Geri Dön

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünoloji-Alerji Bilim Dalında sendromik özelliklere sahip veya ilişkili kombine immün yetmezlik tanısıyla izlenen hastaların klinik, immünolojik, genetik ve izlem özelliklerinin değerlendirilmesi

Ankara University Faculty of Medicine Pediatric Immunology-Allergy Clinical, immunological, genetic and follow-up characteristics of patients with syndromic features or associated combined immunodeficiency

  1. Tez No: 1008813
  2. Yazar: AYLİN ÇELENLİOĞLU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ZEHRA ŞULE HASKOLOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Tıp Eğitimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada, merkezimizde sendromik özelliklere sahip veya ilişkili kombine immün yetmezlik tanısıyla izlenen hastaların klinik, immünolojik ve genetik özellikleri ile uzun dönem izlem sonuçlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ocak 1991 – Aralık 2025 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerjik Hastalıklar Bilim Dalı'nda izlenen sendromik özellikli veya ilişkili kombine immün yetmezlik tanılı 159 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Kohortun %56'sı erkek, %44'ü kızdı. Şikâyet başlangıç yaşı medyan 4 ay iken, tanı alma yaşı medyan 35 ay olarak saptandı. Hastaların bireysel tanı gecikme süreleri hesaplandığında, kohortun gerçek tanı gecikmesi medyan 14,5 ay (Q1–Q3: 3,0–44,25) olarak belirlenmiştir. En sık saptanan tanılar Di George sendromu (%29,6), Ataksi-Telenjiektazi (AT) (%28,9) ve Wiskott-Aldrich sendromu (WAS) (%15,7) idi. Hastaların tanılarında klinik bulgular esas alınmakla birlikte, Di George sendromu ve diğer nadir SKİY vakaları Floresan in situ Hibridizasyon (FISH), hedefe yönelik tek gen analizi ve Tüm Ekzom Dizileme (WES) gibi genetik yöntemlerle desteklenmiştir. Ataksi-Telenjiektazi (AT) grubunda ise tanılar ağırlıklı olarak karakteristik klinik ve laboratuvar bulgularına dayandırılmıştır. Akraba evliliği oranı %51,8 olup, AT grubunda bu oran %77,7'ye ulaşıyordu. En sık başvuru semptomları sıklık sırasına göre; tekrarlayan pnömoni (%62,3), büyüme ve gelişme geriliği (%48,4) ve tekrarlayan diyare (%19,5) olarak saptandı. Hastalarda en sık izlenen sendromik bulgular ise sırasıyla; merkezi sinir sistemi anomalileri (%61,6), gastrointestinal sistem tutulumu (%47,2), cilt tutulumu (%44,0) ve dismorfik yüz görünümü (en sık düşük kulak ve hipertelorizm). İmmünolojik değerlendirmede kohort genelinde en sık saptanan hücresel immün yetmezlik bulguları sırasıyla; CD3+ T hücre düşüklüğü (%35,8), CD3+CD4+ yardımcı T hücre düşüklüğü (%32,7), naif CD4+ T hücre düşüklüğü (%30,2) ve CD19+ B hücre düşüklüğü (%26,4) olarak izlendi. Tüm kohortta genel mortalite oranı %17 (n=27) olup; alt gruplara bakıldığında mortalite oranı AT'de %21,7 (n=10), WAS'ta %24,0 (n=6) ve nadir sendromik gruplarda n=11 olarak saptandı, DGS grubunda ise izlemde ölüm izlenmedi. WAS grubunda hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) yapılan 14 hastada (%56,0) mortalite %14,2 (sağkalım %85,8)oranında kalırken, nakil uygulanmayan 11 hastada (%44,0) mortalite %36,3 olarak saptandı. HKHN yapılan hastaların medyan sağkalım süresi (168 ay), yapılmayanlara (112 ay) göre anlamlı derecede yüksekti (p=0,035) ; bu durum erken dönemde uygulanan HKHN'nin uygun hastalarda sağkalımı belirgin şekilde artırdığını gösterdi. Sonuç: Sendromik özelliklerle seyreden kombine immün yetmezliklerde dismorfik bulgular, organ anomalileri ve karakteristik laboratuvar bulguları (AT'de AFP yüksekliği, WAS'ta mikrotrombositopeni gibi) enfeksiyon tablosu yerleşmeden önce erken tanıda çok önemli ipuçları sağlamaktadır. Bu sendromik belirteçlerin dikkate alınarak erken tanı konması, hastaların zamanında uygun küratif tedavi seçeneklerine yönlendirilmesine ve yaşam sürelerinin uzatılmasına olanak tanır.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to retrospectively evaluate the clinical, immunological, and genetic characteristics, as well as the long-term follow-up outcomes, of patients followed in our center with a diagnosis of combined immunodeficiency with or related to syndromic features. Materials and Methods: The medical records of 159 patients diagnosed with syndromic or associated combined immunodeficiency, who were followed up at the Ankara University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Immunology and Allergy between January 1991 and December 2025, were evaluated retrospectively. Results: The study cohort consisted of 56% males and 44% females. The median age at symptom onset was 4 months, while the median age at diagnosis was 35 months. When individual diagnostic delay times were calculated, the actual diagnostic delay of the cohort was determined as a median of 14.5 months (Q1–Q3: 3.0–44.25). The most frequent diagnoses were Di George syndrome (29.6%), Ataxia-Telangiectasia (AT) (28.9%), and Wiskott-Aldrich syndrome (WAS) (15.7%). Although clinical findings were the basis for diagnosis, Di George syndrome and other rare syndromic combined immunodeficiency cases were supported by advanced genetic methods such as Fluorescence In Situ Hybridization (FISH), targeted single-gene panel analysis, and Whole Exome Sequencing (WES). In the AT group, diagnoses were predominantly based on characteristic clinical and laboratory markers. The rate of consanguineous marriage was 51.8% in the overall cohort, whereas it reached a notably high 77.7% in the AT group. The most common presenting symptoms were recurrent pneumonia (62.3%), growth and developmental delay (48.4%), and recurrent diarrhea (19.5%). The prominent syndromic features observed in the patients were central nervous system anomalies (61.6%), gastrointestinal system involvement (47.2%), skin manifestations (44.0%), and dysmorphic facial features (most commonly low-set ears and hypertelorism). In the immunological evaluation, the most frequent signs of cellular immunodeficiency across the cohort were decreased CD3+ T cells (35.8%), decreased CD3+CD4+ helper T cells (32.7%), decreased naive CD4+ T cells (30.2%), and decreased CD19+ B cells (26.4%). The overall mortality rate in the entire cohort was 17% (n=27). In subgroup analyses, the mortality rate was 21.7 % (n=10) in AT patients and 24.0% (n=6) in WAS patients, while no deaths were observed in the Di George syndrome group during the follow-up period. Among the 14 patients (56.0%) in the WAS group who underwent hematopoietic stem cell transplantation (HSCT), the mortality rate was limited to 14.2% (survival rate 85.8%), whereas it reached 36.3% in the 11 patients (44.0%) who did not receive a transplant. The median survival time of patients who underwent HSCT (168 months) was significantly higher than those who did not (112 months) (p=0.035), demonstrating that early HSCT significantly improves survival in appropriate patients. Conclusion: In combined immunodeficiencies presenting with syndromic features, dysmorphic findings, organ anomalies, and disease-specific laboratory markers (such as elevated AFP in AT, microthrombocytopenia in WAS) provide crucial clues for early diagnosis before a severe infection clinical picture sets in. Careful evaluation of these syndromic markers enables the timely referral of patients to curative treatment options like HSCT, thereby significantly increasing survival rates and life expectancy.

