep üzerine etkisi (sıçan modeli üzerinde deneysel çalışma)

    Başlık çevirisi yok

    TAHİR GÜRLER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1991

    Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiEge Üniversitesi

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı

  3. Hiperbarik oksijen tedavisinin periferik sinirlerin gergin tamirine etkisi (Deneysel çalıma)

    Başlık çevirisi yok

    BENGÜSU ÖROĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Deniz ve Sualtı Hekimliğiİstanbul Üniversitesi

    Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞAMİL AKTAŞ

  4. Hiperbarik oksijen tedavisinin iskemi-reperfüzyon hasarı üzerine etkilerinin sıçan aksiyel karın flebi modelinde araştırılması

    Effect of hyperbaric oxygen treatment on ischemia-reperfusion injury of rat axial abdominal skin flaps

    HAKAN AĞIR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ATİLLA ARINCI

  5. Hiperbarik oksijen tedavisinin tavşanlarda onlay endokondral kemik greftlerinin sürvisi üzerine etkileri

    The Effect of hyperbaric oxygen therapy on endochondral onlay bone grafts in rabbits

    FATİH ŞİRİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DR. FATİH ŞİRİN