Benzer Tezler

  1. Primer immün yetmezliği olan hastalarda akım sitometrisinin tanıdaki yeri ve önemi

    The role and importance of flow cytometry in diagnosis in patients with primary immune deficiency

    DİLARA BEŞLİ ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KAMİLE AYDAN İKİNCİOĞULLARI

  2. Primer immün yetmezlik tanısında genetik yöntemlerin yeri ve önemi

    Genetic methods' importance and place in the diagnosis of primary immune deficiency

    DOĞAN KAYMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KAMİLE AYDAN İKİNCİOĞULLARI

  3. 2007-2012 yılları arasında AÜTF İmmünoloji-Allerji Bilim Dalına başvuran antikor eksikliği olgularının retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of antibody deficiency who applied between 2007-2012 years to Ankara University Department of Immunology-Allergy

    MEHRİBAN HUSEYNOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ESİN FİGEN DOĞU

  4. 2007-2018 yılları arasında pediatrik immünoloji-allerji bilim dalında geçici veya sınıflandırılamayan hipogamaglobulinemi tanısı ile izlenen hastaların klinik immünolojik ve laboratuar özelliklerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical, immunological and laboratory features of transient or unclassified hypogammaglobulinemia patients diagnosed in the pediatric immunology-allergy department between 2007-2018

    MERVE KARAMAN YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Allerji ve İmmünolojiAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ESİN FİGEN DOĞU

  5. Çocukluk çağı akut romatizmal ateş olgularında T-lenfosit altgrupları (CD3, CD4, CD8) ve interlökin-2 düzeylerinin ölçümü

    T lymhocyte subsets (CD3, CD4, CD8) and interleukin-2 levels in childhood rheumatic fever patients

    FİLİZ EKİCİ (KÜRKÇÜ)

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    DOÇ.DR. SEMRA ATALAY